-
Çarpışma
“Romalılar, kararlı ve yolundan sapmaz bir duruş sergileyelim. Bir erkeğe yakışır ve asil bir duruş sergileyelim. Düşmana gücümüzü ve direncimizi gösterelim. Onlara kendilerinden daha güçlü adamlara saldırdıklarını, vurulmak yerine vuracak adamlarla karşı karşıya geldiklerini gösterelim. Onlar ne taştan, ne kırılmaz tunçtan yapılmıştır ne de kuvvetle alt edilemeyecek, hiçbir şey hissetmeyen demirden vücutları vardır.” Kilikya, Tarsus, Misis, Antakya, Kıbrıs ve Suriye’yi topraklarına katan Bizans ordusu, 10. yüzyılda Suriye bölgesini Müslüman Arapların elinden bütünüyle alarak gücüne güç kattı. Ancak Bizanslılar, zaferin sadece asker sayısına bağlı olmadığının farkındaydı. Başarı ancak ve ancak iyi düşünülüp titizce planlanan bir dizi taktik neticesinde elde edilebilirdi. 6. yüzyıl Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminden “Strateji” ve 10. yüzyıl Bizans İmparatoru Nikephoros Phokas döneminden “Çarpışma” metinleri, İmparatorluğun kazandığı zaferlerin bir neticesi olarak, kaleme alınması emredilen metinlerdir. Bu iki metin, Bizans İmparatorluğu’nun hem askerî tecrübelerinin bir birikimi olarak hem de bu zaferlerin devamlılığını sağlama vizyonunu sergilemeleri bakımından oldukça önemlidir. Ordunun savaş sırasında nasıl hareket edeceği, nehir geçme taktikleri, askerlerin dizilimi, casusluk faaliyetleri, geçitlere pusu kurma yöntemleri, şehir kuşatma yöntemleri gibi pek çok konu ele alınmıştır. Yunanca el yazmaları ve İngilizcelerini kıyaslayarak tercüme edilip yayıma hazırlanan Çarpışma, kısa başlıklarla meramını net bir şekilde aktaran, böylece Bizans askerî başarılarının devamlılığını temenni eden dinamik bir kitap. Güneydoğu Anadolu ve Suriye bölgelerinin coğrafyası göz önünde bulundurularak yazılmış, her durum hesaba katılmış, dikkatle düşünülmüş, yüzyıllar öncesinden bir Bizans kaynak eseri.
140.00 ₺ -
Osmanlı Gerçekleri 3
KAYI serisi ile 7’den 70’e yüz binlerce okurun beğenisini kazanan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, OSMANLI GERÇEKLERİ serisinin üçüncü kitabında Osmanlı’daki sosyal meselelerle ilgili akla takılan pek çok soruya temel kaynak referanslarıyla cevap veriyor. Şimşirgil bu çalışmasında kadınların Osmanlı’daki sosyal, kültürel ve politik konumlarını; kuruluş döneminden son döneme kadar Osmanlı donanmasının durumunu; tarikatların ve tasavvufun teşekkülünü; casusluk ve istihbaratı; iskân siyasetini ve Ermeni tehcirini detaylarıyla inceliyor. Osmanlı kadınlarının evlilikte ve boşanmada söz hakları var mıdır? Osmanlı’da taciz, tecavüz ve şiddete verilen cezalar nelerdir? Dünyada biyolojik silah kullanılarak yapılan ilk saldırı Osmanlılarda hangi padişah döneminde gerçekleşmiştir? Neden Batı’da Müslüman yerine Türk kelimesi kullanılmaktadır? II. Abdülhamid Han nasıl bir istihbarat ağı kurmuştur ve bu teşkilatın çalışma şekli nedir? Osmanlı elçilerinden hakarete uğrayanlar veya öldürülenler olmuş mudur? Şehir ve kasabalara sistemli iskânlar yapılmasının nedeni nedir? Barbaros Hayreddin Paşa korsan mıdır? Amerika kıtasını aslında kim keşfetmiştir? Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve yükselişinde tasavvufun rolü nedir? Osmanlı Gerçekleri - III Osmanlı Devleti’yle ilgili zihinleri kurcalayan daha pek çok soruya verdiği cevaplarla bütün okurların beğenisini kazanacak...
227.50 ₺ -
Kısa Hitler İmparatorluğu Tarihi
Yıl 1918. Tarihin en kanlı çarpışmalarına sahne olan Büyük Savaş nihayet bitmiştir. Kırk milyon insan ölmüş, ülkeler viran olmuş, haritalar değişmiştir. Galiplere tükenmişlikle karışık bir sevinç, mağluplaraysa korkuyla karışık bir keder hâkimdir. Ancak hem galiplerin bir kısmının hem de mağluplardan birinin paylaştığı ortak bir duygu daha vardır: Öfke! İngiltere ve Fransa öfkelidir zira zafer için ağır bir fatura ödemişlerdir. Cezalandırmak, dahası canına okumak için ağır şartlar içeren Versay Barış Antlaşması’yla Almanya’nın boğazına yapışırlar. Yenilginin şokuyla zaten ağır bir öfke nöbeti geçiren Almanlar, kendilerini açlığa ve ondan da büyük bir zillete mahkûm eden bu antlaşmayla iyice deliye dönmüştür. “Onlar büyük tarihi geçmişi olan şanlı bir ulustur; nasıl olur da yenilirlerdi, nasıl olur da elleri kolları böylesine acımasızca budanırdı? Dünyayı işgale kalkmışken, nasıl olur da ülkeleri işgal edilirdi? Yenilgi bir yana, nasıl olur da sokak hayvanlarını yiyecek kadar açlığa mahkûm edilirlerdi?” Aynaya bakmaksızın suçlu ararlar: Kim, hangi hainler onları bu duruma düşürmüştür? Açlık, çaresizlik ve yenilginin travmasıyla at başı giden utanç, milyonların üzerine kâbus gibi çökmüş; Almanya, çölde vaha ararcasına, makus talihini değiştirecek bir kahraman arayışına çıkmıştır. Çok geçmeden adaylardan biri aradan sıyrılır. Adı Adolf’tur. Kişiliği otoriteyle biçimlenmiş, hayata dair hayalleri yarım kalmış, türlü kompleksin esiri olmuş ve savaşın getirdiği yenilgiyi hazmedememiş bir savaş gazisidir. “Şanlı tarih” ile karnını doyurmakta, “askerlik” ile nefes almakta, ağzı da iyi laf yapmaktadır. Adeta o günün Almanya’sı, onun şahsında ete kemiğe bürünmüştür… “Düşün peşime, bizi bu duruma düşürenleri biliyorum, önce onların sonra da dünyanın canına okuyacağız; Büyük Almanya’yı kuracağız!” der Adolf. Ruhu, bedeni ve zihni yaralı bir ulusun, ruhu, bedeni ve zihni hastalıklı bir insanın liderliğinde dünyayı kasıp kavuracak utanç yürüyüşü, işte böyle başlar…
