-
Endülüs Tarihi
Endülüs’te İslam hakimiyeti, 711 yılında büyük komutan Tarık bin Ziyad’ın öncülüğündeki Emevî ordusunun İspanya’ya girmesiyle başlar. 800 yıl boyunca; Emevî Valileri, Emevî Emirleri, Emevî Halifeleri, Hammûdîler, Tavâif-i Mülûk, Murâbıtîn, Muvahhidîn ve son olarak Gırnata Benî Ahmer İslam Devleti’nin hüküm sürdüğü bu topraklarda aynı zamanda Muhyiddin ibni Arabî, İbni Rüşd, İbni Bâce, Zerkâli gibi birçok âlim yetişmiştir. Ortaçağ Avrupası’nın hatta dünyanın seyrini değiştiren bu muazzam medeniyet 1492 yılında bütün kütüphaneleri yıkılıp, medeniyeti ayakta tutan bütün kitaplar yakılarak yok edilmiştir. Dönemi içinde özgürlükleri ve meşrutiyeti savunan Batılılaşma yanlısı, yenilikçi, Tanzimat Edebiyatı'nın öncüleri arasında yer alan Ziya Paşa, Endülüs Tarihi isimli kitabını, Müslümanların Endülüs’teki mühim birikimlerinin o ana kadar hiçbir esere konu edilmemesi sebebiyle kaleme almıştır. Ancak bu medeniyete dair yazılı bilgiler Hristiyanlar tarafından yakıldığından ve mevcut kaynaklar iki zıt dinin mensuplarınca yazılmış olduğundan doğru ile yanlışı ayırt etmek de oldukça zorlaşmıştır. Buna rağmen Ziya Paşa bazı tarafsız Avrupalı tarihçilerin verdikleri bilgileri aktarmak ve bu medeniyetin birikimlerinden Osmanlı halkının da istifade edebilmesini sağlamak niyetiyle zamanında 4 cilt olarak basılmış bu eseri hazırlamıştır. Ona göre Endülüs kesinlikle araştırılması gereken, fakat siyaset ve medeniyet açısından uzak kalınmış bir coğrafyadır. Eser yayımlandığı dönemde çoğu yazar ve şâirin dikkatini çekmiş, Endülüs Müslümanlarının hem tarihine hem de yüzyıllar boyu süre gelen İslam geleneğinin bir parçası olan ilim, kültür ve medeniyetine ilgiyi canlandırmıştır. Ziya Paşa’nın çeşitli Fransızca ve Arapça tarih kitaplarından derleyerek ve bununla birlikte yaşadığı dönemin edebi zevkini müthiş bir zenginlikle sunarak hazırladığı Endülüs Tarihi, Osmanlı Türkçesi alanında uzman Yasemin Çiçek tarafından meşakkatli bir çalışma neticesinde sadeleştirilerek neşre hazırlanmıştır.
210.00 ₺ -
Balkanlarda Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik
“2012 senesi, Balkan Savaşı’nın yüzüncü yıldönümüdür. Bu tarih, Osmanlı Devleti’nin uğradığı en büyük hezimetlerden biri olduğu gibi Balkanlar'dan çekilişinin ve dağılmasının da son habercisidir. Nitekim 1912 Balkan Savaşı’ndan iki yıl sonra Osmanlı, Dünya Savaşı’na katılmış ve Almanya’nın bir diğer müttefiki olan Bulgaristan’ın, 1918’in sonbaharında savaştan çekilmesi üzerine müttefiklere (İngiltere, Fransa, vs.) teslim olmuştur. Dikkatle göz önünde tutulacak nokta, Birinci Dünya Savaşı’nı tetikleyen olayın yani Avusturya Veliahtı’nın Saraybosna’da katledilmesi hadisesinin Balkanlarda olmuş ve Osmanlı’nın sonunun yine orada Bulgaristan’ın teslimiyle gerçekleşmiş olmasıdır. Osmanlı’nın gerçek anlamda bir devlet haline gelmesi, güçlenmesi ve büyümesinin, 1360-1444’te Balkanların, 1453’te de İstanbul’un fethi ile gerçekleştiği düşünülürse, Balkanlar'ın Osmanlı ve Türk tarihindeki önemi kendiliğinden ortaya çıkar.” Kemal H. Karpat Balkanlar’da Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik, Balkanlar’daki hâkimiyeti yaklaşık 500 yıl süren Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından, bu topraklarda ortaya çıkan siyasal, toplumsal ve ekonomik yapıların tarihidir. Kemal H. Karpat, Balkan tarihinin, Osmanlı tarihinden ayrı düşünülemeyeceğini önemle vurgulayıp; Balkan Savaşları’ndan sonra yapılan her türlü siyasi, hukuki ve kurumsal yeniden yapılanmada Osmanlı’nın etkilerini analitik bir bakış açısıyla inceleyerek muhteşem bir eser ortaya koymuştur. Bu eser bütün gözlerin, hâlâ her şehrinde, her sokağında, her türküsünde, her yemeğinde Osmanlı kültüründen, Osmanlı sanatından, Osmanlı mimarisinden birçok nüve barındıran Balkanlar’a çevrilmesine sebep olacaktır...
