-
Ben Türk
Resmî kaynaklara göre Kore Savaşı süresince Kuzey Kore ve Çin kuvvetleri tarafından esir edilen 7,190 Amerikan askerinin yaklaşık %38’i, 1,148 İngiliz askerinin ise %15’i esir kamplarında öldü. Yine, Amerikalı esirlerin %15’i ve İngiliz esirlerin %12’si düşmanla iş birliği yaparken, savaş sonunda 21 Amerikalı ve 1 İngiliz asker düşmana iltica etti. Buna karşın, aynı esir kamplarında yaşayan 244 Türk esir arasında kampta ölen ya da savaş sonunda düşmana iltica eden olmadı. 244 Türk esirin bu başarısı Batı dünyasında büyük yankı uyandırmıştı. ABD Ordusu Kore’deki Türk esaret deneyimi üzerine bir akademik araştırma yaptırmış, bu araştırmadan elde edilen bulgular ABD Ordusu’nun bugün halen kullandığı muharebe ve esarete yönelik davranış ilkeleri rehberinin oluşturmasında emsal teşkil etti. Ne var ki, Kore Savaşı’nın ardından Batı’da yayınlanan çok sayıda kitap ve makale ABD Ordusu’nun Türk esirler hakkındaki bulgularını tahrif etmiştir. Türk esirler hakkında İngilizce yapılan yayınlar Kore’de tutsak olan 244 Türk askerinin gösterdikleri üstün esaret performansını onların “profesyonel” ve “elit” askerler oldukları gibi mesnetsiz bir iddia ile açıklamaya çalışmışlardır. Bu görüş, günümüze kadar, Kore’deki esirler ile ilgili literatüre hâkim olmuştur. Askerî antropolog Aynur Onur Çifci Ben Türk adını verdiği bu çalışmasında Türk, Amerikan ve İngiliz arşivlerinden elde ettiği askerî belgelere, esir olan Türk askerlerle yaptığı mülakatlara ve ailelerinden temin ettiği şimdiye değin yayınlanmamış notlara dayanarak Kore’deki 244 Türk esirini ve onların esaret hayatları hakkındaki gerçekleri ele almakta, kamplarda nasıl hayata tutunduklarını ve düşmanın komünist propagandasına nasıl mukavemet gösterdiklerini ilk defa bu kadar detaylı gün yüzüne çıkarmaktadır.
280.00 ₺ -
Osmanlı Hanedanının Kayıt Defteri
Osmanlı Devleti, altı asır boyunca üç kıtada hüküm süren büyük bir devletti. Bu süre boyunca Osmanoğulları Hanedanı tarafından yönetildi. Bu kadar uzun süre, bu kadar geniş bir coğrafyaya hükmetmeyi başarmış olan bu hanedanın üyeleri ve mensupları her zaman büyük bir merak uyandırdı. Sultan V. Murad’ın torunu Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun yazdığı ve adını Osmanlı Hanedanı’nın Kayıt Defteri koyduğu bu çalışma, içeriden bir bakış açısıyla Osmanlı Hanedanı’nın, özellikle, 19. ve 20. yüzyıllardaki üye ve mensupları hakkında bilinmeyen pek çok ayrıntıyı istatistik ilmiyle yoğurarak okuyucuların dikkatine sunmaktadır. Bu eserde, ilk olarak Osmanlı Hanedanı’nın tarihî geçmişine değinilmiştir. Burada hilafetin tarihçesi, Osmanlı fetihleri, Osmanlı armasının tarihçesi, Osmanlı Hanedanı’nın üyeleri ve mensuplarının kimler olduğu gibi konularda ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra, padişahların doğum tarihleri ve burçları, sünnet düğünleri, kılıç kuşanmaları, lakap ve mahlasları, bağlı oldukları tarikatlar, eş ve çocuk sayıları, saltanat süreleri ve vefat nedenleri gibi okuyucuların ilgisini çekecek konulara değinilmiştir. Son bölümde ise Mart 1924’te çıkarılan kanun gereği sürgüne gönderilen ve halen yaşamakta olan Osmanlı Hanedan üyeleri ve mensupları hakkında birçok malumat bulunmaktadır. Osmanlı Hanedanı’nı saltanat devrinde, sürgün senelerinde ve günümüzde sayılarla ifade eden bu çalışma konuya meraklı tarih okurlarının başucu eseri niteliğindedir.
189.00 ₺ -
Kısa İkinci Dünya Savaşı Tarihi
Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan antlaşmalar, o an için silahları susturmuş, ama gerçek bir barış ortamı tesis edememişti. Örneğin Almanya ile Fransa arasında, 1918 yılının 11. ayının 11. günü, saat 11’de yürürlüğe giren ateşkes antlaşması, Compiègne ormanındaki Rethondes İstasyonu’nda bir tren vagonunda imzalanmıştı. Aynı vagon, çok değil, 22 sene sonra bir antlaşmaya daha şahit olacaktı. Bu kez teslim alınan Fransa, teslim alansa Adolf Hitler’di. İkinci Dünya Savaşı dünya tarihinin bilançosu en ağır savaşıdır. Bu savaşta cephe ve cephe gerisi ayrımı anlamını yitirmiş, şehirler ve siviller bombalanmış, yıkılmaz denilen hatlar, aşılmaz denilen barikatlar düşmüş, istihbarat ve teknoloji savaşları çatışmaların gidişatını derinden etkilemiş, insanlık Nazi vahşeti ve soykırım kavramı ile tanışmış ve savaşı neticelendiren de yine sivilleri hedef alan atom bombaları olmuştur. 1945 sonrası dünyayı şekillendiren Soğuk Savaş da İkinci Dünya Savaşı’nın bir sonucudur. Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi kitabıyla savaş tarihi anlatımına farklı bir perspektif getiren İlkin Başar Özal, bu defa İkinci Dünya Savaşı’nı masaya yatırıyor. İki dünya savaşı arası dönemi ve bu savaşa yol açan zemini ayrıntılı biçimde inceledikten sonra Doğu cephesinden Batı cephesine, Afrika’dan Pasifik’e, Atlantik’ten Balkanlar’a kadar savaşın tüm cephelerini ayrı ayrı ele alıyor. Savaşın gidişatını belirleyen teknoloji mücadelesini, istihbarat savaşlarını, taktik ve strateji oyunlarını da akıcı bir dille metne yediriyor. İkinci Dünya Savaşı’nı başından sonuna tüm cepheleri ve ayrıntıları ile ele alan kitap salt bir kronoloji düzeni içinde akmak yerine karşılıklı bağlantıları kurarak her cepheyi açık ve anlaşılır biçimde analiz ediyor.
