-
Dilde Kesinlik Sorunu
İslam entelektüel geleneği içinde çok önemli bir yere sahip olan Fahreddin Râzî; kelâm, felsefe ve mantık alanlarında ortaya koyduğu teorilerle İslam düşünce geleneğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Bundan dolayı, geleneğin içinde “kurucu düşünür (imam)” olarak anılır. Râzî, mezkûr aklî ilimler hakkında kaleme aldığı eserler ve bilhassa Kur’ân-ı Kerîm tefsiriyle kendisinden bigâne kalınamayacak kadar büyük bir ilim mirası bırakmıştır. Elinizdeki bu çalışma, İslam düşünce geleneğindeki önemli başlıklardan birini teşkil eden “dilin zannîliği” meselesinin yalnızca kelâm ve fıkıh usûlüyle alakalı bir sorun olarak değil, bir dil teorisi çerçevesinde de incelenebileceğini Râzî’nin âyetler ve hadisler özelinde getirdiği örnekler ve gelenek içinde Râzî düşüncesine yapılan katkılarla aktarmaya çalışmaktadır.
117.60 ₺ -
Tanım veya Hakikat
İslâmî ilimlerin en önemli sahalarından olan kelâm ilmi, itikadî mezheplerce çeşitli birleşmeler ve ayrışmalar dâhilinde şekillenmiştir. Özellikle Eş’ariyye ve Mu’tezile kelâmcılarının geliştirdikleri anlayışlar, çeşitli ıstılâhlar bağlamında kâh ortak bir paydada buluşmuş kâh bir tartışma zemini oluşturmuştur. İmam Gazzâlî öncesi kelâmcılar, ünlü Mu‘tezilî âlimi Ebû Hâşim el-Cübbâî’den itibaren “hâlleri savunanlar ve savunmayanlar” şeklinde ikiye ayrılmıştır. İmâmü’l-Harameyn el-Cüveynî, bu noktada, alana yön veren en önemli âlimlerden biri olarak İmam Bakıllânî gibi önemli isimleri örnek almış ve İslâm düşüncesinin yönlenmesinde İmam Gazzâlî gibi mühim isimlere hocalık etmiştir. Fakat o, el-Burhân isimli eserinden önce Bakıllânî etkisinde, kelâm atomculuğunun tümeller modeli olan hâller teorisini benimserken bu çalışmasında beş tümel esaslı felsefî tanım anlayışına yakın durmuştur. Tanım veya Hakikat: Cüveynî’nin Kelâm Sisteminin Analizi, Eş’arî kelâm sisteminin gelişmesinde büyük rol oynayan Cüveynî’nin kelâmî temellendirmelerini ele alır. Kelâm ilmi açısından okur için bir hayli açıklayıcı olan bu çalışmanın ilk bölümünde hâller teorisinin daha iyi anlaşılabilmesi için genel bir çerçeve çizilerek “tümeller” tartışması açıklanmaktadır. İkinci bölümde bu tartışma göz önünde bulundurulup kelâmî tanımların da malzemesi olarak hâller teorisi incelenmekte, bu inceleme esnasında Aristocu felsefe, Platon’un idealar kuramı ve Stoacılar üzerinden karşılaştırmalar yapılmaktadır. Son bölümde ise kelâmcıların, hâller teorisine dair teknik açıdan nasıl bir tanım anlayışı geliştirdiklerinin altı çizilmekte ve Cüveynî’nin değişen kelâm anlayışının izleri sürülmektedir.
272.30 ₺ -
İslam Dışı Fırkalar
İslam Dışı Fırkalar, mütekaddimûn döneminde kuruluş ve gelişimini tamamlayan ve müteahhirûn döneminin başlarında neredeyse tamamıyla inkıraza uğrayan Mutezile geleneğinin, en hacimli klasiği olan Muğnî külliyatının önemli bir parçasıdır. Mutezile’nin doğuşundan beşinci yüzyılın başına kadar gelen süreçte tartışılan tüm konuları ihtiva eden Muğnî, aslında sadece Mutezile için değil, bütün bir nazarî düşünce için klasik sayılmaktadır. Zira ilk dört yüzyılda kelam alanında telif edilmiş bu hacimde bir eser günümüze ulaşmamıştır. Muğnî Külliyatı’nın bu cildi temelde iki konuyu içermektedir: İslâm dışı inanç ekolleri ve Allah’ın isim ve sıfatları. İlk bölümde Mâneviyye, Mazdekiyye gibi eski İran dinleri ve bu dinlere mensup kimselerin görüşleri incelenmekte; Mecûsîlik, Hıristiyanlık ve mezhepleri, Cahiliye dönemi inançları ise ayrı birer başlık altında ele alınmakta. Vahyin insanların uzlaştığı dil üzerine nazil olduğunu belirten Kâdî Abdülcebbâr, son bölümde, Allah’a isim ve sıfat verilirken hangi yöntemleri esas almak gerektiğine değinerek şerî bir izin olmadan Allah’a sıfat verilip verilmeyeceğini tartışmıştır. Kâdi Abdülcebbâr’ın bu kıymetli eserinin Türkçeye kazandırılması, genelde erken döneme ait kelam tarihi çalışmalarını, özelde Mutezile çalışmalarını derinden etkileyecek ve Türkiye’de kelam ve felsefe çalışmalarının seyrini değiştirecektir.