350.00 ₺ -
Tutsak
Cephede ağır yaralanan bir asker, onu hayata bağlayan aşk, fotoğrafın ışık ve karanlıkla kurduğu gizemli ilişki, yas ve geride kalanların sessiz dirayeti… Tutsak, Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesinden günümüze uzanan, zamanın doğrusal değil katmanlı aktığı bir roman. Anne Michaels; savaş meydanlarından nehir kıyılarına, tren istasyonlarından evlere uzanan sahnelerle kayıp, sevgi ve bellek arasında asılı kalan hayatları anlatıyor. İnsanın, tarihin büyük kırılmaları içinde ne kadar kırılgan olduğunu ama sevginin gücüyle nasıl ayakta kalabildiğini gözler önüne seriyor. Ödüllü yazar, şiirle romanın kesiştiği eşsiz yerde duran bu çarpıcı anlatıda okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: İnsan, sevgiye tutsak olmadan yaşayabilir mi? “Michaels tesadüflere, değişime, hatta yazgıya dair ışık saçan anlar aracılığıyla bize derinlikleri ve sığlıklarıyla insanlığımızı gösteriyor.” – Margaret Atwood “Başkasının kollarında ve kalbinde tutulmayı ne çok arzu ederiz. Michaels, aşka ve hayatın ısrarına adanmış bu zarif ve sarsıcı methiyeye şair duyarlılığını ve ruhunu katıyor.” – Donna Seaman, Booklist “Kuşaklar arasında ileri geri dolaşan Tutsak, görünürde tesadüfi karşılaşmaların yanı sıra yürek burkan kayıpları da yakalıyor; genç kadınlar eşlerini yitiriyor ve savaş tehdidi kuşaklar boyunca yankılanıyor. Fotoğrafçılar, şapka yapımcıları, sanatçılar, savaş muhabirleri ve uluslararası kriz çalışanlarından oluşan, iç içe geçmiş hayatların tümünde ortak olan, onları varacakları yere hangi güçlerin sürüklediğine dair ısrarlı bir sorgulama bu. Olasılıklar arasında aşk, tesadüf, parçacık teorisi, umut ve arzu yer alıyor; Michaels’ın bunları şiirsel bir bileşimle bir araya getirişi, varoluş ağını canlı tutan şeyin ne olduğuna dair çok katmanlı ve incelikli bir tartışma ortaya koyuyor. Makinedeki hayaletin aslında kalplerimizde olup olmadığı üzerine görkemli bir tefekkür.” – Kirkus Reviews
210.00 ₺ -
Yara Atlası
Gürül gürül akan bir ırmağın içinden çekilip, durağan ve bulanık su birikintisine bırakılmış bir balığın hikâyesi… Ankara’nın kalabalık meydanlarından sürreal rüya evlerine, Kızılay’ın egzoz kokusundan ilahi teslimiyetin serinliğine uzanan bir iç yolculuk… Gerçekliğin kaygan zemininde yönünü arayan bir karakter, ağır travmaların gölgesinde kendi yara atlasını yeniden çizmeye çalışıyor. İçinde dindiremediği bir kalabalıkla yaşayan bu kadın; savaşçı yanıyla, otoriter sesiyle ve en çok da sevgisiz bırakılmış küskün çocuğuyla bir Doktor eşliğinde yüzleşiyor. Tek bir bedende çoğalan benlikler arasında, nihayet “Kaptan benim,” diyebilmenin anlamını keşfediyor. Yara Atlası, iyileşmenin mucizevi bir dönüşüm değil, acıyla kurulan yeni bir ilişki olduğunu ve her yaranın, insanı kendine yaklaştıran bir işaret olabileceğini hatırlatıyor. Çünkü insan bazen en çok dağıldığı yerden hakikate yaklaşır.
157.50 ₺ -
Kelam Hikmet Şiir Nurullah Genç in Şiir Dünyası
Kelam, Hikmet, Şiir, modern zamanlarda sözü yeniden ciddiye almaya çağıran güçlü bir düşünce yolculuğu. Nurullah Genç, Nur Haktan’ın soruları eşliğinde; kelimenin mahiyetinden şiirin varlık sebebine, hikmet ile estetik arasındaki bağdan dilin insan ruhundaki izlerine kadar uzanan kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Bu kitapta şiir; yalnızca bir edebî tür değil, insanın kendini anlama, dünyayı anlamlandırma ve hakikate yaklaşma biçimi olarak ele alınıyor. Kelimenin sorumluluğu, sözün ahlâkı, dilin inşa edici ve yıkıcı gücü, sanatın anlamla ilişkisi… Bütün bu başlıklar, şiir merkezli bir düşünce örgüsü içinde berraklaşıyor. Nurullah Genç, şiiri hayattan kopuk bir estetik alan olarak değil; inançla, değerle, vicdanla ve insan olma bilinciyle iç içe bir tefekkür sahası olarak konumlandırıyor. Kelam, Hikmet, Şiir’de hikmetle yoğrulmuş, insanı hem içe hem yukarıya çağıran bir söz biçimi olan şiirin, usta şair Nurullah Genç için ne ifade ettiğini öğreniyoruz.
