-
Parlak Gece
Jiyeon, ağır bir boşanma sürecinin ardından Seul’deki hayatından vazgeçip sahil kasabası Heeryong’a yerleşir. Annesinin baskısından uzaklaşmak, yeni bir başlangıç yapmak ister. Derken yirmi yıldır görmediği anneannesi Yeongok’la karşılaşır. Aralarındaki bağı yeniden kurmaya çalışırken eline geçen eski bir fotoğraf ve mektuplar, Jiyeon’u büyük anneannesinin ve daha önce hiç tanımadığı kadınların geçmişine götürür. Kore Savaşı’nın yıkımından ve mülteci yolculuğunun dondurucu ayazından günümüze ulaşan bu hikâyelerde, kadınların birbirlerine kan bağının ötesinde sundukları destek ve şefkat parlar. Geçmişin acılarıyla yüzleşen Jiyeon, yaralarını anlamanın ve iyileştirmenin yollarını da keşfetmeye başlar. Choi Eunyoung, Parlak Gece’de nahif, lirik ve sarsıcı kalemiyle kadın dayanışmasını, sessiz şefkati ve affetmenin iyileştirici gücünü kuşaklar boyunca uzanan bu hikâyeyle anlatıyor. “Bu hikâye, dört kuşağın hayatları üzerinden yüz yıllık bir zamanın izini sürüyor. Anılar ve hikâyeler bir insandan diğerine aktarılıp yol boyunca birbirini yansıtırken, hikâyelerin insanlar aracılığıyla geleceğe taşınan canlı varlıklar olduğunu anlıyoruz. Nazik ama istikrarlı bir ışıkla parlayan bu roman, geçmişin karanlığına sessizce ışık tutarken bugünümüze de usulca yaklaşıyor.” - LTI Korea “Acıyı teselli eden ve onu sarmalayan, daha büyük bir acının gücü.” - Oh Jung-hee
332.50 ₺ -
Lohusa Şerbeti
Avukat Ergün Kazanır için hayat hiçbir zaman tek bir düzlemde ilerlemez. Bir yandan adliye koridorlarında davanın ve ekmeğinin peşinde koştururken diğer yandan, hamile eşi Hilal'in zorlu gebelik sürecinde onun yanından ayrılmamaya, fırtınalı hislerini yatıştırmaya çalışmaktadır. Tam işler bir nebze yoluna girdi derken ofisinin kapısını çalan Kader, tüm dengeleri altüst eder. Kocasının kendisini alt komşuyla aldattığından şüphelenen Kader'in elindeki tek ipucu, bir şişe lohusa şerbetidir. Ergün, bir yandan bu gizemli olayı çözmek için mahallenin meraklı ablası Neriman'la iz sürmeye başlarken, diğer yandan kendi geçmişindeki yanlış anlaşılmalarla ve haksızlıklarla yüzleşmek zorunda kalır. Üstelik tam da bu kargaşanın ortasında, ülkenin en meşhur pop yıldızı Can Bozan'ın boşanma davası, İstanbul'un ışıltılı geceleri ve beklenmedik bir gazete manşeti Ergün'ün hayatını büyük bir sınavın eşiğine getirecektir. Evlilik, sadakat, ebeveynlik heyecanı ve haksızlığa karşı bitmeyen bir mücadele.. Ergün Kazanır; Avukatı Mısın? romanının devamı olan, kahkaha ile gözyaşının, mizah ile derin hayat derslerinin iç içe geçtiği Lohusa Şerbeti ile okurlarını samimi, sıcacık ve hayatın tam içinden bir hikâyeye davet ediyor.
175.00 ₺ -
Neden Acı Çekeriz Nasıl İyileşiriz
Hayatımızın yeniden düzene girmesini bekleriz. Yasın geçmesini, belirsizliğin sona ermesini, yaralarımızın kapanmasını… Ancak ya iyileşmek için ihtiyacımız olan şey istikrar değilse?Psikiyatr Dr. Suzan Song, yirmi yılı aşkın süredir dünyanın farklı bölgelerinde savaş, şiddet, zorunlu göç ve insan hakları ihlallerinden sağ kalanlarla çalışıyor. Klinik deneyimlerinden insani yardım çalışmalarına, hastalarının hikâyelerinden kendi hayatındaki kayıp ve travmalara uzanan bu yolculukta Song, insanların en zor koşullarda bile yeniden ayağa kalkmasını sağlayan üç temel kaynağın izini sürüyor: Anlatı, ritüel ve amaç.Yaşadıklarımızı nasıl anlamlandırdığımızı belirleyen anlatılarımız, içgörüyü değişime dönüştüren ritüellerimiz ve bizi kendimizden daha büyük bir dünyaya bağlayan amaçlarımız… Neden Acı Çekeriz, Nasıl İyileşiriz? iyileşmenin yalnızca geçmişi anlamaktan ya da acıyı geride bırakmaktan ibaret olmadığını gösteriyor. Çünkü psikolojik dayanıklılık hiç sarsılmamak değil; hayat yerinden oynadığında da kendimizle, başkalarıyla ve dünyayla bağımızı koruyabilmektir. “Dr. Suzan Song’un sakin ve sıcak sesi, hem kendi hayatındaki hem de başkalarının hayatlarındaki trajedi ve travmaları ele alırken bile sizi beraberinde götürüyor. Bedene, ruhsallığa ve sezgilere dayanan deneyimsel bir iyileşme yolculuğu sunarak alışılagelmiş kişisel gelişim formüllerinin ötesine geçiyor. Kendi acısından anlam, neşe ve sevgi yaratmayı başarmış; şimdi de adım adım bizim aynısını yapmamıza yardımcı oluyor.” —Rick Hanson, Buda’nın Beyni’nin yazarı “Bu kitap, empatinin ve yaşanmış deneyimlerden süzülen bilgeliğin bir armağanı.” —Dr. Koen Sevenants, UNICEF Acil Durumlarda Ruh Sağlığı ve Psikososyal Destek eski küresel lideri “Dr. Suzan Song, Neden Acı Çekeriz, Nasıl İyileşiriz? ile hayatın zorlukları karşısında tekrar tekrar sarsıldığını hissedenlere umut veriyor.” —James L. Griffith, MD, George Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Profesörü
350.00 ₺ -
Kül Söyler Duman Ağlar
Akşam olur, Dağılır parçaları etrafıma cansız, Alevden bardaklarda Dudaklarını içmiş o eski isyanın, Akşam olur, Rengi çıkar ellerime zamanın. Al o yıldızları O simsiyah yağmurdan Göklere takmaya gel. Kar yağıyor, yollar kapanacak, Bizi getir bana, Gözlerimden bakmaya gel. Varsın dağılsın bütün kafiyeler, Ellerimi yıkamaya gel.
