-
Haçlı Seferleri
Haçlı seferleri tarihine dair çalışmalarıyla tanınan İngiliz tarihçi Jonathan Riley-Smith’in (1938-2016) klasikleşmiş eseri Haçlı Seferleri, Susanna A. Throop’un katkılarıyla yepyeni ve güncel bir tartışma alanına davet ediyor okurunu. Ortaçağ’ın en önemli ve karmaşık olgularından birini ele alırken, vurucu bir soruyla başlıyoruz okumaya: “Haçlı seferleri ne zaman sona erdi?” Haçlı Seferleri, bu yerleşmiş geleneğin yalnızca Ortaçağ’daki etkilerini değil, 21. yüzyılda nasıl modern şiddet biçimlerinin temellerini attığını da analiz ederek, konuyu bugün hâlâ geçerli olan bir tartışma alanına dönüştüren, aynı zamanda akademik dünyada zaman içinde gelişen önemli bir araştırma alanının kapılarını aralayan bir başyapıt. Riley-Smith ve Throop’un bu eseri, Haçlı seferlerini kutsal savaşın ötesinde, tüm Avrupa’yı şekillendiren bir hareket olarak sunuyor. Seferlerin yalnızca askerî çatışmalarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda dinî, kültürel ve siyasi bir fenomen olarak dünya tarihindeki ve günümüzde devam eden etkisini de vurguluyor; tarih, toplumsal yapılar ve dinî şiddet arasındaki derin ilişkiyi inceliyor. Haçlı seferlerinin bir yandan “homojenleştirici”, diğer yandan “parçalayıcı” bir güç olarak dünya çapında nasıl etkiler yarattığını gözler önüne seriyor. Güncellenmiş terminolojisi, genişletilmiş bölümleri, pek çok harita, çeşitli kavramların ve kişilerin anlatımlarını ihtiva eden metin kutuları ve görsellerle dolu bu kitap hem öğrencilere ve araştırmacılara dönemin karmaşık tarihini daha anlaşılır kılmayı hedefliyor, hem de bin yıl önce başlayan bu savaşların tarihî ve ideolojik boyutlarını keşfederken, etkilerinin günümüze kadar sürdüğünü ve bir hareket olarak hiç durmadığını; farklı dönemlerde, farklı coğrafyalarda nasıl evrildiğini ve modern dünyada hâlâ nasıl kullanıldığını göstererek meseleye yeni bir açıdan bakma imkânı sunuyor. “Geç dönem Ortaçağ hümanistlerinin, Haçlı seferlerini medenî Avrupalılar ile barbar Osmanlılar arasındaki bir çatışma olarak gören anlayışı, zamanla dönüşerek, Haçlı Seferleri’nin aslında tüm taraflar için ‘medeniyetin ilerlemesine’ hizmet ettiği fikrine evrilmiştir.”
559.30 ₺ -
Yolun Öteki Yüzü 2 Cilt
Evliya Çelebi Çalışmaları Merkezi ile Ketebe Yayınları’nın uzun süreli ortak proje çalışmalarının ilk ürünü olarak ortaya çıkan bu kitap, seyahat tarihi ve kültürüne dair farklı dönemleri, coğrafyaları ve temaları disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alıyor. Kitabı oluşturan bölümler kadın seyyahların gözlemlerinden modernleşme süreçlerine, kolera salgınları sırasında yazılan notlardan diplomatik seyahatlerin siyasi arka planlarına, tasavvufi yolculuklardan Antik ve Ortaçağ seyyahlarının etnografik tasvirlerine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Birinci cilt, 19. yüzyıl hac yolculuklarının kozmopolit liman şehirleriyle kurduğu temaslardan doğan kültürel gerilimleri incelerken, modernleşme sürecinde hacı ve seyyah kimliklerinin nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor. Türk ve İranlı aydınların Avrupa seyahatleri, bu karşılaşmaların modern dünyada doğurduğu yeni seyahat anlayışını tartışmaya açıyor. Osmanlı-İran sınırında yapılan saha araştırmaları ve diplomatik belgeler, seyahatin bir idare ve siyaset aracı hâline gelişini gösterirken; İkinci Dünya Savaşı öncesinde Türk basın heyetinin Fransa gezisi, modern çağda seyahatin bir propaganda unsuru olarak nasıl kullanıldığını çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Edebî boyutu ise ayrı bir zenginlik sunuyor: Nâbî’nin Tuhfetü’l-Harameyn’deki Kâbe tasvirlerinden denizaşırı yolculukların fantastik anlatılarına, klasik Osmanlı metinlerinde kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırlar inceleniyor. Acâib ve garâib hikâyeler, rüya sahneleri ve manzum pasajlarla seyahat yazılarının nasıl edebî bir yapıya büründüğü gösteriliyor. Tasavvufi menâkıbnâmelerde şeyhlerin irşat yolculukları, ilmî seyahatlerde ulemanın dolaşım ağları, mecmualardaki kişisel seyahat notları... Hepsi, bireysel hafızanın ve ruhani tecrübenin Osmanlı kültüründe nasıl bir yer tuttuğunu ortaya çıkarıyor. Farklı coğrafyalar arasında kurulan bağlantılar, Anadolu’dan Mekke’ye uzanan güzergâhların haritaları, Fas’tan Avrupa’ya ve İran’a kadar geniş bir yelpazede kaleme alınmış gözlemlerle birleşerek, bu cildi seyahat deneyiminin tarihsel ve kültürel çeşitliliğini keşfetmek isteyenler için vazgeçilmez kılıyor. İkinci cilt Antikçağ’dan modern çağa uzanan geniş bir zaman diliminde seyahatin kültürel, siyasi ve entelektüel boyutlarını çok katmanlı bir perspektifle inceliyor. Diplomatik yazışmalardan bireysel keşiflere, ilmî seyahatlerden misyonerlik faaliyetlerine, edebî ve felsefi anlatılardan oryantalist tasavvurlara kadar uzanan çalışmalar; Avrupa, Asya ve Afrika ekseninde kültürel etkileşimlerin ve bilgi transferinin izini sürüyor. Mimarlık tarihi, bilim tarihi, dinî temaslar ve anlatı kuramı gibi farklı disiplinleri buluşturan yazılar, seyyahların gözlemleri üzerinden dönemin siyasi yapılarından toplumsal normlara, kültürel değerlerden bilimsel gelişmelere kadar pek çok boyutu tartışmaya açıyor. Seyahatnamelerin yalnızca bireysel deneyimlerin değil, aynı zamanda diplomatik ilişkilerin ve entelektüel aktarımın bir parçası olduğunu gösteren örnekler, Habsburg-Osmanlı ilişkileri çerçevesinde yürütülen projelerden Haçlı kroniklerine kadar uzanan bir yelpazeyi kapsıyor. Kadın seyyahların masal derlemelerinden bilimsel keşiflere kadar uzanan katkıları, oryantalist metinlerin zihin dünyasıyla birlikte inceleniyor. Heinrich Barth gibi araştırmacıların Afrika’daki keşiflerinden, İtalyan âlimlerin İber Yarımadası’ndaki tercüme faaliyetlerine; misyonerlerin Asya ve Anadolu’daki gözlemlerinden, Yevgeni Markov ve Sir Henry Layard gibi isimlerin doğuya dair tasvirlerine kadar farklı örnekler, seyahatin hem bilgi dolaşımındaki hem de kültürel temsil süreçlerindeki belirleyici rolünü ortaya koyuyor. İstanbul’dan Orta Asya’ya, Kuzey Afrika’dan Çin’e uzanan güzergâhlarda yapılan yolculuklar; şehirler, toplumlar, mimari anıtlar ve gelenekler üzerine zengin bir birikim sunuyor. Bu cilt, seyahatin coğrafi bir hareketliliğin ötesinde metinle inşa edilen bir anlatı olduğuna işaret ederek, farklı dönemlerin zihniyet dünyasını ve kültürel hafızanın oluşum süreçlerini yeniden düşünmeye davet ediyor.
