-
15 Temmuz Diriliş Destanı
Ölümü göze almışlardı. Hemen hepsi imanlı, inançlı ve cesurdular; abdest alarak sokağa çıktılar. Kimi tankın üzerine arabayı sürdü kimi çelik paletlerin önüne kendini attı kimi Akıncı Üssü’nde uçak ve helikopter pilotlarının üzerine yürüdü; cadde ve meydanlarda tanklara dur, dedi. İlk defa sivil halk, silahlı hainleri yendi. Elinde taş bile olmayan imanlı yiğitler; bomba, makineli tüfek, uçak, tank ve helikopterle üzerlerine gelenlere diz çöktürdü. İman, tekniğe meydan okudu. Minarelerden okunan ezan ve sela sesleri, uçak ve helikopter gürültüsünü susturdu. İlk defa milletin gönlünde taht kuran bir lider, cesaretle milleti meydanlara ve havalimanlarına çağırdı, millet de onun sesine kulak verdi, darbeci hainleri yenerek meydanları teslim aldı. Allah müminlere cesaret verdi, hainlerin kalbine korku saldı. 1908, 1960, 1971, 1980, 28 Şubat 1997’de yapılamayan 15 Temmuz’da gerçekleşti, millet Diriliş Destanı yazdı. Bu roman tarihe not düşmek için yazıldı. 15 Temmuz’da yazılan muhteşem destanı ayrıntıları ile gözler önüne seriyor.
140.00 ₺ -
Ene Sus Ey Nefsim
Bir ses var insanın içinde... Hiç susmayan, hep konuşan... Şimdi sus ve kendini dinle kâri. Dinle ki hâlâ sesler geliyor içinden. Sussan da susamıyorsun. Durduramıyorsun içinden gelen bu sesi. İsmine “nefs” diyorlar. Diler misin bu kez biz konuşalım o içimizdeki nefsle? Aşk diyarına Hüdâyî kapısından girip nefs ile cenk edelim ister misin? Şimdi nefsinle konuşacağın bir hikâye anlatacağım sana kâri. Nefsinin konuşacağı bir hikâye... Sen de ki “hayal,” ben diyeyim ki “muhal, imkânsız.” Lakin şunu bil; ben inandım ki içimize bunları düşüren dahi nefsimizdir. Bizi durduran ve kandıran da nefsimizdir. Ve hatta şu anda içinde bir ses varsa ve “Okuma bu kitabı, bırak” diyorsa sana, inan ki o da nefsinin sesidir. Hem her kitap bir kişi için yazılır kâri. Belki de bu kitap yalnızca senin için yazılmıştır... Ene Sus Ey Nefsim Aziz Mahmud Hüdayi
182.00 ₺ -
6 Asırlık Devlet 6 Yılda Nasıl Yıkıldı
Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu’nun yeni kitabı 6 Asırlık Devlet 6 Yılda Nasıl Yıkıldı? Nesil Yayınları arasındaki yerini alıyor. Ebubekir Sofuoğlu bu kitabında Osmanlı Devleti’ni yıkıma götüren son 6 yılı; eleştirel bir tarzda, araştırmalarla destekleyen bir üslupla kaleme alıyor. Osmanlı’nın yıkılışındaki faktörler bu kitapta derinlikli olarak irdeleniyor. Önemli incelemeler, okumalar ve tahlillerle bu kitap kıymetini ve önemini artıran bir tarzda sunuluyor. Balkan Savaşları’nın, 31 Mart İsyanı’nın, I. Dünya Savaşı’nın Osmanlı Devleti’nin yıkılış sürecine olan etkilerini bu eserde okuyacaksınız. Osmanlı’nın yıkılışında etkili olan dış organizasyonların yanı sıra içerideki iş birlikçi faaliyetlerde bulunanlara da bu eser temas etmeden geçmiyor. Akla gelebilecek pek çok aykırı sorunun cevabını bu kitapta bulacaksınız. Osmanlı’yı yıkılışa götüren faktörler nelerdi? Osmanlı’nın yıkılışında etkin rol oynayan karakterler kimlerdi? Osmanlı’nın yıkılması yolunda kimler nasıl hazırlıklar yaptı? Balkan Savaşları’nın, 31 Mart Olayı’nın ve I. Dünya Savaşı’nın Osmanlı’nın yıkılışındaki etkisi nelerdi? Peki, Türkiye Cumhuriyeti de aynı sona maruz kalabilir mi?