105.00 ₺ -
Hayalet Şehirler
Çin’in ıssız metropollerinden ilham alan Hayalet Şehirler, kadim saray entrikalarıyla modern Avustralya’da kimliğini arayan göçmen bir gencin hikâyesini buluşturuyor. Sidney’deki Çin Başkonsolosluğunda çevirmen olarak çalışan Xiang, tek kelime Çince bilmediği ve işini tamamen çeviri uygulamalarıyla yürüttüğü ortaya çıkınca kovulur. Kısa sürede bir internet fenomenine dönüşen genç adamın yolu, Çin’in hayalet şehirlerinden birine düşer. Peki Xiang’ın buraya yerleşmesi; paranoyak bir imparatorun kendisinden bin kopya yarattığı, zehirli ziyafetlerin verildiği ve kitapların yakıldığı kadim bir hikâyeyle nasıl bağlantılıdır? Ya ölümcül bir sır saklayan, satranç oynayan bir otomatla? 2025 Miles Franklin Edebiyat Ödüllü Siang Lu’nun kaleminden Hayalet Şehirler, gerçek ile simülasyonun, unutmak ile hatırlamanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir hikâye; tarihin ve kimliğin nasıl inşa edildiğine dair trajikomik bir sorgulama. “Bu kitabı açtığım an büyülendim.” –Bora Chung, Lanetli Tavşan’ın yazarı “Lu’nun eseri hem entelektüel açıdan zihin açıcı hem de büsbütün çılgınca –ki meselenin tüm esprisi de bu.” –The Guardian “Hayalet Şehirler, [...] Lu’yu Avustralya’nın en heyecan verici yeni yazarları arasında sağlam bir yere oturtuyor. Haruki Murakami, Italo Calvino ve Yan Ge okurları bu yeni romandan büyük keyif alacak.” –Books+Publishing
315.00 ₺ -
Kırmızı Kod Seti
Her öğretmenin karşısına bazen anlaşılması güç bir öğrenci, iletişimi zorlayan bir veli ya da kendi mesleğini ve yöntemlerini sorguladığı bir an çıkar. Kırmızı Kod: Öğretmenin Acil Durum Kiti, tam da bu anlarda öğretmene eşlik etmek için hazırlanmış üç kitaplık kapsamlı bir set. Zor Öğrenci, “zor” davranışın arkasındaki duygu ve ihtiyacı anlamaya; Zor Veli, velilerle iletişimde empati ile sağlıklı sınırlar arasında denge kurmaya; Ben Kendim Bizzat Öğretmen ise sınıf yönetiminden ders anlatımına, veli iletişiminden mesleki gelişim ve öz bakıma uzanan sorularla öğretmenin kafasından geçen her türlü soruya odaklanıyor. Öğretmenlerimizin sınıfta, veli görüşmesinde ve kendi iç dünyalarında ihtiyaç duydukları her an başvurabilecekleri üç kitap, tek bir sette.
665.00 ₺ -
Sosyobeyin
İnsanı gerçekten var kılan nedir? Bir hücrenin karmaşıklığından toplumsal yapıların derinliğine, biyolojik donanımdan zihinsel sıçramalara uzanan bu uzun serüvende insan; yalnızca nöronların, genlerin ya da toplumsal zorunlulukların bir toplamı mıdır? Talip Yiğit, Sosyobeyin'de ezber bozan bir yolculuğa davet ediyor okuru. Biyolojik bir organizma, bilişsel bir özne ve toplumsal bir aktör olarak insanın var olma şartının; kendi içine kapanık bir zihinde değil, dışsal etkileşimde ve doğanın kadim ilkesi olan "uyumlu farklılık"ta yattığını savunuyor. Biyoloji, nörobilim, toplum bilimi ve felsefenin kesişim noktasında duran bu eser; insan beyninin prensipsiz görünen esnekliğini, kolektif bilincin imkânlarını ve modern dünyanın "deneyim yıkımı" karşısındaki çıkış yollarını aralıyor. Sosyobeyin, hazır cevaplar sunmaktan ziyade sizi zor sorularla yüzleştiriyor: Zihnimiz özgür bir alan mı, yoksa kurgulanmış sistemlerin bir uzantısı mı? Yapay zekânın ve ektogenezin eşiğinde insan kalabilmek nasıl mümkündür? Uyumsuzlaşan bir dünyada "uyumlu farklılık" içinde bilişsel düzeyde var olmak ne anlama gelir? İnsanın doğasına dair köklü soruları yeni bir gözle sormaya hazır olanlar için zihinsel sınırları zorlayan, sarsıcı ve derinlikli bir yapıt.