297.50 ₺ -
Görünmez Otel
Yewon rüyalarında terk edilmiş bir otel görür: Sonsuz odaya açılan sonsuz anahtar… Uyandığında kendi gerçekliğindedir: Güney Kore’de, doğduğu küçük kasabada kapana kısılmış genç kadın, annesinin köhne küvette atalarının kemiklerini yıkamasını izleyerek geçirir günlerini. Her evde bu çürüyen ve parçalanmış kemikler vardır, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen savaşta kaybettiklerinden kalanlardır bunlar, geçmişin mirası. Şimdi Yewon’un erkek kardeşi Kuzey Kore sınırında asker olarak görev yapmaktadır, kız kardeşi evliliğinde sorunlar yaşamaktadır ve sağlığı kötüye giden annesi daima onlar için endişelenmektedir. Bir başına, harap olmuş bir otelin dehşet verici rüyalarıyla boğuşan Yewon, kısa süre sonra geçmişini yeni yeni anlamaya başladığı ülkenin gerçeğiyle yüzleşecektir. Yeji Y. Ham’dan, miras travmaya, aileye ve hafızaya odaklanan; çarpıcı üslubu ve gotik geleneğe yenilikçi dokunuşuyla yetmiş iki yıldır devam eden bir savaşa dair sarsıcı bir spekülatif roman. “Görünmez Otel büyük ve hayati sorularla ustaca hesaplaşıyor: Kitlesel kültürel amneziye kapılmadan ya da alev almış dünyaya gözlerimizi kapatmadan nasıl yeni yollar açarız? Bunu gerçeküstü, sürükleyici bir gerilimle yapması çok daha olağanüstü. Bu kitap yıllarca aklımdan çıkmayacak.” —Kim Fu “Görünmez Otel bizi savaşın yaralarının açıldığı, kemiklerin birbirine bağlandığı ve aile bağının bizi özgür kılacak tek anahtar olabileceği unutulmaz bir labirente hapsediyor. Yeji Y. Ham, bir aileyi ve bir ülkeyi birbirine bağlayan düğümleri keşfetmek için tarih, keder ve sevgiyi örerek ışıltılı ve büyüleyici bir anlatı kaleme almış.” —Gerardo Sámano Córdova
280.00 ₺ -
Kırmızı Kod Zor Öğrenci
18 bölüm! 18 zorluk! 18 çözüm seti! Ama en önemli mesaj şu: HER ÇOCUK KURTULUŞA LAYIK! • Yerine oturamayan çocuk • Sosyal becerisi zayıf çocuk • Sürekli uyuyan çocuk • Sürekli tuvalete giden çocuk • Aşırı konuşkan çocuk • Sürekli yiyen çocuk • Aşırı mükemmeliyetçi çocuk • Zorbalık yapan çocuk… HEPSİ = DEĞERLİ! = SEVİLMEYİ HAK EDEN! = GELECEĞİ OLAN! Bir de sen, sevgili öğretmen, onların umudusun! Zor mu? EVET! İmkânsız mı? ASLA! Çünkü sen sadece öğretmen değilsin. Sen bir HAYAT MİMARI’sın! Sen bir UMUT TAŞIYICISI’sın! Sen GELECEĞİN ŞEKİLLENDİRİCİSİ’sin! 20 yıl sonra, o çocuklar büyüyünce geriye dönüp bakacak ve diyecekler ki: “Bir öğretmenim vardı… Bana inandı… Pes etmedi… İşte o öğretmen hayatımı değiştirdi!” O öğretmen SENSİN!
210.00 ₺ -
Sen Benim Hikayemsin Özel Baskı
Usta şair Nurullah Genç’in kuşaklara dokunan şiirlerinden özel bir seçki! Bir ömür içinde yazılan aşkı, memleketi, hasreti anlatan ölümsüz dizeler, şairin kendisinin çektiği fotoğraflarla. Üstelik tüm şiirleri şairin kendi sesinden dinleyebileceğiz QR kodları bulacaksınız sayfalarda. Yağmur’un, Rüveyda’nın şairinden unutulmaz şiirler.
455.00 ₺ -
Öz Saygı Dersleri
Mutlu olmak bir sonuç değil, bir beceridir. Bu becerinin adı ise öz saygıdır. Neden bazı insanlar en küçük eleştiride yıkılırken bazıları hayatın sert darbelerine rağmen ayakta kalabiliyor? Neden başarı, ilişki ya da statü mutluluğu garanti etmiyor? Psikiyatrist Dr. Yoon Hong Gyun’a göre bu soruların ortak cevabı öz saygı. Kore'de bir fenomene dönüşen ve dünyada bir milyondan fazla okura ulaşan Öz Saygı Dersleri, yazarın hem kişisel hayatındaki kırılma anlarından hem de yıllar süren klinik deneyiminden süzülen sade ama güçlü derslerden oluşuyor. “Kendini sev” gibi soyut telkinler yerine öz saygının nasıl inşa edildiğini, nasıl kaybedildiğini ve en önemlisi nasıl yeniden kazanılabileceğini somut örnekler ve pratik alıştırmalarla anlatıyor. Romantik ilişkilerden aile bağlarına, başarısızlık korkusundan bağımlılıklara kadar pek çok sorunun temelinde yatan görünmez yaraya odaklanan bu rehber; okurunu suçlamıyor, yüceltmiyor, kandırmıyor. Sadece şunu söylüyor: Öz saygı doğuştan gelmez; öğrenilir, geliştirilir ve korunur. Kendine karşı daha adil olmayı öğrenmek isteyen herkes için…
252.00 ₺ -
Ekranda Kaybolan Çocuklar
Yıllardır bu alanda çalışıyorum. Binlerce çocuğun gözünün içine baktım. Kimi gülümsedi, kimi kızdı, kimi hiç bakmadı. Kimi konuştu, kimi sustu. Ama içlerinden birkaçı vardı ki… Sanki yardım istiyordu. Ama dili yoktu. Karanlık bir tünelde gibiydi bu çocuklar. Ve onlara seslenmek, yankı vermiyordu. Bu çocukları tanıyorsunuz. Onlar markette kriz geçiren çocuklar, tableti alınınca çığlık atanlar, hiç arkadaş edinemeyenler, konuşmayı bırakanlar, hep yalnız oynayanlar. Belki çocuğunuz, belki yeğeniniz, belki öğrenciniz… İşte bu kitap, onları fark ettiğim yerde başladı. Bu kitabı; Tabletle büyüyen ama sarılmaya hasret kalan çocuklar, “Benim çocuğum böyle değildi” diyen anneler, “Ne yapsam olmuyor” diyen babalar, Ve “Bu çocukları kaybetmeden önce ne yapabiliriz?” diye soran herkes için yazdım.