24.50 ₺ -
Benim Adım Sena
… Ben buraya vaaz yapmaya gelmedim. Ben buraya konferans vermeye gelmedim. Ben buraya, Çanakkale Harbi’ni vermeye geldim. Ben buraya, cephede askerlere “Hücum” emri vermeye geldim. Her türlü küfre karşı, her türlü zulme karşı, şu memleketi sömüren odaklara karşı. Adres vermeye gerek yok. Siz sineği bile namlayan (vuran) insanlarsınız. Onun için artık kürsüdekinden her şeyi açık seçik beklemeyin. … Sen buraya vaaz dinlemeye gelmedin. “İcâzet merasimi varmış, gidelim, takılalım’’ vesaire. Öyle değil. Ben buraya vaaz etmeye gelmedim. Git eve anan baban sana vaaz etsin, git ninen, deden sana vaaz etsin icabında. Benim âcizâne burada konuştuğum bir vaazdır, Eyvallah ama bir yerde vaaz hududunu taşırıyorum. Bak, dikkat et! Ben şu an burada Resûl-i Ekrem’in (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) dediği gibi olmanın sancısını çekiyorum. … Resûl-i Ekrem’den (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) topla, bu tarafa gel. Genelde İslâmiyet’te, özelde Nakşibendî tarikatında ilim zikirden önce gelir. “Ben buraya geldim, bu hocayı dinledim, hem de tarikat dersi yapayım.” Veyahut da “Hocanın konuştuklarını dinlemeye gerek yok, ben dersimi bitireyim bir an önce’’ vesaire, câiz değildir. O tesbihi koynuna koy, cebine koy, çantana koy. İlim zikirden üstündür. Sen, zikrin nasıl yapılacağını ilimle öğrenirsin. Sana namazın nasıl kılınacağını tesbih öğretmiyor. Sana tahâretin nasıl alınacağını tesbih göstermiyor. Sana nasıl giyineceksin, nasıl Allah’ın en şerefli kulu olacaksın tesbih öğretmiyor. Tesbihe şiddetle ihtiyaç var; amma velâkin ilim olmadan (sadece) tesbihle olmuyor. Diyelim ki Mevlâ’yı zikretmek eğer bir ekmek ise ilim de havadaki oksijendir.
161.00 ₺ -
Aşk 5 Vakittir
Gelirken sen getirmediğin, giderken de gitmelerine mani olamadığın hiçbir şeye benim diyemezsin. Benim diyemediğin şeyden hak talep edemezsin. Hak talep edemediğin şeyden şikâyet edemezsin. Ama aldandın bir kere. Damarlarına kadar işlemiş haram sevdaya mukabil, sana şah damarından daha yakın olduğunu söyleyen bir Rabbin vardı. Duymadın! Kimse bilmez diye derinlere gömdüğün dertlerine mukabil, yarattığı kalbin atomlarına kadar işiten Rabbin vardı. Anlamadın! Onların batıp giden sevgilileri çiçek alırken, bizim Sevdiğimiz (c.c.) tüm çiçekleri yarattı. Görmedin! Şimdi hüzünlü yüreğine şöyle söyle dostum: Geçmez sandığın ne varsa geçiyor. İçin geçiyor önce. Sonra anıların gözlerinin önünden geçiyor. Geçmez sandığın kabuk tutan yaraların da geçiyor. Ben de gidiyorum artık, gözümün önünden kabrim geçiyor. Kestiğim elimi ispat olsun diye gözlerimin önünde tamir eden Allah’ım! Kırık gönlümü başka cerrahlara götürdüğüm her gün için affet! Tırtıl öldüm demiş, Allah kelebek yaratmış... Aşk 5 Vakittir, 9786051830858, Mehmet Yıldız, Nesil Yayınları, aşk beş vakittir
21.00 ₺ -
Osmanlı Demokrasisinden Türkiye Cumhuriyetine
Osmanlı'da hiç kimsenin kudret ve kuvveti "mutlak" değildi. Özellikle padişahlar denetim altındaydılar. İsrafa ve sefahate meyleden padişahlar, ulema fetvasıyla hal'edilir, yani tahttan indirilirdi. Osmanlı devlet sistemi, insanı merkez alan ve insana değer veren, bugünkü anlayışa yatkın demokratik bir yapıya sahipti. Osmanlı Devleti; insan, hayvan ve bitkiye yönelik hizmetler üreten büyük bir hayır kurumuna dönüşmüştü. Padişahlar bu büyük hayır kurumunun bir nevi garsonuydular. Padişahlar zaman zaman kıyafet değiştirip halkın içine karışmakta, talep ve değerlendirmeleri