280.00 ₺ -
Kırmızı Kod Ben Kendim Bizzat Öğretmen
Bir sınıfa her gün aynı öğretmen girmez. Bazen sabırlı, bazen yorgun; bazen ne yaptığından son derece emin, bazen de eve dönerken “Acaba bugün doğru mu davrandım?” diye düşünen biri girer. Çünkü öğretmenlik ders anlatmaktan ve sınıfı yönetmekten çok daha fazlasıdır. Bir çocuğu fark etmek, ne zaman konuşup ne zaman susacağını bilmek, sınır koyarken incitmemek, gerektiğinde kendi alışkanlıklarını da sorgulayabilmektir. Öğrencilerimle gerçek bir duygusal bağ kurabiliyor muyum? Otorite kurarken çocuklardan ne kadar uzaklaşıyorum? Kalabalık bir sınıfta her öğrenciyi ayrı ayrı görebiliyor muyum? Veli yorumları beni neden bu kadar etkiliyor? Mesleki olarak nereye gitmek istiyorum? Hatalarım karşısında kendime adil davranıyor muyum? Meslektaşlarımın yorumlarını neden üstüme alınıyorum? Öğretmenliğe duyduğum hevesi kaybediyor muyum? Metin Özdamarlar ve Oya Doğan, bu kez öğretmenliğin acı tatlı yanlarına değiniyor ve bu mesleği icra ederken sorulması gereken soruların peşinden gidiyorlar. Çünkü değişim bazen kendimize sormayı unuttuğumuz doğru soruları bulduğumuzda başlar. Sınıfta, öğretmenler odasında, veli görüşmelerinde ve insanın kendi içinde biriken iki yüze yakın soru ve cevaplarından oluşan Ben Kendim, Bizzat Öğretmen’i okurken deneyimli bir öğretmen arkadaşınızla samimi bir sohbetin içinde gibi hissedeceksiniz.
210.00 ₺ -
Çocuğunuzu Kim Yetiştiriyor
Sosyal medyada hayatlarını seyrettiğiniz; çocuğunun kahvaltısından avokado püresini, önünden etkinliğini eksik etmeyen, evdeki eşyaların yerli yerinde durduğu, tek bir saçı bile dağılmamış anne-babaları gördükçe siz de kendi ebeveynliğinizi sorguluyor musunuz? Sosyal medya, çocuk yetiştirmeyi mahrem bir yolculuk olmaktan çıkarıp bir performans yarışına dönüştürdü. Algoritma; korkularımızı, zaaflarımızı ve yetersizlik hissimizi öğrenip daha iyi bir ebeveyn olmamız gerektiğini söyleyen görüntüleri peş peşe önümüze çıkarıyor. Bizse farkında olmadan hem kendimizi hem çocuklarımızı başkalarının terazisinde ölçüp biçiyoruz. Salih Uyan, aşırı ebeveynlikten algoritmaların dünyasına, yapay zekânın çocukların hayatında giderek büyüyen rolünden dopamin döngüsüne, ekranın tuzaklarından akran zorbalığına kadar bugün çocuklarımızın zihnini ve karakterini şekillendiren görünür görünmez etkileri ele alıyor. Çocuğunuzu Kim Yetiştiriyor, yeni ve süslü bir ebeveynlik modeli sunmuyor. Bunun yerine çevrenizdeki sesleri kısıp kendi iç sesinizi duymaya; çocuklara organik çocukluklarını geri vermeye; sıkılmalarına, beklemelerine, hata yapmalarına alan açmaya davet ediyor.
238.00 ₺ -
Çilek Tadında Aşk Öyküleri
Leyla ile Mecnun’dan Hüsn ü Aşk’a, O. Henry’den Oscar Wilde’a en ünlü aşklar ve aşk öyküleri... Gül ile Bülbül’den Yusuf ile Züleyha’ya, Anna Karenina’dan Kafka ve Milena’nın aşkına, Halil Cibran’dan Mevlana’ya uzanan aşk dolu satırlar ve sizi farklı dünyalara taşıyacak öyküler... Kafka’dan James Joyce’a, Balzac’tan Van Gogh’a kadar pek çok ünlü kalemin aşk mektupları... Kısa anekdotlar, şiirler, mektuplar, sıcacık hikâyeler ve çilekli tariflerle renklendirilmiş bir öykü kitabı… Çilek Tadında Aşk Öyküleri, üslubu ve içeriği ile hayata biraz ara verip soluklanmak isteyenler için... Çünkü herkesin mutluluğa ve etrafa mutluluk yayacak bir aşka ihtiyacı var...
63.00 ₺ -
Kuran Arapçası
“Akıl edesiniz diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (Yusuf, 2) Davetçi kimliğine aşina olduğumuz ve Kur’an’ı anlamaya yönelik yaptığı çeşitli çalışmalarla tanıdığımız Nouman Ali Khan, başkanı olduğu Beyyine Enstitüsü’nde, uzun yıllardır dünyanın dört bir yanındaki Kur’an talebelerine verdiği ve Kur’an’ı anlama odaklı olarak geliştirdiği Kur’an Arapçası dersleriyle de biliniyor. Ders müfredatı olarak kullandığı kitapların ilki öğrencisi Fulya Tuncel tarafından titiz bir çeviriyle Türkçeye tercüme edildi. Nouman Ali Khan’ın Öğretim Metoduyla Kur’an Arapçası kitabının en önemli özelliği, her yaştan okura hitap ediyor olması. Anlaması, kavraması ve içselleştirilmesi kolay, analitik ve sistematik bir metotla hazırlanan çalışma, Fulya Tuncel tarafından kurulan Kur’an Akademisi bünyesinde ilgililerine online ve ücretsiz olarak da ders veriliyor. Kur’an Arapçası kitabı; İlahi Vahiy ile insan arasındaki dil engelini pratik ve anlaşılır bir metotla ortadan kaldırarak okuru kısa zamanda Kur’an’a muhatap olacak seviyeye getiren çok önemli bir çalışma.
280.00 ₺ -
Fatihin Evi
Topkapı Sarayı Fatih Sultan Mehmed’in inşa ettirdiği andan itibaren Osmanlı’nın kalbidir. Osmanlı’nın en ihtişamlı dönemlerine tanıklık etmiş bir merkez, Padişah’ın evidir. Yaşadığımız çağda bu mekân padişahların kullandığı eşya ve kıyafetlerin ya da Kutsal Emanetler’in sergilendiği bir sergi salonu gibi görülse de sadelik ve estetiği bir araya getiren bu sarayın odalarında, sofalarında, hatta kapılarında ve koridorlarında bile canlı bir tarihin nefesi hâlâ hissedilmektedir. Peki biz Topkapı Sarayı’nı gerçekten tanıyor muyuz? Yüzyıllardır ayakta duran bu muazzam yapıyı gezerken, gördüğümüz sadece vitrinler ve sergilenen eşyalar mı? Düzenlediği tarih ve kültür turlarıyla ve kitaplarındaki akıcı anlatımıyla geniş kitlelere tarihi sevdiren Talha Uğurluel, bu defa okuyucusunu Has Bahçe’nin avlularında, Topkapı Sarayı’nın en özel dairelerinde ve mekânlarında gezdiriyor. Fatih Sultan Mehmed’den II. Mahmud’a uzanan bir zaman diliminde, padişahların gerçekten nerede yaşadığını, nasıl bir ortamda devlet yönettiklerini, Has Daire ile Enderun Mektebi öğrencileri arasındaki yakın irtibatı anlatıyor. Şimdiye kadar bilinmeyen Mermer Sofa ve Has Daire’nin yer altındaki katı gibi ayrıntılarla taş duvarların ardında nefes alan bir düzeni, disiplinin ve medeniyetin kokusunu hissettiriyor.