503.30 ₺ -
Adalet ve Zulüm
Mutezile’nin doğuşundan beşinci yüzyılın başına kadar gelen süreçte tartışılan tüm konuları ihtiva eden Muğnî külliyatı, aslında sadece Mutezile için değil, bütün bir nazarî düşünce için klasik sayılmaktadır. İslam düşünce mirasının derinliğini gözler önüne seren bu külliyat, aynı zamanda Mutezile geleneğinin en hacimli klasiği olarak kabul edilir. Külliyatta müstesna bir yer tutan “Adalet ve Zulüm” adındaki bu cilt, Mutezile’nin beş esasından biri olan “adalet” bahsini ele almakta. Kâdî Abdülcebbâr bu ciltte, Mutezile’nin adalet ve zulüm, hüsün ve kubuh gibi kavramlara olan bakışını teolojik temellere oturtur; Allah’ın fiillerinin neden iyi olduğu, neden kötülük içermediği ve O’nun fiillerinin insanların fiillerinden hangi yönleriyle ayrıldığı gibi konuların i’tizâlî gelenek içerisindeki karşılıklarına eğilir. Mutezile’nin diğer ekollerden farklı yanlarına dikkat çekerek onlardan ayrıldığı noktaların da altını çizer. Bu esere hususiyet kazandıran en temel mesele ise fiillerle ilgili bahistir. Esere göre fiiller, övgü veya yergi gerektirmesi yönüyle iyi veya kötü olarak tanımlanır; ahlâki açıdan iyi fiil övgü, kötü fiil ise yergi gerektirir. Kâdî Abdülcebbâr, insani fiillerden ziyade ilâhî fiillerin adaletli ve zulümden ârî olması meselesi üzerinde durur. Bu anlamda eser, Allah’ın eylemleri hakkında Mutezile’nin durduğu noktayı göstermesi açısından önemli bir kaynaktır.
174.30 ₺ -
Halk İçre Bir Ayine
Mektup günümüzde o eski ihtişamlı yerini kaybetmiş görünse de, insanlık tarihinin şimdiki teknolojik imkanların mevcut olmadığı uzun asırları boyunca en mühim iletişim aracı olmuştur. Allah yoluna davetin mücadeleli ve çetin tarihinde de mektupların çok hayatî bir rol oynadığı görülür. Tasavvufta da mektubun çok önemli bir irşad ve tebliğ vasıtası hâline geldiğini görürüz. Nasıl ki sözün girdiği her biçim -bilhassa şiir gibi- sûfîlerin elinde hakikatleri anlatmak için birer vesile olmuşsa, mektuplar da öyle olmuştur. İlk dönemlerden itibaren âriflerin dostlarına, devlet büyüklerine, ihvanlarına, dervişlerine yazdıkları mektuplar, marifetullah ile, irfan ve hakikate ilişkin meselelerin açıklanmasında önemli bir zemin olmuştur. Elinizdeki kitapta, Peygamber Efendimiz’den günümüze dek tarih boyunca yaşamış Allah dostlarının, İslâm büyüklerinin mektuplarından bir güldeste yapmaya çalıştık. Eminiz ki okuyucu bu mektûbâtlar mektûbâtını okurken kendisini, her biri ayrı ayrı renklerle ve farklı farklı güzelliklerle cilveger olan, her birinden ayrı birer rayihanın hissedildiği çeşit çeşit çiçeklerle dolu bir gülşenâbâda girmiş gibi hissedecektir.
117.60 ₺ -
Fıkıh İlmine Giriş
Fıkıh İlmine Giriş: Metinler Seçkisi başlığını taşıyan bu eser, fıkıh ilmi hakkında bir giriş kitabı niteliğinde. Bu kitapta fıkıh hakkında genel bilgilerin yer aldığı fıkha/İslam hukukuna giriş kitaplarından farklı olarak okuyucu doğrudan metinlerle karşı karşıya geliyor. Bu sebeple, yazar Nail Okuyucu, klasik furû ve usûl-ı fıkıh eserlerinden hareketle, bu ilimleri kuran, sürdüren ve üzerinde tefekkürde bulunan âlimlerin ifade ve metinlerini dikkate alarak bir derleme sunuyor. Sadece ilahiyat fakültelerinde okuyan ya da dinî ilimler ile iştigal eden kimseler değil, genel okuyucuyu da dikkate alan bu eser, içeriğindeki metinlerin Arapça orijinallerini de ihtiva ediyor. Fıkıh ilmine dair en önemli metinlerden bir seçkiyi bir araya getiren Fıkıh İlmine Giriş: Metinler Seçkisi özenle hazırlanmış zengin içeriği ile fıkha dair bilgimizi derinleştiriyor.
224.00 ₺ -
Ufuklardaki Ayetler
“Klasik olacağı ezelden tâyin edilmiş çok güzel bir kitap…” Dr. Alan Godias, İlahiyat Bölümü, Georgia Üniversitesi “Michael Sugich’in anlattığı hikâyeler muazzam.” Abdallah Schleifer, Fahri Profesör, Kahire Amerikan Üniversitesi “İslam üzerine yazılmış bir modern klasik.” Abdulhakim Murad, Dekan, Cambridge Muslim College Ufuklardaki Âyetler, hayatı boyunca sayısız Allah dostu ile karşılaşmış, onlarla sohbet edip hemhâl olmuş bir tâlibin büyüleyici hâtıratı. Yaklaşık 40 yıl önce tasavvuf yoluna intisap eden Amerikalı Michael (Harun) Sugich, hayatının 23 yılını Mekke-i Mükerreme’de geçirmiş, uzun yıllar da Mağrip’te bulunmuş ve her gittiği yerde pek çok kıymetli zevâta temas etmiş. Bir nevi modern zaman menkıbelerinden oluşan bu kitap, Sugich’in penceresinden, bizi gözlerden uzakta yaşayan irfan ehlinin dünyasına buyur ediyor. Sugich’in kendine has üslubuyla harmanladığı bu hikâyeler, her biri “sahilsiz bir deniz” olan Allah dostlarının hâllerine bizleri aşina kılıyor.