280.00 ₺ -
Kadim Dinler ve Bilgelikler
Modern dünya çok büyük bir ilerleme yaşadı ancak aynı hızla anlamını yitirdi. Roger Garaudy, bu kitapta insanlığı sürüklendiği çıkmazdan kurtarabilecek kadim bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Başka türlü yaşamak mümkün mü? Mısır’ın Ölüler Kitabı’ndan Zerdüşt’e, Hinduizm’den Budizm’e, Taoizm’den Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’a uzanan bu kapsamlı yolculuk, yalnızca dinlerin tarihini anlatmıyor; insanın tabiatla, toplumla ve Allah’la kurabileceği başka türden ilişkilerin imkânını araştırıyor. Garaudy, kadim dinleri birer “geçmiş kalıntısı” olarak değil, bugünün krizlerine ışık tutabilecek canlı bilgelik kaynakları olarak ele alıyor. Bilimi putlaştıran, salt büyümeyi amaç hâline getiren ve insanı merkezin dışına iten modern medeniyete karşı bu eser, insanlığın ortak hafızasına güçlü bir çağrıdır. Allah inancı, ahlak, adalet, merhamet ve sorumluluk kavramları etrafında şekillenen bu çağrı; okuru yalnızca düşünmeye değil, yeniden yönelmeye, hareket etmeye davet eder. Kendine, dünyaya ve kutsala dair soruları ertelemeyi reddedenler için…
238.00 ₺ -
Kutlu Hayatın İzinde 2 Cilt
Ant olsun ki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır (Ahzab 33/21). İslam’da Hz. Peygamber’in (sav) önemi sadece ilahî mesajı insanlığa ulaştırmasında değil, bu mesajda sunulan ideal insan (insan-ı kâmil) modelinin nasıl gerçekleştirileceğini yaşayışıyla bizzat göstermesindedir. Prof. Dr. Ahmet Özel’in bu çalışması, Peygamber Efendimizin hayatını bütüncül bir bakışla ele alıp onu hem insan hem peygamber olarak inceliyor. Hz. Peygamber’in hayatını anlatırken sadece olayları aktaran, hikâyeci bir anlatımdan uzak duruyor. Bunun yanı sıra, ifrat ve tefrit çizgisinde kalan diğer eserlerden farklı bir yer seçerek dengeli bir üslup benimsiyor. Kitap boyunca, Resûlullah’ın ashabını nasıl eğittiği, çeyrek yüzyıl gibi kısa bir sürede dünyaya hâkim olacak bir yapıyı nasıl kurduğu detaylı bir şekilde işleniyor. Ayrıca, gazve ve seriyyeler ele alınırken sadece bunların nerede ve nasıl meydana geldiği anlatılmıyor, geniş bir bakış açısıyla sebep ve sonuçları üzerinde duruluyor. Eserde, namaz, abdest, ezan, kıble, İsrâ ve Mii'rac, Allah Resûlü’nün evlilikleri, savaş ve cihat, ganimet, kölelik-cariyelik gibi çeşitli kavram ve konular ele alınarak gündemdeki birçok soruya cevap aranıyor. Yazar, Batılı paradigmaların etkisinde kalmadan ve geleneği tamamen tekrar etmeden mutedil bir dille iddialara yanıt veriyor ve siyer literatüründe kendine özgü bir yer ediniyor. 28 klasik kaynağın 100’den fazla cildinin detaylı bir şekilde incelendiği, Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Arapça çağdaş eserlerden de yararlanan bu çalışma, Türkiye’de uzun zamandır eksikliği hissedilen klasik ve modern kaynaklara dayalı özgün bir siyer ortaya koyuyor.
1015.00 ₺ -
Miras Toprak
Annesinin ölümünün ardından Nevabacka’ya dönen bir kadın için bu yolculuk, yalnızca bir evi değil, dört yüz yıla yayılan bir aile mirasını devralmak anlamına gelir. Duvarlara sinmiş düzen, bekleyen talimatlar ve köylülerin bakışlarında hâlâ yaşayan bir soyadı, onu toprağın hafızasıyla yüz yüze getirir. Orman, bataklık ve çiftlik dört yüz yıllık bir ailenin kültürel mirasını saklamaktadır. Büyülü gerçekçiliğin incelikli diliyle örülen hikâyede doğaüstü olan, gündelik hayatın ayrılmaz bir parçasına dönüşür; her neslin bıraktığı iz bir sonrakinin yolunu belirler. Toprak hem koruyan hem talep eden bir tanık gibidir. Yirmi üç ülkenin okuruyla buluşan Miras Toprak, insanla doğa arasındaki kadim bağı, aile olmanın ağırlığını ve devralınan hayatların sessiz yükünü anlatan büyüleyici bir roman. “Zaman ve mekâna güçlü bir şekilde kök salmış, ancak insan kaderlerini tasvir ederkenki derinliği ve duygusuyla bugüne taşınan bir hikâye. Büyüleyici, müthiş dokunaklı bir okuma deneyimi.” — Johanna Törn-Mangs, İsveç YLE Edebiyat Ödülü Direktörü. Finlandiyalı yazar Maria Turtschaninoff’un müthiş romanı Miras Toprak, dört yüzyıl önce Bothnia Körfezi kıyısında bir asker tarafından inşa edilen bir kulübenin, burada yüzyıllar boyunca yaşayan nesillerin ve erkekler bataklıklarda yaşayan varlıklara verdikleri söze sadık kalmadığında uyanan bir lanetin hikâyesini anlatıyor. Okuru içine çeken bir okuma deneyimi garanti. — Isabelle Falconnier
315.00 ₺ -
1868 Sofya ve Cihangir in Kitabı
Bütün İstanbullar kurmacadır. Ve bazen en gerçek İstanbul’u, bir kedi anlatır. 1868… İstanbul’un camiler, tekkeler, gizli geçitler, kütüphaneler ve karanlık sokaklarla örülü günleri. İşte bu kentin sırlarını, bir kedi çözmeye başlar. Cihangir, ailesinden gelen gölgeli mirasın, kayıp kardeşi Korkut’un ve babasının sustuğu geçmişin izlerini sürerken kendini hiç tahmin etmediği bir dünyanın içinde bulur. Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’nin duvarlarında saklı fısıltılar, Üsküdar sokaklarına dağılmış kediler arasında örgütlü gizemli bir yapı ve tarihte ilk kez oluşturulmaya çalışılan kedi alfabesi… Tüm bu tehlikelerin arasında bir sabah Harem'de karşılaştığı o bakış ise her şeyi bozup yeniden kurar: Sofya. Kız Kulesi' ne bakan bir duvarın üzerindeki sessiz güzellik. 1868 Sofya ve Cihangir’in Kitabı; aşkı, gizemi, İstanbul’un tarihle yoğrulmuş ruhunu ve bir kedinin dünyayı değiştirme ihtimalini bir araya getiren masalsı bir anlatı.