740.60 ₺ -
Tekil Nesneler
Bir tekil nesne nedir? Tuhaf bir şey, bir tür göktaşı, tek bir noktada toplanmış, hiçbir şeyle değiş tokuş edilemeyen bir mutlak. Bir fikir olabilir, bir bina olabilir, bir renk, bir duygu, bir insan olabilir. Daima tekilliğidir onu tehlikeye atan. Kültürün medyatikleşmesi ve globalleşmesi, değerlerin değersizleşmesi ve yalnızca kanılardan oluşan bir düşüncenin genelleşmesi karşısında, tekil nesneler hâlâ nerede bulunabilir? Nasıl tanımlanabilir, yaratılabilir, korunabilir, tanınabilirler? Söyleşilerini işte bu tema etrafında örüyor Jean Nouvel ve Jean Baudrillard. Mimar ve filozof. Çağımızı ilgilendiren başka temel, yakıcı sorunlara da değiniyorlar. Ütopyacı ruhu hortlatarak geleceğin şehrini hayal ediyorlar. Saydamlık ideali ya da ideolojisinin, siyasetten mimarlığa, hemen her alana nasıl yavaş yavaş nüfuz ettiğini soruşturuyorlar. Ve kadim mesele: özgür olmanın zorluğu.
188.30 ₺ -
Altın Beyitler Ciltli
Sanman taleb-i devlet ü câh etmeğe geldik Biz âleme bir yâr için âh etmeğe geldik Yenişehirli Avni Bey Berceste beyitlerin, kültürümüzde ve Divan edebiyatında yeri büyüktür. Divan edebiyatında derin manaları içeren bu beyitler hattatlar tarafından da meşk edilegelmiştir. Hattat Mehmet Özçey’ın celi sülüs ve celi nesih hat türleriyle kaleme alıp levhalarını zer-endûd tekniğiyle hazırladığı, Cemal Kurnaz’ın ise günümüz Türkçesine aktarıp şerh ettiği Altın Beyitler, Divan edebiyatının güzide berceste beyitlerinden oluşmaktadır. Kültürümüzde önemli bir yere sahip olan ve her biri altın değerindeki bu beyitler, hat sanatının estetik diliyle sanatseverlerle buluşuyor.
2799.30 ₺ -
Altın Beyitler
Sanman taleb-i devlet ü câh etmeğe geldik Biz âleme bir yâr için âh etmeğe geldik Yenişehirli Avni Bey Berceste beyitlerin, kültürümüzde ve Divan edebiyatında yeri büyüktür. Divan edebiyatında derin manaları içeren bu beyitler hattatlar tarafından da meşk edilegelmiştir. Hattat Mehmet Özçey’ın celi sülüs ve celi nesih hat türleriyle kaleme alıp levhalarını zer-endûd tekniğiyle hazırladığı, Cemal Kurnaz’ın ise günümüz Türkçesine aktarıp şerh ettiği Altın Beyitler, Divan edebiyatının güzide berceste beyitlerinden oluşmaktadır. Kültürümüzde önemli bir yere sahip olan ve her biri altın değerindeki bu beyitler, hat sanatının estetik diliyle sanatseverlerle buluşuyor.