420.00 ₺ -
Selçuklular Osmanlılar Ve İslam Ciltli
Müslüman Türk devlet ve toplum geleneğinde değişik boyutlarıyla İslam’ın yeri ve işlevi konusu, belki ilk bakışta Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünebilir. Ama temelde bu, Türk devletlerinin iç ve dış politikalarını, toplumlarının yapısını doğru ve gerçekçi olarak anlamamız ve analiz etmemiz konusunda önemli ve karmaşık rolü olan bir problemdir. Bu itibarla yüzyıllara yayılan uzun soluklu bir tarih sorunsalı olarak zihniyet, kullanılan araçlar, uygulanan yöntemler ve elde edilen sonuçlar olarak ciddi bir şekilde tartışılmayı hak ediyor. İşte günümüz tarihçilerinden Ahmet Yaşar Ocak, Selçuklular, Osmanlılar ve İslam / Tespitler, Problemler, Öneriler adlı kitabında bu sorunsalın siyasal, kurumsal, toplumsal, tasavvufi ve itikadi boyutlarını, Mehdîlik ve Mehdîci hareketler gibi toplumsal ve mistik ağırlıklı halk hareketlerine yansıyan yönlerini irdeliyor. Devlet, toplum ve İslam ilişkisi probleminin muhtelif yönlerini tarihsel gelişimi ve yansımaları bağlamında kendine özgü yaklaşımıyla sergilemeye çalışıyor.
455.00 ₺ -
Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi
28 Haziran 1914… Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand ile eşi Sophie’nin Saraybosna gezisi sırasında uğradıkları suikast sonucu hayata veda ettikleri gün… Suikastın, Avusturya-Macaristan’ın egemenliği altında bulunan Bosna-Hersek’in kendisine bırakılmasını isteyen Sırbistan'ın yönlendirdiği bir grup milliyetçi genç tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. 29 Haziran’da başlayan karşılıklı tepkiler sonucunda bir dünya savaşına neden olan bu olay, hiç de basit bir gerekçeye sahip değildi. Franz Ferdinand ile eşi Sophie’yi öldüren Gavrilo Princip, sadece bir figürandı. Veliahdı öldüren silah, 16. yüzyılda imal edildi, 17. yüzyılda çekildi, tetiğine 18. yüzyılda basıldı ve namludan çıkan mermi 19. yüzyılı baştan sona geçerek 1914 yılında Ferdinand’a saplandı. İlkin Başar Özal, Kısa I. Dünya Savaşı Tarihi isimli kitapta farklı bir anlatım tekniği deniyor. On beşinci yüzyıldan başlayarak Büyük Savaş’a giden sürecin ayrıntılarını gözler önüne seriyor ve sadece bir kronolojik akış vermenin ötesine geçerek her cepheyi ayrı ayrı ele alıyor. Batı ve Doğu Cephelerinin gölgesinde kalan çatışmaları; Osmanlı’nın kuvvetli bir direniş gösterdiği Çanakkale’yi, hep hüzünle hatırladığımız Sarıkamış’ı ve devamında Kafkas İslam Ordusu’nun ilerleyişini, Mısır’da Kanal’a yapılan taarruzu, İngilizlere karşı kazanılan Kutü’l-Amare Zaferi’ni, Fahrettin Paşa’nın efsanevi Medine Müdafaası’nı, Balkanlarda, İtalya’da, Afrika’da, Uzakdoğu ve Pasifik’te yaşanan çatışmaları, ayrıca hava ve deniz savaşlarını da canlı tasvirlerle, son derece akıcı bir biçimde anlatıyor.
315.00 ₺ -
Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sufilik
Ahmet Yaşar Ocak’ın eserleri arasında belki de beni en fazla etkileyenlerden biri de Kalenderîlere dair kitabıdır. Ben onun yazdığı bütün eserleri okudum. Kalenderîleri marjinal bir sûfilik hareketi olarak anlattığı bu eserinde, bu meselenin bir itikat meselesi olmaktan ziyade, bir sosyoloji meselesi olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu konuları araştırırken ilahiyatçı gözüyle değil, sosyolog ve tarihçi gözüyle bakmak gerektiğini onda gördüm. Ocak’ın Kalenderîler üzerine yazdığı bu eser âdeta bir metodoloji modelidir ve beni bu açıdan en fazla etkileyen eserdir.
350.00 ₺ -
Kısa Dünya Tarihi
Avcılık ve toplayıcılıkla başlayan; Mezopotamya’dan Roma uygarlığına, Rönesans’tan Tanzimat’a, Haçlı Seferleri’nden İkinci Dünya Savaşı’na, Japonya’dan Amerika’ya uzanan 100 bin yıllık uzun bir yolculuğun kısa tarihi bu… Tarih Öncesi’nden bugüne imparatorlukların yükselişi ve çöküşü, dünya siyasetine yön veren olaylar, kişiler, savaşlar ve fikirler... Batı’nın ve Doğu’nun tarihteki dönüm noktaları ve birbirlerine etkileri… Osmanlı ve Türk tarihiyle bağlantılı hadiselerin öncesi ve sonrasına genel bir bakış... Bu kitapla; ilk uygarlıkların doğuşuna ve insanoğlunun dünyaya yayılıp hükmetmesine şahitlik edeceksiniz. Tarihsel çağlar arasında seyahat edip Coğrafi Keşifler’le Yeni Dünya’yı keşfedecek ve kıtalar arasında dolaşacaksınız. Rönesans’la fikirlerin bir uçtan bir uca yayılışına tanık olacak, Sezar’dan Fatih Sultan Mehmed’e, dünya düzenini değiştiren imparatorlara eşlik edeceksiniz. Kadeş Antlaşması’ndan iki büyük dünya savaşına ve ardından Soğuk Savaş’a kadar uzanan süreçte savaşlar ve devrimlerle dünyanın sürekli değişen düzenine tanıklık edip önemli antlaşmalara imza atacaksınız. Evet; yazının icadından günümüze kadar geçen bu uzun soluklu süreçte kıtalar ve yüzyıllar arasında sıçramalı bir yolculuk sizleri bekliyor! Ali Çimen’in kaleminden dünyamızın kısa tarihi. Bu kitabı bitirdiğinizde, genel dünya tarihine ilişkin cevapsız sorunuz kalmayacak!