209.30 ₺ -
Temel Tasavvufi Kavramlar
“Mü’min rivayetten başlar, riayete ulaşmaya çalışır, bu yolu ne kadar iyi başarırsa kemâlden ve velayetten o nispette nasip alır. Şeriat yoldur, tarikat bu yolda yürümektir, hakikat ulaşılan ilahî hikmet ve marifetullahtır.” Tasavvuf, hem bir terim hem de bir ilim olarak teşekkül sürecinden günümüze tartışılagelmiş bir mefhumdur. Ona gönül veren de onu eleştiren de bu sahada oluşmuş fevkalade külliyata ve ehlullahın ilahî neşvesinin esaslarına istidadınca aşina olmak durumundadır. Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Temel Tasavvufî Kavramlar’da tasavvuf alanındaki terimsel birikimi, tasavvuf tarihinin serencâmı içinde gelişen ıstılahlarla ve bunların değişen ve genişleyen anlamlarıyla ele alıyor. Merkezine Allah ve Peygamber sevgisi ile ayet ve hadis referanslarını alan bu çalışma; edeb, amel, ilim ve âlim, sûfî, şeriat, hakikat, tarikat, irfan/marifet ve ârif, örnek insan, saadet, insan-ı kâmil, az yemek, az uyumak, az konuşmak gibi temel meselelerin üzerinde durarak bu kavramların hem nazarî kategorilendirmelerini hem de amelî uygulamalarını İslam ve tasavvuf geleneğindeki önemli isimlerden örnekler, nükteler ve menkıbeler eşliğinde irdeliyor. Bu çalışmada, genel tasavvuf terimleri sözlüklerindeki kavramların tanımları ve mahiyetleri, Zünnûn-ı Mısrî’den Bişr-i Hâfî’ye, Bâyezîd-i Bistâmî’den Ebû Tâlib el-Mekkî’ye erken dönem büyüklerinin pratikteki uygulamalarıyla açıklanırken teorik nüanslar da İmam Gazzâlî, Yûsuf el-Hemedânî, Kelâbâzî, Teftâzânî, Kuşeyrî gibi âlim-sûfîlerin düştükleri şerhlerle destekleniyor. Temel Tasavvufî Kavramlar, bu yönüyle gelenek içinde gelişen âdâba ve erkâna dair birçok kavramı sözlük anlamlarından öteye taşıyarak alt başlıklarıyla açıklarken her kesimden okur kitlesine hitap edebilecek ve bu kavramlara dair soru işaretlerini giderebilecek bir tavra ulaşmış oluyor.
475.30 ₺ -
İslam Mezhepleri Tarihi
Küresel bir köye dönüşmüş günümüz dünyasında cereyan eden sosyal, siyasî ve dinî hadiselerin özünü anlayabilmek için, çeşitli içtihad farklarıyla ya da toplumsal eğilimler neticesinde ortaya çıkmış fırkaları ele alırken günümüze kadar çeşitli değişikliklere uğrayarak gelen alt grupları da inceleyen bir Mezhepler Tarihi okuması yapmak gerekir. Son dönemlerde Müslüman halkların yaşadığı coğrafyalarda gelişen olaylar, günümüzden mezheplerin oluşum süreçlerine uzanan bir incelemeyi zorunlu kılmaktadır. Bu yönden, İslam Mezhepleri Tarihi, son zamanlarda alana kazandırılmış kapsamlı bir ders ve baş ucu kitabı mahiyetindedir. Prof. Dr. Halil İbrahim Bulut, İslam Mezhepleri Tarihi’nde, İslam’da hem kültürel farklılıklara sebep hem de siyasî yönden çeşitli tartışmalara konu olan ana mezhepleri, daha az bilinen ya da kültürel ve/veya politik olarak birbirine karıştırılan fırkalarıyla birlikte ele alırken itikâdî ve amelî yönden düşünsel temellendirmelerini de birincil ve ikincil kaynaklar ile güncel literatüre dayanarak örneklerle aktarıyor. Bu çalışmada mezhepler, öncelikle tarihî teşekkül süreçleri içinde incelenirken her bir oluşumun temel umdeleri ayrı ayrı açıklanıyor. Ardından, Ehl-i Sünnet-i Hâssa (Selefiyye) ve Ehl-i Sünnet-i Âmme (Mâtüridiyye ve Eş’ariyye) ile İmâmiyye, Zeydiyye, İsmailiyye gibi mektepler ve Bahâîlik, Yezîdîlik gibi zaman içinde farklı nitelikler kazanarak yayılan oluşumlar ayrıntılarıyla, güncel akışta ve genel kültürde karıştırılabilen yönleriyle, benzerlikleriyle ve farklılıklarıyla açıkça ortaya konuyor.
314.30 ₺ -
Gülşeni Raz
Yedi asırdır onlarca şerhe ve tercümeye konu olan ve sûfîlerin başucu eserlerinden biri hâline gelen Gülşen-i Râz, Doğu klasikleri denince akla ilk gelen eserlerden biridir. Gülşen-i Râz, Mahmûd Şebüsterî’nin (1288-1340) dönemin Horasan şeyhlerinden Emir Hüseynî’nin bir ulakla Tebriz erenlerine gönderdiği manzum on beş soruya yine aynı arûz vezninde karşılık vermesiyle oluşmuştur. Eser küçük hacmine rağmen irfânî meselelere dâir neredeyse değinmedik konu bırakmaz. Kozmolojiden sûfîlerin sıkça kullandıkları sembollere, varlık tasnifinden seyr u sülûka, mutlak ve mümkin varlık ilişkisinden aşk ve muhabbete kadar birçok konuyu ele alan Gülşen-i Râz “her şey içinde” bir eserdir. Bin beyitten oluşan eser sanki irfani literatürde anlatılan kıssaların hisselerinin gayet sistematik bir şekilde bir araya getirilmiş hâli gibidir ve bu yönüyle irfânî metinlere giriş özelliği taşır. Sırların gül bahçesi anlamına gelen Gülşen-i Râz adına yakışır bir şekilde insana, tanrıya, metafiziğe dair sırları fâş etme hedefiyle nazm edilmiştir. Şeyh Mahmûd Şebüsterî’nin İbn Arabî, Ferîdüddin Attâr ve Mevlânâ etkisiyle nazm ettiği Gülşen-i Râz’ın elinizdeki bu şerh ve tercümesi, Orient-Institut Beirut’ta İslam düşüncesinde ahlâk kavramı üzerinde araştırmalarını sürdüren Fatih Ermiş’in eser üzerine yapılmış önemli şerhlerden de yararlanarak ortaya koyduğu bir çalışmadır.
