-
Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk
Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk’ta yazar, sizden, kurduğu zekice oyunun bir parçası olmanızı istiyor. Her bir öyküde, sanki biraz daha düşünsek tanıdığımız birini anımsatacak gibi görünen, eşine az rastlanır karakterlerin derinliklerine daldıkça, aslında kendi benliğimizin unuttuğumuz bir parçasının temsili olduklarını şaşkınlıkla keşfediyoruz. Biraz deli, biraz kusurlu, biraz eksantrik, hayatın kırık parçalarının arasında gariplikleriyle parıldayan tiplerin ilginç dünyasında hayretle dolaşırken bazen kendi normalimizin sallantıda olduğunu fark edecek, bazen de kendimizi biraz daha normal hissedecek hatta kendi tuhaflığımızı sevinçle kutlamak isteyeceğiz. Çağdaş Türk romanı ve öyküsünün önemli isimlerinden Güray Süngü̈, bu öykü kitabında, dile sihirli bir dokunuş yaparak, olağanın içinden çıkan olağanüstü̈ bir atmosfer kuruyor. Yazar, hayatın absürt detaylarına göndermeler yapıyor, yabancılaşmanın yarattığı boşluklara ve yalnızlığın karanlık yanına bakıyor. Aşk izleği, ince bir doku halinde kendini hissettirirken; sevginin ve nefretin çeşitli yüzleri birbirine dönüşerek okuru selamlıyor.
139.30 ₺ -
Vicdan Sızlar
Güray Süngü, Vicdan Sızlar’daki öykülerde sıradanı sıradışı kılan tuhaf karakterlerin ve olayların evrenine kapı aralıyor. Her bir öykü, varlığını bildiğimiz ama belki de sesini duyamadığımız hayatların çığlığını duymamızı sağlıyor ve bizi adım adım kendi gerçeğimize yaklaştırıyor. Güray Süngü’nün her metninde gördüğümüz tuhaf, absürt, yolunu kaybetmiş karakterler, her birimizi, üstünü örtmeye çalıştığımız yönlerimizle yüzleştiren karmaşık ve ironik bir yolculuğa çıkarıyor. Kendi dünyalarında kaybolmuş gibi görünen bu karakterler, okuyucuya beklemedikleri bir anda ayna tutuyor, tüm sıradanlıklarıyla orada duran gerçekliğin sınırlarını zorlayan birer kara mizah figürü gibi okurun karşısına dikiliyorlar. Vicdan Sızlar’da dil, yazarın hünerli ellerinde şaşırtıcı biçimlerle dönüp bükülüyor, kelimeler keskin bir ironiyle zihninizin anahtar deliğinden içeri süzülürken aynı zamanda kocaman bir gülümseme vadediyor.
132.30 ₺ -
Makrokozmos Öyküleri
Çağdaş kurmacanın cesur sesi Güray Süngü, kâinata dair merakını belli ki gizleyemiyor. Merak uğruna yaşayan birinin neler yapabileceği ise malumunuz… Yazar, zaman ve mekânın bulanıklaştığı tuhaf yeni dünyayı, eşref-i mahlukatı, gelenleri, gidenleri, geride kalanları, gündelik anlardaki büyük gerçekleri, paralel evrenleri, aynı anda hem pek çok şeyi hem de hiçbir şeyi keşfetmek üzere gözü kara bir cambaz gibi davranıyor; zor ve tehlikeli binbir türlü oyuna başvurmaktan çekinmiyor. Kurallara, olağana, akışa, hayır abartmıyoruz, her şeye tersten bakmak da buna dâhil! Makrokozmos Öyküleri, dünyada olup biteni anlamak için bizzat ona tersten bakmaya bir çağrı!