1399.30 ₺ -
Batı Literatüründe İslam Araştırmaları 4 Cilt
İslâm’a dair Batı’da üretilen bilgi tarihî olarak sabit, yekpare ve tarafsız bir alan olmaktan ziyade, farklı dönemlerde değişen dinî, entelektüel ve siyasi saiklerle şekillenmiş çok katmanlı bir fikrî mirası temsil eder. Erken dönemlerde polemik ve reddiye diliyle kurulan bu ilgi, zamanla metinlere yönelen filolojik okumalarla derinleşmiş; modern dönemde ise üniversiteler, akademik dergiler ve disipliner uzmanlaşmalar aracılığıyla kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Bu uzun tarihî seyir boyunca Batı’da İslâm araştırmaları, İslâm’ı anlama çabasının ötesinde Batı’nın kendi entelektüel önceliklerini, bilgi anlayışını ve güç ilişkilerini de yansıtan bir alan olarak gelişmiştir. Türkiye’de bu geniş literatürle temas çoğu zaman parça parça, belirli isimler, eserler ya da disiplinlerle sınırlı kalmış; ülke bazlı kurumsal gelenekler ile disipliner gelişmelerin birlikte ele alındığı bütüncül çalışmaların sayısı yeterli seviyeye ulaşamamıştır. Elinizdeki dört ciltlik çalışma, bu ihtiyaca cevap vermeyi amaçlayarak, Batı literatüründe İslâm araştırmalarının yaklaşık on üç asırlık seyrini, erken dönemdeki teolojik-polemik mirastan filolojik-eleştirel oryantalizme, oradan da Müslüman araştırmacıların etkin katkılarıyla şekillenen post-oryantalist evreye uzanan çizgide bütüncül biçimde ele alıyor. Çalışmanın giriş bölümü reddiyeler geleneğini, Aydınlanma’nın akıl ve eleştiri vurgusuyla gelişen filolojik tarih yazımını, sömürgecilikle iç içe kurumsallaşan oryantalist bilgi üretimini ve nihayet post-oryantalist dönemde ortaya çıkan çoğulcu akademik yönelimleri dönemlendiren kapsamlı bir çerçeve sunuyor. I. cilt (“Ülkeler”), Batılı ülkelerde Almanya’dan ABD’ye ve İsrail’e uzanan hat üzerinde İslâm araştırmalarının tarihsel gelişimini, önde gelen isimleri, kurumları, yayınevlerini, süreli yayınları ve güncel yönelimleriyle ayrıntılı biçimde inceliyor. II., III. ve IV. ciltler (“Disiplinler I-II-III”) ise Kur’ân, tefsir, hadis ve fıkıhtan felsefe, kelâm, mezhepler, tasavvuf ve din sosyolojisine; İslâm tarihi, arkeoloji, dil-edebiyat, sanat ve musikîye kadar başlıca alt alanları tematik dosyalar, yöntem tartışmaları, ülke örnekleri ve bibliyografik katkılarla işliyor. Alanlarında yetkin 74 ismin katkı sunduğu, 76 bölümden oluşan Batı Literatüründe İslâm Araştırmaları, dağınık literatürü görünür kılarak Türk akademisine güncel bir başvuru zemini sunmayı hedefliyor. Bazı coğrafi ve disipliner sınırlılıklar not edilmekle birlikte, ülke incelemeleri ile disipliner okumaları aynı çatı altında birleştiren çalışma, özgün niteliği ve kapsamı bakımından Türkiye’de Batılı İslâm araştırmalarına yönelik hazırlanmış en geniş muhtevalı müracaat metni olup, alanın genel seyrine dair güvenilir ve akademik bir referans niteliğinde.
1189.30 ₺ -
Hazreti Ali Cenkleri
Hazret-i Ali Cenkleri, Türk destanları arasında en çok okunan, herkesçe bilinen ve sevilen büyük eserlerin başında gelir. Sözlü kültür ürünü bu metinler, halkımızın tarih bilincini, din algısını ve ideal insan tasavvurunu kuşaktan kuşağa aktarmıştır. Türk kültürünün İslamiyet’le kurduğu derin ve kalıcı bağı bütün canlılığıyla sergileyen bu cenkler, destan geleneğimizin İslami dönemdeki sürekliliğini de gözler önüne serer. Hazret-i Ali’nin kahramanlığı ve bilgeliği, toplumun din, yiğitlik ve düzen anlayışını kurucu bir hafıza olarak nesiller boyu canlı tutar. Dünya tarihinde hem cengaverliği hem âlimliğiyle iz bırakan Hazret-i Ali, Hazret-i Peygamber’in himayesinde yüzlerce kaleyi fetheder; Arabistan ve çevresinden İran ve Türkistan’a kadar geniş bir coğrafyada İslamiyet’i yayar, tabiatüstü varlıklarla büyük bir azimle mücadele eder. Hazret-i Ali Cenkleri’ni yeniden dolaşıma sokmayı amaçlayan, titizlikle yürütülmüş bu edisyon, Prof. Dr. Necati Demir ve Prof. Dr. Mehmet Dursun Erdem’in uzun yıllara yayılan alan ve kütüphane çalışmalarına dayanan derinlikli bir çalışmadır. Eser hazırlanırken çok sayıda yazma nüsha büyük bir dikkatle taranmış ve karşılaştırılmış; bu kıymetli malzeme içinden metni en sağlam, en geniş haliyle muhafaza eden nüsha esas alınmıştır. Eski Türkiye Türkçesinin kendine has özellikleri özenle korunarak yeni yazıya aktarılan bu edisyonda, dil yapısına ve anlatım özelliklerine müdahale edilmeden ilmî ölçüler gözetilmiştir. Anadolu’da Türkçe ile kaleme alınan ilk eserler arasında bulunan Hazret-i Ali Cenkleri, Türkçenin kök metinleri arasında çok önemli bir yere sahiptir.
680.40 ₺ -
Uykunun Şifalı Gücü
Uyku biliminde gelinen en son nokta ve zaman testine tutulmuş tekniklerle herkes sağlıklı bir uykuya kavuşacak. Eğer uyku problemlerinizin sona ermesini istiyorsanız internet tavsiyeleri ve püf noktaları işinizi görmeyecektir. Uykunuzda neler olup bittiğini önce gerçekten anlamanız gerekiyor: Sorun nerede ve bunu nasıl çözeriz? Uykunun Şifalı Gücü ile uyku konusunda kendinizi keşfedecek ve hayat tarzınıza uyacak tekniklerle donatılacaksınız. Sahadaki 24 yıllık tecrübesiyle nörolog ve uyku uzmanı W. Chris Winter size yardım edecek. Uyku nasıl işler? Yemek, ışık ve diğer aktiviteler prosese nasıl yardımcı olur ya da engel olur? Neden uyku hapları yanlış anlaşılıyor ve yanlış kullanılıyor? Onlar olmadan uykunuzu nasıl iyileştirebilirsiniz?