209.30 ₺ -
Mehasin i Ahlak
Ali Selahattin Yiğitoğlu (1877-1939), Mehâsin-i Ahlak’ta; ilim olarak ahlakın tarifi, mevzusu gayesi ve bununla bağlantılı olarak hikmet, nefs, terbiye vb. kavramları üzerinde durmaktadır. Ayrıca ilmin fazileti, ilim öğrenen ve öğretenlerin dikkat etmesi gereken hususlar, ahlakın değişip değişmeyeceği meselesi, kalbin hastalıkları ve bu hastalıkların tedavi yollarından bahsetmektedir. Kitabın en önemli özelliği ise edebiyat öğretmeni olan yazarın, eserini gerek kendi beyitleri gerekse de diğer şairlerin beyitleriyle süsleyerek edebî bir akış içinde işlemesidir. Dinî ve ilmî düşünce geleneğimizden süzülüp gelen bir ahlak kitabını temsiller, dil sanatları, vecîzelerle velhasıl âhengini çoktan unuttuğumuz Türkçemizin hususî ifade güzelliği ile okumak isteyenlere...
96.60 ₺ -
Sadilik Metinleri
Sa’diyye tarîkatı ve kurucu şeyhi Sa’deddin Cebâvî hakkında diğer tarikat ve pîrlere nispetle çok az bilgi bulunmaktadır. Son yıllarda Şam bölgesinde neşredilen birkaç yayın da olmasa tarîkat hakkında neredeyse hiçbir bilgi bulunmamaktaydı. Ancak ilmî hayatını Sa’diyye tarîkatına vakfeden Hür Mahmut Yücer, bu yayınlar sayesinde bazı yazma eserlere ulaşabildi ve Şeyh Sa’deddin Cebâvî’nin hayatı ve Sa’diyye tarîkatının âdâp ve erkânına dair çok önemli bilgiler içeren beş risaleyi günümüz harflerine çevirdi. Kitabın sonunda da bu risalelerden bazılarının tıpkıbasımlarına yer verildi. Sa’diyye tarîkatı ve Sa’deddin Cebâvî hakkında Türk okurunun ilk kez karşılaşacağı bilgiler içeren bu kitap, tasavvuf muhiblerinin ve araştırmacıların dikkatine sunuluyor.
349.30 ₺ -
Menbaul Ebhar Fi Riyazil Ebrar
Merhum Fuad Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar isimli büyük çalışmasında Hazînî’nin 1593’te kaleme aldığı Cevâhirü’l-Ebrâr min Emvâci’l-Bihâr’ından had safhada istifade etmiştir. Ancak ne yazık ki Köprülü, değerli âlim Hazînî’nin 1586’da yazdığı Menba‘u’l-Ebhâr fî Riyâzî’l-Ebrâr adlı eserini görme fırsatına erişememiştir. İşte elinizdeki bu kitap, anılan bu eserin filolojik bir neşridir. Son Yesevî şeyhi ve geride bıraktığı eserlerle Yeseviyye çalışmalarının biricik kaynağı olan Hazînî’nin bu eseri, Yeseviyye tarikatına dair ihtiva ettiği son derece kıymetli bilgilerin yanı sıra hem Doğu Türkçesi hem de Batı Türkçesinin katışımından oluşması yönüyle de dilcilik araştırmaları bakımından oldukça dikkat çekicidir. Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum’un bu çalışma ile Türk filolojisine sağladığı katkının da altını çizerek belirtmemiz gerekir ki Sultan III. Murad’a sunulmak üzere İstanbul’da kaleme alınan bu eser, muhatabını edebiyat tarihimizde ve Türkçenin büyük bahçesinde büyülü bir yolculuğa davet ediyor.
349.30 ₺ -
Şerhül Esmail Hüsna
İnsan ve kâinat, ilahî isimlerin bilinmesi ve tecelli etmesinin bir vesilesidir. Kulun çeşitli hâlleri de bu isimlerin bilinmesine vesiledir. İnsanın Yaratıcı’yla münasebet kurmasında vazgeçilmez önemi olan esma-i hüsna bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutar ve insana Rabbini tanıtır. Bu sebeple geleneğimizde esma şerhleri ve kulun bu isimlerle tahalluku meselesi özellikle tasavvufî literatürde mutena bir yere sahip olmuştur. Ali Salâhaddin Yiğitoğlu’nun, Bahâüddinzâde Muhyiddin Mehmed’den tercüme ettiği Şerhü’l-Esmâi’l-Hüsnâ sadeleştirilmeden okuyucunun istifadesine sunulmuştur. Eser isim ile sıfat arasındaki fark ve isimlendirme meselesine dair izahatla başlamış, zâta dair isimlerin konumları ve hazarât arasındaki mertebelerin açıklanmasından sonra esma şerhi ve kulun tahallukuna dair açıklamalarla tamamlanmıştır. Hakk’ı ilahî isimlerde görebilmek ve kulluğunu bu isimlerde temaşa edebilmek amacıyla yol alanlar için imkânlar sunan eser esma-i hüsna merkezinde yüksek irfanî kültürü yansıtan son örneklerdendir.