455.00 ₺ -
Kılıcın Efendileri 1 - Samuray
Erdal Küçükyalçın “Kılıcın Efendileri” adlı yeni bir seriyle okuyucusuyla buluşuyor. Bu serinin ilk kitabı Japon tarihini şekillendiren savaşçı sınıf samuraylar... Asya’da sömürgeleştirilememiş nadir bağımsız uluslardan biri olan Japonların sanayileşme ve modernleşme çabalarını nasıl başarıya ulaştırabildiği hep merak edilen bir husustur. 1853 yılında Amiral Matthew Perry komutasındaki Amerikan filosu Tokyo açıklarında belirerek hükümeti dışa açılmaya zorladığında Japonya katı bir şekilde kastlara ayrılmış, dünyadaki endüstriyel ve kültürel değişimlerden uzak, dış dünya ile ilişkisi Nagasaki yakınlarındaki Dejima adlı küçük bir adaya girişine izin verilen Hollandalı tüccar ve gemicilerden aldığı bilgilerle sınırlı bir devletti. Ancak Japonların “Kara Gemiler” dediği Amerikan gemilerinin tetiklediği değişim hareketi kısa süre içinde kurulu düzenin bozulmasına yol açacaktı. Yepyeni bir dinamizmle, hızla modernleşen Japonya, 1905 yılında, Rus-Japon Savaşı’nda koca Rus İmparatorluğu’nu dize getirerek Batılıların “Büyük Devletler” ligine kabul edilen bir devlete dönüşecekti. Bu bir “Japon mucizesi” miydi? Hayır, hiçbir sonuç sebepsiz olmayacağı gibi hiçbir başarı da nedensiz değildir. Bu başarının altında yatan unsur samuraylar ve onların dünya görüşünü şekillendiren “Buşido” yani “Savaşçının Yolu” düşüncesiydi... Küçükyalçın bu çalışmasında, öncelikle samuray sınıfının tarihî akış içerisindeki gelişim sürecini, devlet mekanizmasının oluşumunu ve samurayları doğuracak olan askerî teşkilat denemelerini ele alıyor. Bununla birlikte Japon devletinin merkeziyetten adem-i merkeziyete savruluşu ile yerel güç odakları olarak ortaya çıkan derebeyleri ve feodal düzeni inceliyor. Sonrasında ise Buşido düşüncesinin gelişimini ve “Yol” kavramını onu besleyen kaynaklar üzerinden ele alarak kavramın samurayların düşünce dünyalarıyla kültürel hayatlarına nasıl yansıdığını akıcı bir üslupla anlatıyor.
227.50 ₺ -
Asi Delikanlı
Doğru bildiğinden vazgeçmeyip bedel ödemeyi göze alan bir delikanlının hikâyesi… Henüz on altı yaşındayken adaletten yana durduğu için ailesi tarafından reddedilen Erkan, amcası tarafından eğitim için Londra’ya gönderilir. On iki yıl sonra gizli bir görevle ve başka bir kimlikle doğup büyüdüğü Ahievran Mahallesi’ne döndüğünde, hem geçmişiyle hem de yarım kalan hesaplarla yüzleşmek zorunda kalır. Görünürde huzurlu olan bu mahallede, iyilik maskesi ardına saklanan karanlık bir düzen vardır. Erkan, Şimal’in yazdığı romanın izinde ve eski dostlarının desteğiyle bu düzeni açığa çıkarmaya çalışırken, yıllardır süren korku ve suskunluk da çatırdamaya başlar. Kitapları yüz binlerce okur tarafından ilgiyle takip edilen Ahmed Günbay Yıldız, Asi Delikanlı’da adalet, vicdan ve aidiyet duygusunu; aksiyon ve maneviyatla harmanlayarak okuru unutulmaz bir yolculuğa davet ediyor.
252.00 ₺ -
İçimde Susmayan Bir Çocuk Ağlar
Aşkın, inancın ve kaybın sınavını veren iki genç yürek… Evra, resimlerine sakladığı fısıltılarla, gözlerinden düşmeyen hüzünle yaşayan bir genç kızdır. Ensar ise hem kalbinin hem de inancının sesini dinleyen bir delikanlı. Üniversite sıralarında başlayan arkadaşlıkları, kısa sürede kalplerinde sakladıkları büyük bir sırra dönüşür. Ama Evra’nın sert ve hoyrat babası, Ensar’ın ailesinin endişeleri, onları belirsiz bir geleceğin kapısına sürükler. Paris’e uzanan umutlu kaçış planları, içlerinde kapanmayan yaralar ve kaybolan bir evladın acısıyla birleşir. Evra tuvallerinde tek bir acıyı fısıldar: İçimde susmayan bir çocuk ağlar... Kitapları yüz binlerce okur tarafından tekrar tekrar okunan ve tavsiye edilen Ahmed Günbay Yıldız’dan, yürek burkan bir aile dramı ve sevdanın en saf, en kırılgan hâllerini anlatan bir roman.
252.00 ₺ -
Keşke Dememek İçin
Bu kitapta incelenen ayetlerde; Ölmek üzere olanlar, ölüp berzah alemine gidenler, ölümden sonra dirilenler, hesaba girip çıkanlar, cehenneme girip çıkamayanlar, mekanı cennet olmayanlar, yaptıklarına ve yaşadıklarına bin pişman olanlar konuşuyorlar. Ve adeta dirilere nasihat ediyorlar. Ve bize günahlarını, pişmanlıklarını, hüzünlerini, itiraflarını, keşkelerini anlatıyorlar. Ağıtlar, öğütler, ibretler, ikazlar bir geçit töreni yapıyor gözümüzün önünde. Bu ayetler; Doğumumuzu, ölümümüzü, yaşamımızı, hasılı kendimizi, bizimle ilgili herkesi ve her şeyi varoluşumuzun anlam ve amacı çerçevesinde yeniden tanıtıyor, tanımlıyor, anlatıyor ve anlamlandırıyor. Ve bu kitap bize diyor ki; Biz Allah'ın kullarıyız. Dünyadaki yaşamamız da ahiretteki hayatımızın tarlasıdır. "Bu dünyada diken eken ahirette gül biçmeyi ummasın."
