-
Şifai Şerif Arapça Cep Boy Kılıflı Yeni Dizgi
Müellif Kadı İyaz Ebul-Fazl (rahimehullah) derki: Bu kitabımızı inceleyen kimse görür ki, biz bu kitabı Peygamber Efendimiz (s.a.s)in nübüvvetini inkar eden ve onun mucizeleri hakkında saldırı yapan kimse için yazmadık; ki Nebi (s.a.s)’in nübüvvetini ispat için delillere ihtiyaç duyalım ve mucizelerine saldıran kimseleri engellemek için mucizeler dairesini koruyalım. Bilakis biz bu kitabı imanlarına iman katmaları salih amellerinde neşvü nema bulmaları ve ona olan sevgilerinde kuvvet kazanmaları için onun nübüvvetini tasdik eden ve davetine icabet eden ümmeti için telif ettik. Müellif kadı Iyaz (r.aleyh) eserinde konuların evvelinde ayeti kerimeler ve hadisi şerifler zikretmiştir. Bunlarla zikredeceği konulara delil getirmiş olur. Ayrıca müfessirlerin açıklamalarını da zikrederek ayetlere nasıl mana verilmesi gerektiğini de tenbih etmiş olmaktadır. Eserinde, Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) özel hallerinden bir çok inceliği de zikretmektedir. Bunların ravilerini de zikrederek hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde Müslümanların Nebi sallallahu aleyhi ve sellem hakkındaki bilgilerini ve muhabbetlerini kuvvetlendirmektedir. Bu eserin Müslümanlar için ne kadar önemli olduğunu şimdi daha iyi anlamaktayız. Zira inkarcıların şüphe sokmaya çalıştığı bir çok konuyu Kadı Iyaz delilleriyle net bir şekilde zikretmiş ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şanının yüceliğini ortaya koymuştur. Artık şüphelenenlerin, nifak ehli sapık kimseler olduğu açığa çıkmıştır. Aliyyul Kâri derki: Şifa kitabı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şemaili (sureti ve ahlakı) hakkında yazılanların en mücmel ve yeterli olanıdır.
265.00 ₺ -
Hasanı Basri Hz Hidayet Öncüleri
Bir çok sahabeden hadis rivayet eden Hasan-ı Basri (rahmetullahi aleyh), tâbiînin en faziletli kişilerindendir. “Basra halkının şeyhi, Basralılar’ın imamı” gibi ünvanlara sahiptir. Büyük âlim Zehebî (rahmetullahi aleyh) ise onun için “Şeyhü’l İslâm” tabirini kullanmıştır. Tasavvuf ehli kimseler ise kendisinden “Takva sahiplerinin öncüsü, Hakk’ın gerçek velisi, fütüvvet ehlinin önderi” diye söz etmişlerdir. Hasan-ı Basrî (rahmetullahi aleyh) der ki: “Sizden önce yaşayanlar; Kur’an-ı kendilerine gelmiş bir mektup gibi kabul ederlerdi. Gece onun hakkında düşünür, gündüz ise ona göre yaşamlarını düzene sokarlardı. Sizler ise Kur’an-ı sadece okuyorsunuz. Kur’an-ı ‘n irabıyla, mahreciyle uğraşıp icâzet alma peşine düşüyorsunuz.
66.25 ₺ -
İbrahim Bin Edhem Hz Hidayet Öncüleri
Rivayet olunur ki İbrahim b. Edhem’e (rahmetullahi aleyh) şöyle soruldu “Ey İbrahim ! Sana ne olduda bütün saltanatı ve mülkü terk ettin ? İbrahim b. Edhem (rahmetullahi aleyh) demiş ki: “ bir defasında tahtımın üzerinde oturmakta idim Karşıma bir ayna koydular. Aynaya bakınca, asıl vatanımın kabristan (yani mezar) olduğunu gördüm orada ise ne bir dost, ne de bir akraba vardı. O yerin yolu uzak ve ahiret azığımda yoktu. Bunun üzerine padişahlıktan soğudum.”
66.25 ₺ -
Rabiatul Adeviyye Hz Hidayet Öncüleri
Rabiâtu’l Adeviyye (rahmetullahi aleyhâ) hazretleri bir defasında “ Allah’ım! Eğer ben, sana cehennem korkusuyla ibadet ediyorsam beni cehennem ateşinde yak! Eğer cennet ümidiyle Sana kullukta bulunuyorsam, beni ondan mahrum et ! Yok, eğer sana olan sevgimden dolayı sana ibadet ediyorsam, o zaman senin ezeli cemâlinden beni mahrum bırakma !” diye dua etti.