132.30 ₺ -
Delirmeler Sarayı
Belki odanın içinde birtakım hareketlerin olduğunu hissettiği için açtı gözlerini. Masanın başındaki arkadaşını gördü̈. Başını eğmiş, gömmüş bir şeylere. Sonra masa lambasından yayılan ışığın arkadaşının gövdesine çarpınca duvarda oluşturduğu gölgeyi gördü̈. Bir korkunç ve çirkin devin eğilip bir çiçeği koklamasına benziyordu gölge. İçeride yaşayanlar ve dışarıda dolaşanlar. Sahneye uyarlamak için bir edebiyat eseri arayan hayat dolu Selim; hayale saklanan ve anlamı kelimeye zorlamak için uğraşan kırılgan Arif; aklının açtığı kapıların ardında kaybolmuş öfkeli ve delişmen İsmail; ve durgun bir su gibi Hakan; bu karakterlerin kesişim noktası, yürüyemeyen, konuşamayan, sadece dinleyen ve bakan bir ihtiyar yazar İhsan Zahir; ve üç farklı zamanda yaşanan hayatların birleştiği yerde kurulan rüyalar sahnesi’nden, delirmeler sarayı’na dönüşen bir konak. Güray Süngü’nün dili, tıpkı zaman algısı gibi ironinin keskin kıvrımlarında eğilip bükülüyor. Delirmeler Sarayı okuruna gerçeğin sınırlarını aşmaya çalışan bir kurmacanın kapılarını aralıyor. Bu kapılar ağır (gerçek) ile hafif (hayal) arasındaki eşiğe açılırken kimi anlarda zaman kavramı bir ömre sığıyor kimi anlarda ise ömür denen o upuzun zaman dilimi tek bir âna sıkışıyor. Tam o esnada bükülen algı; her bir karakterin kendi gerçeğini arama serüvenine eşlik ediyor ve insanın ne kadar kusurlu bir varlık olduğunu ama yaratımın da insanın bu kusuruna iliştirilmiş bir hediye olduğunu gözler önüne seriyor. Seni tanıyorum. Sen, bir şeyin kendisi olabilmesinden daha yüce bir şey var mıdır acaba diye düşünürken, tam cevaba yaklaştığım anda içimde uyanan duygusun. Senden kimseye bahsetmeyeceğim. Senden kimseye bahsetmeyince ölecek misin?
349.30 ₺ -
Pencereden
“Uzun uzun anlatmam gerek anlaşılması için ama anlatamam. Çünkü siz bir yabancısınız.” Pencereden tanıdık yüzlü yabancılar arasında kalmışların romanı. Samimiyetsiz nezaket sözleriyle kızaranların, sırtında delici bakışlar hissedenlerin, herkese sadece “siz” diyebilenlerin. Hayata ancak kabuğundaki pencereden bakmak zorunda olanların.
146.30 ₺ -
Düş Kesiği
Düş Kesiği, bir sabah uyandığında kendisini yazdığı romanın karakteri olarak bulan Gereksizyazar’ın hikâyesi. Düş Kesiği, anlam giriftse, biçimin de girift olacağından yola koyulan bir roman. Düş Kesiği, bazı şeyleri güzel yapan kusurlardan bahsederken, insanın en temel yanılgısının kendisi hakkında olduğunu savunan bir roman.
314.30 ₺ -
Kış Bahçesi
Birbirine dokunmadan yaşanan hayatları anlatıyor Kış Bahçesi. Hikâyenin dışarıda değil içeride olduğunu anlatıyor. Geçmişin geçmek bilmediğini, buna rağmen asıl yükün geçmişte değil gelecekte olduğunu anlatıyor. İstanbul’un yoksul sokakları, sur içinde yaşanamayan hayatlar, masumiyete dönme arzusu, ölümsüz olma arzusu, huzurla ölme arzusu birbirine karışıyor. Bir kutuya saklanmış ömürler ateşe veriliyor, yeni bir sayfanın üzerinde hayat daha büyük ve daha sert bir yıkım için yeniden başlıyor.
139.30 ₺ -
İnsanın Acayip Kısa Tarihi
“Tora torta kombeee Fero nonka hum zeee Kalentaka lumumbus Tanketana bun geee...” Bir yazarı güçlü kılan nedir? Bu uzun öyküyü/novellayı/kısa romanı (bir yazarı güçlü kılan, kesinlikle türler hakkındaki lüzumsuz bilgisi değildir) okurken kendimi dönüp dolaşıp bu sorunun kıyısında buldum. Nedir Güray’ı iyi ve güçlü bir yazar yapan: cesareti, evet. Metnin içinde kendi imal ettiği yüksek etkili kurgusal patlamalardan korkmayıp üzerine gitmek ve yeni patlamalar çıkarabilmek cesareti. Ve yetenek, formüllerle izah edilemeyecek kadar net bir anlatma ve kurgu yeteneği. Keyif! Yazarken keyif almayan, coşku duymayan, tutkuyla yazmayan hiç bir yazarın dehasından söz edemeyiz. Bu mümkün değil.