280.00 ₺ -
Çarpışma
“Romalılar, kararlı ve yolundan sapmaz bir duruş sergileyelim. Bir erkeğe yakışır ve asil bir duruş sergileyelim. Düşmana gücümüzü ve direncimizi gösterelim. Onlara kendilerinden daha güçlü adamlara saldırdıklarını, vurulmak yerine vuracak adamlarla karşı karşıya geldiklerini gösterelim. Onlar ne taştan, ne kırılmaz tunçtan yapılmıştır ne de kuvvetle alt edilemeyecek, hiçbir şey hissetmeyen demirden vücutları vardır.” Kilikya, Tarsus, Misis, Antakya, Kıbrıs ve Suriye’yi topraklarına katan Bizans ordusu, 10. yüzyılda Suriye bölgesini Müslüman Arapların elinden bütünüyle alarak gücüne güç kattı. Ancak Bizanslılar, zaferin sadece asker sayısına bağlı olmadığının farkındaydı. Başarı ancak ve ancak iyi düşünülüp titizce planlanan bir dizi taktik neticesinde elde edilebilirdi. 6. yüzyıl Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminden “Strateji” ve 10. yüzyıl Bizans İmparatoru Nikephoros Phokas döneminden “Çarpışma” metinleri, İmparatorluğun kazandığı zaferlerin bir neticesi olarak, kaleme alınması emredilen metinlerdir. Bu iki metin, Bizans İmparatorluğu’nun hem askerî tecrübelerinin bir birikimi olarak hem de bu zaferlerin devamlılığını sağlama vizyonunu sergilemeleri bakımından oldukça önemlidir. Ordunun savaş sırasında nasıl hareket edeceği, nehir geçme taktikleri, askerlerin dizilimi, casusluk faaliyetleri, geçitlere pusu kurma yöntemleri, şehir kuşatma yöntemleri gibi pek çok konu ele alınmıştır. Yunanca el yazmaları ve İngilizcelerini kıyaslayarak tercüme edilip yayıma hazırlanan Çarpışma, kısa başlıklarla meramını net bir şekilde aktaran, böylece Bizans askerî başarılarının devamlılığını temenni eden dinamik bir kitap. Güneydoğu Anadolu ve Suriye bölgelerinin coğrafyası göz önünde bulundurularak yazılmış, her durum hesaba katılmış, dikkatle düşünülmüş, yüzyıllar öncesinden bir Bizans kaynak eseri.
140.00 ₺ -
Osmanlı Gerçekleri 3
KAYI serisi ile 7’den 70’e yüz binlerce okurun beğenisini kazanan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, OSMANLI GERÇEKLERİ serisinin üçüncü kitabında Osmanlı’daki sosyal meselelerle ilgili akla takılan pek çok soruya temel kaynak referanslarıyla cevap veriyor. Şimşirgil bu çalışmasında kadınların Osmanlı’daki sosyal, kültürel ve politik konumlarını; kuruluş döneminden son döneme kadar Osmanlı donanmasının durumunu; tarikatların ve tasavvufun teşekkülünü; casusluk ve istihbaratı; iskân siyasetini ve Ermeni tehcirini detaylarıyla inceliyor. Osmanlı kadınlarının evlilikte ve boşanmada söz hakları var mıdır? Osmanlı’da taciz, tecavüz ve şiddete verilen cezalar nelerdir? Dünyada biyolojik silah kullanılarak yapılan ilk saldırı Osmanlılarda hangi padişah döneminde gerçekleşmiştir? Neden Batı’da Müslüman yerine Türk kelimesi kullanılmaktadır? II. Abdülhamid Han nasıl bir istihbarat ağı kurmuştur ve bu teşkilatın çalışma şekli nedir? Osmanlı elçilerinden hakarete uğrayanlar veya öldürülenler olmuş mudur? Şehir ve kasabalara sistemli iskânlar yapılmasının nedeni nedir? Barbaros Hayreddin Paşa korsan mıdır? Amerika kıtasını aslında kim keşfetmiştir? Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve yükselişinde tasavvufun rolü nedir? Osmanlı Gerçekleri - III Osmanlı Devleti’yle ilgili zihinleri kurcalayan daha pek çok soruya verdiği cevaplarla bütün okurların beğenisini kazanacak...