birinci elden almaya özen göstermekteydiler. Halk, padişahı, devlet ve hükümet adamlarını açıktan açığa tenkit etmek hakkına sahipti. Vaizler vaazlarında, halk hatipleri meydanlarda tenkit hakkını kullanırken zabıta müdahale etmezdi. Özgürce konuşurlardı. Padişahlar din, dil, ırk, mezhep ayırımı gözetmeksizin halkın hakkını hukukunu muhafazaya mecburdu. Bu ve benzeri daha pek çok uygulama Osmanlı döneminde mevcuttu. Özetle Osmanlı bütün bu icraatları "demokrasi" adına yapmadı, demokratlık adına gerçekleştirmedi. Peki ya Osmanlı sonrası? Cumhuriyetimizin ilk yıllarından günümüze demokrasiyi, hak ve özgürlükleri millet olarak ne ölçüde tadabildik, ne kadar yaşayabildik? Osmanlı'nın halkına sağladığı hak ve özgürlükleri, hoşgörü ve serbestliği neden mumla aramaktayız? Bu kitabı okurken Osmanlı'nın kurduğu, hâkim kıldığı ve uyguladığı demokrasi havasını derin derin teneffüs edeceksiniz. Satırlar arasında gezinirken zihniniz sürekli Osmanlı'dan günümüze gidip gelecek, "Neydik? Ne olduk? Ne olmalıyız?" sorusuna cevaplar arayacak ve bulacaksınız.
245.00 ₺ -
Aşık da mı Olmayalım
Bazen çok sevdiğin bir şey imtihanın olur… Bin bir ümitle, bin bir hayalle çıktığın yolda hüsran dolar avuçlarına… Kâh kendine kızarsın kâh kendinden eksiltenlere… Unutmak istersin, canın yanar… Bırakıp gitmek istersin, ruhun yanar… Artık sevmemek istersin, kalbin yanar… Nereye gitsen seninle gelen hatıraların gitmene izin vermez, gittiğini zannetsen de… Aşk artık acıtmaya, giydiğin bu ateşten gömlek sineni yakmaya, gözyaşların yüreğinden dolup taşmaya başladığı anda ellerini semaya kaldırıp sessizce haykırırsın: “Ben nerede yanlış yaptım?” “Âşık da mı Olmayalım?” aradığın cevabı bulduracak satırlara davet ediyor seni…
140.00 ₺ -
Çocuk Neyi Neden Yapar?
Her anne babanın canını sıkan sorunlardır; çocuğunun bir türlü tuvalet alışkanlığı kazanamaması, yemek yememesi, kardeşiyle kavga etmesi, inatçılığı, internet düşkünlüğü ve dahası... Bir kısım anne baba, bu davranışların ne anlama geldiğini bildikleri için çocuklarını incitmeden sorunları çözerken, bir kısım anne baba ise sorunların çözümünde çaresiz kalarak çocukları ile bir çatışmaya girerler. Bu çatışmalarda, hem kendilerini hem de çocuklarını yıpratırlar. İşte bu kitabı Pedagog Dr. Adem Güneş, 'çocuk davranışları anlama rehberi' olarak hazırladı. Çocuk davranışlarının nedenlerini ve çözüm önerilerini yalın bir dille, ebeveynlerle paylaştı. Bu eser, çocuk davranışlarını anlamak isteyen her yetişkinin elinin altında bulunması gereken pratik bir bilgi kaynağıdır.
210.00 ₺ -
Huyu Suyu Güzel Çocuk
Çocuk büyütmek tarih boyunca hiç kolay olmadı ki... Çocuk sahibi olacağını öğrenen anne baba adaylarına içlerinden ilk geçen duygunun ne olduğunu sorduğumuzda "İster kız, ister erkek olsun farketmez, yeter ki huyu suyu güzel olsun" cevabını duyarız. Ancak gelin görün ki günümüz anne babası, at yarışına dönmüş yaşam şartlarında çocuk yetiştirmek için uğraşırken 'insani değer'lere sahip, 'huyu suyu güzel' çocuk yetiştirmeyi ihmal ediyor maalesef. İşte Huyu Suyu Güzel Çocuk adlı bu kitap; güler yüzlü, merhametli, yardımsever, doğru sözlü, dürüst, güvenilir ve barışçıl çocuk yetiştirmenin yollarını gösteriyor. Ve insani değerlerle bezeli, kaliteli, ruh sağlığı yerinde çocuklar yetiştirmenin püf noktalarını, örnek vakalarla anlatıyor. ... Bu kitap, öyle doğal ve anlaşılır bir dille hazırlandı ki, uygulamakta hiç zorlanmayacaksınız. Şimdi yaslanın arkanıza ve okumaya başlayın...