142.80 ₺ -
Ve Allah Kalpleri Döndürür
“Muhteşem! Allah’ın varlığının beklenmedik tezahürleriyle ilgili kadim ve modern tecrübeleri mezceden bu eser, bize ihtida hikâyelerine dair benzersiz bir antoloji sunuyor ve İslam inancının hâlâ süregiden manevi gücünü bizlere hatırlatıyor.” Abdulhakim Murad (Timothy Winter) “İçinizi ısıtan bir kitap… Genç Müslümanlar ve mühtediler, günümüzde zaman zaman şüpheye düşebiliyorlar ve Sugich’in bu kitabında yazılanlara ihtiyaç duydukları muhakkak. Bu eser, pek çok kişinin anlatısından oluşuyor ve kendi manevi hikâyesi çok hususi olan birinin kaleminden çıktığı için de ayrıca kıymetli. Kitabı okurken insanın yalnız olmadığını fark etmesi, çok büyük bir rahatlama.” Yusuf İslam (Cat Stevens) “Hayattaki konumumuz ne olursa olsun, Allah’ın rahmetinin her birimizi her zaman kapsadığını bize hatırlatmak için yazılmış bir eser. Bu kitap, okurda Allah’a ve onun merhametine yönelme isteği uyandırıyor. Bu kitabı çok seviyorum.” Sami Yusuf Tövbe, yaşadığımız her anı yenileyen, durmaksızın devam eden, şefkatli bir gerçekliktir. Nefsi terbiye, kalbi tezkiye etmek için çıkılan yol, esasında sürekli tövbe etmeyi içerir. Bu eserde Michael Sugich, hüzünlü ve eğlenceli, yürek parçalayıcı ve tuhaf, süfli ve uhrevi, ama daima umut dolu hikâyeler anlatıyor bize. Dünyanın dört bir yanından insanların hayatının nasıl tersyüz olduğunu ve En Yüce’ye giden yola nasıl döndüklerini gösteriyor.
349.30 ₺ -
En Güzel İsimler
En Güzel İsimler, ilâhî isimlere (el-Esmâu’l-Hüsnâ) dair yazılmış kitapların en meşhurudur. Gazzâlî eserin bütününde, bilhassa ilâhî isimleri açıkladığı ikinci ve esas bölümde, fertlerin Esmâ-i Hüsnâ ile irtibatı, insanın ilâhî ahlâkla ahlâklanmasının ne anlama geldiği ve kulun her bir isimden alacağı hisselerin neler olduğu meseleleri üzerine dikkatle durmaktadır. el-Maksadu’l-Esnâ İslâm medeniyetinde marifetullaha dair yazılmış kitapların en kıymetlileri, en etkileyicileri arasındadır. Müellifinin kendi ifadesiyle el-Maksadu’l-Esnâ marifetin kapısını çalan bir eserdir. “Kitabın bütün bölümlerinde müellifin sürükleyici ve samimi üslûbunun yanında zihnin ve kalbin ürünü olan kelâmî ve tasavvufî yaklaşımları dikkat çekmektedir. Gazzâlî’nin, eserlerinde başarısını sağlayan zâhir-bâtın uyumunun sanatkârane tecellisi bu kitapta açıkça görülmektedir.”
139.30 ₺ -
El Münkız mined Dalal
İslam düşüncesinin zirve isimlerinden olan İmam Gazzâlî’nin, yüzyıllar boyunca tartışmaların odağında olmuş meşhur eseri el-Münkız mine’d-Dalâl, kendi çağındaki fikir ve inanç hareketlerini ele almasının yanı sıra şüpheciliğe dair ortaya koyduğu ve o güne kadar benzeri görülmemiş yorumuyla da İslâm düşünce tarihinin en özgün metinlerinden biridir. Kısaca el-Münkız olarak bilinen bu meşhur eser; Gazzâlî’nin, kendi düşünce dünyasındaki büyük değişimi ve gelişimi anlattığı bir tür otobiyografik metindir. Gazzâlî’nin hakikat arayışının bir çeşit günlüğü de olan bu büyük eser, erken dönemlerden itibaren hem İslâm dünyasında hem de Batı’da büyük bir ilgiyle karşılanmıştır. el-Münkız’ın bu neşri, dünyanın çeşitli kütüphanelerinde çok sayıda yazma nüshası bulunan bu değerli metnin bilinen en eski nüshası baz alınarak ve diğer nüshalarla karşılaştırılarak hazırlandı. İslam düşüncesine yön veren bu kıymetli eser, Arapça orijinaliyle bakışımlı olarak hem bir referans kitap hem de bir ders kitabı olarak okuruna sunuluyor.
139.30 ₺ -
Mihne
Tasavvuf ehli, İslam tarihi boyunca kimi zaman siyasi, kimi zaman ise toplumsal olaylar gerekçe gösterilerek baskı altında tutulmuş, birçok örnekte görüleceği üzere, ölümle sonuçlanan zulümlere maruz kalmıştır. Bu baskı nedeniyle kimi tarikatler ve sûfîler toplantı ve sohbetlerini gizliden yapmış, kimisi ise faaliyetlerine açıktan devam etmiş, iftiralara maruz kalmış, memleketinden sürülmüştür. Tasavvuf ehline karşı bu tutum ve olaylar ise İslam tarihine “mihne olayları” olarak geçmiştir. Himmet Konur’un Mihne adlı bu eseri özellikle hicrî III. ve IV. asırlarda sıkıntı ve zulme maruz kalan sûfîlere değinirken, referans aldığı birincil kaynaklarla ve meseleyi derli toplu bir biçimde ele almasıyla bir başucu eseri olma özelliği taşıyor.