227.50 ₺ -
Kısa Hitler İmparatorluğu Tarihi
Yıl 1918. Tarihin en kanlı çarpışmalarına sahne olan Büyük Savaş nihayet bitmiştir. Kırk milyon insan ölmüş, ülkeler viran olmuş, haritalar değişmiştir. Galiplere tükenmişlikle karışık bir sevinç, mağluplaraysa korkuyla karışık bir keder hâkimdir. Ancak hem galiplerin bir kısmının hem de mağluplardan birinin paylaştığı ortak bir duygu daha vardır: Öfke! İngiltere ve Fransa öfkelidir zira zafer için ağır bir fatura ödemişlerdir. Cezalandırmak, dahası canına okumak için ağır şartlar içeren Versay Barış Antlaşması’yla Almanya’nın boğazına yapışırlar. Yenilginin şokuyla zaten ağır bir öfke nöbeti geçiren Almanlar, kendilerini açlığa ve ondan da büyük bir zillete mahkûm eden bu antlaşmayla iyice deliye dönmüştür. “Onlar büyük tarihi geçmişi olan şanlı bir ulustur; nasıl olur da yenilirlerdi, nasıl olur da elleri kolları böylesine acımasızca budanırdı? Dünyayı işgale kalkmışken, nasıl olur da ülkeleri işgal edilirdi? Yenilgi bir yana, nasıl olur da sokak hayvanlarını yiyecek kadar açlığa mahkûm edilirlerdi?” Aynaya bakmaksızın suçlu ararlar: Kim, hangi hainler onları bu duruma düşürmüştür? Açlık, çaresizlik ve yenilginin travmasıyla at başı giden utanç, milyonların üzerine kâbus gibi çökmüş; Almanya, çölde vaha ararcasına, makus talihini değiştirecek bir kahraman arayışına çıkmıştır. Çok geçmeden adaylardan biri aradan sıyrılır. Adı Adolf’tur. Kişiliği otoriteyle biçimlenmiş, hayata dair hayalleri yarım kalmış, türlü kompleksin esiri olmuş ve savaşın getirdiği yenilgiyi hazmedememiş bir savaş gazisidir. “Şanlı tarih” ile karnını doyurmakta, “askerlik” ile nefes almakta, ağzı da iyi laf yapmaktadır. Adeta o günün Almanya’sı, onun şahsında ete kemiğe bürünmüştür… “Düşün peşime, bizi bu duruma düşürenleri biliyorum, önce onların sonra da dünyanın canına okuyacağız; Büyük Almanya’yı kuracağız!” der Adolf. Ruhu, bedeni ve zihni yaralı bir ulusun, ruhu, bedeni ve zihni hastalıklı bir insanın liderliğinde dünyayı kasıp kavuracak utanç yürüyüşü, işte böyle başlar…
455.00 ₺ -
Kılıcın Efendileri 1 - Samuray
Erdal Küçükyalçın “Kılıcın Efendileri” adlı yeni bir seriyle okuyucusuyla buluşuyor. Bu serinin ilk kitabı Japon tarihini şekillendiren savaşçı sınıf samuraylar... Asya’da sömürgeleştirilememiş nadir bağımsız uluslardan biri olan Japonların sanayileşme ve modernleşme çabalarını nasıl başarıya ulaştırabildiği hep merak edilen bir husustur. 1853 yılında Amiral Matthew Perry komutasındaki Amerikan filosu Tokyo açıklarında belirerek hükümeti dışa açılmaya zorladığında Japonya katı bir şekilde kastlara ayrılmış, dünyadaki endüstriyel ve kültürel değişimlerden uzak, dış dünya ile ilişkisi Nagasaki yakınlarındaki Dejima adlı küçük bir adaya girişine izin verilen Hollandalı tüccar ve gemicilerden aldığı bilgilerle sınırlı bir devletti. Ancak Japonların “Kara Gemiler” dediği Amerikan gemilerinin tetiklediği değişim hareketi kısa süre içinde kurulu düzenin bozulmasına yol açacaktı. Yepyeni bir dinamizmle, hızla modernleşen Japonya, 1905 yılında, Rus-Japon Savaşı’nda koca Rus İmparatorluğu’nu dize getirerek Batılıların “Büyük Devletler” ligine kabul edilen bir devlete dönüşecekti. Bu bir “Japon mucizesi” miydi? Hayır, hiçbir sonuç sebepsiz olmayacağı gibi hiçbir başarı da nedensiz değildir. Bu başarının altında yatan unsur samuraylar ve onların dünya görüşünü şekillendiren “Buşido” yani “Savaşçının Yolu” düşüncesiydi... Küçükyalçın bu çalışmasında, öncelikle samuray sınıfının tarihî akış içerisindeki gelişim sürecini, devlet mekanizmasının oluşumunu ve samurayları doğuracak olan askerî teşkilat denemelerini ele alıyor. Bununla birlikte Japon devletinin merkeziyetten adem-i merkeziyete savruluşu ile yerel güç odakları olarak ortaya çıkan derebeyleri ve feodal düzeni inceliyor. Sonrasında ise Buşido düşüncesinin gelişimini ve “Yol” kavramını onu besleyen kaynaklar üzerinden ele alarak kavramın samurayların düşünce dünyalarıyla kültürel hayatlarına nasıl yansıdığını akıcı bir üslupla anlatıyor.
227.50 ₺ -
Asi Delikanlı
Doğru bildiğinden vazgeçmeyip bedel ödemeyi göze alan bir delikanlının hikâyesi… Henüz on altı yaşındayken adaletten yana durduğu için ailesi tarafından reddedilen Erkan, amcası tarafından eğitim için Londra’ya gönderilir. On iki yıl sonra gizli bir görevle ve başka bir kimlikle doğup büyüdüğü Ahievran Mahallesi’ne döndüğünde, hem geçmişiyle hem de yarım kalan hesaplarla yüzleşmek zorunda kalır. Görünürde huzurlu olan bu mahallede, iyilik maskesi ardına saklanan karanlık bir düzen vardır. Erkan, Şimal’in yazdığı romanın izinde ve eski dostlarının desteğiyle bu düzeni açığa çıkarmaya çalışırken, yıllardır süren korku ve suskunluk da çatırdamaya başlar. Kitapları yüz binlerce okur tarafından ilgiyle takip edilen Ahmed Günbay Yıldız, Asi Delikanlı’da adalet, vicdan ve aidiyet duygusunu; aksiyon ve maneviyatla harmanlayarak okuru unutulmaz bir yolculuğa davet ediyor.
252.00 ₺ -
İçimde Susmayan Bir Çocuk Ağlar
Aşkın, inancın ve kaybın sınavını veren iki genç yürek… Evra, resimlerine sakladığı fısıltılarla, gözlerinden düşmeyen hüzünle yaşayan bir genç kızdır. Ensar ise hem kalbinin hem de inancının sesini dinleyen bir delikanlı. Üniversite sıralarında başlayan arkadaşlıkları, kısa sürede kalplerinde sakladıkları büyük bir sırra dönüşür. Ama Evra’nın sert ve hoyrat babası, Ensar’ın ailesinin endişeleri, onları belirsiz bir geleceğin kapısına sürükler. Paris’e uzanan umutlu kaçış planları, içlerinde kapanmayan yaralar ve kaybolan bir evladın acısıyla birleşir. Evra tuvallerinde tek bir acıyı fısıldar: İçimde susmayan bir çocuk ağlar... Kitapları yüz binlerce okur tarafından tekrar tekrar okunan ve tavsiye edilen Ahmed Günbay Yıldız’dan, yürek burkan bir aile dramı ve sevdanın en saf, en kırılgan hâllerini anlatan bir roman.