168.00 ₺ -
Ömrüme Doğan Güneş
Kaybolduğum karanlıklar içinde yıllardır aradığım bir ışıktı bu... Beynimin kıvrımlarında ateşlenen bir duygunun bütün ruhumu sarmaladığı o gece, uykularımı kaçıran bir heyecanla, kendimi kontrol edemez bir hâldeydim. Çünkü sabah olunca hayatımda yeni bir sayfa açılacak, hayalini iple çektiğim günlere nihayet ilk adımımı atabilecektim. Bir kara sevdalı gibi ölesiye bir hasretle arzuladığım bu yeni hayatımda dayanılmaz ihanetlerin, yakıcı sevdaları ve gizemli hadiselerin beni pusuda beklediğini nereden bilebilirdim ki! *** Herkesin bir nebze rol aldığı yaşanmış bu hikâyede: Bir öğretmenin genç beyinlere umut olmak için çıktığı yolda; yürek burkan cefalara, göz yaşartan fedakârlıklara ve mest edici aşklara tanık olmaya hazır mısınız?
140.00 ₺ -
Aşk Varsa Kusur Yoktur
Bazıları susar ağlarken... Ve bazıları yazarak ağlar... Ve kelimeler bazı vakitler her yaradan daha çok acı verir. "Aşk" gibi... Aşk ki vardır. O vakit yoktur kusuru âşıkların. Zira değil mi ki gönlümüze aşkı koyan da O, her ne duamız varsa duyan da O, bedeni ruhundan bir libas gibi soyan da O... Demem o ki her ne varsa O'ndandır. Aşk da O'ndan... Dert de O'ndan, derman da O'ndan... Lakin bir tek harf olsa, kusur bulursan söylediklerimde işte bir tek o bendendir. Kusurları örten de bir tek O'dur ve O'nun merhameti elbet ki hepimizden çoktur. Ama gönlüm diyor ki "Aşk varsa kusur yoktur" Bakma kusuruma... Aşktandır...
140.00 ₺ -
Kösem Sultan
2 Eylül 1651... Payitaht kaosla kucaklaştığı bir güne uyanıyor. Şehir huzursuz, saray huzursuz... Teamüllerin ve geçmişin hiçe sayıldığı karanlık ayak sesleriyle yankılanıyor Topkapı Sarayı'nın kasvetli duvarları. Kılıçlar anılara savruluyor. Ne suç belirgin ne ceza ne de suçlular... Kösem Sultan'ın muhalifleriyle yürüttüğü mücadele doyum noktasına ulaşırken Saray-ı Hümayun'un sofalarında nefret dolu bakışlar can buluyor. Kösem Sultan'a gönülden bağlı Gülnihal Kalfa, kendisine sultanı tarafından verilen emaneti muhafaza edebilmek için İstanbul sokaklarını arşınlarken peşindeki ağaları atlatmak zorunda. Bunu yaparken yanında yalnızca genç yeniçeri Sinan varken hem de... Bir yanda ipini koparan yeniçeri ocağı, bir yanda ocağa ve kadınlar saltanatına diş bileyen saray ağaları, bir yanda devleti ehil kişilerin eline teslim etmek isteyen Hatice Turhan Sultan ve diğer yanda yıllarca devleti idare eden, kudretiyle cihana nam salan Kösem Sultan... Kösem Sultan, tüm bu çıkmazlara cevap ararken okurlarını Osmanlı İmparatorluğu'nun en karmaşık dönemlerinden birine yolculuk etmeye çağırıyor.