118.30 ₺ -
Mehmeti Sakatlayan Serçe Parmağı
Tüm yolları düğümlemeye niyet edenlerden Mehmet; hayat da aldırmıyor, gözlerini kamaştırıyor durmadan. Babasından kalan birkaç satırla ne kadar dayanabilirse o kadar yürüyor yolları; Kumkapı’yı, Samatya’yı, Paşa’yı. Geçmişin, altı harfli bir sözcük olmadığını, şu anına rengini veren kelime olduğunu fark ederek, elini tutmak isteyen elleri naifçe iterek, dahası kendini başka eller tarafından cezalandırarak Lena’nın, yaşlı teyzesinin yanına varıyor her akşam. Şehrin, ıssızlığın ve kalabalığın, merhametin ve azabın kapılarına doğru ilerlerken buluyor kendini Çiğdem; hatırladıkça güç bulduğu insanların gölgelerinden, seslerinden, sözlerinden geçerek. Güray Süngü, Mehmet’i Sakatlayan Serçe Parmağı’nda; günlerin birbirine, geçmişin şimdiye, hikayenin gerçeğe dolaştığı düğümü; Mehmet’in göz göze geldiği kar tanesiyle, Çiğdem’in attığı adımlarla, Faruk’un şiirleriyle bir bir aydınlatıyor. Aydınlandıkça fark ediyoruz biz de: yağmurun açtığı yaraların kapanmadığını, çocuklarda.
139.30 ₺ -
Az Kalan Gölge
Az Kalan Gölge’nin Osman’ı önce doğduğu yerde düşe kalka, sonra dünya üzerinde düşe kalka yaşadı durdu. Durdu ama öyle durmak değil. Yaşamaya yemin etmiş gibi debelendi durdu. Okullar okudu, askere gitti, darbeler gördü ve rüyalar, dünyaya baktı; hayatın yüzüne. Okyanuslar aştı, parklarda yattı, yürüdü hem de çok, biz de onunla beraber. Görmedi, etrafında pervaneler vardı. Sonra bir gün oturup kendine laf anlatmaya başladı Osman oğlu Osman; kendine laf dinletmeye. “Gönlün genişti senin, uçmak istedin, açmak istedin, kaçmak istedin.”
160.30 ₺ -
İbrahimin Kaybettiğini Bulmasıdır
İbrahim hayatını kaybettiği gün evinden çıkmak istedi. Hayatını kaybetti de öyle çıkmak istemedi, kaybettiğini evden çıktı da öyle öğrendi. Belki o günden de önce kaybetmişti. Evinden çıktıkça türlü duvarlara vurdu kendini. Bunu kendi mi istedi, başkası mı istedi, yahut kendi istedi de İbrahim mi bilmedi, bilinmez. Nihayetinde İbrahim neyi kaybettiğini bildi. Önce hiç kimse yoktu, sonra bazı insanlar gördü, sordu, hayatı Kayıp Hayatlar Bahçesi’ndeydi. Devam etti sormaya, tâ buluncaya dek. “Ben bir gün kendimle karşılaştım, ıstırabım böyle başladı.”
244.30 ₺ -
Büyük Irmaklardan Bile
Küçük görünen başlangıçların yarattığı büyük sonları adım adım, ritmik bir dille anlatan Büyük Irmaklardan Bile Serinazman ırmağının kenarını yurt tutmuş küçük bir ada halkı için henüz her şeyin yeni bir düzenle altüst olmadığı günlerle başlar. Üç farklı zaman ve üç farklı hikâyenin birbirine bağlandığı çarpıcı kurgusuyla, her bir zamansal düzlem, tekerrür eden tarihin yansıması olarak kendi büyülü evreniyle karşımıza çıkar. Her şey, savaştan kaçıp bu adaya yerleşen yeni insanlar ve bunu fark eden Yüksek Ülke’nin adaya getirmeye çalıştığı, tüm dengeyi bozacak olan düzenin gelmesiyle tersine döner. Son dönem Türk edebiyatının önemli romancıları arasında gösterilen Güray Süngü, okurunu bu defa masalsı bir distopyaya çağırıyor. Enerjisini bu tuhaf kontrasttan alan Büyük Irmaklardan Bile, bakışımızı dünya tarihine çevirdiğimizde oldukça tanıdık gelecek bir hikâyeyle bizi karşılıyor. ''Bir varmış iki yokmuş. Sonra Rab bir daha yaratınca iki olmuş. İki olunca iki biri bilmez olmuş. Bu masal odur. Otur da dinle. Masal bitince sende ne kalırsa masalın anlattığı odur.''
244.30 ₺