132.30 ₺ -
Alerji için Çözüm
ALERJİ HAKKINDA GİZLİ KALMIŞ, ŞAŞIRTICI GERÇEKLERİ KEŞFEDİN VE ETKİLİ YÖNTEMLERLE ÜSTESİNDEN GELİN Dünya 50 yıl önce böyle bir yer değildi. Değişen hayat, alerji salgınını da beraberinde getirdi. Bugün geleneksel tıp sadece semptomları baskılamaktan öteye gidemiyor ve bizi tedavi etmeyen ilaçlara bağımlı hale getiriyor. Dünyanın her yerinden hastaların ziyaret ettiği Dr. Galland ise asıl önemli soruyu soruyor: “Neye alerjiniz var?” değil “Neden alerjiksiniz?” ASTIM NAZAL ALERJİLER SİNÜS ALERJİLERİ MİGREN GİZLİ BESİN ALERJİLERİ SAMAN NEZLESİ
279.30 ₺ -
Kendini Aramak
İnsan başlangıç ile son arasında bu-ara-da seyrettiği, kendiyle başlayıp yine kendiyle bitirdiği hayat yolculuğunda kendi olmak, kendi kalmak, kendi ölmek için ne yapabilir? Kendilikiyle sımsıkı bağlı bilgiye erişmek, edindiği bilgiyle eylemek onu nereye taşıyabilir? Vahşi kapitalist dünya; duyu, duygu, düşünceden mürekkep insanın hangi zaafları üzerinde yükselir? Din, felsefe, bilim ve sanat insan olmaklıka nerede, ne zaman ve nasıl hizmet eder? Bu deneme tüm bu sorular ile 21. yüzyılın muzdarip ikliminde insan olmanın, kendi olmanın kıymetini bilerek, tanıyarak ve inanarak yola çıkıyor ve “düşünmek yolda olmaktır” ilkesiyle Hz. İnsan’ı arıyor…
244.30 ₺ -
Bir Ömür Ramazan
ÖMRÜ RAMAZAN OLANIN AHİRETİ BAYRAM OLUR Kemal Özer, modern dünyanın dayattıklarına inat Ramazan ruhuna uygun beslenme anlayışını sofralarımızın baş köşesine buyur ediyor. Bu sofra sadece bir arınma değil aynı zamanda ebedî bir bayramın müjdecisi. “Günümüzde insanlar hem iftar hem de sahurda diğer günlerden daha fazla yiyerek orucun sıhhatine zarar verebiliyor. Ramazan’a 75 kilo giren bir kimse Ramazan’ı kilo alarak tamamlıyorsa veya bayrama hâlâ 75 kilo olarak ulaşıyorsa, o kişi orucun kendisine sağlayacağı yararlardan bedenini mahrum etmiş demektir. Bilakis bedenin istirahat ve arınma hakkını engellemiş ve kendine zulmetmiştir. Şayet Ramazan ayı ile diğer aylar arasında hem fizyolojik hem de ruhî bir değişim olmayacaksa oruç tutmanın bir mânâsı olabilir mi? Kullarının aç kalmasından Allah’ın hâşâ bir menfaati olmadığına göre, oruç tutarak aç kalmamız maddî ve mânevî bir arınma sağlamayacak ise niye kendimizi bazı nimetlerden mahrum edelim ki? O hâlde orucu nasıl tutmalı? Orucun maddî ve mânevî arınmasından nasıl yararlanmalı? Normal günlerde çoğu kimse için iki öğün yeterken oruçlu iken dört beş öğün yemekten nasıl korunabiliriz? Bu soruların cevabını Ramazan sofralarımız ile tüketme biçimimizi gözden geçirerek verebiliriz.”
237.30 ₺ -
Hasta Değil Susuzsunuz
Bu kitap, insanların su ile ilgili en temel sorularına cevap veriyor: Hangi su iyi, temiz ve sağlıklı? Hangi suyu içmeli, hangilerinden de uzak durmalı? Çocuklarımıza hangi suyu içirmeli? Sıhhî suyu hangi zamanda ve ne kadar içmeli? Su içmemenin yol açtığı hastalıklar neler? Suları kirleten unsurlardan nasıl korunuruz? Bu sorular son derece mühim, çünkü sularımız gözle görülemeyen çok tehlikeli maddelerle kirletiliyor. Ev ve endüstriyel çöplerin yanı sıra özellikle yoğun ve yaygın olarak kullanılan tarım zehirleri, bazı maden faaliyetleri toprağı, su kaynaklarını kirletiyor. Bitkileri ve hayvanları dolayısıyla insanları toksik maddelere mâruz bırakıyor. Bunlar yetmezmiş gibi ister şehir şebeke suları, isterse de ambalajlı ticari sular olsun hem tehlikeli maddelerle dezenfeksiyon işlemlerine tabi tutuluyor, hem de ambalajlarında BPA ve fitalat yüzünden başta insan olmak üzere tüm canlıları kanser olmasına, kısırlaşmasına ve engelli doğumlara yol açıyor. Evet, SU sadece okulda öğretilen H2O formülünden ve pH değerinden ibaret değil. SU, organik ve inorganik maddelerde ihtiva eden bir hayat membaı. Yâhut da hastalık üreten bir silah… Ayrıca su kodlanabilen ve kodlanarak şifa veya derde yol aça bilen bir madde. Bu nedenle suların biyolojik, kimyevî ve radyolojik kirlilik taşımaması gerekir. Öte yandan besin cevherleri yani mineraller açısından da zengin olması şart. İşte bu eser, zemzemden musluk suyuna, ambalajlı sulardan mâden sularına kadar tüm su çeşitlerini bu yönleriyle ele alıyor, en sıhhî suyu tarif ediyor. Zemzemi dünyanın en mükemmel suyu kılan nedenleri ve iyileştirici gücünü sıralıyor. İbn-i Sina’dan Muhammed Şirvânî’ye İslam ve Osmanlı hekimlerin suya dair görüşlerini aktarıyor.