66.25 ₺ -
Beyazıdi Bistami Hz Hidayet Öncüleri
Bir defasında Beyâzıd-i Bistâmi (rahmetullahi aleyh) hazretleri yolda yürürken, müritlerinden birisi de takip ediyor ve Beyâzıd-i Bistâmi’nin (rahmetullahi aleyh) bastığı yerlere basarak yürüyordu. Beyâzıd-i Bistâmi hazretlerinin üzerinde ise kürkü vardı. Mürit: - Ya Beyâzıd ! Şu sırtınızdaki kürkü bana verseniz de Sizde olan feyiz ve bereketlerden bizde faydalansak dedi. Bunun üzerine Beyâzıd-i Bistâmi Hazretleri şöyle buyurdu. – “Bu kürkü değil bizzat benim derimi giyinsen, benim yaptğımı yapmadığın sürece bir faydasını göremezsin.”
66.25 ₺ -
Cüneydi Bağdadi Hz Hidayet Öncüleri
Cüneyd-i Bağdâdî (rahmetullahi aleyh) hazretleri der ki: “Bu tasavvuf yolunda sağ elinde Kur’an-ı sol elinde Rasulullah’ın (aleyhisselam) sünnetini tutanlar yürüyebilirç Bid’at karanlığından ve şüphe çukurundan kurtulmak için, bu iki (Kur’an ve Sünnet) meşâlesinin aydınlığında yürümek gereklidir.”
66.25 ₺ -
Hallacı Mansur Hz Hidayet Öncüleri
Nakledilir ki Hallâc-ı Mansur (rahmetullahi aleyh) idam edilmeden önce insanlar taşlamaya başlamıştı. Hallâc-ı Mansur (rahmetullahi aleyh) kendisine atılan taşlara ses çıkarmıyor, aksine tebessümle karşılık veriyordu. Bir dostu Hallâc-ı Mansur’un (rahmetullahi aleyh) yüzüne taş yerine “gül” attı. İşte o sırada Hallâc-ı Mansur (rahmetullahi aleyh) inlemeye başladı. Bunun sebebi Hallâc-ı Mansur’a (rahmetullahi aleyh) sorulduğunda ise manidar bir cevap verdi; “Bana taş atanlar, beni yakinen tanımayan kimselerdir. Tabiki bu kişiler benim halimden anlamazlar. Beni halimden anlayan dostlarımın attığı “gül” ise beni incitti, dedi.
66.25 ₺ -
Muhyiddin İbni Arabi Hz Hidayet Öncüleri
Şâh-ı Nakşibend (rahmetullahi aleyh) hazretleri şöyle demiştir: “ Bir kimse özünü ve bütün işlerinii Allah’a teslim eder ve sonra da başkasına dayanırsa, şirke düşmüş olur. Bu tür davranışlar avam için hoş karşılanabilir ama havas olanların (yani Salih kulların) bu tür davranışları bağışlanmaz.“
66.25 ₺ -
Şahı Nakşibend Hz Hidayet Öncüleri
Şâh-ı Nakşibend (rahmetullahi aleyh) hazretleri şöyle demiştir: “ Bir kimse özünü ve bütün işlerinii Allah’a teslim eder ve sonra da başkasına dayanırsa, şirke düşmüş olur. Bu tür davranışlar avam için hoş karşılanabilir ama havas olanların (yani Salih kulların) bu tür davranışları bağışlanmaz.“
66.25 ₺ -
Halidi Bağdadi Hz Hidayet Öncüleri
Mevlânâ Hâlid-î Bağdâdî (rahmetullahi aleyh) kimine göre Osmanlı’yı yeniden kurabilecek beceri ve bilgiye sahip bir şahsiyettir. Kimine göre ise İslam dünyasında Selahaddin-i Eyyubî’den (rahmetullahi aleyh) sonra gelmiş en büyük ikinci Kürt şahsiyettir. Fakat kesin olan bir husus var ki; Mevlânâ Hâlid-î Bağdâdî (rahmetullahi aleyh) hazretlerinin yetiştirmiş olduğu yüzden fazla halifesiyle, Ortadoğu coğrafyasında meydana getirdiği hareketlilik, İmam-ı Rabbânî (rahmetullahi aleyh) hazretlerinden sonraki en aktif ve dinamik Nakşibendî mensubu olarak anılmasına vesile olmuştur.