168.00 ₺ -
İçiyorsak Sebebi Var
Derdin hep yanında ise şükret! Derdin derman olduğu gibi aynı zamanda dosttur sana... Ve hep acıları söyler. Gecenin en demli anında gelir, çayıma ortak olur. Ve sorar: - Nedendir gece gece bu kadar çay? Çayımdan bir yudum alıp masaya bırakmamdan alır cevabını: - İçiyorsak sebebi var dost... Eminim kitabı okuyan her genç "Benim de bir derdim var ve içiyorsam sebebi var" diyecek. O dert ki, bir davanın kimliği ve ebedi hayatın anahtarı... Satır aralarında ilerledikçe iman gözlüğünü takıp kâinatı seyretmenin huzuruna varacak... Ve Kur'an eczanesinden bu asrın manevi hastalıklarına şifalar sunan 'kırmızı kitaplar'a aşkını tazeleyecek.
8.40 ₺ -
Aşk Neden Can Yakar?
Derdin hep yanında ise şükret! Derdin derman olduğu gibi aynı zamanda dosttur sana… Ve hep acıları söyler. Gecenin en demli anında gelir, çayıma ortak olur. Ve sorar: - Nedendir gece gece bu kadar çay? Çayımdan bir yudum alıp masaya bırakmamdan alır cevabını: - İçiyorsak sebebi var dost… Eminim kitabı okuyan her genç “Benim de bir derdim var ve içiyorsam sebebi var” diyecek. O dert ki, bir davanın kimliği ve ebedi hayatın anahtarı… Satır aralarında ilerledikçe iman gözlüğünü takıp kâinatı seyretmenin huzuruna varacak… Ve Kur’an eczanesinden bu asrın manevi hastalıklarına şifalar sunan ‘kırmızı kitaplar’a aşkını tazeleyecek Aşk Neden Can Yakar?, Nesil Yayınları, 9786051627205, Mehmet Yıldız
15.40 ₺ -
Seviyorsan Git Konuş Bence
"Kitap okumayı sevmiyorum ki ben, bunun filmi yok mu?" diyecek olanlara, bu hayat filminin yalnız bir kez çekileceğini ve aslında bu filmin başrol oyuncusunun kendisi olduğunu hatırlatan bu kitabı, önce kendinize, daha sonra bittiği gibi sevdiğiniz bütün namaz kılmakta zorlanan arkadaşlarınıza vermeye can attığınızı daha ilk sayfalarda hissedeceksiniz. Sempatik ve sıra dışı anlatımıyla, gülerken duygulandığın birkaç saat... Âlemlerin Rabbine olan samimiyet ve aşkının şiddetini arttıracak birkaç ipucu... Manevi atmosferinin güçlenerek ibadetlerinde huşu ve huzuru yakalamana vesile birkaç satır...
112.00 ₺ -
Modern Ezberlerin Sonu
Modern zamanların ezberleri arasında herhalde en etkilisi, bilim ve din ile ilişkili olanlardır. Din ile bilimin çatıştığı tezi, bu ezberlerin ilkidir. Dinin ‘dogma,’ bilimin ise ‘en hakiki mürşid’ olduğu, bir diğeridir. Evrim teorisinin ispatlanmış gerçek, ateizmin bilimselliğin zorunlu sonucu olduğu, yine bu ezberlerden ikisidir. Bu modern ezberlere göre, ‘inanmak’ dindarların, ‘düşünmek’ inanç- sızların işidir. Modern ezberciler, düşünerek inanma gibi bir seçeneğe kapalı oldukları gibi, ‘ateizme inanma’ gibi bir olguya da kapalıdırlar. Newton başta olmak üzere, büyük bilim adamlarından birçoğunun aynı zamanda Allah’ın varlığına ve birliğine inanan insanlar olduğu gerçeğine de… Elinizdeki kitap, bilim, din ve ateizme dair, bir ‘düşünce meselesi’ olmaktan ziyade ‘inanç meselesi’ olagelmiş bütün bu modern ezberleri masaya yatırıyor. Kitabın sayfaları arasında ilerlerken, modern maddeci bilimsel anlayışa karşı, ‘post-materyalist’ bir bilimin ayak seslerini siz de işiteceksiniz...