279.30 ₺ -
Hurma Risalesi
Kemâl Özer Hurma Risâlesi’nde okuru sağlıklı beslenmeye, şifa bulmaya, ‘hurma’ yemeye davet ediyor! Mucize meyve ‘hurma’yı A’dan Z’ye tanıtan Özer, hurmanın zengin içeriğinden, İslam dinindeki öneminden, içinde şifa deposu hurma meyvesinin yer aldığı tariflerden, hangi zararlı besinlere alternatif olduğundan ve faydalarından bahsederek, hurmanın çağımızın en büyük problemlerine “Anti-diyabet, Anti-oksidan, Anti-kanser, Anti-mikrobiyal ve Üreme destekleyici” özellikleriyle çare olduğunu bildiriyor! “Bu çalışmamızda hurmanın besleyiciliği ve hafızayı güçlendirmesinin yanı sıra iktidarsızlık, kısırlık, kanser, diyabet, ülser, yüksek tansiyon, böbrek rahatsızlıkları gibi hastalıklara etkisi ele alınıyor. Hurma hakkındaki kelime zenginliği, hurma türlerinin isimleri, bebeğin doğar doğmaz hurma ile tahnîk edilmesi, hurma ilkâhı, gebelikle irtibatı gibi hususlar ‘efrâdını câmi, ağyârını mâni’ sayılabilecek bir şekilde dercedilmeye çalışıldı. Bu husus öylesine derya deniz ki, elbette daha fazlası da gerektir.” Kemâl Özer
149.80 ₺ -
Zeytin Yaprakları
“En güzel tedavi, hastalığı önlemektir.” 1990 yılından beri zeytin yapraklarının işlenmesine öncülük eden Karabatsou, önleyici tıpta önemli işlere imza atmıştır. Hipokrat yeminini izleyen bu geleneği sürdürmeye hâlen devam etmektedir. Antik Yunan’da zeytine atfedilen kudsiyet ve zeytin yapraklarının pek çok hastalığın tedavisinde etkili olması zeytini, yüzyıllardır süregelen bir kültürel değer haline getirmiştir. Bu kitap, okurlarına zeytinden yola çıkarak Yunanî tıbbının tarihine, sağlıklı beslenmeye, insan fizyolojisinden kadim tedavi metotlarına, pek çok hastalığın sebebine ve tedaviye yardımcı birtakım formüllere, modern tıbbın sağlığa bakışı ile alakalı bilimsel makalelere, türlü bitkilerden doğal ve yapay besin maddelerine ve dahi sağlıklı yemek tariflerine kadar tıbba dair oldukça geniş bir yelpaze sunuyor. Zeytin Yaprakları, tıbbın insan yaşamındaki bütüncül yönünü gözler önüne seriyor.
559.30 ₺ -
Tıbba İman Çağı
Dinsel doktrini hem kınayan hem de ona öykünen sınırsız ilerlemeciliğiyle ve tekno-bilimsel hırsıyla modern tıp, ölümsüzlüğü tanrısal bir edayla cennetsi sonsuzluğun ve kusursuzluğun hayali olarak pazarlamaktadır. Tıbba İman Çağı; ilkesel olarak hastalığın kaynağını modern sağlık ütopyasında, esaretin nedenini özgürlük talebinde ve huzursuzluğun gerekçesini kusursuzluk özleminde arayan bir düşüncenin çıktısıdır. Zira “bizler” sürekli olarak ortasında derin uçurumlar bulunan keskin ikilemlere zorlanıyor, uzun süre hayatta kalmak adına derinlemesine yaşamaktan, yani yaşamın kendiliğinden gelişen kimi hoş kimi nahoş epizotlarını duyumsamaktan feragat ediyoruz. İşte bu kitap tam da bu nedenle bilimsel/ci dünyanın üstenci bir dille bizleri –üstelik biz daha doğmadan– buyur ettiği bu daracık ve penceresiz dünya-odasında gördüğümüz, duyduğumuz, öğrendiğimiz ve hatta tecrübe ettiğimiz birçok şeyi yeniden gözden geçirmeye davet ediyor.
111.30 ₺ -
Şifayı Ararken
Ülkemizde biyorezonans ve akupunktur tedavilerinde öncü bir isim olan Esra Kırsever, Şifayı Ararken kitabında annesinin hastalığı ile başlayan “şifa arayışı” sürecine bizleri de tanık ediyor. Hem doktor hem de bir “hasta yakını” olarak sadece semptomları ortadan kaldıracak değil, hastalığı bitirecek tedavi yöntemleri arayışına giriyor. Bu süreçte biyorezonans, akupunuktur, homeopati, Bach çiçekleri ve bir şifa kaynağı olan “su”ya dair derinlemesine araştırmalar yapıyor, tedavilerinde tüm bunlardan faydalanıyor. Esra Kırsever, bir ömür sürecek “şifa arayışı”nda yaşadığı tecrübeleri ve edindiği bilgileri bizlere sunarak, “Tıbbı, algoritmalardan ibaret kabul eden yaklaşıma” yapıcı eleştiriler getiriyor ve sorgulanabilirliğini ortaya koyuyor. İzini sürdüğü “şifa”, ona “sonsuzluk kapısının kapalı olmadığı”nı ve asıl gayenin “aslına vasıl olmak” olduğunu gösteriyor. Alanındaki ilk kitaplardan olma özelliğini taşıyan Şifayı Ararken, okuyucuyu birçok açıdan beslerken, ona daha önce deneyimlemediği bir bakış açısı sunuyor.
489.30 ₺ -
İslam Tıp Tarihi
Vahyin ilk emrini şiar edinen İslâm toplumu, tarih boyunca çeşitli sahalarda sürekli gelişmeler gösteren bir medeniyet inşa etmiştir. Bu medeniyetin ortaya çıkardığı âlimler ve onların fikirleri, buluşları, eserleri ise insanlığın ortak mirasının yadsınamaz parçaları haline gelmiştir. Elinizdeki kitapta başlangıcından XIII. yüzyıla kadarki süreci ele alınan İslâm tıbbı ise İslâm medeniyeti içerisinde en hızlı gelişen sahalardan biri olmuştur. İslâm dünyasında en çok tanınan ilim adamları arasında tabiplerin olduğunu görmek bu sebeple hiç de şaşırtıcı değildir. Hz. Peygamber’in tıp ve tedaviyle ilgili hadisleri, eczacılık gibi tıp alanlarının ilerlemesine başlangıç oluşturmuştur. “Her hastalığın bir ilacı ve tedavi yöntemi vardır,” mesajını peygamberlerinden alan Müslüman tabipler, bu prensibi benimseyerek “Hikmet Müslüman’ın yitik malıdır, onu gördüğü yerde alır,” düsturuyla kadim tıp öğretilerinden de istifadeyle muazzam gelişmelere imza atmışlardır. Müslümanların tıp ilmindeki başarıları yalnızca Ortaçağ’da değil, Avrupa aydınlanma çağından sonra on yedinci yüzyıla kadar etkisini sürdürmüştür. Nitekim Batı dünyasının tıp ile ilgilenmeye çalıştığı dönemlerde, İslâm dünyası çoktan zirveye ulaşmış hatta doyum noktasına gelmiştir. İslâm Tıp Tarihi, asırlarca farklı coğrafyalara hükmetmiş, bir yandan da ilmî çalışmalarda öncü olmuş bir medeniyetin temsilcilerinin nasıl vahyin gölgesinde yeşerdiğini, kadim kültürlerin birikimlerini nasıl bu gölgede harmanlayarak ileriye taşıdıklarını gösteren detaylı bir inceleme. İslâm medeniyetinin tarihî boyutları ve Batı medeniyeti ile karşılaşmalarının ortaya konmasıyla başlayan çalışmada, kronolojik olarak Antik dönem ve İslâm öncesinden başlanarak Hz. Peygamber devri ile sonrasında Emevîler, Abbâsîler ve Endülüs Emevîleri’nde tıp ve tabipler konu ediliyor. Beytü’l-Hikme’de yapılan ilk tercümeler, inkişaf devrinin ardından İbn Sînâ ile gelen yükselme dönemi, İslâm coğrafyasında yaşamış, eser vermiş, keşiflerde bulunmuş tabiplerin hayatları ve eserleri ayrıntılı olarak ele alınıyor. Başta İbn Sînâ, İbn Rüşd, Ebû Bekir er-Râzî ve İbnü’n-Nefîs gibi meşhur ve birçok ilke imza atan Müslüman tabiplerin tıp ve eczacılık çalışmaları olmak üzere İslâm tıp tarihinin yüzlerce yıllık serüvenini anlatan bu kitap, birinci el kaynaklara dayalı olarak yazılan Türkçedeki en kapsamlı eser olma hüviyetini de taşıyor.