66.25 ₺ -
Şifai Şerif Arapça 30 Cüz Özel Kutulu Yeni Dizgi
Müellif Kadı İyaz Ebul-Fazl (rahimehullah) derki: Bu kitabımızı inceleyen kimse görür ki, biz bu kitabı Peygamber Efendimiz (s.a.s)in nübüvvetini inkar eden ve onun mucizeleri hakkında saldırı yapan kimse için yazmadık; ki Nebi (s.a.s)’in nübüvvetini ispat için delillere ihtiyaç duyalım ve mucizelerine saldıran kimseleri engellemek için mucizeler dairesini koruyalım. Bilakis biz bu kitabı imanlarına iman katmaları salih amellerinde neşvü nema bulmaları ve ona olan sevgilerinde kuvvet kazanmaları için onun nübüvvetini tasdik eden ve davetine icabet eden ümmeti için telif ettik. Müellif kadı Iyaz (r.aleyh) eserinde konuların evvelinde ayeti kerimeler ve hadisi şerifler zikretmiştir. Bunlarla zikredeceği konulara delil getirmiş olur. Ayrıca müfessirlerin açıklamalarını da zikrederek ayetlere nasıl mana verilmesi gerektiğini de tenbih etmiş olmaktadır. Eserinde, Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) özel hallerinden bir çok inceliği de zikretmektedir. Bunların ravilerini de zikrederek hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde Müslümanların Nebi sallallahu aleyhi ve sellem hakkındaki bilgilerini ve muhabbetlerini kuvvetlendirmektedir. Bu eserin Müslümanlar için ne kadar önemli olduğunu şimdi daha iyi anlamaktayız. Zira inkarcıların şüphe sokmaya çalıştığı bir çok konuyu Kadı Iyaz delilleriyle net bir şekilde zikretmiş ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şanının yüceliğini ortaya koymuştur. Artık şüphelenenlerin, nifak ehli sapık kimseler olduğu açığa çıkmıştır. Aliyyul Kâri derki: Şifa kitabı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şemaili (sureti ve ahlakı) hakkında yazılanların en mücmel ve yeterli olanıdır.
795.00 ₺ -
İmamı Rabbani Hz Hidayet Öncüleri
İmâmı Rabbâni (rahmetullahi aleyh) davet metodunda, asla kimsenin huzurunda eğilmemiş ve kimseden de bir menfaat elde etmemiştir. Zenginlerin ve devlet adamlarının karşısında dimdik durmuş ve bir Müslüman şahsiyetin nasıl olması gerektiğini göstermiştir. Bu mücadelede her türlü sıkıntıya da göğsünü germiştir. İmâm-ı Rabbâni (rahmetullahi aleyh) Hazretlerinin bu onurlu duruşu, bir düşmanlıktan dolayı değil aksine Rabbinin emrini insanlara ulaştırmak ve herkesin kulluk yapmasına vesile olmak istemesindendir.
66.25 ₺ -
El Yazma Sohbetler 3. Cilt
(Silsile-i ‘aliyyemizin 9. halkasında sertâc-ı ‘urefâ olan) Yûsuf el-Hemedânî (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’ne “Bu devir geçer ve gerçek şeyhler âhirete göçerse selâmete ulaşmak için ne yapalım?” diye sorulduğunda o zât: “Her gün onların kelâmlarından sekiz verak (on altı sayfa) okuyun (ki onlardan feyizyâb olasınız). (Kişi) böyle yaptığı takdirde, bu sözler onun gönlünün yaşamasına sebep olur.” diye cevap vermiştir. (Ebû Ya‘kûb Yûsuf ibnü Eyyûb el-Hemedânî, Risâle der Seyr-i Sülûk, Millet Kütüphânesi, Ali Emîrî Farsça Yazmalar, rakam:1028, vr:13a) Hattâ bu söz Ferîdüddin Attâr (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’nin Tezkiretü’l-evliyâ’yı kaleme almasına vesîle olmuştur. (Ferîdüddîn ‘Attâr, Tezkiratü’l-evliyâ, Mukaddimetü’l-müellif, sh:24-25) Mâlûmunuz Yüce Mürşidimiz ve Üstâdımız Mahmûd Efendi Hazretleri’nin mûtâd olarak yapmış oldukları sohbetleri hanım hoca kardeşlerimiz doksanlı yıllarda yazarak cemetmişlerdi. Evvelâ (ilk olarak) bu mühim hizmeti gördüklerinden dolayı Ümmet-i Merhûme adına kendilerine teşekkürü bir borç addederiz. Sâniyen (ikinci