245.00 ₺ -
Huzura Varınca Ruhu Onaran Sohbetler 2
Namaz, duygusal ve manevî darlıkların şifasıdır. İç sıkıntısı, kalp kasveti ya da bunalım yaşayan birinin namazla ferahlaması pekâlâ mümkündür. Namazın öncüsü olan ezanda geçen “Haydi felâha!” ifadesi, haddizatında böyle olumlu ve yapıcı bir etkinin müjdecisidir. Namaz kılan biri, sıkıntılı hayat koşulları içerisinde kendisine bir saadet köşesi bulmuş demektir. Namaz, onu hakkını vererek kılanların tecrübesiyle, Allah’ın insana varlığını, huzurunu ve himayesini en çok hissettirdiği ameldir. Namaz üzerinden Rabbi'yle konuşmaya başlayan birinin zamanla büyük bir kalp ferahlığına ereceği muhakkaktır. İnsan namazda âlemlerin Rabbi ile konuşur, O’nunla sohbet eder. İçine akan ilahî ilhamları kalp aynasının saflığı ölçüsünce takip eder. Yaşadığı sıkıntılar karşısında yalnızca ilahî-manevî tesellilere muhatap olmakla kalmaz, aynı zamanda sorunlarının çözüm yollarını görmesi için kalbine ulaşan manevî yönlendirmelere de şahit olur. Arayışta olan yüreklere yazdığı eserlerle bir nebze olsun su serpmeye çalışan, kitapları yüz binlerce okurla buluşan Mecit Ömür Öztürk, Huzura Varınca kitabında, günde beş defa kapımızı çalan "göz aydınlığımız" namazın dünyevî ve uhrevî faydalarını derinlemesine işlemenin yanı sıra, onun mucivezî ve iyileştirici etkisini pek çok veciz örnek ve eşsiz bir samimiyetle anlatıyor.
140.00 ₺ -
Yedi Ayet Yedi şahsiyet
Kur’an; hayatı ve cemi cümle varlığı anlamlandırır. Hayatın anlamı ancak Kur’an ile idrak edilebilir. Efendimizin (sav) ifadesiyle, “Fatiha” Kur’an’ın özüdür. O özü idrak etmek, özün temsil ettiği Kur’an’ın bütününü idrak etmek, demektir. Kur’an’ın bütününü idrak etmek ise hayatın anlam ve özüne nüfuz etmektir. Bu sebeple “Fatiha”yı anlamak ve yaşamak Kur’an’ın ahlakıyla ahlaklanmaktır. Kulluk hayatın, namaz kulluğun, Fatiha da namazın ruhudur. Yasin Pişgin, Yedi Ayet Yedi Şahsiyet’te, sadece Mushaf’ı değil aynı zamanda insanı da açan, açıklayan ve tanımlayan Fatiha suresinin yedi ayetini tefsir ederken, bu yedi ayetin içerisine serpiştirilmiş yedi şahsiyetin karakter özelliklerine de işaret ederek insanın kimliğine, kiminle olması ve olmaması gerektiğine vurgu yapıyor. Ta ki hayatın anlam ve özüne nüfuz edebilmenin kapıları aralansın….
245.00 ₺ -
Bir İmtihandır Dünya
Bir imtihandır dünya… Tekrarı ve telafisi olmayan bir imtihan. Bu imtihanda kazanan sonsuz bir mutluluğu elde edecek, kaybedenlerin kimileri bir süreliğine, kimileriyse sonsuza kadar bir bedbahtlığa mahkûm olacak. Dünya imtihanımızda nelerle sınanmıyoruz ki… Kimi zaman canımızla, en sevdiklerimizin canlarıyla sınanırken kimi zaman da sağlığımızla, aklımızla, malımızla, servetimizle sınanıyoruz. İnsan için en önemli mesele bu dünyanın bir imtihan olduğunu bilmek. Bunu bilen ve bu imtihanın gereğine uygun davrananlara ne mutlu! Dünya hayatının bir imtihan olduğunu inkâr ya da ihmal edenlere ne yazık! Her imtihanda başarılı olmanın bir yolu, yordamı, kuralı vardır. Sonsuz saadet ya da sonsuz bedbahtlığa giden bu imtihanda başarılı olmanın yolları nelerdir? Bu imtihanda nelere dikkat etmeli? Neleri yapmalı, nelerden uzak durmalı? Prof. Dr. Soner Duman Bir İmtihandır Dünya’da, öncelikle bize dünyanın imtihan yönünü ortaya koyuyor, sonrasında da bu yolun gerekliliklerini Kur’an ve sünnet ışığında açıklıyor.
175.00 ₺ -
Duanız Olmasa
Duanız Olmasa, 2026 Ramazan’ında Marmara İlahiyat Camii’nde, mukabele sonrasında o gün okunan ayetlerin gölgesinde yapılan samimi yakarışlardan oluşuyor. Ramazan ikliminin bereketiyle irticalen edilen bu niyazların her birinde; mahcubiyet taşıyan kulların Rabbine yönelişi, dünyaya kapılmaktan korkan kalbin çırpınışı, kulluk sorumluluğunu hakkıyla yerine getirme gayreti ve her şeye rağmen Allah’ın rahmetine sığınan insanın umudu var. Okunan ayetler bu sayfalarda yalnızca anlamı aktarılan metinler olarak kalmıyor; kulun kalbine dokunan ve onu içten içe dönüştüren bir hitaba dönüşüyor. Âlemlerin Rabbi’nin ayetlerle konuştuğu yerde, kul da duasıyla Rabbine yöneliyor. Bu yüzden kitap boyunca ayetlerle dualar iç içe geçiyor; hitap ile niyaz aynı rahmet ikliminde buluşuyor.