629.30 ₺ -
Hekatonla Son Tango Ciltli
Hekatonkheires (Hekaton), Yunan mitolojisindeki titanlardan Gaia ile Uranüs’ün elli başlı, yüz kollu oğulları olan Kottos, Briareus ve Gyes’in bir temsilidir. Uranüs, Hekatonkheires’ten hem iğrenir hem de iktidarını ona kaptırmaktan korkar. Hâlbuki bu figür, çok başlı ve stabil olmayan yapısıyla hem katildir hem de maktuldür. “Son tango”nun Hekaton’u ise küresel çapta sürdürülen çeşitli propaganda ve eşik altı mesaj uygulamalarıyla “Aileyi İfsad Etme ve İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Küresel Proje Savaşı”nın bir temsilidir. Günümüzün Web 2.0 ve yeni medya dünyasında kadim terbiye sisteminin çökertilmesi, kadın hakları adı altında bir “erkek kadın” figürü yaratılması, baba otoritesinin kasıtlı olarak yıktırılması, her türlü cinsel sapkınlığın eş zamanlı olarak arttırılması ve “toplumsal cinsiyet” adı altında kadın ve erkek farkının ortadan kaldırılması gibi beş ana cephede süren bu savaşa ulusal ve global anlamda, ayağı yere basan çözüm önerileriyle dur demenin vakti gelmiştir. Dokuz Yüz Katlı İnsan ve Nefs Psikolojisi ve Rüyaların Dili kitaplarıyla günümüz psikiyatri ve psikoloji ekollerine gelenek merkezli yeni bir anlayış getiren Psikiyatrist Dr. Mustafa Merter, Hekaton’la Son Tango: Aileyi İfsad Etme ve İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Küresel Projesi’nin Bir Meta-Analizi’nde, küresel boyutta ilerleyen ailenin ifsadı ve yeni bir insanlık inşası çalışmalarını akademisyenler, filozoflar, psikoloji-psikiyatri uzmanları ve sosyologlar üzerinden verileriyle inceleyip hem dünya hem de ülkemiz adına geniş çaplı bir araştırmanın sonuçlarını aktarırken meseleye devlet ve toplum bazlı çözüm önerileri getiriyor. Bunu yaparken dört başı mamur bir “Yüksek Sosyal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü”nün gerekliliğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Ketebe Yayınları olarak, yeni materyalizm, cinsel kimlik, nefret söylemi, akademik objektiflik ve insan hakları gibi içi boş/boşaltılan terimlere ve söylemlere dair, alanında yetkin bir psikiyatrist tarafından, bu zamana kadar yapılmış en kapsamlı bilimsel araştırmalardan biri olan bu çalışmayı okurumuza sunmakla iftihar ediyoruz.
482.30 ₺ -
İslami İktisat, Değerler ve Modernleşme Üzerine
Kişiliğiyle her zaman örnek olan ve “saygı adamı” olarak tanınan, öğrencilerine titizliği ve hakikati söylemekten vazgeçmeyen tavrıyla hatırlanan Sabri Orman; kendisini “iktisat tarihçisi” ya da “İslam iktisatçısı” değil, “düşünce tarihçisi” olarak konumlandırdı. Klasik felsefe ile mantığın araçlarını modern bilimsel tekniklerle birlikte kullanarak tartıştığı metodolojiyi çalışmalarının merkezine aldı. Klasik kaynakları modern sorunlarla ilişkilendirirken anakronizmden kaçınarak kavramların tarihsel bağlamdaki anlamlarına sıkı sıkıya bağlı kaldı. Her eserinde önce sistematiğini okura açıp ardından yöntemini; İslâmî iktisatla sınırlı olmayan bir yaklaşımla, İslam entelektüel mirasının envanterini çıkarmaya yönelik bir proje teklifine dönüştürdü. Bütün bu vasıflarıyla Orman, düşünce tarihçisi kimliği üzerinden İslam toplumunu da modern zamanların penceresinden resmetmeye çalışan idealist bir ilim adamı olarak temayüz etti.
254.80 ₺ -
Gazalinin İktisat Felsefesi
Kişiliğiyle her zaman örnek olan ve “saygı adamı” olarak tanınan, öğrencilerine titizliği ve hakikati söylemekten vazgeçmeyen tavrıyla hatırlanan Sabri Orman; kendisini “iktisat tarihçisi” ya da “İslâm iktisatçısı” değil, “düşünce tarihçisi” olarak konumlandırdı. Klasik felsefe ile mantığın araçlarını modern bilimsel tekniklerle birlikte kullanarak tartıştığı metodolojiyi çalışmalarının merkezine aldı. Klasik kaynakları modern sorunlarla ilişkilendirirken anakronizmden kaçınarak kavramların tarihsel bağlamdaki anlamlarına sıkı sıkıya bağlı kaldı. Her eserinde önce sistematiğini okura açıp ardından yöntemini; İslâmî iktisatla sınırlı olmayan bir yaklaşımla, İslâm entelektüel mirasının envanterini çıkarmaya yönelik bir proje teklifine dönüştürdü. Bütün bu vasıflarıyla Orman, düşünce tarihçisi kimliği üzerinden İslâm toplumunu da modern zamanların penceresinden resmetmeye çalışan idealist bir ilim adamı olarak temayüz etti.