olarak) şunu ifâde etmek isterim ki; gerek Efendi Hazretlerimizin süratli konuşması, gerek hanım kardeşlerimizin yazmaya yetişememesi, gerekse Efendi Hazretlerimizin telaffuz ettiği bâzı kelimeleri doğru anlayamamaları nedeniyle Sohbetler’in fotokopilerinde azîm hatâlar vâki olmuştur. Elbette ki bunda bir kasıt yoktur ama okuyan insanların yanlış anlaması kaçınılmaz olduğu için bunları düzenlemek de aynı şekilde zarûrî olmuştur. İşte bu sadette Ahıska Yayınevi bu işi üstlenip çalışmayı belli bir kıvâma getirdikten sonra neşre hazırlanmasını bu fakîr kardeşinize tevdî ettiler. Ben de şeyhimiz Mahmûd Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’nin “Ahmed! Benim adıma çıkacak hiçbir kitap sen görmeden basılmasın.” sözünü yerine getirmek üzere elimden geldiğince gayret ederek sizlere bu eseri arz etmiş bulunmaktayım. Ahmet Mahmut Ünlü (Cübbeli Ahmet Hoca)
445.20 ₺ -
Evradı Behaiyye Ve Hizbul Bahr Arapça Cep Boy
Evrad-ı Behaiyye ve Hizb'ul-Bahr'a ait elinizdeki bu nüsha, Mahmud Efendi Hazretlerinin kendi el yazma nüshası esas alınarak hazırlanmış, Üstadımızın, Efendi Babamız Ali Haydar Efendiden ve diğer meşayıhtan yaptığı nakilleri de içeren özel bir nüshadır. Aynı zaman da Efendi Hazretlerimizin günlük olarak okuduğu evradını dinleyen hizmetkarı Muhammed Keskin hocaefendinin de tedkik ve tashihinden geçmiştir. Buna binaen; Mahmud Efendi Hazretlerinin nüshasında kayıtlı olan Ali Haydar Efendiden ve diğer meşayıhtan yaptığı nakiller ayrı renk yazıyla, kendi nüshasında yazılı olduğu halde günlük okumalarında okumadığı bölümler ise daha farklı bir renk yazı ile belirtilmiştir. OKURKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR Okurken kelimeleri doğru telaffuz etmeye gayret etmeli, manasını düşünerek tedebbür üzere okunmalı. Her ne maksatla okunacak olursa olsun öncelikli niyet Allah'ın rızası olmalı. Allah-u Teala'dan talep ettiği şeyi ısrarla ve ciddiyetle talep edip, duasının kabulü hususunda yakînî bir itikad üzere olmalıdır.
169.60 ₺ -
Evradı Yevmiye Roman Boy
Mahmud Efendi Hazretlerimizin istikamet üzere devam ettiği namazları, evrâdı ve ezkârı, delilleri ve faziletleri ile anlatan yepyeni bir eser. Sünnet-i Seniyye'ye ittibası ile marûf olan Efendi Hazretlerimizin, günlük olarak müdâvemet gösterdiği namazlar, virtler ve dahası bu eserde..
95.40 ₺ -
Kuranı Mecid ve Karşılıklı Tefsirli Meali
Hicrî 15. Asrın Müceddidi Mahmud Efendi (Ustaosmanoğlu) Hazretleri riyasetinde, ilmi bir heyet tarafından Kur’ân-ı Kerîm’in tefsirli meali olarak hazırlanmıştır. Bu çalışmada, Kur’ân-ı Kerîm sayfa düzeni esas alınarak, karşılıklı olarak bir sayfa Arapça metin, bir sayfa Türkçe tefsirli meâl şeklinde tertip yapılmıştır. Böylece hem Arapça Kur’ân-ı Kerîm’in okunması kolaylaştırılmış hem de daha büyük puntolu, açıklamalı ve sayfa tutarlı bir tefsirli meâl ortaya konulmuştur. Bu düzenleme, okuyucunun âyetleri daha rahat takip etmesine ve manaları daha sahih bir şekilde kavramasına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Bu çalışmanın en önemli özelliği, diğer meâllerden farklı olarak açıklamalı (tefsirli) bir meâl olmasıdır. Açıklama ve dipnotlar olmadan hazırlanan sade meâller, âyetlerin eksik veya yanlış anlaşılmasına sebep olabilmektedir. Bu eserde yer alan parantez içi açıklamalar ve dipnotlar sayesinde âyetlerin manası daha açık ve anlaşılır bir şekilde sunulmuştur. Bu yönüyle eser, Kur’ân-ı Kerîm’i doğru şekilde anlamak isteyenler için son derece faydalı bir tefsirli meâldir.