332.50 ₺ -
Ahlakın Dönüşümü
Ahlâk sadece bir kurallar bütünü değil, benliğimizin görünmeyen aynası ve vicdanımızın yansımasıdır. Ahlâkî dönüşümün ilk adımı, mizacımızı ve onun üstüne bina ettiğimiz kişiliğimizi tanımaktır. “Ben kimim, nasıl biriyim?” sorusunun derinliğine inmeden, iç yapımızı tanımamız ve onu dönüştürmemiz mümkün değildir. Zira insanın hakikati, en çıplak haliyle ahlâkında görünür. İlk kitabı Kalbin Dönüşümü’nde selim bir kalbe ve sağlam bir iradeye sahip olmak için nefsimizle nasıl bir ilişki kurmamız gerektiği üzerinde duran Nesibe Küçük Cansever, bu kez bizleri Ahlâkın Dönüşümü hakkında düşündürüyor. İnsanın bâtınında yer alan dört temel güce odaklanan yazar arzu, öfke, akıl ve adalet kavramlarını detaylı olarak ele alıyor. Bu güçlerin ifrat ve tefrit uçlarına savrulması durumunda hangi kişilik tipleri ortaya çıkar? Denge halinde nasıl bir insan modeli inşa edilir? Tek tek her bir gücü dengeye çekmenin yolları nelerdir? Mizaç, aile, sosyal çevre, benlik algımız, rol modellerimiz bizi nasıl yönlendirir? Bu ayrımları yapabilmek ve karakterimizi objektif bir bakışla değerlendirme gayretinde olmak bize neler kazandırır? Ahlâkın Dönüşümü, bu sorulara cevap bulmak, mizacımızı kuran kuvvetleri ve onları dengeye getirme yollarını anlamak için rehber niteliğinde bir çalışma.
245.00 ₺ -
Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler
Eserin tarihte incelenmesi gereken pek çok konuya dikkat çekmesi ve araştırmacıları bu alanlara teşvik etmesi, yazarın tarihi tahlil etmedeki “üçüncü göz” yaklaşımı ve olayları değerlendirirken takındığı “tarihe doğru soruları sorma” tutumu elbetteki övgüyü hak ediyor. Üstelik Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler kendi alanında önemli bir boşluğu doldurduğu gibi şimdiden klasik bir eser niteliğinde. Tufan Gündüz, Virgül, 56- 1999 Bu esaslı ve zihin açıcı çalışma gösteriyor ki zındıklık ve mülhidlik ile itham olunan çok az kişi kendilerine yöneltilen suçlamalarla hayatlarından olmuşlardır. Yine de ortaçağ Hristiyan dünyasında ortadan kaldırılan heretiklerin veya engizisyon kurbanlarının sayısı ile karşılaştırıldığında ölüm miktarlarının ne kadar küçük olduğu dikkat çekicidir. Ocak, birçok açıdan imparatorluğun imajını sergileyen önemli bir kitap yazmıştır ve ümit ediyorum ki bu kitap, Osmanlı İslâmı alanında yeni çalışmalara ilham kaynağı olacaktır. Gottfried Hagen, (Archivum Ottomanicum 18- 2000) Yazar bir defa daha, orijinal araştırmalarla ve kitabın ekinde ilk defa yayınlanan veya tercüme edilen muhtelif anahtar belgelerle alana ciddi bir katkıda bulunmuştur. Her şeyden önce, Zındıklar ve Mülhidler, Ocak’ın çoğu zaman birbirleriyle ilişkisiz veya türdeş olmayan Osmanlıca, Arapça ve Farsça kaynaklar üzerindeki etkileyici hâkimiyetinin sağladığı avantajdan tam olarak faydalanmaktadır. Aynı şekilde eser, yazarın hem çağdaş Türklerin çalışmaları hem de oryantalist literatür ile kurduğu eleştirel ilişkiyi de sergilemektedir. Profesör Ocak, Osmanlı toplumunda herezinin sosyal tarihinin ustaca ve zihin açıcı bir sentezini ortaya koymaktadır ki yakın zamanda bu nitelikte bir çalışma görülmeyecektir. Stefan Winter, University of Chicago, (The Turkish Studies Association Bulletin, 242-2000)
525.00 ₺ -
Tarihin Seyrini Değiştiren Türkler
Yaptığı televizyon programlarıyla tarihi herkese sevdiren Uğur Korkmaz, alanında uzman akademisyenlerle Türkleri konuştu. •Türkler için Anadolu ne ifade ediyordu ve Türkler nasıl Müslüman oldular? Prof. Dr. Ahmet Taşağıl anlatıyor. •Asya Hunlarının siyasî ve sosyal yapısı nasıldı? Attila’ya neden “Tanrı’nın Kırbacı” deniliyordu? Dr. Başak Kuzakçı anlatıyor. •Cengiz Han’ı diğer boy beylerinden ayıran özellikler nelerdi? Timur, Osmanlı Devleti’ni nasıl mağlup etti? Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu anlatıyor. •Malazgirt Zaferi’ne giden yolda neler yaşandı? Sultan Alp Arslan yönünü neden İstanbul’a çevirmedi? Prof. Dr. Cihan Piyadeoğlu anlatıyor. •İstanbul neden lanetlenmiş bir şehirdi? Çandarlı Halil Paşa hain miydi? Prof. Dr. Abdülkadir Özcan anlatıyor. •Yavuz Sultan Selim babası II. Bayezid’e darbe yaparak mı tahta oturdu? Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail hiç karşı karşıya geldi mi? Prof. Dr. Feridun M.Emecen anlatıyor. •Batı’da “Muhteşem Süleyman” diye bilinen Kanuni Sultan Süleyman’ın Avrupa siyaseti neydi? Sınırları üç kıtayı aşan Osmanlı Devleti’nin bu başarısında Pargalı İbrahim Paşa’nın politikaları ne kadar etkiliydi? Prof. Dr. Abdülkadir Özcan anlatıyor. •I. Dünya Savaşı öncesi ülke genelinde nasıl bir hava hâkimdi? Millî Mücadele dönemi nasıl başladı? Prof. Dr. Ali Satan anlatıyor. •Lozan Antlaşması’nın imzalanmasında İsmet İnönü ne kadar etkiliydi ve bu antlaşma bir başarı mı yoksa hezimet miydi? Prof. Dr. Vahdettin Engin anlatıyor.