209.30 ₺ -
İstanbulun İktisadi ve İçtimai Tarihi II
İstanbul’un İktisâdî ve İçtimâî Tarihi – II; bilinmeyeni sonsuz, hafızası sayısız olağanüstülüklerle dolu İstanbul’un 2600 yıllık tarihini iktisâdî ve içtimâî açıdan derinlemesine ele alıyor. Şehrin Yunan, Roma ve Türk dönemlerini titizlikle inceleyerek tarihî süreci günümüze taşıyor. Yoğunlaşma ise özellikle Türk-Osmanlı döneminde gerçekleşiyor. Bu çalışma, İstanbul tarihi araştırmaları için adeta bir rehber niteliği taşıyor. Prof. Dr. Ahmet Tabakoğlu, “İstanbul’un İktisâdî ve İçtimâî Tarihi” adlı eserinin bu ikinci cildinde Osmanlı Dönemi İstanbul’unu, Der-sa’âdet (Suriçi/Fatih-Eminönü) ile Bilâd-ı Selâse’yi (Eyüp, Galata ve Üsküdar) kültür, iktisat ve tarihi içinde bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. “Her türlü canlılığın üstünde canlı bir şehir” olan ve İstanbuliyat veya İstanbuloji’den bahsedilecek yani başlı başına bir bilim oluşturacak kadar çeşitli yönleri olan İstanbul’un Osmanlı dönemindeki içtimâî yapılarını, kültür müesseselerini, vakıflarını, esnafını, ticarî hayatını; maddî ve manevî atmosferiyle birlikte bütün zenginliğiyle yeniden canlandırıyor. Bu çalışma, bir tarih anlatısı olmakla beraber unutulmuş nice eserin ve müessesenin de hatırasını günümüzle buluşturan bir köprü niteliği taşıyor.
699.30 ₺ -
Gazali
Kişiliğiyle her zaman örnek olan ve “saygı adamı” olarak tanınan, öğrencilerine titizliği ve hakikati söylemekten vazgeçmeyen tavrıyla hatırlanan Sabri Orman; kendisini “iktisat tarihçisi” ya da “İslâm iktisatçısı” değil, “düşünce tarihçisi” olarak konumlandırdı. Klasik felsefe ile mantığın araçlarını modern bilimsel tekniklerle birlikte kullanarak tartıştığı metodolojiyi çalışmalarının merkezine aldı. Klasik kaynakları modern sorunlarla ilişkilendirirken anakronizmden kaçınarak kavramların tarihsel bağlamdaki anlamlarına sıkı sıkıya bağlı kaldı. Her eserinde önce sistematiğini okura açıp ardından yöntemini; İslâmî iktisatla sınırlı olmayan bir yaklaşımla, İslâm entelektüel mirasının envanterini çıkarmaya yönelik bir proje teklifine dönüştürdü. Bütün bu vasıflarıyla Orman, düşünce tarihçisi kimliği üzerinden İslâm toplumunu da modern zamanların penceresinden resmetmeye çalışan idealist bir ilim adamı
209.30 ₺ -
Keyfekader Kahvesi
Bir yazarın ilk kitabını dikkatle inceleyen “örnek okur”, orada onun kalan ömrü boyunca yazdıklarının izlerini de bulabilir. Keyfekader Kahvesi işte bu yüzden Aykut Ertuğrul’un, öykülerinde etrafında dolaşıp durduğu temaların en saf halde bulunabileceği kitaptır. Labirentler, birbirine bakan aynalar, Doğu ve Batı edebiyatının klasik metinleriyle kurulan akrabalık bağları, kahramanlık, deliliğin sınırları, rüyalar ve bütün bu hikayeleri bir sis gibi kuşatan ölüm, ayrılık ve kader... “Hamle sırası bende! Başından beri kaçıp durduğum, görmezden geldiğim bu çetrefil oyunun zoraki oyuncusuyum artık. Kaçacak yerim yok. Kâtip ile Kara Köpek avluda sabırsızca volta atıyor, kararımı bekliyorlar. Ayak sesleri: Biri serseri bir kurşunun ete saplanışı gibi hoyrat ve tok, diğeri keskin bir kılıcın, ipek bir eşarbı ortadan ikiye ayırışı kadar tekinsiz, yumuşak… Bir an önce karar vermeliyim.”
125.30 ₺ -
Rahmet Yolları Kesti
“İnsanın dramı kişiseldir ama, kişiliğinden değil, toplumsallığından gelir.” Gerçeğin peşinden Türkçenin bütün imkanlarıyla doludizgin giden Kemal Tahir, bu kez “romantik bir başkaldırının soylu şövalyeleri” olarak bir tür klişe haline getirilen “eşkıyaları” konu ediniyor. Yerleşik kanılara meydan okuyan bir roman olarak Rahmet Yolları Kesti, eşkıyalığın acziyet ve ihtirasın birleşmesiyle ortaya çıkan kötücül yüzünü, hırsın cahillikle bilendiği bir kara düzenin içinde olanca gerçekliği ile ortaya koyuyor. Kemal Tahir, destan ve türkülere konu olan, son derece renkli eşkıyalık motiflerinin arkasına saklanan kaba ve kötürüm bir suçun anatomisini çıkararak toplumsal sorunları insan teklerinin dramları üzerinden okuyor.