252.00 ₺ -
Keşke Dememek İçin
Bu kitapta incelenen ayetlerde; Ölmek üzere olanlar, ölüp berzah alemine gidenler, ölümden sonra dirilenler, hesaba girip çıkanlar, cehenneme girip çıkamayanlar, mekanı cennet olmayanlar, yaptıklarına ve yaşadıklarına bin pişman olanlar konuşuyorlar. Ve adeta dirilere nasihat ediyorlar. Ve bize günahlarını, pişmanlıklarını, hüzünlerini, itiraflarını, keşkelerini anlatıyorlar. Ağıtlar, öğütler, ibretler, ikazlar bir geçit töreni yapıyor gözümüzün önünde. Bu ayetler; Doğumumuzu, ölümümüzü, yaşamımızı, hasılı kendimizi, bizimle ilgili herkesi ve her şeyi varoluşumuzun anlam ve amacı çerçevesinde yeniden tanıtıyor, tanımlıyor, anlatıyor ve anlamlandırıyor. Ve bu kitap bize diyor ki; Biz Allah'ın kullarıyız. Dünyadaki yaşamamız da ahiretteki hayatımızın tarlasıdır. "Bu dünyada diken eken ahirette gül biçmeyi ummasın."
245.00 ₺ -
Huzura Varınca Ruhu Onaran Sohbetler 2
Namaz, duygusal ve manevî darlıkların şifasıdır. İç sıkıntısı, kalp kasveti ya da bunalım yaşayan birinin namazla ferahlaması pekâlâ mümkündür. Namazın öncüsü olan ezanda geçen “Haydi felâha!” ifadesi, haddizatında böyle olumlu ve yapıcı bir etkinin müjdecisidir. Namaz kılan biri, sıkıntılı hayat koşulları içerisinde kendisine bir saadet köşesi bulmuş demektir. Namaz, onu hakkını vererek kılanların tecrübesiyle, Allah’ın insana varlığını, huzurunu ve himayesini en çok hissettirdiği ameldir. Namaz üzerinden Rabbi'yle konuşmaya başlayan birinin zamanla büyük bir kalp ferahlığına ereceği muhakkaktır. İnsan namazda âlemlerin Rabbi ile konuşur, O’nunla sohbet eder. İçine akan ilahî ilhamları kalp aynasının saflığı ölçüsünce takip eder. Yaşadığı sıkıntılar karşısında yalnızca ilahî-manevî tesellilere muhatap olmakla kalmaz, aynı zamanda sorunlarının çözüm yollarını görmesi için kalbine ulaşan manevî yönlendirmelere de şahit olur. Arayışta olan yüreklere yazdığı eserlerle bir nebze olsun su serpmeye çalışan, kitapları yüz binlerce okurla buluşan Mecit Ömür Öztürk, Huzura Varınca kitabında, günde beş defa kapımızı çalan "göz aydınlığımız" namazın dünyevî ve uhrevî faydalarını derinlemesine işlemenin yanı sıra, onun mucivezî ve iyileştirici etkisini pek çok veciz örnek ve eşsiz bir samimiyetle anlatıyor.
140.00 ₺ -
Yedi Ayet Yedi şahsiyet
Kur’an; hayatı ve cemi cümle varlığı anlamlandırır. Hayatın anlamı ancak Kur’an ile idrak edilebilir. Efendimizin (sav) ifadesiyle, “Fatiha” Kur’an’ın özüdür. O özü idrak etmek, özün temsil ettiği Kur’an’ın bütününü idrak etmek, demektir. Kur’an’ın bütününü idrak etmek ise hayatın anlam ve özüne nüfuz etmektir. Bu sebeple “Fatiha”yı anlamak ve yaşamak Kur’an’ın ahlakıyla ahlaklanmaktır. Kulluk hayatın, namaz kulluğun, Fatiha da namazın ruhudur. Yasin Pişgin, Yedi Ayet Yedi Şahsiyet’te, sadece Mushaf’ı değil aynı zamanda insanı da açan, açıklayan ve tanımlayan Fatiha suresinin yedi ayetini tefsir ederken, bu yedi ayetin içerisine serpiştirilmiş yedi şahsiyetin karakter özelliklerine de işaret ederek insanın kimliğine, kiminle olması ve olmaması gerektiğine vurgu yapıyor. Ta ki hayatın anlam ve özüne nüfuz edebilmenin kapıları aralansın….
245.00 ₺ -
Bir İmtihandır Dünya
Bir imtihandır dünya… Tekrarı ve telafisi olmayan bir imtihan. Bu imtihanda kazanan sonsuz bir mutluluğu elde edecek, kaybedenlerin kimileri bir süreliğine, kimileriyse sonsuza kadar bir bedbahtlığa mahkûm olacak. Dünya imtihanımızda nelerle sınanmıyoruz ki… Kimi zaman canımızla, en sevdiklerimizin canlarıyla sınanırken kimi zaman da sağlığımızla, aklımızla, malımızla, servetimizle sınanıyoruz. İnsan için en önemli mesele bu dünyanın bir imtihan olduğunu bilmek. Bunu bilen ve bu imtihanın gereğine uygun davrananlara ne mutlu! Dünya hayatının bir imtihan olduğunu inkâr ya da ihmal edenlere ne yazık! Her imtihanda başarılı olmanın bir yolu, yordamı, kuralı vardır. Sonsuz saadet ya da sonsuz bedbahtlığa giden bu imtihanda başarılı olmanın yolları nelerdir? Bu imtihanda nelere dikkat etmeli? Neleri yapmalı, nelerden uzak durmalı? Prof. Dr. Soner Duman Bir İmtihandır Dünya’da, öncelikle bize dünyanın imtihan yönünü ortaya koyuyor, sonrasında da bu yolun gerekliliklerini Kur’an ve sünnet ışığında açıklıyor.