139.30 ₺ -
Davud Kayserinin Fususul Hikem Mukaddimeleri Şerhi
Tasavvufî düşüncenin temel eserlerinden biri olan Fusûsu’l-Hikem, farklı fikrî ekollere mensup âlimlerce pek çok kez şerh edilmiş ve yüzlerce dile çevrilmiştir. Hatta ilim ehli arasında İbn Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem’ine şerh yazmak bir ustalık ölçütü sayılarak şârihine hatırı sayılır bir imtiyaz kazandırmıştır. Bu şerhler içinde İbn Arabî düşüncesine olan vukûfiyeti ile öne çıkan Dâvûd-ı Kayserî’nin şerhi, eserin girişinde yer alan “Mukaddimeler”i ile büyük önem arz eder. Felsefî tasavvufun bütün meselelerinin ele alındığı on iki bölümden oluşan bu tafsilatlı mukaddime, daha sonraları şerhten ayrı olarak da istinsah edilir ve müstakil bir risale şekilde neşredilir. Elinizdeki bu eserde yirminci yüzyılın önde gelen İslam filozoflarından İranlı Seyyid Celâleddîn Aştiyânî, Dâvûd-ı Kayserî’nin Fusûsu’l-Hikem şerhi için yazdığı “Mukaddimeler” bölümünü şerh ederek İbn Arabî’nin hassaten üzerinde durduğu meselelerin derinlemesine incelenmesine imkân veriyor. Nebevî pınardan kaynayan hikmetlerle dolu Fusûsu’l-Hikem’in tasavvuf ehlince yapılan yorumlarının her biri birer altın kıymetindedir. Aştiyânî’nin kaleme aldığı Fusûsu’l-Hikem yorumu, Tahir Uluç’un titiz tercümesiyle Ketebe’de.
594.30 ₺ -
Tasavvufi Mertebeler
Hz. Peygamber’in hicretten sonra evinde bir süre misafir olduğu Ebu Eyyûb el-Ensârî’nin soyundan olan Hâce Abdullah el-Ensârî el-Herevî, on birinci yüzyılda İslâm dünyasının yetiştirdiği önde gelen âlim ve mutasavvıflardandır. Herat’ta, çocukluğundan itibaren dindar ve tasavvufî bir çevrede büyüyen Herevî, henüz çok genç yaşlarda şerî ilimlerde, tasavvuf alanında ve şiirde büyük bir üne kavuşmuş, devlet yöneticilerinden takdir ve iltifat görmüş, hem kendi döneminde hem de kendinden sonraki devirlerde birçok ismi derinden etkilemiştir. Ancak, bidatçı saydığı mezhepleri sert bir şekilde eleştirmesi ve müteşâbih ayetleri tevil edenlere şiddetle karşı çıkması nedeniyle hedef aldığı ulemanın şikâyeti üzerine hayatının büyük kısmını hapis ve sürgünde geçirmiştir. Telif ettiği birçok eserle çağlar boyunca müessir bir şahsiyet olmayı başarmış Herevî’nin bilhassa Menâzil’i, hem sonraki dönemlerin tasavvuf anlayışını derinden etkileyecek vahdet-i vücûd düşüncesine dair ilk izleri içermesi hem de tasavvufî mertebeleri yüzlü olarak tasnif eden ilk eser olması bakımından, tasavvuf klasikleri arasında ayrıcalıklı bir konum kazanmıştır. Herevî’ye göre her hâl ve makâmın belli nitelikleri, gerçekleşme şartları, hikmetleri, hükümleri ve sonuçları vardır. Bir makâmdan diğer bir makâma yükselen sâlikin hâlleri değişir ve zamanla mükemmel hâle gelir. Kişinin manevî eğitimi boyunca bütün hâlleri yaşayacağı ve makâmlara ulaşacağı mutlak olmamakla birlikte, kazandığı makâma ölünceye kadar sahip olması da söz konusu değildir. Tasavvuf mertebelerinin daha çok Herevî’nin bakış açısıyla ve tafsilatlı bir şekilde incelendiği bu kayda değer çalışma, tasavvuf düşüncesini ele alma yolundaki araştırmacılar için iyi bir kılavuz olmanın yanında, alan dışından ilgililerin de istifade edebilmeleri adına kolay anlaşılır ve açıklayıcı bir mahiyette.
294.00 ₺ -
Yevakitül Harameyn
“Müceddîd-i Elf-i Sânî” nâmı ile meşhûr olan İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Serhendî’nin kurucusu kabul edildiği Müceddidîlik, 17. yüzyılda Nakşibendîlikten neş’et etmiş, günümüze dek itibarını ve etkinliğini korumuştur. İmâm-ı Rabbânî, örnek yaşantısıyla insanları etkilemiş, pek çok halife yetiştirerek bu halifeleri farklı bölgeleri irşatla görevlendirmiştir. Oğullarından Hâce Muhammed Mâsum da bu halifelerinden biridir. Henüz küçük yaşlarda kendisinden fevkalâde hâller zuhur etmiş, istidadındaki gizli sırlar açığa çıkmaya başlamış; sonraları Müceddidîliğin Hint alt kıtası, Hicaz ve Anadolu’da yayılmasını sağlamıştır. İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Serhendî’nin öğretileriyle şekillenen Nakşibendî Müceddidîlik geleneğinin önemli temsilcilerinden Hâce Muhammed Mâsum, Hicaz’a yaptığı Hac seferinde manevi derinliklere dair pek çok keşif ve keramet yaşar. Yevâkîtü’l-Harameyn’de bu söz konusu kerametleri birer yakut suretinde okuyoruz. İlk kez Müstakîmzâde Süleyman Sadeddin Efendi’nin Türkçeye tercüme ettiği, Ensar Karagöz’ün ise günümüz Türkçesine aktararak yayıma hazırladığı bu eser aynı zamanda, Hâce Muhammed Mâsum’un hayatına ve eserlerine dair kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor.