795.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Orta Boy Ciltli
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
477.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Rahle Boy Deri
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
916.90 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Rahle Boy Ciltli
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiş. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
717.60 ₺ -
El Yazma Sohbetler 4. Cilt
El Yazma Sohbetler 4. Cilt - Takriz Cübbeli Ahmet Hoca (Silsile-i ‘aliyyemizin 9. halkasında sertâc-ı ‘urefâ olan) Yûsuf el-Hemedânî (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’ne “Bu devir geçer ve gerçek şeyhler âhirete göçerse selâmete ulaşmak için ne yapalım?” diye sorulduğunda o zât: “Her gün onların kelâmlarından sekiz verak (on altı sayfa) okuyun (ki onlardan feyizyâb olasınız). (Kişi) böyle yaptığı takdirde, bu sözler onun gönlünün yaşamasına sebep olur.” diye cevap vermiştir. (Ebû Ya‘kûb Yûsuf ibnü Eyyûb el-Hemedânî, Risâle der Seyr-i Sülûk, Millet Kütüphânesi, Ali Emîrî Farsça Yazmalar, rakam:1028, vr:13a) Hattâ bu söz Ferîdüddin Attâr (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’nin Tezkiretü’l-evliyâ’yı kaleme almasına vesîle olmuştur. (Ferîdüddîn ‘Attâr, Tezkiratü’l-evliyâ, Mukaddimetü’l-müellif, sh:24-25) Mâlûmunuz Yüce Mürşidimiz ve Üstâdımız Mahmûd Efendi Hazretleri’nin mûtâd olarak yapmış oldukları sohbetleri hanım hoca kardeşlerimiz doksanlı yıllarda yazarak cemetmişlerdi. Evvelâ (ilk olarak) bu mühim hizmeti gördüklerinden dolayı Ümmet-i Merhûme adına kendilerine teşekkürü bir borç addederiz. Sâniyen (ikinci olarak) şunu ifâde etmek isterim ki; gerek Efendi Hazretlerimizin süratli konuşması, gerek hanım kardeşlerimizin yazmaya yetişememesi, gerekse Efendi Hazretlerimizin telaffuz ettiği bâzı kelimeleri doğru anlayamamaları nedeniyle Sohbetler’in fotokopilerinde azîm hatâlar vâki olmuştur. Elbette ki bunda bir kasıt yoktur ama okuyan insanların yanlış anlaması kaçınılmaz olduğu için bunları düzenlemek de aynı şekilde zarûrî olmuştur. İşte bu sadette Ahıska Yayınevi bu işi üstlenip çalışmayı belli bir kıvâma getirdikten sonra neşre hazırlanmasını bu fakîr kardeşinize tevdî ettiler. Ben de şeyhimiz Mahmûd Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’nin “Ahmed! Benim adıma çıkacak hiçbir kitap sen görmeden basılmasın.” sözünü yerine getirmek üzere elimden geldiğince gayret ederek sizlere bu eseri arz etmiş bulunmaktayım. Ahmet Mahmut Ünlü (Cübbeli Ahmet Hoca)
445.20 ₺ -
Müsebbeatı Aşere Ahıska
Büyük günahları dahi affettirecek ve imansız ölmekten koruyacak Müsebbe'ât-ı Aşere (Yedi kere tekrarlanan on zikir) Müsebbe’ât-ı Aşere virdi hakkında İmâm-ı Cezûlî (Rahimehullâh) şöyle demiştir: “Bu vird dünyevî ve uhrevî bütün ehvâlin (dehşet ve belâların) defi için hazırlanmış ve her musîbetin keşfi için tertip edilmiş çok mühim ehzâbdan (virdlerden sayılmış)dır.” (Ahmed es-Sâvî el-Mâlikî el-Halvetî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye ‘ale’s-Selevâti’d-Derdiriyye, sh:8) Fakîhlerin hâtimesi Ve Hâlid-i Bağdâdî (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’nin hâlifesi olan İbni Âbidîn (Rahimehullâh) da şu beyanda bulunmuştur: “Bu Müsebbe’ât, her gün kendisini okuyanları dünyâda ve haşir gününde bütün tehlikelerden kurtarır, bütün günahlarına keffâret (bağışlanma vesilesi) olur ve tüm âfetlerden korur.” (İbnü ‘Âbidîn, ‘Ukûdü’l-le’âli, 455-456)
121.90 ₺ -
Allahu Tealanın Dünyada Dirilttiği Ölüler
Asırlardır insanlığın hayretle dinlediği mûcizelerden biri… Ölüleri diriltme mûcizesi. Bu eserde, peygamberlere verilen mûcizeler ve velîlere ihsân edilen kerâmetler arasından özellikle bu İlâhî ikrâma dâir kıssaları naklederek, îmânımızın nûrunun artmasına vesîle olmaya çalışacağız. Allâh-u Te‘âlâ’dan niyâzımız, bu mütevâzi eseri okuyanların îmânlarının nûrunun artmasına ve kuvvetlenmesine vesîle kılmasıdır.