175.00 ₺ -
Duanız Olmasa
Duanız Olmasa, 2026 Ramazan’ında Marmara İlahiyat Camii’nde, mukabele sonrasında o gün okunan ayetlerin gölgesinde yapılan samimi yakarışlardan oluşuyor. Ramazan ikliminin bereketiyle irticalen edilen bu niyazların her birinde; mahcubiyet taşıyan kulların Rabbine yönelişi, dünyaya kapılmaktan korkan kalbin çırpınışı, kulluk sorumluluğunu hakkıyla yerine getirme gayreti ve her şeye rağmen Allah’ın rahmetine sığınan insanın umudu var. Okunan ayetler bu sayfalarda yalnızca anlamı aktarılan metinler olarak kalmıyor; kulun kalbine dokunan ve onu içten içe dönüştüren bir hitaba dönüşüyor. Âlemlerin Rabbi’nin ayetlerle konuştuğu yerde, kul da duasıyla Rabbine yöneliyor. Bu yüzden kitap boyunca ayetlerle dualar iç içe geçiyor; hitap ile niyaz aynı rahmet ikliminde buluşuyor.
332.50 ₺ -
Ahlakın Dönüşümü
Ahlâk sadece bir kurallar bütünü değil, benliğimizin görünmeyen aynası ve vicdanımızın yansımasıdır. Ahlâkî dönüşümün ilk adımı, mizacımızı ve onun üstüne bina ettiğimiz kişiliğimizi tanımaktır. “Ben kimim, nasıl biriyim?” sorusunun derinliğine inmeden, iç yapımızı tanımamız ve onu dönüştürmemiz mümkün değildir. Zira insanın hakikati, en çıplak haliyle ahlâkında görünür. İlk kitabı Kalbin Dönüşümü’nde selim bir kalbe ve sağlam bir iradeye sahip olmak için nefsimizle nasıl bir ilişki kurmamız gerektiği üzerinde duran Nesibe Küçük Cansever, bu kez bizleri Ahlâkın Dönüşümü hakkında düşündürüyor. İnsanın bâtınında yer alan dört temel güce odaklanan yazar arzu, öfke, akıl ve adalet kavramlarını detaylı olarak ele alıyor. Bu güçlerin ifrat ve tefrit uçlarına savrulması durumunda hangi kişilik tipleri ortaya çıkar? Denge halinde nasıl bir insan modeli inşa edilir? Tek tek her bir gücü dengeye çekmenin yolları nelerdir? Mizaç, aile, sosyal çevre, benlik algımız, rol modellerimiz bizi nasıl yönlendirir? Bu ayrımları yapabilmek ve karakterimizi objektif bir bakışla değerlendirme gayretinde olmak bize neler kazandırır? Ahlâkın Dönüşümü, bu sorulara cevap bulmak, mizacımızı kuran kuvvetleri ve onları dengeye getirme yollarını anlamak için rehber niteliğinde bir çalışma.
245.00 ₺ -
Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler
Eserin tarihte incelenmesi gereken pek çok konuya dikkat çekmesi ve araştırmacıları bu alanlara teşvik etmesi, yazarın tarihi tahlil etmedeki “üçüncü göz” yaklaşımı ve olayları değerlendirirken takındığı “tarihe doğru soruları sorma” tutumu elbetteki övgüyü hak ediyor. Üstelik Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler kendi alanında önemli bir boşluğu doldurduğu gibi şimdiden klasik bir eser niteliğinde. Tufan Gündüz, Virgül, 56- 1999 Bu esaslı ve zihin açıcı çalışma gösteriyor ki zındıklık ve mülhidlik ile itham olunan çok az kişi kendilerine yöneltilen suçlamalarla hayatlarından olmuşlardır. Yine de ortaçağ Hristiyan dünyasında ortadan kaldırılan heretiklerin veya engizisyon kurbanlarının sayısı ile karşılaştırıldığında ölüm miktarlarının ne kadar küçük olduğu dikkat çekicidir. Ocak, birçok açıdan imparatorluğun imajını sergileyen önemli bir kitap yazmıştır ve ümit ediyorum ki bu kitap, Osmanlı İslâmı alanında yeni çalışmalara ilham kaynağı olacaktır. Gottfried Hagen, (Archivum Ottomanicum 18- 2000) Yazar bir defa daha, orijinal araştırmalarla ve kitabın ekinde ilk defa yayınlanan veya tercüme edilen muhtelif anahtar belgelerle alana ciddi bir katkıda bulunmuştur. Her şeyden önce, Zındıklar ve Mülhidler, Ocak’ın çoğu zaman birbirleriyle ilişkisiz veya türdeş olmayan Osmanlıca, Arapça ve Farsça kaynaklar üzerindeki etkileyici hâkimiyetinin sağladığı avantajdan tam olarak faydalanmaktadır. Aynı şekilde eser, yazarın hem çağdaş Türklerin çalışmaları hem de oryantalist literatür ile kurduğu eleştirel ilişkiyi de sergilemektedir. Profesör Ocak, Osmanlı toplumunda herezinin sosyal tarihinin ustaca ve zihin açıcı bir sentezini ortaya koymaktadır ki yakın zamanda bu nitelikte bir çalışma görülmeyecektir. Stefan Winter, University of Chicago, (The Turkish Studies Association Bulletin, 242-2000)
525.00 ₺ -
Tarihin Seyrini Değiştiren Türkler
Yaptığı televizyon programlarıyla tarihi herkese sevdiren Uğur Korkmaz, alanında uzman akademisyenlerle Türkleri konuştu. •Türkler için Anadolu ne ifade ediyordu ve Türkler nasıl Müslüman oldular? Prof. Dr. Ahmet Taşağıl anlatıyor. •Asya Hunlarının siyasî ve sosyal yapısı nasıldı? Attila’ya neden “Tanrı’nın Kırbacı” deniliyordu? Dr. Başak Kuzakçı anlatıyor. •Cengiz Han’ı diğer boy beylerinden ayıran özellikler nelerdi? Timur, Osmanlı Devleti’ni nasıl mağlup etti? Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu anlatıyor. •Malazgirt Zaferi’ne giden yolda neler yaşandı? Sultan Alp Arslan yönünü neden İstanbul’a çevirmedi? Prof. Dr. Cihan Piyadeoğlu anlatıyor. •İstanbul neden lanetlenmiş bir şehirdi? Çandarlı Halil Paşa hain miydi? Prof. Dr. Abdülkadir Özcan anlatıyor. •Yavuz Sultan Selim babası II. Bayezid’e darbe yaparak mı tahta oturdu? Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail hiç karşı karşıya geldi mi? Prof. Dr. Feridun M.Emecen anlatıyor. •Batı’da “Muhteşem Süleyman” diye bilinen Kanuni Sultan Süleyman’ın Avrupa siyaseti neydi? Sınırları üç kıtayı aşan Osmanlı Devleti’nin bu başarısında Pargalı İbrahim Paşa’nın politikaları ne kadar etkiliydi? Prof. Dr. Abdülkadir Özcan anlatıyor. •I. Dünya Savaşı öncesi ülke genelinde nasıl bir hava hâkimdi? Millî Mücadele dönemi nasıl başladı? Prof. Dr. Ali Satan anlatıyor. •Lozan Antlaşması’nın imzalanmasında İsmet İnönü ne kadar etkiliydi ve bu antlaşma bir başarı mı yoksa hezimet miydi? Prof. Dr. Vahdettin Engin anlatıyor.