209.30 ₺ -
Gazzeli Bir Sufi
“Zâhidlerin imamı, sâliklerin rehberi, şeriatın sultanı, tarikatın burhanı, ilahî ilimlerin mahremi, ebrârın seçkini ârif-i billah” olarak gönüllere yerleşmiş olan Ahmed Gazzî, Kudüs coğrafyasında başladığı ilmî faaliyetlerini, Anadolu topraklarında temellendirmiştir. “Âşık sâdık oldukta matlubu ayağına gelir.” düsturunca mürşidi Niyâzî-i Mısrî ile yollarının kesişmesini sabırla bekleyen Ahmed Gazzî, Niyâzî-i Mısrî hazretlerinin ser-halifesi olmuş ve bir müddet Mısriyye kolunun meşihat görevini üstlenmiştir. Sonrasında Bursa’daki irşâd ve tedris faaliyetlerine kendi kurduğu Gazzî Dergahı’nda devam etmiştir. Abdurrezzak Tek’in kaleme aldığı Gazzeli Bir Sûfî: Niyâzî-î Mısrî’nin Ser-Halifesi Ahmed Gazzî adlı biyografi kitabı, Ahmed Gazzî hazretlerinin evliyalar şehri olarak bilinen Bursa’da sürdürdüğü irşâd ve tedris faaliyetlerini, onun eserlerini, yetiştirdiği âlim ve sûfîleri derinlemesine incelerken, şehrin ilmî, tasavvufî ve manevi hayatına sağladığı katkıları okuyucuya sunuyor. Ahmed Gazzî’nin mirasına ışık tutan bu eser, bir dergahın oluşumunu ve yapısını detaylıca ele alarak okuyucu ile buluşturuyor.
174.30 ₺ -
Tasavvuf
İslâmiyet’i kabul eden Müslüman-Türk devletlerinde ve tüm İslâm memleketlerinde hemen her şehirde cami ile beraber bir tekkenin, bir zaviyenin kuruluşuna şahit oluyoruz. Tasavvuf, ruhî ve vicdanî bir duyuşun mahsulüdür. Bu bir zauretse, bu zaruret neden doğmuştur? Tasavvuf, merhum muallim Mahir İz’in İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’deki derslerinde anlattıklarından meydana geliyor. Tasavvufun mahiyetini, tarifini, ilk mutasavvıflar, tarikatler ile tasavvuf terimlerini açıkladığı talebelerine her zaman “istikbâlin mânevî mimarı” gözüyle bakan Mahir İz’in bu eseri bizi tasavvuf ehliyle tanıştırıyor. Allah’tan gayrı kimseden bir şey ummayan, şöhretten kaçan, hayırlı olmayan şeylerden uzak duran, şikâyeti bırakıp sıkıntıya alışan, kibri bırakıp tevazuu huy edinen, tembelliği bırakıp çalışmaya devam eden, hayalleri bırakıp tatbikata bakan, uykuyu ve gafleti bırakıp ibadet devam eden tasavvufun ehemmiyeti, Mahir İz’e göre telâkki tarzının hatalı bir görüşe bağlı olması. Bu eserde zikrolunan hiss-i uhuvvet, kemâl-i iman ve neşve-i tasavvuf bizi, sıhhatli bir telâkki ile tasavvufun esasını anlamaya sevk ediyor.
202.30 ₺ -
Muhabbet Baldan Tatlıdır
“Bütün dünya insanlarının Âdem’in çocukları yâni kardeşleriniz olduğunu hiçbir zaman unutmayın. Yeri geldiğinde uzaktaki kardeşinizi yakındaki kardeşinize tercih edin. Başkalarının çizdiği sınırlar gönül dünyanızın sınırları olmasın. Yarın hesap günü mahşer yerine topluca çıkacağız. Orada kimseye memleketi sorulmayacak. Yanına düşen adam, ‘Beni niye hiç düşünmedin?’ diye sorarsa ona ne diyeceksin? Sen başka ülke vatandaşıydın, onun için benden değildin mi, diyeceksin? Coğrafî sınırlar senin doğru karar vermene engel olmasın. Tekke hayatında da evlilik hayatında da hak aranmaz. Bunların hiçbirinde almak yoktur, sadece vermek vardır, vermenin olduğu yerde de haktan bahsedilmez. Arayanlar, bırak arayadursunlar. Sen arama. Adam olmak istiyorsan arama. Evi mâmur olmayanın, eşi mutlu olmayanın, dünyası da mâmur olmaz ahireti de. Evliliklerinizi kendi haline bırakmayın. Biraz sahip çıkın, üzerine titreyin, kırgınlık ve kızgınlıklar büyür sonra karşınıza öyle bir dikilir ki, altından kalkamazsınız. Hâdiseler büyümeden birbirlerinizin gönlünü hoş tutmanın yollarını arayın. Hediyeleşin, hediyeleşin ki kalpleriniz yumuşasın, güler yüzlü olun, güler yüzlü olun ki evinize hiddet hâkim olmasın. Sakın ola ki zamanımızın hastalığı olan kolaycılığa kaçmayın. Dikkatli bakarsanız, hayatta her şeyin ak ve kara veya iyi ve kötü olmadığını anlarsınız. Allah Teâlâ’nın sizlere bahşettiği akıl nimetinin değerini bilin, idrak ikramına şükredin. Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunuzu, O’nu yeryüzünde sizin temsil ettiğinizi unutmayın. Vazifelerin sadece Kur’ân’da yazılanlarla, hadîste olanlarla sınırlı, İslam’ın beş şartı ile imanın altı esasından ibaret olmadığını bilin. Akıl ettiğiniz, şuur duyduğunuz her şey sizin vazifenizdir. Cenab-ı Hak’tan istemekte sınır olmadığı gibi vazifelerde de sınır yoktur.”