307.40 ₺ -
İslamda Evlilik Ve Aile Fıkhı
İslam’da evlilik ve aile fıkhı, Allah’ın belirlediği sınırlar içinde aile hayatını düzenler. Evliliğimizde ve aile yaşamımızda karşılaştığımız güncel durumlar karşısında, Kur'an-ı Kerim, hadis-i şerifler ve sünneti seniyye ışığında fıkhi bilgilerin sunulduğu kıymetli bir eser daha değerli okuyucularımızın hizmetine sunuluyor.
286.20 ₺ -
Ruhul Beyan Tercümesi 7.Cilt
Zamanın büyük velisi ve alimi Şeyh İsmail Hakkı Bursevi El Aydosi El Üsküdari El Celveti Hazretleri ‘Ruhul Beyan fi Tefsiril Kuran’ adlı Arapça eserinde önce şeri esasları ve hükümleri, ardından tasavvufi yorumları zikretmiş, bu arada tergib ve terhibe dair hususlarıda eklemiştir. Önceki tefsirlerde bulunmayan bazı ilaveler yapmış, kendi görüşlerini ‘fakir der ki…’ sözüyle blirtmiş, uygun yerlere Farsça beyitler eklemiştir. Ona göre ‘Ruhul Beyan’ ibare, işaret ve rabbani ilhamın faydalarını bir araya getiren, her türlü ilim ve marifeti ihtiva eden sade bir tefsirdir. Eserde ayetlerde bir veya birkaç kelime halinde ele alınarak sarf, nahiv, iştikak ve mana önünden tahlil edilmiştir. Ruhul Beyanda ibretli kıssa ve hikayelere geniş yer verilmiştir. Bu özelliği sebebi ile eser, vaizler için önemli bir kaynak olmuştur. Nitekim büyük allame Muhhammed Zahid El Kevseri, vaizlerin kalplere rikkat veren hikayeler ihtiva etmesi sebebiyle Ruhul Beyana çok önem verdiklerini söylemiştir. Bunlarla beraber Kuranı Kerimin soru edatlı kelime manaları da yayınevimiz tarafından ilave edilerek gerekli görülen bir takım yerlere kısa izahlar getirilmiş ve siz değerli okurlarımızın hizmetine sunulmuştur.
429.30 ₺ -
Az Amele Çok Ecir Vaad Edilen Zikir Ve Dualar 1.Cilt
Şu bilinsin ki; bâzıları hadîs-i şerîflerde az amele vaad edilen çok müjdeleri garipseyerek inkâr etmişlerdir ve ecrin çokluğunu, yorgunluğun çokluğuna bağlı zannetmişlerdir. Hâlbuki durum böyle değildir. Nitekim yüce sahâbî Temîm ed-Dârî (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim on kere: ‘Ben şâhitlik ederim ki, Allâh’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O tektir; hiçbir ortağı yoktur; bir olan tek ilâhtır, Samed’dir (uludur, her şey O’na muhtaç; O kimseye muhtaç değildir), eş ve çocuk edinmemiştir. Hiçbir şey O’na denk değildir.’ derse, Allâh-u Te‘âlâ ona kırk milyon hasene (sevap) yazar.” (et-Tirmizî, es-Sünen, rakam:3473, 5/514; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, rakam:2452, 4/392-235; İbnü ‘Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, rakam:11195, 53/118; İbnü Receb el-Hanbelî, Câmi‘u’l-‘ulûm ve’l-hıkem, 2/315; Celâlüddîn es-Süyûtî, Câmi‘u’l-ehâdîs, rakam:23117, 21/121; ‘Alî el-Müttakî el-Hindî, Kenzü’l-‘ummâl, rakam:3898, 2/234-235) Bu hadîs-i şerîf “Sünen-i Tirmizî” gibi Kütüb-i Sitte’den olan sahîh kaynaklarda rivâyet edilmektedir. Demek ki Allâh-u Te‘âlâ on kere tekrârı ancak bir-iki dakîka süren bu zikre kırk milyon sevap vaad etmiştir, burada mühim olan niyet ve samîmiyettir. Gösteriş için yapılan çok amel sâhibinin aleyhine dönecektir ve hiçbir sevap kazandırmayacaktır. Hâlbuki