315.00 ₺ -
Kutül Amare Kahramanı Halil Kut Paşanın Hatıraları
“Ve geriye baktığım zaman görüyorum ki, yalnız dalgalı, hareketli bir şahsi hayatın değil, dalgalı, hareketli, ihtiraslı ve hayal ufuklarına sınır tanımayan bir değerli ve üstün neslin de son temsilcisi gibiyim. Evet, bir son temsilci. Ve son Osmanlı paşası! İşte bu, ‘Son Osmanlı Paşası’ benim...” Halil Kut Paşa I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale Savaşı ile beraber Britanya İmparatorluğu’nun yaşadığı en büyük hezimet olan Kutü’l-Amare Savaşı; Osmanlı-Türk askerî tarihi içinde çok önemli bir yere sahiptir. Keza, bu önemli zaferin kazanılmasında “VI. Ordu Komutanı” sıfatıyla öncelikli pay sahibi olan Halil Paşa da gerek buradaki hizmetlerinden, gerekse de Osmanlıların son döneminde önem atfedilmiş pek çok olayın bizatihi içinde bulunmasından ötürü üzerinde durulması gereken fakat sonraki dönemlerde izleri silinmeye çalışılmış önemli bir şahsiyettir. 1916 yılı Nisan ayında, Kutü’l-Amare’de içlerinde 5 generalin de bulunduğu 13.000 İngiliz askerini esir alan Osmanlı ordusu komutanı Halil Kut Paşa hatıralarında; İttihat ve Terakki’nin kuruluşundan Trablusgarp Savaşı’nda düşmanla göğüs göğüse çarpıştığı Afrika Cephesi’ne; İngiliz tarihinin en önemli yenilgilerinden biri sayılan Kutü’l-Amare’den Kurtuluş Savaşı’nda verilen mücadelelere kadar birçok olayla birlikte Enver Paşa’dan Mustafa Kemal’e; Kâzım Karabekir’den İngiliz casus Lawrence’a kadar birçok kişi hakkındaki bilinmeyenleri de ilk kez anlatmıştır. Halil Paşa’nın hatıraları Akşam gazetesinde 10 Ekim 1967 tarihinde başlayıp 29 Aralık 1967’ye kadar toplam 81 gün boyunca yayımlanmıştır. Yazı dizisinin ilk beş gününde Halil Paşa ile ilgili bir takdim yazısı yayımlayan Şevket Süreyya Aydemir ise hatırat süresince bazı yerlerde dipnotlar ile bilgilendirmeler yaparak okuyucuyu aydınlatmıştır.
227.50 ₺ -
Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik
Türkiye’de ve dünyada, Osmanlılarda kitap ve kitabın tarihi denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan İsmail E. Erünsal’ın bu eseri otuz yıllık bir çalışmanın mahsulü. Eserde Osmanlı vakıf kütüphanelerinin geçirdiği değişim ve gelişmeler İmparatorluğun kuruluşundan Cumhuriyet’e kadarki devrede ele alınmış ve dönemsel özellikleri belirtilerek tarihî bir sıra içinde incelenmiştir. Aynı zamanda Osmanlı dönemindeki vakıf kütüphanelerinin organizasyonu ve çalışma esasları tespit edilmiştir. Bu eser 500’e yakın vakfiye ile bazı vakıf kayıtlarının incelenmesiyle oluşturulmuştur. Bu kayıtlarda personel, koleksiyon ve yararlandırma konularındaki belge zenginliği; çalışmada bu hususlara özel olarak değinilmesine imkân vermiştir. Sınırlı malzemenin elverdiği ölçüde kütüphane binaları ve kütüphanelerin bütçeleri de incelenmiştir. Ayrı bir bahiste Osmanlı kütüphanelerinin teşkilatlanmasına da yer verilmiştir. Arşiv belgeleri gibi ham ve orijinal malzeme üzerinde yıllarca süren titiz bir çalışmanın ürünü olan elinizdeki kitap, Osmanlı kütüphaneleri ve kitap tarihi için eşsiz bir kaynaktır. Türk kültür tarihi ile ilgilenen akademisyen, öğrenci ve entelektüellerin başucu kitabı niteliğindeki bu çalışma, sahasındaki büyük boşluğu doldurduğu gibi kendinden sonraki birçok çalışmaya öncülük edecek bir kaynak eser niteliği de taşımaktadır. Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik kitabıyla Osmanlı’nın entelektüel tarihi hakkındaki sınırlı bilgilerimiz zenginleşecek, Osmanlı kitap ve kütüphane tarihi ile Osmanlı kültür tarihi alanında bugüne kadar bilinen birçok hüküm değişecektir.
700.00 ₺ -
Hayatım Ve Türkiye
"Hayatım ve Türkiye bir yandan Sabahattin Zaim’i daha yakından tanımamıza ve kendisinin fikir ve düşüncelerini anlamamıza yardımcı olmakta diğer yandan Türk ve İslam dünyasının yakın geçmişine, Türk toplumunun sosyo-kültürel ve ekonomik yapısına ışık tutmaktadır." Prof. Dr. Halil Zaim * Türkiye’nin yetiştirdiği en mümtaz ilim adamlarından, * Konya’dan Balkanlar’a göçen bir ailenin çocuklarından, * Ömrünü ilme, insan yetiştirmeye ve hayır işlerine adamış bir gönül insanı, * Türkiye için çıkış arayan nesillerin yönünü; kendi öz değerlerine bağlı kalarak çağdaşlaşma ve ilerlemeye çeviren öncü isimlerin başında, * Yaptığı çalışmalarla aranan ekonomi hocası ve otoritelerinden, * Yarım asra yakın akademisyenliği süresince yurt içinde ve dışında dersler veren, binlerce öğrenci, uzman ve bilim adamı yetiştiren, * Sadece hocalığı ve bilime katkılarıyla değil, sosyal ve kültürel alanda yaptığı hizmetlerle de dünyaca tanınan bir isim. 81 yıllık ömrüne sayısız eser ve hizmet sığdırıp “hoş bir sada” bırakarak aramızdan ayrılan “hocaların hocası” Prof. Dr. Sabahattin Zaim hayatı ve idealindeki Türkiye’yi İbrahim Uslu’ya anlatıyor. Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in Türkiye’nin siyasi, ilmî ve ekonomik konumu hususunda her biri birbirinden değerli ders niteliğinde görüşlerini anlattığı Hayatım ve Türkiye tüm öğrencilerin, hocaların ve işadamlarının başucundan ayıramayacakları bir rehber... Editörün görüşü Kitap, Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerden olan ve şu an Türkiye'nin yönetim kadrosunda bulunan birçok siyaset adamının da hocası olan Sabahattin Zaim'in kendi dilinden hayat hikâyesi... Eser sadece Zaim'in hayatını değil, onun Türkiye ile ilgili siyasi, ilmî ve iktisadi değerlendirmelerini de barındırıyor. En önemli cümle "Bazı musibetler bizi, 20. asrın sonunda davayı idrake zorladı. Saraybosna hadisesi, Çeçenistan hadisesi olmasaydı, Orta Asya meseleleri olmasaydı, belki hâlâ uyanmamış olurduk."