227.50 ₺ -
Hz Ali
Savaşın, sadakatin ve dönüşümün romanı.Roma'nın kirli hesaplarıyla köle olarak Medine'ye sürülen iki Kuzeyli savaşçı, kendilerini yeni bir dünyanın içerisinde bulurlar. Kılıç ve kanla yoğrulmuş hayatlarının ortasında, karşılarına Hz. Ali çıkar: Merhametiyle şaşırtan, adaletiyle sarsan, sadakatiyle insanın ruhunu değiştiren bir lider. Hendry'nin içindeki öfke ve yalnızlık, Hz. Peygamber'in İlmin Kapısı dediği Hz. Ali'nin adaletiyle sınanırken; Arvid'in hayatta kalma içgüdüsü, İslam'ın ilk yıllarındaki siyasal fırtınaların ortasında yeni anlamlar kazanır. İki Kuzeyli, suikastlardan iç savaşın karanlığına, ihtişamlı meydan düellolarından Roma sarayına uzanan geniş bir dünyanın tanıkları olur. Fakat asıl savaş, her birinin kendi ruhunda sürmektedir.Hz. Ali tarihin en çalkantılı dönemlerinden birini farklı bir penceren anlatan; bir kahramanın değil, bir adalet fikrinin izini süren; fitnenin gölgesinde insan kalabilmenin ne anlama geldiğini sorgulayan büyük bir roman.Eserleri on dile çevrilen, Türkiye'nin en çok okunan tarihî romanlaırnın yazarı, "Günümüzün Peyami Safa'sı" olarak anılan Okay Tiryakioğlu'nun kaleminden İslam tarihinin en önemli büyüklerinden Hz. Ali'nin nefes kesen hikâyesi...
315.00 ₺ -
Bebeklikten Ergenliğe Dijital Ebeveynlik
Cihan Çelik ve Abdullah Manap, Bebeklikten Ergenliğe Dijital Ebeveynlik’te, dijital teknolojilerin gebe olduğu risklerin ve fırsatların farkında olan, çocuklarını dijital dünyada kontrol edebilen ve olumlu rol model olabilen ebeveynlik tarzını ele aldılar. İçinde bulunduğumuz çağ, anne-babalara yeni sorumluluklar yükledi. 21. yüzyıl anne-babalarının dijital ebeveynlik sorumluluklarının farkında olması, hem çocuklarının ve kendilerinin yaşam kalitesini arttırmak, hem de sağlıklı aile ilişkileri kurmak açısından artık bir zorunluluk haline geldi. Yazarlar, dijital ebeveynliği sadece çocuğun ekran kullanımı açısından değil, gelişimsel ihtiyaçlarını da gözeten bir yaklaşımla ele alıyorlar. Farklı yaş dönemlerinde ortaya çıkan ihtiyaçları ve bunların dijital araçlarla etkileşimini masaya yatırıyor; uygulama önerileri ve senaryolarla birlikte anne-babalara güzel bir pratik yapma olanağı sağlıyorlar. Dijital ebeveynlik; yasaklarla değil, yakınlık, iletişim ve farkındalıkla gelişir. Çocuğunuz büyüdükçe ihtiyaçları değişecek, ekranlarla ilişkisi de sizin rehberliğinizle dönüşmeye devam edecektir. Teknolojik gelişmeleri çocuğunuz kadar iyi takip edemiyor veya onun kadar hızlı öğrenemiyor olabilirsiniz. Yine de ümitsizliğe kapılmadan bu dönüşümün komuta merkezinde olduğunuzun farkında olmalısınız.