Allâh-u Te‘âlâ’nın rızâsı için ihlâsla yapılan ameller kat kat katlanarak insanın dünyâ ve âhiretinin mâmur olmasına vesîle olacaktır. İşte bu eserde sizlere lafzı kısa ama fazîleti sayılmakla bitmeyecek kadar fazla olan bâzı duâ ve zikirleri naklettik. Bunlardan bâzısı âhirete yönelik eşsiz mükâfatlar kazandırma husûsunda diğer bâzısı da karşılaşılan zorlukların aşılması için büyük bir tesir barındırmaktadır. Dolayısıyla “Az Amele Çok Ecir Vaad Edilen Zikir ve Duâlar” ismini verdiğimiz bu risâle serî bir şekilde tertîb etmeyi düşündüğümüz eserin birinci cüzünü teşkîl etmektedir. İmâm-ı Nevevî (Rahimehullâh)ın buyurduğu gibi: “Şu bilinsin ki fazîletli amellere dâir bir şey kendisine ulaşan kişinin, onunla ömründe bir kere dahî olsa amel etmesi çok uygun olacaktır ki bu sâyede (o kişi mahşerde) o amelin ehlinden (sayılmış) olacaktır. O fazîletli ameli (bir kere dahî işlemeyerek) mutlak mânâda terk etmesi ise uygun düşmez. Bilakis kolayına gelen şekilde yerine getirir. Çünkü Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: ‘Ben size bir şey emrettiğim zaman gücünüz yettiği nispette. ondan kolayınıza geleni yapın.’ (el-Buhârî, es-Sahîh, el-İ‘tisâm:3, rakam:7284, 9/258; Müslim, es-Sahîh, el-Hac:73, rakam:1337, 2/975) buyurmuştur.” (en-Nevevî, el-Ezkâr, 1/35) Bu duâları her gün her saat yapamayacaksak da hiç olmazsa ölmeden evvel ömrümüzde bir kere okuyarak fazîletine ermeye ve ehlinden olmaya gayret edelim. Muvaffak kılmak ancak Allâh-u Te‘âlâ’dandır.
296.80 ₺ -
Güncel Hayatta Helal ve Haram
Fıkıhsız bir hayat düşünülemez. Çünkü insan, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde hayatin her aşamasında bir hükme tabi olur. Bu eser fıkhın güncel meselelere nasıl ışık tuttuğunu ve İslam'ın evrensel ilkelerinin modern dünya- da nasıl yorumlanabileceğini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. İçeriğinde faizsiz finans sistemlerinden sosyal medya kullanımına, organ naklinden dijital dünyadaki İslami hükümlere, kripto paralardan çağdaş ekonomik etik meselelerine kadar birçok konu ele alınmıştır Bu bağlamda kitap, İslam fıkhının tarihsel olmadığını, aksine çağın gereksinimlerine göre belli kurallar çerçevesinde cevap verebileceğini göstermektedir. Günlük yaşantımız- da en basitinden neyin helal neyin haram olduğunu belirleme ihtiyacı duyarız. Ticari ilişkilerimizde hak ve adaleti gözetmek, aile hayatımızda huzur ve dengeyi sağlamak, ibadetlerimizi ifa ederken usul ve kaidelere riayet etmek fıkhî kurallar çerçevesinde mümkün olur. Dolayısıyla fıkıh, yalnızca bir ilmi disiplin değil, Müslüman bireyin yaşam rehberidir. Eser İçerisinde Bahsedilen Günümüze Dair Bazı Konular -İslam Fıkhında Yapay Zekâ -Kripto Para -Kredi Kartına Yapılan Taksitler -TL’nin Satış Ve Ödeme Esnasındaki Değer Kaybının -Tazmin Edilmesi -Kur Korumalı Hesaplar -TL Olarak Verilen Borcun Vadesini Uzatarak Altına Çevirmek -Leasıng: Finansal Kiralama -Karaborsa / İhtikâr, Ekonomik Etik -Sosyal Medyanın Gençlere Etkisi -Kur’an Yüklü Tablet Ve Telefon Gibi Dijital -Cihazlara Abdestsiz Dokunmak -Organ Nakli -Nazardan Korunmak İçin Kurşun Döktürmek