314.30 ₺ -
Aldanmanın Yergisi Kitabü Zammil Gurur
Akıllı kişilerin uykusu da yemesi de ne güzeldir! Onlar ahmakların uykusuzluğuna ve çalışmalarına nasıl aldansınlar! Takva ve yakîn ehli birisinin zerre kadar ameli aldananların yer dolusu amelinden daha faziletlidir. Hz. Muhammed [sav] Bu eser, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’de yer alan “Kitâbü Zemmi’l-Gurûr” bölümünün tercümesidir. Gazzâlî burada aldanmayı açık günahlardan önce gelen bir kalp hastalığı olarak ele alır. Hakiki kulluğun, kişinin niyeti ve kalbinin ihlâsı ile mümkün olduğunu vurgular. Gazzâlî’ye göre kalbin çöküşü çoğu zaman görünür günahlardan ziyade şeytanın, içe fısıldadığı doğrularla başlar. İyilik şekline bürünmüş gizli bir günah olarak tanımlanabilecek aldanma (gurûr), ona göre kişinin kendini kandırarak yani doğru yolda olduğunu zannederek hakikatten uzaklaşmasına yol açar. İlmiyle övünen âlimlerin, ibadetlerine güvenen âbidlerin, manevî hâllerine yaslanan sûfîlerin ve servetiyle kendini emniyette gören zenginlerin nasıl aldanabildiğini çarpıcı örneklerle açıklar. Amelin çokluğunun kurtuluş için yeterli olmadığını hatırlatır. Niyetin ve kalbin ihlâsının belirleyici ölçü olduğunu sürekli ön plana çıkarır. Recâ ile boş temenni arasındaki farkı belirterek Allah’ın rahmetine güvenmenin sınırlarını çizer. Aldanmanın Yergisi, günümüz dünyasında kendini haklı gören, yeterli sayan ve sorgulamaktan uzaklaşan insan için güçlü bir uyarı niteliği taşır.
92.40 ₺ -
Gelenekten Modernliğe Osmanlı
“Tarih felsefesi açısından gelenek-modernlik bağlamında Osmanlı’yı daha iyi çözümleyen bir eser yazılmadı.” İbrahim Orhun Kaplan Modern dünya, yaşadığı derin krizden çıkmak için dünyanın en uzun ömürlü adalet devleti olan Osmanlı’yı anlamaya muhtaç. İslâm’da Modernleşme, 1839–1939 adlı kitabıyla İslâm modernleşmesi incelemeleri alanında çığır açan Bedri Gencer, “geleneksel Osmanlı anlaşılmadan modern Osmanlı anlaşılamaz” mantığıyla Osmanlı tecrübesini bir bütün olarak ele aldığı bu kitabında Osmanlı incelemelerine yeni bir boyut getirmektedir. Osmanlı, nasıl kuruldu, zayıfladı, direndi ve çöktü? Gelenekten Modernliğe Osmanlı, bu dört soruya cevap olarak kadim ve modern, tarihî ve kurumsal, fikrî ve sosyal boyutlarıyla bir bütün olarak Osmanlı tecrübesini anlatan, Osmanlı hakkında hem kapsamlı bir tasvir, hem derinlikli bir tahlil sunan yegâne bir eserdir. Osmanlı, herhangi bir siyasî sistemin ötesinde kadim (Doğulu-İslâmî) medeniyetin kıvamını ve zirvesini temsil eden bir imparatorluktu. Bu yüzden okur, ilk kez bu kitapta, Osmanlı’nın gelenekten modernliğe geçiş sürecinde Doğu ile Batı medeniyetlerinin tarihî karşılaşmasının derin mantığını da keşfedecektir. Gelenekten Modernliğe Osmanlı, akıcı bir Türkçeyle kadim ve modern Osmanlı hakkında kapsamlı bir tasvir ve derinlikli bir tahlil sunmanın ötesinde, nazarî ve fikrî değeriyle temayüz etmektedir. Gencer, “vusûl için usûl” kaidesince özelde modernleşme, genelde Osmanlı modernleşmesi incelemesi için esaslı bir teorik çerçeve çiziyor, dahası temel kavramların izini sürerek, ilim-amel, sebat-değişme ayırımlarına dayalı meşrûiyet mücadelesi olarak dinin tarihî tecrübesine dair eşsiz bir entelektüel anlatı sunuyor.
419.30 ₺ -
Sütçü İmam Ketebe
Türk edebiyatının işaret fişeklerinden Cahit Zarifoğlu’nun eserleri, bir duyarlılığın ürünüdür. Zulme uğrayan Müslümanların trajedisi ve akıl almaz direnişi, çağına tanıklık eden bir sanatçının kalemiyle ete kemiğe bürünür. O, medyanın normalleştirdiği yahut sessiz kaldığı işgalleri diri bir hassasiyetle gündemde tutar ve soluğunu Filistin’deki, Afganistan’daki, Hama’daki, Doğu Türkistan’daki Müslümanlara ulaştırmaktan geri durmaz. Zarifoğlu bu coğrafyalar ile İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilen Maraş arasında bir bağ kurar. Yazdığı tiyatro eseriyle, Maraşlıların 1920 yılında topyekûn direnerek verdikleri destansı kurtuluş mücadelesini, küllenmiş koru tutuşturan, süt maşrapasını bırakıp tabancasını doğrultan Sütçü İmam üzerinden anlatır. Sezai Karakoç’un, “Süt ve tabanca… İşte Maraş budur, Anadolu budur,” dediği yerde, korku ile ümit arasında… Seyirci koltuğuna oturacak, kahramanlar onun önüne gelecek, heyecanlar ve hiddetler, haykırışlar, hezeyanlar, vahşet sahipleriyle birlikte canlanacak.
90.30 ₺ -
Sizi Görmeliydim
Cahit Zarifoğlu’nun tüm kurmacaları Sizi Görmeliydim adıyla okuyucuyla buluşuyor. İns’te yer alan altı öyküsünün dışında Mavera, Yönelişler, Yedi İklim, Diriliş, Yeni İstiklal ve Demokrasiye Hizmet gibi dergi ve gazetelerde yayımlanan öyküleri, tefrika edilen yarım romanlarıyla 1985’te yayımlanan Savaş Ritimleri, senaryo çalışmaları ve vefatından sonra terekesi ve farklı kaynakların incelenmesi sonucu elde edilen öykülerin yer aldığı bu kitap, Zarifoğlu’nun zengin çehresinin “hikâye” cephesine mütavazı bir ışık sunuyor. Onun kurgusal evreninin her köşesinde şair Zarifoğlu’nun dünyaya bakışı bir nabız gibi atıyor. Sizi Görmeliydim’deki bu özgün, tekinsiz ve ironik metinler; gerçeğin metafizikle karşılaştığı o ânı gösteren berrak bir aynayı andırıyor.
454.30 ₺