59.50 ₺ -
Osmanlı Kültür Tarihinin Bilinmeyenleri
Kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, bu kitabında yıllar yılı zihninde yoğurduğu, çalışmaları sırasında tespit ettiği, ilmî çalışmalara katkı sağlayabileceğini düşündüğü, daha önce bilinmeyen belgeleri ve kültür tarihimizle ilgili bazı ilginç konuları okuyucularıyla paylaşmaktadır. Erünsal yaptığı çalışmalarda özellikle Osmanlı’dan günümüze kitap kültürü, sahaf ve kütüphaneler özelinde gün yüzüne çıkmamış birçok şer‘i sicil, rapor, seyahatname, günlük kullanmıştır. Büyük bir ustalıkla yorumladığı bu belgelerin hepsi Osmanlı entelektüel tarihini aydınlatan birer meşale olarak literatürdeki yerini almıştır. * Fetihten sonra İstanbul'da ilk defa hangi vakıf kütüphanesi kuruldu? * II. Bayezid dönemi âlimlerinden Molla Lütfi zındıklık ithamıyla mı öldürüldü? * Fethedilen Arap ülkelerindeki vakıf kütüphaneleri Osmanlılar tarafından yağmalandı mı? * Somuncu Baba hakkındaki yeni bilgiler. * Şeyh Vefa’nın bilinmeyen vakfiyesi. * Şehid Ali Paşa’nın kitaplarının müsaderesi dolayısıyla Osmanlılara yapılan bağnazlık ithamı ne derecede haklıdır? * Viyana Elçisi Seyfullah Ağa’nın sefareti sırasında başından neler geçti? * Bir Osmanlı kadısı: Sadreddinzâde Telhîsî Mustafa Efendi, günlüğünde hangi ilginç olaylardan bahsediyor? * Osmanlı Sultanı II. Osman adına gönderilen elçiyle Lehistan Kralı Nalkıran (II. Ogüst) neler konuştu? * Aşkî Mustafa Efendi Medine Tarihi adlı eserinde neler yazıyor? * Osmanlı münevverlerinin Evliya Çelebi’ye ve Seyahatnâme’sine bakışı nasıldı? * II. Abdülhamid döneminde Türk kütüphaneciliği nasıldı ve hangi kütüphaneler vardı? * İslâm dünyasında bir kütüphane türü olarak Dârü’l-İlimler ne zaman ortaya çıktı? Her biri Osmanlı kültür tarihi alanında çok önemli bir boşluğu doldurarak geleceğin tarihçilerine ve kültür araştırmacılarına yol gösteren birçok sorunun cevabı Osmanlı Kültür Tarihinin Bilinmeyenleri’nde…
595.00 ₺ -
Türklerin Kayıp Yüzyılı Beylikler Devri Türkiye
Selçuklular-Beylikler-Osmanlılar bağlamında adım adım Anadolu’nun Türkleşme ve İslâmlaşma hikâyesi… Türk Beylikleri Dönemi ve beyliklerin bütüncül ve kapsamlı bir araştırması… Malazgirt’te kazanılan büyük zaferden sonra Anadolu coğrafyası Türklere açılmış, Selçukluların yükselişi ile birlikte Orta Asya’dan Ortadoğu’ya doğru hız kazanan Türk göçleri, nihayetinde bir vatana yerleşmekle sonuçlanacak bir istikamet elde etmişti. Anadolu’nun siyasi ve etnik olarak Türkleşip Türkiye haline gelişi önemli ölçüde Türk Beylikleri Dönemi’nde tamamlanmış; Türk dili yeniden yazı dili haline gelmiş; Anadolu’daki Türk millî edebiyatının ilk önemli örnekleri bu dönemde verilmeye başlanmış ve sonraki yıllarda Osmanlılarla birlikte Viyana’ya kadar ulaşacak Türk siyasi kudretinin yine aynı dönemden kök alması gibi tarihimizin önemli dönemeçleri temelde beyliklerle birlikte şekillenmiştir. Beyliklerin siyasetten sanata kadar ortaya koydukları eserleri ve ürettikleri mirası kendi potasında bir araya getiren Osmanlılar da birkaç yüzyıl içerisinde Avrupa’nın kalbine kadar uzanan bir egemenlik alanı inşâ etmişlerdir. İşte Selçuklulardan başlayıp Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna kadar geniş bir dönemi ele alıp beyliklerin bu süreçteki önemine değinen Prof. Dr. Mehmet Ersan ve Yrd. Doç. Dr. Mustafa Alican; beyliklerin, bölgelerinde nasıl ortaya çıktıkları, ne gibi faaliyetlerde bulundukları ve birbirleriyle olan rekabet ilişkileri bağlamında bir okuma sunuyor. Germiyanoğulları, Menteşeoğulları, Hamidoğulları, Karamanoğulları, Karesioğulları ve pek çok beylik üzerine kurulu 13.-15. yüzyıl arasını kapsayan bir Türkiye Tarihi okuması yapmak isteyenler için kaçırılmayacak bir çalışma: TÜRKLERİN KAYIP YÜZYILI: BEYLİKLER DEVRİ TÜRKİYE TARİHİ.
210.00 ₺ -
Omuzumda Hemençe Cumhuriyet Devrinde Bir Medrese
“Halk Partisi’nin son dönemleri olduğundan, her ne kadar Kur’ân okutma yasağı biraz gevşese de ortamda yine jandarma korkusu hâkimdi. Bunun için hocamız, caminin önüne daima içimizden bir nöbetçi diker ve Çaykara yolundan jandarmaların gelmekte olduğu haberi geldiğinde, hemen Kur’ânlarımızı caminin tavan arasındaki boşluğa gizler ve cami etrafında oynamaya koyulurduk. Her ciddi olaydan bile, bir oyun çıkarmakta mahir olan talebeler, bu nöbet görevini hiç savsaklamazlar, şakaya alıp, sahte alarm vermezlerdi.” Ali Kemal Saran Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Trabzon’un ücra orman köylerinden birinde yetiştikten sonra Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinde vaizlik/müftülük görevini ifa eden Ali Kemal Saran, dağları sisle kaplı memleketini, her biri birbirinden güzel fotoğraflarla anlatıyor. Cumhuriyet’in ilk döneminde bir medrese talebesi olan Ali Kemal Saran, Of-Çaykara Vadisi örneğiyle, Anadolu medreselerindeki eğitim süreci ile bütün siyasi ve sosyal imkânsızlıklara rağmen geçmişle gelecek arasında sağlam bir köprü vazifesi gören hocalarını anlatarak yakın tarihin çok konuşulan fakat yeteri kadar bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor. Çok partili sisteme geçişle birlikte 1960 İhtilali’nin yaşandığı çalkantılı siyasi hayatın halk üzerindeki sosyoekonomik etkilerini hemençesinde biriktirdiği birbirinden güzel hatıralarıyla günümüze taşıyor. Karadeniz yöresinde artık unutulmuş, kaybolmuş birçok kültürel motif ve destansı yerel şahsiyet Omuzumda Hemençe kitabıyla şiir tadında dile geliyor.