279.30 ₺ -
Hoş Nazar
Kendini okumak, âlemi okumaktır. Hasan Sevil, tasavvufun temel kavramlarını hem derinlikli hem de içten bir dille sûfî geleneğin kalbinden aldığı ilhamla, insanın önce kendini sonra varlığı okuyarak nasıl hakikate ulaşabileceğini gösteriyor. Kur’ân ve sünnet temelli bir yaklaşımla, aşkın, tevazunun, merhametin, ahlâkın ve adaletin ne demek olduğu anlatılırken; geçmişin büyük sûfîlerinden günümüze uzanan bir köprü kuruluyor. Hoş Nazar, anlam arayışında olan herkesi kucaklayan bir dille sesleniyor: Kendine bak, varlığa bak, hoş nazarla bak…
195.30 ₺ -
Nefs İlmi ve Rüyaların Dili
İnsanın iç dünyası yalnızca bilinç ve bilinçdışıyla sınırlı değildir; çok daha derin, çok daha zengin bir boyut insanı kendi özüne çağırmaktadır… Psikiyatrist Dr. Mustafa Merter, Batı psikolojisinin temel kuramlarını tasavvufun asırlık hikmetiyle buluşturarak psikolojinin üçüncü boyutuna kapı aralıyor: Nefs İlmi. Freud’un bastırma kavramından Jung’un arketiplerine, modern psikolojinin önde gelen kavram ve yaklaşımlarından benötesi psikolojiye dek birçok konuya değinen yazar; ardından bizi, insanın varoluşunu çok katmanlı bir harita gibi açan nefs mertebelerine götürüyor. Kitapta; kaygı, depresyon, nöroz ve modern çağın diğer ruhsal sıkıntıları, nefsin üç boyutlu yapısı üzerinden yeniden ele alınıyor. Böylece psikopatolojilere tasavvufi bir bakış, sadece tedavi yollarına değil, insanın hakiki potansiyeline dair de yeni ufuklar açıyor. Merter, aynı zamanda rüyaların dilini çözümleyerek bize âlem-i misalin perdelerini aralarken, insanın en karanlık gecelerde bile yalnız olmadığını, daima bir ışığın ona yol gösterdiğini hatırlatıyor. Nefs İlmi ve Rüyaların Dili, sadece akademik bir katkı değil, aynı zamanda kendi iç yolculuğuna çıkmak isteyenler için bir davet. Batı’nın iki boyutlu insan anlayışına karşılık, insanın hakikatine odaklanarak derinlikli bir perspektif sunan bu eser, hem psikoloji araştırmacıları ve ilgilileri hem de manevi gelişimini önemseyenler için vazgeçilmez bir başucu kitabı.
629.30 ₺ -
Ariflerin Yolu
İmam Gazzâlî’nin tasavvufî düşüncesini pratik bir rehber olarak sistemleştirdiği, ârif bir mü’minin bir gününü maddi ve manevi unsurlarıyla hülasa ettiği Âriflerin Yolu isimli bu risale, müellifin olgunluk döneminde kaleme alınmıştır. Eser, başta İḥyâʾü ʿulûmi’d-dîn olmak üzere Gazzâlî’nin birçok kitabında işlediği teorik tasavvufun amelî bir özeti niteliğindedir. Rabbanî müridin menheci, başka bir deyişle “ilâhî yolun metodolojisi” üzerine odaklanan risalede, seyr ü sülûkun temel bahisleri adım adım açıklanırken ibadetlerin zâhirî-bâtınî boyutu ve nefis terbiyesinin incelikleri derinlemesine işlenmiş, aklî disiplinlerle keşfî bilgiyi harmanlayan bir yaklaşım benimsenmiştir.
121.80 ₺ -
Velinin Alemi
Fas tasavvufunun yüzyıllar boyunca şekillendirdiği manevî otorite, toplumsal yapı ve dinî pratikleri derinlikle inceleyen öncü bir çalışma olan Velînin Âlemi’nde Vincent J. Cornell, yalnızca Faslı velîlerin tarihî serüvenini değil; velâyet, otorite, karizma, şehir-kır dengesi ve tasavvufî kurumların yükselişi gibi kavramları yeniden düşünmemizi sağlayan güçlü bir teorik çerçeve sunuyor. Velîlik kurumunu sadece bir inanç ya da halk geleneği olarak değil; toplumsal düzeni, otorite biçimlerini ve kültürel sürekliliği etkileyen güçlü bir yapı olarak ele alıyor. Fez’in fakihlerinden kırsal ribât geleneklerine, menâkıbnâmelerdeki keramet anlatılarından Cezûliyye doktrininin siyasal etkilerine uzanan geniş bir yelpazede, İslâm düşüncesinin Batı coğrafyasında nasıl özgün bir biçimde geliştiğini gösteren Cornell, hem sosyal bilimlerin antropolojik kalıplarını sorguluyor hem de tasavvuf araştırmalarında ihmal edilmiş bir bölgenin zengin entelektüel mirasını gün yüzüne çıkarıyor. Fas tasavvufunu kendi bağlamı içinde ele alırken, aynı zamanda İslâm düşüncesinin bütününe dair yeni bir okuma önerisi sunan bu kapsamlı çalışma, Fas tasavvufunun sadece yerel bir fenomen değil; İslâm dünyasının doğusundan batısına yayılan entelektüel akımların düğüm noktası olduğunu ortaya koyuyor.
339.50 ₺