10.50 ₺ -
Haliliye Mesleği
Özü Hz. İbrahim’in hakikat yolculuğuna dayanan bir yoldur ‘haliliye’ mesleği. Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman Said Nursî ise, onu ihlas sırrı içerisinde açıklar: “Mesleğimiz haliliye olduğu için, meşrebimiz hıllettir. Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmak iktiza eder.” Peki, nedir bu mesleğin esasları? Bir mü’min, ‘haliliye mesleği’ne dahil olmayı nasıl başarabilir? Nasıl İbrahim aleyhisselamın açtığı bu yoldan ihlas sırrına erişebilir? Abdulkadir Menek, elinizdeki kitabında ‘Haliliye mesleği’ni, Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu ölçüler ve tarifler ışığında irdeliyor. Ve ihlas, muhabbet, şefkat, diğergâmlık, dayanışma, tevazu, müsbet hareket gibi kavramlardan hareketle, Nur talebeliğinden ümmete uzanan ‘kardeş’liğin duygu haritasını çıkarıyor…
5.60 ₺ -
Mustafa Osman
“Birinci saftaki haslar içine girmeye hak kazanmış, Nur’un kahramanlarından, muhlis, ikinci bir Hüsrev, Hasan Feyzi gibi, metin, ihlası tam, bahadır, Risale-i Nur’a pekçok faydası dokunan, fedakâr, edip, vasıta-i irtibat, fevkalade sadakatli, haslar dairesinde…” Bediüzzaman Said Nursî Mustafa Osman Efendi, Üstad Bediüzzaman’ı ilk olarak 1941 yılında Kastamonu’da ziyaret eder. Bu ziyaretten sonra Nur’un manevî cazibesine kapılarak ömrünün sonuna kadar, tam elli yıl iman ve Kur’an hizmetinde aktif rol alır. Safranbolu’da ticarî faaliyetlerinin yanında Nur’un muhabere merkezi gibi çalışır; Üstad Bediüzzaman’dan ve Nur talebelerinden gelen risale ve mektupları yazıp çoğaltır ve bölgedeki diğer Nur talebelerine ulaşmasını sağlar. Bediüzzaman’la birlikte Afyon Hapsi’nde de yatan Mustafa Osman Efendi, aynı zamanda Mustafa Sungur’un Risale-i Nur hizmetine vakf-ı hayat etmesinin önemli vesilelerinden biridir. Üstad Bediüzzaman bunu, “Mustafa Osman, Sungur’un üstadı olmuş” diye ifade eder. Mustafa Osman Efendi yaptığı müdafaaları, cesareti ve şecaatiyle de meşhurdur. Pekçok insanın iman hakikatleriyle tanışmasına vesile olmakla birlikte, ahlak ve kemalatı ve ticaretteki dürüstlüğüyle de çevresine örnektir. Bu kitap, Mustafa Osman Efendi’nin hayatı çerçevesinde bir devre tanıklık etmekle birlikte, Safranbolu ve Karabük yöresinde Risale-i Nur’a hizmet etmiş önemli şahsiyetlerle tanışma imkânı veriyor.
9.10 ₺ -
Satır Mealli Cevşenü’l Kebir
Her biri Allah’ın isimlerinden on ismi içeren yüz bölümden oluşan ve âlemler Rabbinin kâinatta tecelli eden 1001 ismiyle yapılan eşsiz bir peygamberî duadır Cevşen. Cevşenü’l-Kebîr şimdi, hat ve estetiğin buluştuğu Nesil bilgisayar hattıyla ve her bir Arapça cümlenin hemen altında verilen manasıyla karşınızda. Satır Mealli Cevşen, okuyucuya Arapça ifadeleri birebir anlayarak tefekkür etme imkanını sağlıyor. Kolay taşınabilir ebadı, kuşe sıvama cilt ve iki renkli baskısıyla satır mealli yeni Cevşen okuyucuyla buluşuyor.
4.90 ₺ -
Sonsuzluğa Uyanmak
Bir daha gelemeyeceğime inandığım bu dünyayı dolu dolu yaşamaktı benimki. Kollarına atıldığım bu masalımsı hayatın keyfini sürmekti, rüyaların doyumsuzluğuyla...Hiçbir ayıbın ve günahın olmadığı bir ömürdü hayallerimi süsleyen. İmkânların bolluğu içinde dilediğime erişmek için düşler kuruyordum kendimce.Ama her şey sonsuzluğa uyanmakla başladı; iksirimi ve kimyamı bozarak. Bir anda kendimi gizemli âlemlerde buldum. Anladım ki; fani aşklarmış, en çok yürekleri yaralayan...Onların girdabına düşenler, bir türlü uyanamazlarmış sonsuzluğa. Ama bazı aşklar da vardır ki, faniliğin cenderesinden kurtarıp sonsuz diyarlara götürür insanı. * * * İşte bu kitapta böylesi bir sevda yolculuğu anlatılıyor. Fani aşkın içinde sonsuz âlemlerin uyanışını yaşayan iki genç yüreğin çırpınışları konu ediliyor.Bu kitabın satırları arasında gezinirken hakiki aşka şahit olacaksınız. Okudukça ebedi aşkla tutuşup sonsuzluğa uyanacaksınız.Sonsuzluğa Uyanmak, duygu dolu, yaşanmış bu hikâyeyi kırılgan yüreklerinize sunuyor...