192.50 ₺ -
Köprüden Önceki Son Kitap
Köprüden Önceki Son Kitap, şirketlerinin geleceği için bir şeyler yapmak zorunda olduğunu düşünen iş insanları için yazıldı. “Çok fazla bilgi” çağında bir süzgeç olma iddiasında. Bugünün telaşı ile önümüzdeki 10 yılın rekabet gündemleri arasında sağlam, uygulanabilir bir geçiş köprüsü kurulmasına katkı sağlama amacında. Yazar; kamu ve özel sektörde onlarca stratejik planın, yüzlerce yönetim kurulu toplantısının ve iş insanlarıyla yaptığı mülakatların içinden geçerek, önümüzdeki 10 yılda, Türk şirketleri için rekabet avantajını belirleyecek 10 ana alanı berrak bir çerçeveye oturtuyor. İş gücünün dönüşümünden dijital dönüşüme; yapay zekâdan değişen tüketici davranışlarına kadar uzanan geniş bir alan, akademik bir ciddiyetle ama iş dünyasının diliyle ele alınıyor. Her bölümde yalnızca kavramlar anlatılmıyor; Türkiye’den ve dünyadan şirket vaka örnekleri, iş sahipleri ve üst düzey yöneticilerle yapılmış mülakatlardan damıtılmış içgörüler, yönetim kurullarında tartışmaya açılabilecek somut soru setleri ve “Yarın sabah neyi önce konuşalım, üç yıl içinde neyi mutlaka hayata geçirelim?” sorusuna cevap veren uygulama önerileri yan yana sunuluyor. Bu kitap; işletme sahipleri, genel müdürler, ticaretin mutfağında karar veren herkes ve işletme alanında kendine kariyer çizmeye çalışan genç insanlar için yazıldı. “Çokluk çağının bilgi kalabalığını” filtreleyip, “önümüzdeki 10 yılın ajandası”nı çıkarmak isteyenlere yönelik bir düşünme ve çalışma defteri olarak tasarlandı. Okurken satırların altını çizmeniz, kenarlara notlar düşmeniz, soruları cevaplamanız ve özünüzle yüzleşmeniz için…
455.00 ₺ -
Kuranın Anlattığı Tarih 2
ANLATAN, ANLATTIĞI HER ŞEYİN ŞAHİDİ” KUR’ÂN’IN TARİHÎ ANLATIMLARI ARKEOLOJİ İLE BİRLİKTE OKUNURSA Hem tarihçi hem de deneyimli bir tur rehberi olan Talha Uğurluel, Kur’ân’ın Anlattığı Tarih serisinin ikinci kitabında bu kez Hz. İbrahim’in izini sürüyor. Arkeoloji, sanat tarihi, dinler tarihi ve klasik tarihçilik disiplinlerini Kur’ân perspektifiyle buluşturan yazar, okuyucusunu 4000 yıl önce yaşamış, “Peygamberlerin Babası” ünvanlı büyük bir ismin izini sürmeye davet ediyor. Soluksuz izleyeceğiniz bu yolculukta, İlk Çağ toplumlarının akılalmaz inançlarından, Nemrut’un gerçek kimliğine, Moğolların yasaklı şehirlerinin sırlarından, toprak altından yeni çıkarılmış bulguların ışığında şaşırtıcı Peygamber izlerine birçok şeyi ilk kez duyacaksınız. Bu kitapta sadece tarihî bilgi değil, aynı zamanda sorularla dolu bir keşif duygusu da sizi bekliyor: ????Binlerce mağara mezarla çevrili şehir gerçekten Hz. İbrahim’in doğduğu yer olabilir mi? ????Hz. İbrahim’i ateşe atan Nemrut, tarih sahnesinde kimdi? ????Yeryüzünün son kadim Putperestlik Merkezi, Paganizm, gök cisimlerine ve balıklara tapan halklar…Sabiiler ve Harraniler. Tam olarak neye inanıyorlardı? ????Son kazılar ışığında Hz. İbrahim’in Basra Ur’da doğdu tezi nasıl çöktü? Harran’daki evi nasıl tespit edildi? ????Moğolların 800 sene önce susturduğu ve yasaklı şehir ilan ettiği Harran, artık konuşmaya başladı ve bakın bize neler anlattı? Uğurluel, “Ben Batıp Kaybolanları Sevmem” sözünün sahibi Hz. İbrahim’e dair tarihin karanlıkta kalmış köşelerini aydınlatıyor. Urfa’daki kaleler, kazılar, Nemrut’un bıraktığı izler ve Hz. İbrahim’in risâlet davasını adım adım gözler önüne seriyor. Kur’ân’ın Anlattığı Tarih serisinin bu ikinci cildi, sizi adeta geçmişe götürerek anlatılan her sahneyi yerinde görme arzusu uyandırıyor. Kitabı bitirdiğinizde, Urfa sokaklarında yürümek, Harran’da bütün kazı alanlarını incelemek, şehri çeviren bütün mağaralara girip çıkmak ve taşlara kazınmış izleri bizzat yerinde görmek isteyeceksiniz.
304.50 ₺ -
-
Asa Nuriye Çeleğen
Hz. Mûsâ Kur’an-ı Kerim’de kendisinden en çok bahsedilen peygamber. Allah’ın kendisiyle konuştuğu, Kelîmullah sıfatıyla anılan elçi. En büyük mucizelerin sahiplerinden biri. Zulmüyle zirveye çıkan Firavun’un helakine vesile olan nebi. ASÂ bu büyük peygamberin hayatını Kur’an kıssalarından ve hadis kaynaklarından yola çıkarak anlatan, Hz. Mûsâ ile birlikte Hz. Âsiye’ye, Hz. Hızır’a, Hz. Şuayb’a, Hz. Mûsâ’nın aile fertleri kardeşi Hz. Harun, annesi Yohebed, babası İmran, kız kardeşi Gülsüm’e dair bir roman. Nuriye Çeleğen, ülü’l-azm peygamberden biri olan Hz. Mûsâ’nın hayatından önemli kesitleri dönemin atmosferiyle ve Firavun’un tarifi zor işkencelerine rağmen imanları için direnen müminlerin örnekleriyle birlikte aktarıyor. Gölge adını verdiği ara bölümlerle de yaşananların bizim nefsimizde nelere tekabül ettiği üzerine düşündürüyor. Hz. Mûsâ asâsını vurunca su çıkartırdı. Mucizesi ağaç ve su ileydi. Âsiye, mû (su) ve sâ (ağaç) diye karşıladı onu. Adını verirken kulağına mucizelerini de zikretti. Hz. Mûsâ’nın mucizelerinin bir yanında hep Âsiye oldu.
210.00 ₺ -
Benim Adım Ekin
“Bu bir yas kitabı değildir. Ailesine ödünç verilen bir ışıklı oyuncağın, sahibine teslim raporudur.” Hastane kapısında elime bilekliğini verdiler. Hayatımın bundan sonrasının, hayatımın bundan öncesiyle örüleceğini bilmeden aldım. Dudaklarını ısırarak bilgi veren doktorlar, yoğun bakıma girip çıkanlar biliyordu da ben bilmiyordum. Sadece seni istiyordum. Sultan Karaaslan, sosyal medya takipçilerinin bildiği isimle anlatblog. Takipçileri onu isminde geçen anlatma yeteneğiyle, hakikatle kurduğu sıkı bağ ile, kitabın ortasından konuşan dürüstlüğüyle ama belki de en çok çocuklarıyla kurduğu gerçek ve anlam dolu ilişkiyle tanıyordu. Sonra o bir dağın altında kaldı. “Işıklı oyuncağım” dediği küçük kızı Ekin’i bir gecenin sonunda ansızın cennete uğurladı. Sultan Karaaslan, Ekin’in ardından yaşadıklarını, sonra “dağın altından” ufak ufak nefes almaya başlayışını, bitmeyen özlemini ama bu derin acıyla birlikte gelen ikramları, Ekin’in adı gibi iyiliğe dair tohumlar eken hikâyesini yazdı. Çok sarsıcı ama aynı zamanda ışıklarla dolu bir anlatı.