210.00 ₺ -
Endülüs Tarihi
Endülüs’te İslam hakimiyeti, 711 yılında büyük komutan Tarık bin Ziyad’ın öncülüğündeki Emevî ordusunun İspanya’ya girmesiyle başlar. 800 yıl boyunca; Emevî Valileri, Emevî Emirleri, Emevî Halifeleri, Hammûdîler, Tavâif-i Mülûk, Murâbıtîn, Muvahhidîn ve son olarak Gırnata Benî Ahmer İslam Devleti’nin hüküm sürdüğü bu topraklarda aynı zamanda Muhyiddin ibni Arabî, İbni Rüşd, İbni Bâce, Zerkâli gibi birçok âlim yetişmiştir. Ortaçağ Avrupası’nın hatta dünyanın seyrini değiştiren bu muazzam medeniyet 1492 yılında bütün kütüphaneleri yıkılıp, medeniyeti ayakta tutan bütün kitaplar yakılarak yok edilmiştir. Dönemi içinde özgürlükleri ve meşrutiyeti savunan Batılılaşma yanlısı, yenilikçi, Tanzimat Edebiyatı'nın öncüleri arasında yer alan Ziya Paşa, Endülüs Tarihi isimli kitabını, Müslümanların Endülüs’teki mühim birikimlerinin o ana kadar hiçbir esere konu edilmemesi sebebiyle kaleme almıştır. Ancak bu medeniyete dair yazılı bilgiler Hristiyanlar tarafından yakıldığından ve mevcut kaynaklar iki zıt dinin mensuplarınca yazılmış olduğundan doğru ile yanlışı ayırt etmek de oldukça zorlaşmıştır. Buna rağmen Ziya Paşa bazı tarafsız Avrupalı tarihçilerin verdikleri bilgileri aktarmak ve bu medeniyetin birikimlerinden Osmanlı halkının da istifade edebilmesini sağlamak niyetiyle zamanında 4 cilt olarak basılmış bu eseri hazırlamıştır. Ona göre Endülüs kesinlikle araştırılması gereken, fakat siyaset ve medeniyet açısından uzak kalınmış bir coğrafyadır. Eser yayımlandığı dönemde çoğu yazar ve şâirin dikkatini çekmiş, Endülüs Müslümanlarının hem tarihine hem de yüzyıllar boyu süre gelen İslam geleneğinin bir parçası olan ilim, kültür ve medeniyetine ilgiyi canlandırmıştır. Ziya Paşa’nın çeşitli Fransızca ve Arapça tarih kitaplarından derleyerek ve bununla birlikte yaşadığı dönemin edebi zevkini müthiş bir zenginlikle sunarak hazırladığı Endülüs Tarihi, Osmanlı Türkçesi alanında uzman Yasemin Çiçek tarafından meşakkatli bir çalışma neticesinde sadeleştirilerek neşre hazırlanmıştır.
210.00 ₺ -
Balkanlarda Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik
“2012 senesi, Balkan Savaşı’nın yüzüncü yıldönümüdür. Bu tarih, Osmanlı Devleti’nin uğradığı en büyük hezimetlerden biri olduğu gibi Balkanlar'dan çekilişinin ve dağılmasının da son habercisidir. Nitekim 1912 Balkan Savaşı’ndan iki yıl sonra Osmanlı, Dünya Savaşı’na katılmış ve Almanya’nın bir diğer müttefiki olan Bulgaristan’ın, 1918’in sonbaharında savaştan çekilmesi üzerine müttefiklere (İngiltere, Fransa, vs.) teslim olmuştur. Dikkatle göz önünde tutulacak nokta, Birinci Dünya Savaşı’nı tetikleyen olayın yani Avusturya Veliahtı’nın Saraybosna’da katledilmesi hadisesinin Balkanlarda olmuş ve Osmanlı’nın sonunun yine orada Bulgaristan’ın teslimiyle gerçekleşmiş olmasıdır. Osmanlı’nın gerçek anlamda bir devlet haline gelmesi, güçlenmesi ve büyümesinin, 1360-1444’te Balkanların, 1453’te de İstanbul’un fethi ile gerçekleştiği düşünülürse, Balkanlar'ın Osmanlı ve Türk tarihindeki önemi kendiliğinden ortaya çıkar.” Kemal H. Karpat Balkanlar’da Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik, Balkanlar’daki hâkimiyeti yaklaşık 500 yıl süren Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından, bu topraklarda ortaya çıkan siyasal, toplumsal ve ekonomik yapıların tarihidir. Kemal H. Karpat, Balkan tarihinin, Osmanlı tarihinden ayrı düşünülemeyeceğini önemle vurgulayıp; Balkan Savaşları’ndan sonra yapılan her türlü siyasi, hukuki ve kurumsal yeniden yapılanmada Osmanlı’nın etkilerini analitik bir bakış açısıyla inceleyerek muhteşem bir eser ortaya koymuştur. Bu eser bütün gözlerin, hâlâ her şehrinde, her sokağında, her türküsünde, her yemeğinde Osmanlı kültüründen, Osmanlı sanatından, Osmanlı mimarisinden birçok nüve barındıran Balkanlar’a çevrilmesine sebep olacaktır...