192.50 ₺ -
İslam Dünyasında Kitap Kütüphane ve Verraklar
Kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal kaleme aldığı İslâm Dünyasında Kitap, Kütüphâne ve Verrâklar adlı bu eserle, Orta Çağ İslâm dünyasında “kitab”ın tarihine yolculuk yapmamızı sağlıyor. İslâm kültürünün en önemli halkalarından birini oluşturan yazma kitap dünyasını her safhasıyla tanımamızı sağlayacak olan bu eser, kitabın ortaya çıkması için gerekli kâğıt, kamış, mürekkep gibi maddi şartların yanı sıra kitabın telif süreçlerindeki temel basamakları da dönemin kaynaklarından alınan birbirinden çarpıcı anekdotlarla anlatıyor. Kitap aynı zamanda, medrese derslerinde ya da camilerdeki halkalarda okutulan eserlerin mukabele, semâ‘, kıraât gibi nihai hallerini alma süreçlerinin yanı sıra imlâ, icâzet, münâvele, vicâde, mükâtebe gibi teknik terimlerle birlikte tenkidli metin neşrinin inceliklerini de öğrenmemizi sağlıyor. Kitap üretim süreçlerinin yürütücüsü olan hoca-talebe, müellif-müstemlî, verrâk-müstensih gibi bu dünyanın gizemli figürlerini görünür kılıyor. Kitapların üzerindeki vakıf, temellük, ferağ ve istinsah kayıtları üzerinden kitaplara dair bilinmeyen bir dünyada nasıl yolculuk yapılabileceğinin anahtarlarını sunuyor. İlmin merkezi olmaları hasebiyle kütüphaneler, medreseler ve kitap çarşıları sayesinde yazma kitaplara ev sahipliği yapan Şam, Kahire, Bağdat, Buhara, Semerkant, Kûfe, Bursa ve Mekke gibi İslâm coğrafyasının merkezlerini hatırlatıyor… Elinizdeki kitabın Orta Çağ İslam Dünyasında Kitap ve Kütüphane isimli daha önceki baskılarında ele alınan bu meseleler, kaynakların yeniden değerlendirilmesi ve yeni araştırmalar neticesinde ilave edilen bölümlerle geliştirilmiş, bu durum ise eserin muhtevasını yansıtan yeni bir isimlendirmeye muhtaç olduğunu göstermiştir. Bu nedenle İslâm Dünyasında Kitap, Kütüphâne ve Verrâklar ismiyle yeni bir edisyon olarak okurlara sunulan bu eserin, daha önceki baskılarda olduğu gibi orijinal tespit ve bulgularıyla alanındaki yeni çalışmalara rehberlik edeceği ve kitap tarihi çalışmalarında kült bir eser olarak yer edineceği şüphesizdir. Yazarın Diğer Kitapları
875.00 ₺ -
İstanbullu Üç Osmanlı Ailesi
YAHYÂ EFENDİ, ŞAİR NİGÂR HANIM, AHMED MİDHAT EFENDİ AİLELERİNDEN GÜNÜMÜZE, DOLU DOLU BİR AİLE TARİHİ… Bir tarafta Beşiktaşlı Yahyâ Efendi’nin; bir tarafta Şair Nigâr Hanım’ın; bir tarafta Ahmed Midhat Efendi’nin soyağaçları… Arka fonda 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarındaki büyüleyici Boğaziçi: Bebek-Kayalar (Aşiyan), Rumelihisarı ve Beykoz… Bebek semtinin en köklü ailelerinden Nigâr Nigâr Alemdar, Boğaz’ın havasıyla, İstanbul’un kültürüyle, İmparatorluğun asaletiyle harmanlanmış bu üç aileyi bizzat ailelerin torunu olarak anlatıyor. Yadigâr eşyalar, fotoğraf albümleri, resmî belgeler, hayatta olan akrabalarından bilgiler, röportajlar, hayatta olmayan meşhur isimler, Ahmed Midhat Efendi ailesine dair bilinmeyenler, Şair Nigâr Hanım ile Ahmed Midhat Efendi arasındaki ilişki, Ahmed Midhat Efendi ile Sultan II. Abdülhamid’in iletişim şekli, Şair Nigâr Hanım’ın aile hayatı, Bebek’teki köşkün mimari çizimi, ailenin Tevfik Fikret ile komşulukları, o dönemki günlük hayat… Okurken Türk edebiyatına, Osmanlı tarihine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne dair paha biçilmez detaylar yakalayacak, Osmanlı’dan günümüze sosyal bir tarih anlatısının içinde kaybolacaksınız.
420.00 ₺ -
Feryadım
“Koskoca devlet binası ve İslâm âleminin gözünü kendisine çevirdiği yüce hilâfet makamı ortadan kalktı ve târumar oldu, biçare vatan ve millet nice belalara uğradı. Böyle büyük bir genel musibetten bahsederken şahsımla binlere varan yakın ve uzak akrabamın uğradığı zarar ve hasarı ağza almak küçüklük olur. İşte Feryadım, bu acı olayları anlatan ve Osmanlı Devleti’nin elem verici sonuna ağlayan mensur bir mersiye hükmündedir.” Ahmet İzzet Paşa Son dönem Osmanlı Devleti’ni anlatan en önemli hatırat olarak bilinen Ahmet İzzet Paşa’nın Feryadım kitabı uzun bir süre sonra tekrar yayımlanıyor… Ahmet İzzet Paşa Osmanlı Devleti’nin son dönemini, Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği (Genelkurmay Başkanlığı), Âyan Meclisi Üyeliği, Harbiye, Dâhiliye ve Hariciye Nâzırlıkları ve devletin en yüksek makamı olan Sadrazamlık mevkiinde geçiren, devletin esenliği için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan, üstlendiği bütün görevlerde olağanüstü başarılar gösteren önemli bir devlet adamıdır. Tarihimizin en karanlık ve acılı bu dönemine şahitlik etmiş ve tüm yaşadıklarını Feryadım adını verdiği hatıratında toplamıştır. Bu eser aynı zamanda çöküşe doğru uzanan yolda Osmanlı Devleti’nin kaderine ağlayan bir büyük asker ve devlet adamının feryadıdır. Ahmet İzzet Paşa’nın hatıratında, Meşrutiyet dönemini, Balkan Savaşlarını, I. Dünya Savaşı’nı, Ermeni, Irak ve Suriye olaylarını, Arap meselesini, İttihat ve Terakki Hükümeti’nin tüm bilinmezlerini, Tevfik Paşa, Ferit Paşa, Ali Rıza Paşa ve Salih Paşa kabinelerini, Lozan ve Sevr Antlaşmalarının perde arkasını, mütareke dönemi İstanbul’unu, İtilâf Devletlerinin sürekli değişen siyasetlerini ve İstiklâl Harbi’nin gerçeklerini bulacaksınız…