140.00 ₺ -
Tevbeyi Yaşayanlar
\"Pişmanlık tevbedir.\" Hadis-i Şerif İblis de hata yapmıştır, insan da.İnsanın farkı, hatasını kabul edip,affı için Rabbine yönelmesi, yani tevbesidir.İşte bu kitap, ‘farkını korumaya çalışanları’ anlatıyor.
63.00 ₺ -
Engelli Sahabiler
‘Engelli’ hayatlar, hayatın bir gerçeği. Her çağda ve her toplumda, bu gerçek karşımıza çıkıyor. Peki, Asr-ı Saadet’te durum neydi? Sahabiler arasında, engelliler var mıydı ve onlar hangi sahabilerdi? Engelli sahabiler, neler yaşadı? Peygamber Efendimiz (a.s.m.) ve diğer sahabiler onlara nasıl davrandı, nasıl yaklaştı? Engelli sahabilerin hangisi, hangi alanlarda engelleri aşıp engelsizleri bile geride bıraktılar? Engelli Sahabiler, her çağda ve her toplumda karşımıza çıkan ‘engelliler’ gerçeğine, Asr-ı Saadet’ten ışık tutuyor. Ve hem engelli sahabilerin durumuna, hem Hz. Peygamber’in ve diğer sahabilerin onlara yönelik tutumuna dair örnekler ve ibretler ile, Asr-ı Saadet’ten bugüne iman, sabır ve insanlık mesajı getiriyor...
14.00 ₺ -
Peygamberimizden Gençlere Sesleniş 1
“En hayırlılarınız, ömrü uzun ve ahlâkı güzel olanlarınızdır.” “İşlediğin günah seni üzer ve iyilik yapmak da sevindirirse, bu imandır ve sen mü’minsin.” “Sevdiğin kişiyi ölçülü sev, bir gün gelir düşmanın olabilir. Düşmanlık yaptığın kişiye de aşırı kin besleme. Bir gün gelir, o da dostun olabilir.” Peygamber Efendimiz aleyhissalâtu vesselamın, çağlar öncesinden bizlere miras olarak bıraktığı sünnetine sahip çıkmak her mü’minin görevi. İşte bu kitap nebevî mirasın yolundan gitmenin imkânlarını ortaya koyuyor.
8.40 ₺ -
Sahabilerden Gençlere Sesleniş 2
“Bir hayrı kaçırırsan, onu yakalamaya çalış. Elde edince de onu geçmeye bak. Daha güzelini yapmaya gayret et.” HZ. EBUBEKİR (R.A.) “Ey oğul! Ölümü çok hatırla. Bugün ele geçirmek için çırpındığın ve ahirette de kendisinden hesaba çekileceğin şeyleri şimdiden düşün. Hesap için hazırlıklı ol. Ani düşersen mağlup olursun.” HZ. ALİ (R.A.) “Kalpler kaplara benzer. Onları Kur’ân’la doldurun, meşgul edin, başka şeyle değil.” HZ. ABDULLAH BİN MES’UD (R.A.) Birer Peygamber yıldızı olan sahabilerin, hayatımıza ışık tutacak seslenişlerini, bu kitapta bulacaksınız.