350.00 ₺ -
Tutsak
Cephede ağır yaralanan bir asker, onu hayata bağlayan aşk, fotoğrafın ışık ve karanlıkla kurduğu gizemli ilişki, yas ve geride kalanların sessiz dirayeti… Tutsak, Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesinden günümüze uzanan, zamanın doğrusal değil katmanlı aktığı bir roman. Anne Michaels; savaş meydanlarından nehir kıyılarına, tren istasyonlarından evlere uzanan sahnelerle kayıp, sevgi ve bellek arasında asılı kalan hayatları anlatıyor. İnsanın, tarihin büyük kırılmaları içinde ne kadar kırılgan olduğunu ama sevginin gücüyle nasıl ayakta kalabildiğini gözler önüne seriyor. Ödüllü yazar, şiirle romanın kesiştiği eşsiz yerde duran bu çarpıcı anlatıda okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: İnsan, sevgiye tutsak olmadan yaşayabilir mi? “Michaels tesadüflere, değişime, hatta yazgıya dair ışık saçan anlar aracılığıyla bize derinlikleri ve sığlıklarıyla insanlığımızı gösteriyor.” – Margaret Atwood “Başkasının kollarında ve kalbinde tutulmayı ne çok arzu ederiz. Michaels, aşka ve hayatın ısrarına adanmış bu zarif ve sarsıcı methiyeye şair duyarlılığını ve ruhunu katıyor.” – Donna Seaman, Booklist “Kuşaklar arasında ileri geri dolaşan Tutsak, görünürde tesadüfi karşılaşmaların yanı sıra yürek burkan kayıpları da yakalıyor; genç kadınlar eşlerini yitiriyor ve savaş tehdidi kuşaklar boyunca yankılanıyor. Fotoğrafçılar, şapka yapımcıları, sanatçılar, savaş muhabirleri ve uluslararası kriz çalışanlarından oluşan, iç içe geçmiş hayatların tümünde ortak olan, onları varacakları yere hangi güçlerin sürüklediğine dair ısrarlı bir sorgulama bu. Olasılıklar arasında aşk, tesadüf, parçacık teorisi, umut ve arzu yer alıyor; Michaels’ın bunları şiirsel bir bileşimle bir araya getirişi, varoluş ağını canlı tutan şeyin ne olduğuna dair çok katmanlı ve incelikli bir tartışma ortaya koyuyor. Makinedeki hayaletin aslında kalplerimizde olup olmadığı üzerine görkemli bir tefekkür.” – Kirkus Reviews
210.00 ₺ -
Yara Atlası
Gürül gürül akan bir ırmağın içinden çekilip, durağan ve bulanık su birikintisine bırakılmış bir balığın hikâyesi… Ankara’nın kalabalık meydanlarından sürreal rüya evlerine, Kızılay’ın egzoz kokusundan ilahi teslimiyetin serinliğine uzanan bir iç yolculuk… Gerçekliğin kaygan zemininde yönünü arayan bir karakter, ağır travmaların gölgesinde kendi yara atlasını yeniden çizmeye çalışıyor. İçinde dindiremediği bir kalabalıkla yaşayan bu kadın; savaşçı yanıyla, otoriter sesiyle ve en çok da sevgisiz bırakılmış küskün çocuğuyla bir Doktor eşliğinde yüzleşiyor. Tek bir bedende çoğalan benlikler arasında, nihayet “Kaptan benim,” diyebilmenin anlamını keşfediyor. Yara Atlası, iyileşmenin mucizevi bir dönüşüm değil, acıyla kurulan yeni bir ilişki olduğunu ve her yaranın, insanı kendine yaklaştıran bir işaret olabileceğini hatırlatıyor. Çünkü insan bazen en çok dağıldığı yerden hakikate yaklaşır.
157.50 ₺ -
Kelam Hikmet Şiir Nurullah Genç in Şiir Dünyası
Kelam, Hikmet, Şiir, modern zamanlarda sözü yeniden ciddiye almaya çağıran güçlü bir düşünce yolculuğu. Nurullah Genç, Nur Haktan’ın soruları eşliğinde; kelimenin mahiyetinden şiirin varlık sebebine, hikmet ile estetik arasındaki bağdan dilin insan ruhundaki izlerine kadar uzanan kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Bu kitapta şiir; yalnızca bir edebî tür değil, insanın kendini anlama, dünyayı anlamlandırma ve hakikate yaklaşma biçimi olarak ele alınıyor. Kelimenin sorumluluğu, sözün ahlâkı, dilin inşa edici ve yıkıcı gücü, sanatın anlamla ilişkisi… Bütün bu başlıklar, şiir merkezli bir düşünce örgüsü içinde berraklaşıyor. Nurullah Genç, şiiri hayattan kopuk bir estetik alan olarak değil; inançla, değerle, vicdanla ve insan olma bilinciyle iç içe bir tefekkür sahası olarak konumlandırıyor. Kelam, Hikmet, Şiir’de hikmetle yoğrulmuş, insanı hem içe hem yukarıya çağıran bir söz biçimi olan şiirin, usta şair Nurullah Genç için ne ifade ettiğini öğreniyoruz.
297.50 ₺ -
Görünmez Otel
Yewon rüyalarında terk edilmiş bir otel görür: Sonsuz odaya açılan sonsuz anahtar… Uyandığında kendi gerçekliğindedir: Güney Kore’de, doğduğu küçük kasabada kapana kısılmış genç kadın, annesinin köhne küvette atalarının kemiklerini yıkamasını izleyerek geçirir günlerini. Her evde bu çürüyen ve parçalanmış kemikler vardır, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen savaşta kaybettiklerinden kalanlardır bunlar, geçmişin mirası. Şimdi Yewon’un erkek kardeşi Kuzey Kore sınırında asker olarak görev yapmaktadır, kız kardeşi evliliğinde sorunlar yaşamaktadır ve sağlığı kötüye giden annesi daima onlar için endişelenmektedir. Bir başına, harap olmuş bir otelin dehşet verici rüyalarıyla boğuşan Yewon, kısa süre sonra geçmişini yeni yeni anlamaya başladığı ülkenin gerçeğiyle yüzleşecektir. Yeji Y. Ham’dan, miras travmaya, aileye ve hafızaya odaklanan; çarpıcı üslubu ve gotik geleneğe yenilikçi dokunuşuyla yetmiş iki yıldır devam eden bir savaşa dair sarsıcı bir spekülatif roman. “Görünmez Otel büyük ve hayati sorularla ustaca hesaplaşıyor: Kitlesel kültürel amneziye kapılmadan ya da alev almış dünyaya gözlerimizi kapatmadan nasıl yeni yollar açarız? Bunu gerçeküstü, sürükleyici bir gerilimle yapması çok daha olağanüstü. Bu kitap yıllarca aklımdan çıkmayacak.” —Kim Fu “Görünmez Otel bizi savaşın yaralarının açıldığı, kemiklerin birbirine bağlandığı ve aile bağının bizi özgür kılacak tek anahtar olabileceği unutulmaz bir labirente hapsediyor. Yeji Y. Ham, bir aileyi ve bir ülkeyi birbirine bağlayan düğümleri keşfetmek için tarih, keder ve sevgiyi örerek ışıltılı ve büyüleyici bir anlatı kaleme almış.” —Gerardo Sámano Córdova
280.00 ₺ -
Kırmızı Kod Zor Öğrenci
18 bölüm! 18 zorluk! 18 çözüm seti! Ama en önemli mesaj şu: HER ÇOCUK KURTULUŞA LAYIK! • Yerine oturamayan çocuk • Sosyal becerisi zayıf çocuk • Sürekli uyuyan çocuk • Sürekli tuvalete giden çocuk • Aşırı konuşkan çocuk • Sürekli yiyen çocuk • Aşırı mükemmeliyetçi çocuk • Zorbalık yapan çocuk… HEPSİ = DEĞERLİ! = SEVİLMEYİ HAK EDEN! = GELECEĞİ OLAN! Bir de sen, sevgili öğretmen, onların umudusun! Zor mu? EVET! İmkânsız mı? ASLA! Çünkü sen sadece öğretmen değilsin. Sen bir HAYAT MİMARI’sın! Sen bir UMUT TAŞIYICISI’sın! Sen GELECEĞİN ŞEKİLLENDİRİCİSİ’sin! 20 yıl sonra, o çocuklar büyüyünce geriye dönüp bakacak ve diyecekler ki: “Bir öğretmenim vardı… Bana inandı… Pes etmedi… İşte o öğretmen hayatımı değiştirdi!” O öğretmen SENSİN!