210.00 ₺ -
İşe Yaramayan Şeyler Üzerine
Çağımızın görünmez salgını olan örtük nihilizme karşı düşünmeye davet… Yasin Ramazan, faydayı mutlak ölçüt haline getiren çağdaş aklın, insanın anlamla olan bağını nasıl zayıflattığını sorguluyor. “Ne işe yarıyor?” sorusunun tüm değerleri belirlediği bir dünyada; sevgi, dostluk, merhamet, özgürlük, inanç ve düşünme gibi “işe yaramayan” şeylerin aslında insan olmanın özü olduğunu hatırlatıyor. Metafiziğin unutulmadığını, umudun irrasyonel değil rasyonel bir tutum olduğunu, düşünmenin bir ahlaki sorumluluk taşıdığını savunuyor. Sosyal medya çağında vasata indirgenen düşünceye karşı özgünlüğün, hızın içinde kaybolan çağımıza karşı yavaş ve derin düşünmenin savunusunu yapıyor. İşe Yaramayan Şeyler Üzerine, faydasız gibi görünen ama insanı insan yapan değerlere adanmış; anlamın, kaos ve fayda arasında hâlâ sessizce yaşadığını hatırlatan güçlü bir entelektüel direniş.
175.00 ₺ -
Kitapın Yolcuları
Fransa, 1685. Kral, Katolikliği tek yasal din olarak ilan eder. Bir grup Protestan Huguenot, yeni bir vatan bulma umuduyla ülkenin diğer ucuna ulaşmak üzere yola çıkar. Bu grupta, nişanlısı tarafından terk edilmiş Veronika, simyayla ilgilenen Marki, ayakları yere sağlam basan varlıklı de Berle ve yanından hiç ayrılmayan sarı köpeğiyle dilsiz arabacı Gauche vardır. Hepsi Paris’i farklı nedenlerle terk etmiştir. Zaman zaman maceraya dönüşen bu yolculuk, yalnızca onların kaderini değil, tüm insanlığın tarihini değiştirebilir. Hedeflerindeki Pireneler’de, ulaşılması güç bir dağ geçidinde, küçük bir manastırın duvarları arasında, yüzyıllardır saklanan bir Kitap vardır. Bu Kitap’ın dünyanın geleceğini etkileme şansı doğmuştur. Ancak dünya, onun bulunmasına hazır mıdır? “Muhteşem bir yazar.” —Svetlana Alexievich “Olga Tokarczuk, şiirsel hayal gücü ve dilin güzelliğiyle şeylerin ve deneyimlerin kaybolmasına karşı çıkıyor.” —Die Tageszeitung “Olga Tokarczuk geçen çeyrek yüzyılın sayılı Avrupalı romancısından biri.” —The Economist
245.00 ₺ -
Shokonun Gülüşü
Choi Eunyoung, Shoko'nun Gülüşü'nde Güney Kore’deki genç kadınların hayatlarını sade ve berrak bir üslupla anlatırken kişisel hikâyelerle politik gerçekleri harmanlıyor. Kitaba adını veren öyküde, bir değişim öğrencisiyle, onu ağırlayan arkadaşının gergin dostluğu, ergenlikten yetişkinliğe uzanıyor. “Uzaklardan Gelen Şarkı”da ise genç bir kadın, bir sevdiğinin ölümünün acısıyla başa çıkmaya çalışıyor ve onun hakkında bilgi edinmek için Rusya'ya gidiyor. “Sır” adlı öyküde, bir feribot kazasından hayatını kaybeden bir öğretmenin ailesi, ölüm haberini büyükanneden saklıyor. Geçmişin yüküyle geleceğin belirsizliği arasındaki tedirgin ruhların ilişkilerini yalın bir bakışla ele alan Choi Eunyoung, Güney Kore edebiyatının parlayan yıldızlarından. “Choi Eunyoung’un merak uyandıran ilk koleksiyonu, kahramanlarının özlemleri, arkadaşlıkları ve ailevi ayrılıklarındaki duygu dünyalarını inceliyor... Eunyoung’un şiirsel üslubu ve sofistike karakterleri okurları büyüleyecek.” ̶ Publishers Weekly “Shoko’nun Gülüşü, gerçekçi, dürüst ve ahlaki bütünlükle anlatılmış, son derece etkileyici bir koleksiyon. Hikâyeler keder yüklü ve karmaşık olsa da asla iç karartıcı değil. Acı dolu bir geçmişe ve bilinmeyen bir geleceğe sahip sıradan bir insanın, soğuk gün ışığında yıllarını nasıl geçirdiğini gösteriyorlar.” ̶ Guardian “Shoko’nun Gülüşü’nü oluşturan yedi öykü, sessizlikler ve yokluklar, kabul edilmeyen veya söylenmeyen şeyler ile dolu. Okur -ve bazen de karakterler- bu boşlukları çözmeye ve orada ne olabileceğini elinden geldiğince tahmin etmeye çalışır. Bazen bu mümkündür. Çoğu zaman ise değildir. Sonuç, kitaba hayat veren güçlü bir tekinsizliktir.” ̶ Washington Independent Review of Books
252.00 ₺ -
Coğrafyanın Mitleri Dünyayı Yanlış Anlamanın Sekiz Yolu