385.00 ₺ -
Karabekirin Kavgası
Ne Karabekir’in, ne de diğer paşaların hâtıratları, ‘resmî târih’in değiştirilmesi için yeterli görülmüştü. Söylenebilecek tek şey; onların anılarının ‘resmî târih’te önemli bir gedik açtığıdır. Belki de onlar, bu gediği daha o zamandan görmüşlerdi ve tartışmayı târihe ve geleceğe bırakmışlardı. Gelecekte târihi yazacak olanlara! Cemil Koçak Kâzım Karabekir, 1926 yılında İzmir’de Atatürk’e suikast dâvâsından dolayı yargılandığı Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde beraat ettiğinden beri, İstanbul’da hâlen müze olan Erenköy’deki köşkünde polis gözetiminde yaşıyordu. 1927 yılında Nutuk’ta çok sert şekilde eleştirilmişti. Karabekir’e karşı kamuoyu nezdinde yeni bir polemik, 1933 yılının Mart ayında bir yazı dizisiyle Siirt milletvekili Mahmut Soydan’ın sâhibi ve başyazarı olduğu Milliyet gazetesinde başlatılmıştı. Bu, iktidârın Karabekir’e ve onunla birlikte daha sonra gözden düşmüş olan Millî Mücâdele’nin önder kadrosuna karşı siyâsî saldırısı anlamına geliyordu. Tefrikanın kimin tarafından kaleme alındığı belirsizdi. Konu, bir süre sonra Millî Mücâdele yıllarında Karabekir’in ve daha sonra onunla siyâsî işbirliği yapacak olan arkadaşlarının rolüne de gelmişti. Dizi, bu rolü yeniden tartışma konusu yapıyordu. Karabekir de, dizide anlatılanlara aynı gazetede yayınlanan mektuplarıyla yanıt vermeye başlamış; polemik diğer gazetelere de sıçramıştı. Türkiye’de yakın târih denilince ilk akla gelen isimlerden Cemil Koçak, Karabekir’in Kavgası adlı bu çalışmasında; Kâzım Karabekir’in 1933 yılında Nutuk’ta ortaya konulan Millî Mücâdele’nin resmî târihine karşı verdiği “kavga”yı tüm cepheleriyle ve belgeleriyle anlatıyor. Bu kitapta; Karabekir’in hâtırâtının yasaklanması anlatılırken; ardından onun Başbakan İsmet İnönü ile mektuplaşmaları da ilk kez belgeleriyle yayınlanıyor.
385.00 ₺ -
Sultana Öğütler
“Ey hükümdar, şunu bil ki bu ağacın on kökü ve on dalı vardır. Kökü, kalbin inancıdır, dalı ise bedenin eylemleridir.” Kimyâ-yı Saʿâdet, İhyâʾü ʿulûmi’d-dîn,Tehâfütü’l-felâsife gibi klasikleşmiş çok sayıda eseriyle İslam düşünce dünyasını şekillendiren en önemli düşünürlerden biri olan Gazzâlî’nin siyasetname niteliğindeki eseri Nasîhatü’l-mülûk Farsça aslından Türkçeye ilk defa tercüme ediliyor. Araştırmacılar, Gazzâlî'ye atfedilen bazı eserlerin ona ait olmadığını iddia etseler de Nasîhatü’l-mülûk’ün Gazzâlî tarafından Farsça yazılmış ve daha sonra Arapçaya çevrilmiş bir eser olduğunu kabul etmişlerdir. İçeriğinden anlaşıldığı üzere Nasîhatü’l-mülûk, Gazzâlî’nin Tus’ta inzivada yaşadığı hicri 500-505 yılları arasında yazılmıştır. İmam Gazzâlî manevi dönüşümüne neden olan on yıllık manevi yolculuğunun başında şunun için söz vermiştir; hiçbir hükümdardan hediye kabul etmemek, hiçbir hükümdarla görüşmemek ve münazara yapmamak. Nasîhatü’l-mülûk bir bakıma bu sözün tutulmasının bir semeresidir. Gazzâlî, Sultana Öğütler başlığıyla sunduğumuz bu eserde devlet yönetimiyle ilgili konuları belirli kısımlara ayırdıktan sonra çeşitli hikâyeler ve olaylarla örneklendirir. Fars ve Arap kökenli birçok devlet adamı ile ilgili anekdotlara yer vermesi, kitabı tarihî açıdan da değerli kılar.
192.50 ₺ -
Otağ 4 Gazneli Mahmud
“Ya İlahi! İslâm dinine yardım etmek, İslâm’ın düşmanlarını söküp atmak maksadıyla her yıl gaza için Hindistan’a gitmeyi kendime farz kılıyorum. Beni mansur ve muzaffer eyle. Niyetimi halis eyle!” Gazneli Sultan Mahmud Türk tarihinde vazgeçilmez bir yere sahip olan, çok uluslu yapısıyla imparatorluk hüviyeti taşıyan, Orta Doğu’da Ehl-i Sünnet inancını tahkim eden Gazne Devleti’nin efsanevi hükümdarı Gazneli Mahmud (971-1030); kazandığı zaferlerle, kişiliğiyle ve dönemindeki sanat anlayışıyla okuyucunun karşısına çıkıyor! Osmanlı Devleti’nin tüm safhalarını KAYI serisi ile yüz binlere ulaştıran Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, şimdi ise İslâm dünyasına yön veren Türk devletlerinin, liderlerinin ve örnek şahsiyetlerinin tarihini anlatmaya OTAĞ serisinin 4. eseri ile devam ediyor. · Gazneli Mahmud’un babasından aldığı tarihî miras ve zaferlerine etkisi… · 17 Hint seferi ve İslâm’ı Hint topraklarında tanıtıp yayması… · İran’da