210.00 ₺ -
Sen Benim Hikayemsin Özel Baskı
Usta şair Nurullah Genç’in kuşaklara dokunan şiirlerinden özel bir seçki! Bir ömür içinde yazılan aşkı, memleketi, hasreti anlatan ölümsüz dizeler, şairin kendisinin çektiği fotoğraflarla. Üstelik tüm şiirleri şairin kendi sesinden dinleyebileceğiz QR kodları bulacaksınız sayfalarda. Yağmur’un, Rüveyda’nın şairinden unutulmaz şiirler.
455.00 ₺ -
Öz Saygı Dersleri
Mutlu olmak bir sonuç değil, bir beceridir. Bu becerinin adı ise öz saygıdır. Neden bazı insanlar en küçük eleştiride yıkılırken bazıları hayatın sert darbelerine rağmen ayakta kalabiliyor? Neden başarı, ilişki ya da statü mutluluğu garanti etmiyor? Psikiyatrist Dr. Yoon Hong Gyun’a göre bu soruların ortak cevabı öz saygı. Kore'de bir fenomene dönüşen ve dünyada bir milyondan fazla okura ulaşan Öz Saygı Dersleri, yazarın hem kişisel hayatındaki kırılma anlarından hem de yıllar süren klinik deneyiminden süzülen sade ama güçlü derslerden oluşuyor. “Kendini sev” gibi soyut telkinler yerine öz saygının nasıl inşa edildiğini, nasıl kaybedildiğini ve en önemlisi nasıl yeniden kazanılabileceğini somut örnekler ve pratik alıştırmalarla anlatıyor. Romantik ilişkilerden aile bağlarına, başarısızlık korkusundan bağımlılıklara kadar pek çok sorunun temelinde yatan görünmez yaraya odaklanan bu rehber; okurunu suçlamıyor, yüceltmiyor, kandırmıyor. Sadece şunu söylüyor: Öz saygı doğuştan gelmez; öğrenilir, geliştirilir ve korunur. Kendine karşı daha adil olmayı öğrenmek isteyen herkes için…
252.00 ₺ -
Ekranda Kaybolan Çocuklar
Yıllardır bu alanda çalışıyorum. Binlerce çocuğun gözünün içine baktım. Kimi gülümsedi, kimi kızdı, kimi hiç bakmadı. Kimi konuştu, kimi sustu. Ama içlerinden birkaçı vardı ki… Sanki yardım istiyordu. Ama dili yoktu. Karanlık bir tünelde gibiydi bu çocuklar. Ve onlara seslenmek, yankı vermiyordu. Bu çocukları tanıyorsunuz. Onlar markette kriz geçiren çocuklar, tableti alınınca çığlık atanlar, hiç arkadaş edinemeyenler, konuşmayı bırakanlar, hep yalnız oynayanlar. Belki çocuğunuz, belki yeğeniniz, belki öğrenciniz… İşte bu kitap, onları fark ettiğim yerde başladı. Bu kitabı; Tabletle büyüyen ama sarılmaya hasret kalan çocuklar, “Benim çocuğum böyle değildi” diyen anneler, “Ne yapsam olmuyor” diyen babalar, Ve “Bu çocukları kaybetmeden önce ne yapabiliriz?” diye soran herkes için yazdım.
280.00 ₺ -
Kadim Dinler ve Bilgelikler
Modern dünya çok büyük bir ilerleme yaşadı ancak aynı hızla anlamını yitirdi. Roger Garaudy, bu kitapta insanlığı sürüklendiği çıkmazdan kurtarabilecek kadim bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Başka türlü yaşamak mümkün mü? Mısır’ın Ölüler Kitabı’ndan Zerdüşt’e, Hinduizm’den Budizm’e, Taoizm’den Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’a uzanan bu kapsamlı yolculuk, yalnızca dinlerin tarihini anlatmıyor; insanın tabiatla, toplumla ve Allah’la kurabileceği başka türden ilişkilerin imkânını araştırıyor. Garaudy, kadim dinleri birer “geçmiş kalıntısı” olarak değil, bugünün krizlerine ışık tutabilecek canlı bilgelik kaynakları olarak ele alıyor. Bilimi putlaştıran, salt büyümeyi amaç hâline getiren ve insanı merkezin dışına iten modern medeniyete karşı bu eser, insanlığın ortak hafızasına güçlü bir çağrıdır. Allah inancı, ahlak, adalet, merhamet ve sorumluluk kavramları etrafında şekillenen bu çağrı; okuru yalnızca düşünmeye değil, yeniden yönelmeye, hareket etmeye davet eder. Kendine, dünyaya ve kutsala dair soruları ertelemeyi reddedenler için…
238.00 ₺ -
Kutlu Hayatın İzinde 2 Cilt
Ant olsun ki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır (Ahzab 33/21). İslam’da Hz. Peygamber’in (sav) önemi sadece ilahî mesajı insanlığa ulaştırmasında değil, bu mesajda sunulan ideal insan (insan-ı kâmil) modelinin nasıl gerçekleştirileceğini yaşayışıyla bizzat göstermesindedir. Prof. Dr. Ahmet Özel’in bu çalışması, Peygamber Efendimizin hayatını bütüncül bir bakışla ele alıp onu hem insan hem peygamber olarak inceliyor. Hz. Peygamber’in hayatını anlatırken sadece olayları aktaran, hikâyeci bir anlatımdan uzak duruyor. Bunun yanı sıra, ifrat ve tefrit çizgisinde kalan diğer eserlerden farklı bir yer seçerek dengeli bir üslup benimsiyor. Kitap boyunca, Resûlullah’ın ashabını nasıl eğittiği, çeyrek yüzyıl gibi kısa bir sürede dünyaya hâkim olacak bir yapıyı nasıl kurduğu detaylı bir şekilde işleniyor. Ayrıca, gazve ve seriyyeler ele alınırken sadece bunların nerede ve nasıl meydana geldiği anlatılmıyor, geniş bir bakış açısıyla sebep ve sonuçları üzerinde duruluyor. Eserde, namaz, abdest, ezan, kıble, İsrâ ve Mii'rac, Allah Resûlü’nün evlilikleri, savaş ve cihat, ganimet, kölelik-cariyelik gibi çeşitli kavram ve konular ele alınarak gündemdeki birçok soruya cevap aranıyor. Yazar, Batılı paradigmaların etkisinde kalmadan ve geleneği tamamen tekrar etmeden mutedil bir dille iddialara yanıt veriyor ve siyer literatüründe kendine özgü bir yer ediniyor. 28 klasik kaynağın 100’den fazla cildinin detaylı bir şekilde incelendiği, Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Arapça çağdaş eserlerden de yararlanan bu çalışma, Türkiye’de uzun zamandır eksikliği hissedilen klasik ve modern kaynaklara dayalı özgün bir siyer ortaya koyuyor.