192.50 ₺ -
İslam Dünyasında Kitap Kütüphane ve Verraklar
Kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal kaleme aldığı İslâm Dünyasında Kitap, Kütüphâne ve Verrâklar adlı bu eserle, Orta Çağ İslâm dünyasında “kitab”ın tarihine yolculuk yapmamızı sağlıyor. İslâm kültürünün en önemli halkalarından birini oluşturan yazma kitap dünyasını her safhasıyla tanımamızı sağlayacak olan bu eser, kitabın ortaya çıkması için gerekli kâğıt, kamış, mürekkep gibi maddi şartların yanı sıra kitabın telif süreçlerindeki temel basamakları da dönemin kaynaklarından alınan birbirinden çarpıcı anekdotlarla anlatıyor. Kitap aynı zamanda, medrese derslerinde ya da camilerdeki halkalarda okutulan eserlerin mukabele, semâ‘, kıraât gibi nihai hallerini alma süreçlerinin yanı sıra imlâ, icâzet, münâvele, vicâde, mükâtebe gibi teknik terimlerle birlikte tenkidli metin neşrinin inceliklerini de öğrenmemizi sağlıyor. Kitap üretim süreçlerinin yürütücüsü olan hoca-talebe, müellif-müstemlî, verrâk-müstensih gibi bu dünyanın gizemli figürlerini görünür kılıyor. Kitapların üzerindeki vakıf, temellük, ferağ ve istinsah kayıtları üzerinden kitaplara dair bilinmeyen bir dünyada nasıl yolculuk yapılabileceğinin anahtarlarını sunuyor. İlmin merkezi olmaları hasebiyle kütüphaneler, medreseler ve kitap çarşıları sayesinde yazma kitaplara ev sahipliği yapan Şam, Kahire, Bağdat, Buhara, Semerkant, Kûfe, Bursa ve Mekke gibi İslâm coğrafyasının merkezlerini hatırlatıyor… Elinizdeki kitabın Orta Çağ İslam Dünyasında Kitap ve Kütüphane isimli daha önceki baskılarında ele alınan bu meseleler, kaynakların yeniden değerlendirilmesi ve yeni araştırmalar neticesinde ilave edilen bölümlerle geliştirilmiş, bu durum ise eserin muhtevasını yansıtan yeni bir isimlendirmeye muhtaç olduğunu göstermiştir. Bu nedenle İslâm Dünyasında Kitap, Kütüphâne ve Verrâklar ismiyle yeni bir edisyon olarak okurlara sunulan bu eserin, daha önceki baskılarda olduğu gibi orijinal tespit ve bulgularıyla alanındaki yeni çalışmalara rehberlik edeceği ve kitap tarihi çalışmalarında kült bir eser olarak yer edineceği şüphesizdir. Yazarın Diğer Kitapları
875.00 ₺ -
İstanbullu Üç Osmanlı Ailesi
YAHYÂ EFENDİ, ŞAİR NİGÂR HANIM, AHMED MİDHAT EFENDİ AİLELERİNDEN GÜNÜMÜZE, DOLU DOLU BİR AİLE TARİHİ… Bir tarafta Beşiktaşlı Yahyâ Efendi’nin; bir tarafta Şair Nigâr Hanım’ın; bir tarafta Ahmed Midhat Efendi’nin soyağaçları… Arka fonda 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarındaki büyüleyici Boğaziçi: Bebek-Kayalar (Aşiyan), Rumelihisarı ve Beykoz… Bebek semtinin en köklü ailelerinden Nigâr Nigâr Alemdar, Boğaz’ın havasıyla, İstanbul’un kültürüyle, İmparatorluğun asaletiyle harmanlanmış bu üç aileyi bizzat ailelerin torunu olarak anlatıyor. Yadigâr eşyalar, fotoğraf albümleri, resmî belgeler, hayatta olan akrabalarından bilgiler, röportajlar, hayatta olmayan meşhur isimler, Ahmed Midhat Efendi ailesine dair bilinmeyenler, Şair Nigâr Hanım ile Ahmed Midhat Efendi arasındaki ilişki, Ahmed Midhat Efendi ile Sultan II. Abdülhamid’in iletişim şekli, Şair Nigâr Hanım’ın aile hayatı, Bebek’teki köşkün mimari çizimi, ailenin Tevfik Fikret ile komşulukları, o dönemki günlük hayat… Okurken Türk edebiyatına, Osmanlı tarihine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne dair paha biçilmez detaylar yakalayacak, Osmanlı’dan günümüze sosyal bir tarih anlatısının içinde kaybolacaksınız.
420.00 ₺