Şii Büveyhoğulları ile mücadelesi ve ehl-i sünneti hâkim kılma gayreti… · Tarihî ve siyasi yönünün yanı sıra mücadeleci ruhu… · Gazneli Mahmud ile Selçuklu taht varisi Arslan Yabgu arasında geçen tarihî diyalog… · Horasan’dan Mekke’ye uzanan hac yolunun güvenliği için gösterdiği çaba… · Eğitime, şairlere, adalete ve tasavvufa verdiği önem… · Devletin ekonomisi için yaptıkları ve imar faaliyetleri… · Hayatı ve vefatındaki ibretlik dersler… OTAĞ IV – Hindistan Fatihi: Gazneli Mahmud, isimli eserde, zorluklarla dolu bir başlangıçtan koca bir imparatorluğa dönüşen Gaznelilerin sürükleyici, merak uyandırıcı, akılda kalıcı tarihi yanında “Seyfüddevle/Devletin kılıcı” lakabını taşıyan bu büyük hakanın soluksuz okuyacağınız destansı hayatı sizleri bekliyor…
203.00 ₺ -
Çiçekçi Kadın
Dosan’ın sakin bir mahallesindeki küçük bitki dükkânı, kapısından içeri giren herkese huzur vadeder. Özenle bakılan saksılar, dükkânı saran toprak kokusu ve her bitkiyi sevgiyle büyüten Yuhui... Burası yalnızca bitkilerin değil, hayata yeniden tutunmaya çalışan insanların da sığınağıdır. Ancak güneş battığında, dükkânın kapıları kapansa da Yuhui'nin mesaisi sona ermez. Hayatlarını kâbusa çeviren erkeklerin sonsuza dek yok olmasını isteyen kadınlar, çözümü onun bahçesinde aramaktadır. Çok geçmeden kasabada insanlar gizemli biçimde ortadan kaybolmaya başlar. Yuhui ise her sabah dükkânını aynı sakinlikle açar, bitkilerini sular ve hiçbir şey olmamış gibi yaşamına devam eder. Peki, en huzurlu görünen bahçeler gerçekten göründükleri kadar masum mudur? Kadın öfkesini, kara mizahı ve gerilimi ustalıkla harmanlayan Çiçekçi Kadın, son sayfasına kadar gizemini koruyan, sarsıcı bir roman. “Bir kadın, ofis işini bırakıp bitkilerden fazlasını sattığı bir fidanlık açar… Kang’ın ışıl ışıl ilk romanı dikkat çekici bir çıkış. Dili hem sürükleyici hem de yalın; Yuhui’nin geçmişine dair ustalıkla serpiştirilen ayrıntılar ise hikâyeye güçlü bir duygusal derinlik kazandırıyor. Ortaya kadın öfkesine yazılmış enfes bir ağıt çıkıyor.” -Publishers Weekly “Atmosferi güçlü, beklenmedik dönüşlerle dolu ve kara mizahı ustalıkla kullanan bu roman, şiddete dair güçlü bir söz söylüyor.” -Booklist “Baştan sona son derece sürükleyici, yer yer ürpertici ama bir o kadar da tatmin edici bir roman… Kang, keskin gözlem gücü ve derin bir empatiyle, şiddete karşı hak edilmiş güçlü bir panzehir sunuyor.” -Shelf Awareness
210.00 ₺ -
Geleceği Doğadan Tasarla
Modern yaşamın hız, performans ve tükenmişlik döngüsü içinde insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, yeniden kendi ritmini bulmaktır. Geleceği Doğadan Tasarla, okuru doğanın kadim bilgeliğinden ilham alan içsel bir keşif yolculuğuna davet ediyor. Tohumdan köklere, gövde ve dallardan ormana uzanan bu yolculukta kitap; potansiyeli fark etmeyi, güvenli ama sınırlayıcı kabukları aşmayı, belirsizlikte yön bulmayı, ilişkilerdeki görünmez bağları güçlendirmeyi ve yaratıcılığı sürdürülebilir bir değere dönüştürmeyi anlatıyor. Ceylan Kalyon Özdemir ve Muharrem Özdemir, iş ve yaşam dünyasının sorunlarına doğanın döngüsel, esnek ve yenileyici ritmiyle bakmayı öneriyor. Her bölümde yer alan düşünme soruları, uygulamalar ve doğadan ilham alan örnekler sayesinde okur yalnızca bilgi edinmekle kalmıyor; kendi hayatı, değerleri, ilişkileri ve geleceğe bırakmak istediği miras üzerine de derinleşiyor. Bu kitap, daha hızlı koşmak isteyenlere değil; daha bilinçli, dengeli ve köklü büyümek isteyenlere sesleniyor.
315.00 ₺ -
Barbaros Hayreddin Paşa
Barbaros Hayreddin Hızır Reis, Cezayir’in sultanı idi. Kanuni Sultan Süleyman’ın bir işareti üzerine sultanlığın tapusunu padişahın önüne koydu. Birlik ve beraberliğin sembol ismi oldu. Osmanlı armadasının başında Akdeniz’e açılan Barbaros Hayreddin Paşa, 1538’te Avrupalı devletlerin bir araya getirdiği en büyük Haçlı donanmasını Preveze’de ağır bir hezimete uğrattı. Akdeniz, bir Türk gölüne dönüşürken, Avrupalılar Akdeniz’de tahta parçası yüzdüremez hâle geldiler. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Türk denizcilik tarihinin bu en önemli simasının neslini, ağabeyi Oruç ve mücahid yoldaşlarıyla hem korsan gemilerine hem İspanyollara karşı verdiği akıl almaz mücadeleyi, Cezayir’e hâkim olarak idare ve siyaset alanında gösterdiği başarıyı, Endülüs Müslümanları için çektiği çileleri, İspanyolların Mağrip’te yerleşmelerinin önünü kesen efsanevi kahramanlığını ve nihayet Osmanlı kaptan-ı deryası olduktan sonraki serüvenini kitapta çarpıcı detaylarıyla anlatıyor. Tarihi Sevdiren Adam, bu eseriyle Türk denizciliğinin yüz akı olan Barbaros Hayreddin Paşa’nın destansı hayatını okuyucuların gözleri önüne seriyor.