1015.00 ₺ -
Miras Toprak
Annesinin ölümünün ardından Nevabacka’ya dönen bir kadın için bu yolculuk, yalnızca bir evi değil, dört yüz yıla yayılan bir aile mirasını devralmak anlamına gelir. Duvarlara sinmiş düzen, bekleyen talimatlar ve köylülerin bakışlarında hâlâ yaşayan bir soyadı, onu toprağın hafızasıyla yüz yüze getirir. Orman, bataklık ve çiftlik dört yüz yıllık bir ailenin kültürel mirasını saklamaktadır. Büyülü gerçekçiliğin incelikli diliyle örülen hikâyede doğaüstü olan, gündelik hayatın ayrılmaz bir parçasına dönüşür; her neslin bıraktığı iz bir sonrakinin yolunu belirler. Toprak hem koruyan hem talep eden bir tanık gibidir. Yirmi üç ülkenin okuruyla buluşan Miras Toprak, insanla doğa arasındaki kadim bağı, aile olmanın ağırlığını ve devralınan hayatların sessiz yükünü anlatan büyüleyici bir roman. “Zaman ve mekâna güçlü bir şekilde kök salmış, ancak insan kaderlerini tasvir ederkenki derinliği ve duygusuyla bugüne taşınan bir hikâye. Büyüleyici, müthiş dokunaklı bir okuma deneyimi.” — Johanna Törn-Mangs, İsveç YLE Edebiyat Ödülü Direktörü. Finlandiyalı yazar Maria Turtschaninoff’un müthiş romanı Miras Toprak, dört yüzyıl önce Bothnia Körfezi kıyısında bir asker tarafından inşa edilen bir kulübenin, burada yüzyıllar boyunca yaşayan nesillerin ve erkekler bataklıklarda yaşayan varlıklara verdikleri söze sadık kalmadığında uyanan bir lanetin hikâyesini anlatıyor. Okuru içine çeken bir okuma deneyimi garanti. — Isabelle Falconnier
315.00 ₺ -
1868 Sofya ve Cihangir in Kitabı
Bütün İstanbullar kurmacadır. Ve bazen en gerçek İstanbul’u, bir kedi anlatır. 1868… İstanbul’un camiler, tekkeler, gizli geçitler, kütüphaneler ve karanlık sokaklarla örülü günleri. İşte bu kentin sırlarını, bir kedi çözmeye başlar. Cihangir, ailesinden gelen gölgeli mirasın, kayıp kardeşi Korkut’un ve babasının sustuğu geçmişin izlerini sürerken kendini hiç tahmin etmediği bir dünyanın içinde bulur. Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’nin duvarlarında saklı fısıltılar, Üsküdar sokaklarına dağılmış kediler arasında örgütlü gizemli bir yapı ve tarihte ilk kez oluşturulmaya çalışılan kedi alfabesi… Tüm bu tehlikelerin arasında bir sabah Harem'de karşılaştığı o bakış ise her şeyi bozup yeniden kurar: Sofya. Kız Kulesi' ne bakan bir duvarın üzerindeki sessiz güzellik. 1868 Sofya ve Cihangir’in Kitabı; aşkı, gizemi, İstanbul’un tarihle yoğrulmuş ruhunu ve bir kedinin dünyayı değiştirme ihtimalini bir araya getiren masalsı bir anlatı.
227.50 ₺ -
Hz Ali
Savaşın, sadakatin ve dönüşümün romanı.Roma'nın kirli hesaplarıyla köle olarak Medine'ye sürülen iki Kuzeyli savaşçı, kendilerini yeni bir dünyanın içerisinde bulurlar. Kılıç ve kanla yoğrulmuş hayatlarının ortasında, karşılarına Hz. Ali çıkar: Merhametiyle şaşırtan, adaletiyle sarsan, sadakatiyle insanın ruhunu değiştiren bir lider. Hendry'nin içindeki öfke ve yalnızlık, Hz. Peygamber'in İlmin Kapısı dediği Hz. Ali'nin adaletiyle sınanırken; Arvid'in hayatta kalma içgüdüsü, İslam'ın ilk yıllarındaki siyasal fırtınaların ortasında yeni anlamlar kazanır. İki Kuzeyli, suikastlardan iç savaşın karanlığına, ihtişamlı meydan düellolarından Roma sarayına uzanan geniş bir dünyanın tanıkları olur. Fakat asıl savaş, her birinin kendi ruhunda sürmektedir.Hz. Ali tarihin en çalkantılı dönemlerinden birini farklı bir penceren anlatan; bir kahramanın değil, bir adalet fikrinin izini süren; fitnenin gölgesinde insan kalabilmenin ne anlama geldiğini sorgulayan büyük bir roman.Eserleri on dile çevrilen, Türkiye'nin en çok okunan tarihî romanlaırnın yazarı, "Günümüzün Peyami Safa'sı" olarak anılan Okay Tiryakioğlu'nun kaleminden İslam tarihinin en önemli büyüklerinden Hz. Ali'nin nefes kesen hikâyesi...
315.00 ₺