Haritalarımız artık ejderhalar ve deniz canavarlarıyla dolu değil ama dünyayı algılama biçimimiz hâlâ görünmez coğrafi mitlerle şekilleniyor: kıtalar, sınırlar, uluslar, egemenlikler, ekonomik büyüme ideali… Peki ya bütün bu kavramlar gerçekte yalnızca birer kültürel kurguysa? Paul Richardson, Coğrafyanın Mitleri’nde dünya algımızı şekillendiren sekiz temel inancı sorguluyor. Kıtaların çiziminden GSYİH ölçümüne, Çin’in Yeni İpek Yolu projesinden Rusya’nın komşularını tehdit etmeye yazgılı olduğu düşüncesine kadar uzanan örneklerle dünyayı algılayış biçimimizi belirleyen kalıpları açığa çıkarıyor. Dünyayı olduğu gibi değil, nasıl hayal ettiğimizi anlatan bu cesur kitap, okuru bilindik sınırların ötesine geçmeye davet ediyor. “Coğrafyanın Mitleri, düşündürücü, eğlenceli ve sizi farklı düşünmeye zorlayacak bir kitap. Çevremizdeki dünyanın gerçeklerini keşfetmek için büyük bir ihtiyaç.” – Dipo Faloyin, Africa is Not a Country kitabının yazarı “Olağanüstü. Daha ilk bölümde dünyayı görme şeklinizi tamamen değiştiriyor ve bunu yedi kez daha tekrarlıyor. Bir haritaya bir daha asla aynı gözle bakamayacaksınız.” – Jonn Elledge, A History of the World in 47 Borders kitabının yazarı
262.50 ₺ -
Narsist Ebeveynlerle Büyümek
Ebeveynlerimizi seçemeyiz. Ama onlarla nasıl başa çıkacağımızı seçebiliriz. Narsist Ebeveynlerle Büyümek, çocukluklarında sevgi yerine eleştiri, anlayış yerine suçluluk, güven yerine korku bulmuş yetişkinlere el uzatan bir rehber. Uzman psikoterapist Dr. Sarah Davies, narsistik ebeveynliğin ruh üzerindeki yıkıcı etkilerini açıklarken, bu ilişkilerin izlerini fark etmenin, anlamanın ve onlardan özgürleşmenin yollarını da gösteriyor. Kendini sürekli yetersiz hisseden, başkalarının duygularına fazlasıyla duyarlı olan, ilişkilerinde aynı döngüleri tekrarlayan herkese, geçmişin yükünü taşımadan kendi sesini yeniden bulabilmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor. Davies’in klinik deneyimlerinden, bilimsel bilgiden ve kendi iyileşme sürecinden beslenen satırlar, farkındalık ve şefkatle örülmüş bir iyileşme yolculuğuna çağırıyor.
315.00 ₺ -
Başım Secdeye Gitmiyor Allahım
Biz, dünyayı gözümüzde çok büyütüyoruz. Allah, dünyadan büyüktür; bunu bir türlü anlayamıyoruz. Allah ile namazda buluşmanın önüne, geçici ve üç kuruş etmez dünya işlerini koyuyoruz, Allah ile olan kavuşmayı erteliyoruz. Oysa bir insan, namazın manasını ve kıymetini bilse, bir vakit namazda bile Rabbiyle buluşabilmek için dünyayı yakar da yine Allah ile olan vuslatını ertelemez.
192.50 ₺ -
Otağ 5 Selahaddin Eyyubi
Can olmazsa ten ortada kalmaz, ittihad olmazsa vatan yaşamaz. Melikşah’tan sonra Büyük Selçuklu Devleti bir anda birkaç atabegliğe ayrılmış, ülke güçlü emirler arasında mücadele sahasına dönmüştü. Küçük olsun benim olsun prensibi Müslümanlara büyük acılar yaşatmıştı. Bu durumun neticesi olarak Haçlılar Orta Doğu’da kontluklar ve Kudüs Krallığı’nı kurmuşlardı. İşte bu safhada birbiri ardınca kurulan iki devlet üç sultan dikkati çekecekti. Tarihe yön veren bu iki hanedanlık Zengîler ile Eyyûbîlerdi. Sultanlarının hanedanlıkları ayrı olsa da birliktelikleri dikkate şayandı. İhlasları, samimiyetleri, din gayretleri, cihad ehli oluşları temel vasıfları idi. Hedefleri ise Kudüs’tü. Eyyûbîler, Zengî hanedanlığı içinde tarihî roller oynadılar. Mısır’da Şii Fâtımî Devleti’ne son verdiler. İmadüddin ve Nureddin Zengî Kudüs’ü fethetme yolunda büyük adımlar attılar. Urfa Haçlı Kontluğu’nu yıktılar. Onlardan sonra devletin adı Eyyûbî, sultanı ise Selahaddin Yusuf olmuştu. Sadece isim değişmişti, hedef aynıydı. Selahaddin Eyyûbî Kudüs’ü yeniden İslâm âlemine kazandırdı. Üçüncü Haçlı Seferi’ne neredeyse tek başına karşı koydu. Türk tarihine parlak zaferler kattı. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil yediden yetmişe herkese tarihi sevdirmesiyle ünlendi. Osmanlı’yı anlattığı Kayı serisini tamamladıktan sonra Otağ serisine dünyanın en tanınmış sultanlarından Selahaddin Eyyûbî’yi de ekledi. Elinizdeki Otağ V, Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyûbî adlı eserde, âdil ve mücahid bu üç büyük sultanın hayatını ve şanlı mücadelesini okuyacaksınız. Bu kitap, tarihe meraklı herkes için sürükleyici bir serüven, bir o kadar da öğretici ve ibretlerle dolu bir başucu eseridir. Okudukça, Selahaddin Eyyûbî isminin neden tarihe altın harflerle yazıldığını daha iyi anlayacaksınız!
245.00 ₺