28.00 ₺ -
İslam Alimlerinden Gençlere Sesleniş 3
“Ey oğul! Bütün işlerinde orta yolu tut. Çünkü işlerin en hayırlısı orta yoldur. Az konuş. Karşılaştığın her Müslümana selam ver.” İMAM-I GAZALÎ “Bir sığınak bulmak gerek; ama nasıl sığınak? Öyle bir sığınak ki ona sığındın mı su da sana asker olsun, ateş de.” MEVLANA “Biz dini severiz. Dünyayı da yine din için severiz.” “Biz muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yoktur.” BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ Ömrünü Kur’ân’a ve sünnete uyarak geçirmiş olan İslâm âlimlerimizin, gençlere ışık tutacak seslenişlerini bu kitabın sayfalarında okuyacaksınız
28.00 ₺ -
Ehl-i Beyt Risalesi
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, gayb-âşinâ nazarıyla görmüş ki, Âl-i Beyti, âlem-i İslâm içinde bir şecere-i nuraniye hükmüne geçecek. *** Âl-i Beytin efradı, itikad ve iman hususunda sairlerden çok ileri olmasa da, yine teslim, iltizam ve tarafgirlikte çok ileridedirler. Çünkü İslâmiyete fıtraten, neslen ve cibilliyeten taraftardırlar. Cibillî taraftarlık zayıf ve şansız, hattâ haksız da olsa bırakılmaz. (...) Ehl-i Beyt, işte bu şiddet-i iltizam ve fıtrî İslâmiyet cihetiyle, din-i İslâm lehinde ednâ bir emâreyi kuvvetli bir burhan gibi kabul eder. Çünkü fıtrî taraftardır. Başkası ise, kuvvetli bir burhan ile sonra iltizam eder. Said Nursî
17.50 ₺ -
Ergenekon’un Şifreleri
17 Mayıs günü Danıştay hâkimi Mustafa Yücel Özbilgin makamında güpegündüz, arkadaşlarının gözü önünde öldürülür, mesai arkadaşları yaralanır. Danıştay’daki kameralar, x-ray cihazları bozuktur, çalışmaz. Katilin yakalanmaması için her tedbir alınmıştır fakat polis katili enseler. Düğmeye basılmış, hükümeti alaşağı edecek bir süreç başlatılmıştır. Hâkimin cenaze töreninde katil hükümet sloganları atılır, bakanlar yuhalanır.Ümraniye’de bir gecekondunun çatısında 27 el bombası bulunur. Sonraki günlerde peş peşe cinayetler işlenir. Trabzon’da Rahip Santoro, İstanbul’da gazeteci Hrant Dink, Malatya’da Tilmann Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel öldürülür. Malatya’da mahkemeye yağan ihbar mektupları, Zirve Yayınevi cinayetinin, jandarma bölüğünde organize edildiği ve azmettirenlerin Albay Mehmet Ülger ve Binbaşı Haydar Yeşil olduğunu ifşa eder. Albay Mehmet Ülger, Binbaşı Haydar Yeşil, Orgeneral Hasan Iğsız, Orgeneral Şener Eruygur, Orgeneral Hurşit Tolon, Tuğgeneral Veli Küçük, Yüzbaşı Muzaffer Tekin içeri atılır. Ülkede kaos çıkarıp darbe yapmak isteyen Ergenekon örgütü üyeleri seri cinayetlerin sanığı olarak tutuklanır...Türkiye tarihinin en karanlık cinayetlerini işleyen örgütün deşifresi. Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Kaos üreterek darbe yapmak isteyen örgütün işlediği cinayetlerin esrarengiz ve nefes kesen hikâyesi… “Derin Çete Serisi”nin 5. kitabında yazar, faili meçhul ve malum cinayetlerin sır perdesini anlatıyor.
9.10 ₺ -
Cehennem Vadisi
“Derin Çete Serisi”nin 4. kitabı olan roman Türkiye’nin derin cinayetlerini anlatıyor. Diyarbakır’da bir öğretmen öldürülür, faili bulunamaz. Cinayet, seri cinayetlerinin habercisi gibidir. İstihbaratçı Yüzbaşı Hüseyin ve polis müfettişi Safa, katilin izini sürmek için Diyarbakır’a giderler. Cinayetin işlendiği sokağa geldiklerinde arabaları havaya uçurulur. Hüseyin ağır yaralanır, müfettiş hafif yaralarla kurtulur ve katili aramaya devam eder. O günlerde efsane Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, Sezai Karakoç Bulvarı’nda çapraz ateşe tutularak korumaları ile birlikte öldürülür. Katillerin peşine düşen müfettiş, pusuya düşürülür ve kaçırılır… Faili meçhul cinayetler, bombalamalar, adam kaçırmalar ve istihbaratçı savaşları… İç ve dış istihbarat örgütleri arasındaki kıyasıya kavga ve bu mücadeleye heyecan katan Hüseyin ve Ela’nın aşkı… Ülke gündemini işgal eden cinayetlerin ve olayların perde arkası… Terör olaylarıyla çalkalanan ülkemizin hazin öyküsünü anlatıyor Kavaklı.
9.80 ₺