203.00 ₺ -
Kuranın Satır Araları
Kur’ân yalnızca okunmak için değil anlaşılmak için indirilmiş bir kelam. Peki biz, onu gerçekten anlamaya çalışıyor muyuz? Kur’ân’ın Satır Araları, Kur’ân’ı anlamaya adanmış 30 yıllık bir yolculuğun meyvesidir.Ne bir meal ne de bir tefsirdir. Ancak her ikisine de ışık tutan, meal okurken fark edilmeyen incelikleri hatırlatan bir kılavuzdur. Her ayetin ardında saklı derin anlamları, dilin sınırlılığını, çevirinin getirdiği kaçınılmaz uzaklıkları fark ettiren bu eser, okurunu Kur’ân’ı anlamaya yönlendiren bilinçli bir okumaya davet ediyor. Fatiha ve Bakara Sûreleri üzerinden ilerleyen bu çalışma, sadece açıklamakla kalmıyor; Kur’ân’ı anlayarak okumanın neden hayati bir ihtiyaç olduğunu yeniden hatırlatıyor. Yazar, onlarca meal ve kaynak incelemesiyle, Kur’ân dilinin zenginliğini, ayetlerin bütünlüğünü ve tekrarların hikmetini örneklerle gösteriyor. Amacı tartışmak değil, sevdirerek öğretmek; sorgulatmak değil, Kur’ân’a yaklaştırmak. Kur’ân’ın bir mucize oluşuna, onunla bağ kurmanın insana kattığı derin anlamlara ve “anlamadan okumak”la “idrak ederek okumak” arasındaki farklara odaklanan bu çalışma, her seviyeden okuyucuya rehberlik edecek nitelikte. Kur’ân’ın Satır Araları, Kur’ân’la bağ kurmak isteyen herkes için yazıldı. Çünkü Kur’ân’ı anlamak, Rabbimizin bizimle konuştuğunu fark etmektir…
297.50 ₺ -
Kayıp Anılar Ekspresi
Suhan için her şey, kulakları sağır eden bir tren gürültüsü ve göz bebeklerini sızlatan bir baş ağrısıyla başlar. Gözlerini açtığında kendini, ölüleri son hükümlerine götüren Samdocheon Ekspresi’nde bulur; karşısında ise gizemli bir rehber vardır. Ancak bu yolculuk, büyük bir sarsıntıyla kesintiye uğrar: Ölülerin anıları birer birer silinmekte, geçmişini hatırlayamayan ruhlar yargılanamadan yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Kendi anılarını da kaybeden Suhan’ın tek şansı, bir ölüm meleğiyle birlikte başkalarının kayıp anılarını bulmaktır. Suhan her durakta başka bir hayatın kırılma anlarına tanıklık ederken kurtarılan her anı tek bir soruyu daha da derinleştirir: İnsan, unutmak istediği gerçeklerle yüzleşmeden huzura kavuşabilir mi? Kayıp Anılar Ekspresi, zamanla yarışan bu yolculukta, hafızanın, pişmanlığın ve hatırlamanın bedelini ortaya koyuyor.
315.00 ₺ -
Küllerimden Doğarken
Bazı insanlar yanarak yok olur… Bazıları ise küllerinden yeniden doğar. Melal ve Sadberk’in Kocam Bir Narsist romanıyla başlayan hikâyeleri kaldığı yerden devam ediyor. Fakat bu kez karşılarında sadece geçmiş değil; yıllarca susturulmuş korkular, çocukluk yaraları ve insanın kendi içine sakladığı karanlık var. Bir taraf hayatta kalmaya çalışırken, diğer taraf sevmeyi bir gün bile bırakmıyor. Ama sevgi, kırılmış bir ruhu gerçekten iyileştirebilir mi? Manevi sorgulamalar, vicdan hesaplaşmaları ve insan ruhunun en karanlık tarafıyla örülü bu hikâye; okuru acının, sevginin ve dönüşümün tam ortasına çağırıyor. Romanlarıyla on binlerce okurun kalbine dokunan Funda Uçuk Er, şu soruların peşine düşüyor: İnsan gerçekten değişebilir mi, yoksa bazı ateşler insanın içinde sonsuza kadar yanmaya devam mı eder? Çünkü bazı yaralar kapanmaz. Sadece insanın içinde yaşamayı öğrenir.
227.50 ₺ -
Boş Tabak
Bir aile sofrası… Masanın ortasında, söylenmemiş cümlelerle dolu boş bir tabak ve ses kayıt cihazının yanıp sönen ışığı… Çorba buharının yükseldiği, tabakların her akşam aynı yere konduğu, herkesin aynı sandalyede oturduğu, kimsenin gerçekten konuşmadığı bir ev. Sevgisini çalışarak gösterdiğini düşünen bir baba, her şey yerli yerinde durursa kalplerin de dağılmayacağına inanan bir anne, neşesiyle havada asılı kalan sessizliği kovmaya çalışan küçük kız kardeş. Yıllardır, “Büyütme!” denilerek bastırılan duygular, bir akşam masanın ortasına bırakılan birkaç soru kartıyla gün yüzüne çıkıyor. Her soru; üzeri örtülmüş kırgınlıkları, eksik bırakılmış sevgileri ve çocukluk yaralarını görünür kılarak bir yüzleşmeye dönüşüyor. Boş Tabak; bazen tek bir kelimenin yılların sessizliğini nasıl çatlatabildiğini anlatan, konuşulamayanların insanın içinde nasıl sessizce büyüdüğünü gösteren, tanıdık ve sarsıcı bir aile romanı. Ses kayıt cihazının yanıp sönen ışığı size de göz kırptığında hakikati anlayacaksınız!
238.00 ₺ -
Başlamak Zor Bitirmek Daha Zor
Bu kitap, kendini yıllardır 'dalgın', 'unutkan', 'plansız' ya da 'dağınık' hissedip de nedenini bir türlü anlayamayan, hayatlarını bir türlü düzene sokamayanlar için… Aynı zamanda, bir yakınını “Bu adamın/kadının nesi var?” diye anlamaya çalışan ama bir türlü anlayamayan ve bu sebeple nasıl davranacağını bilemeyen aile bireyleri için... Son zamanlarda çok sayıda kişinin yetişkin çağlarında DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite) tanısı aldığını görüyoruz. Mademki vardı neden çocukluk döneminde fark edilmedi? Belirtiler sonradan mı çıktı? Ve DEHB aslında ne? Bazı insanlar tembelliğin adına DEHB mi diyor? DEHB sadece dikkat dağınıklığı değildir. Zamanı yönetmekte zorlanmak, işleri hep son dakikaya bırakmak, ajandayı doldurup hiçbirini yapamamak, randevuları karıştırmak, ilişkilerde “Beni dinlemiyorsun” cümlesini sık sık duymak da işin içindedir. Ve bunlar sadece "unutkanlık" değil, beynin biraz farklı çalışmasının günlük yaşama yansımasıdır. Ve aynı zamanda DEHB’li bir zihinde, başkalarının asla sahip olamayacağı dozda bir enerji de vardır. Uzun yıllardır erişkin DEHB’li bireylerle çalışan, onları dinleyen ve kaotik olan hayatlarına çekidüzen vermelerine destek olan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, bu işleyiş biçimini doğru anlamak ve var olan enerjiyi söndürmeden yönetebilmek için çok boyutlu bir DEHB haritası sunuyor. Tıbbi değil, insani bir dille. Kuru bilgilerle değil; gerçek deneyimler, samimi öneriler ve içten bir bakışla.
192.50 ₺