339.20 ₺ -
Ruhul Beyan Tercümesi 6.Cilt
Zamanın büyük velisi ve âlimi Şeyh İsmâîl Hakkı Bursevî el-Aydosî el-Üsküdârî el-Celvetî Hazretleri “Rûhu’l-Beyân fî Tefsîri’l-Kur’ân” adlı Arapça eserinde önce şer‘î esasları ve hükümleri, ardından tasavvufî yorumları zikretmiş, bu arada tergîb ve terhîbe dair hususları da eklemiştir. Önceki tefsirlerde bulunmayan bazı ilâveler yapmış, kendi görüşlerini “fakir der ki...” sözüyle belirtmiş, uygun yerlere Farsça beyitler eklemiştir. Ona göre “Rûhu’l-Beyân” ibare, işaret ve Rabbânî ilhamın faydalarını bir araya getiren, her türlü ilim ve mârifeti ihtiva eden sade bir tefsirdir. Eserde âyetler bir veya birkaç kelime halinde ele alınarak sarf, nahiv, iştikâk ve mana yönünden tahlil edilmiştir. “Rûhu’l-Beyân” da ibretli kıssa ve hikâyelere geniş yer verilmiştir. Bu özelliği sebebiyle eser, vâizler için önemli bir kaynak olmuştur. Nitekim Büyük Allâme Muhammed Zâhidü’l-Kevserî, vâizlerin kalplere rikkat (incelik) veren hikâyeler ihtiva etmesi sebebiyle “Rûhu’l-Beyân” a çok önem verdiklerini söylemiştir. Bunlarla beraber Kur’ân-ı Kerîm’in soru edatlı kelime manaları da yayınevimiz tarafından ilave edilerek gerekli görülen bir takım yerlere kısa izahlar getirilmiş ve siz değerli okurlarımızın hizmetine sunulmuştur. Sa’y-u gayret bizden, muvaffâkiyet Allah-u zü’l-Celal’den.
429.30 ₺ -
İslamda Miras Hukuku
Günümüzde İslam, insanların vicdanlarında zafiyete uğramış ve teknolojik olarak çağ atlayan bir dünyada gayrimeşru hayatın yayılması, İslam fıkhını anlamayı ve tatbik etmeyi daha da zor bir hale getirmiştir. Mahkemeler tarafından beşeri kanunlarla verilen bağlayıcı hükümler karşısında dinî hükümlerin nasıl anlaşılıp hayata tatbik edileceği, yine ticari konularda envâ-i çeşit alışveriş, kiralama, şirket emsali akitlerin oluştuğu bir devirde Müslüman’ın nasıl bir ticari hayat yaşayacağı bir yana Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerif dönemi olan asr-ı saadetten uzak kalmanın ilimde verdiği zayıflık, her kalem tutanın istediği fikri İslam’a yamayabilmesine cesaret vermiştir. Bu durum, kimini Kur’an-ı Kerim’e tarihsel olarak yaklaşmaya ve çağın gereklerine göre Kur’an-ı Kerim’i uydurmaya sevk etmiş, kimini modern görüşleri benimseyebilmek için fıkıhtaki birçok esası görmezden gelmeye itmiştir. Hâlbuki fani olan bu âlemde fıkıh, sadece ahiret hayatına karşı motive eden, korkumuzu giderip dünya isteklerimizi temin etmek için her türlü soruna “câiz” fetvası arayan bir ilim değil, belki her durum ve şartlarda Rabbimize karşı nasıl kulluk edeceğimizi hedefleyen ve bunun yanında hayatımızı rıza-i ilâhiye’ye göre mutlu kılacak her dönemde Kur’an ve Sünnet’in hayata tatbikidir. Fıkıh, arzuladıklarımızın hepsini câiz kılan değil, belki Kur’an ve Sünnet’e göre “câiz” veya “câiz değil” sonucunu verendir. Tüm bunlar ve daha birçok esbâb bizleri, İlmihal tarzından daha geniş, zaman zaman gerekçelerine yer veren ve ülkemizdeki şartlara göre hayatımıza tatbik edilebilecek şekilde fıkıh kitaplarını halka anlatmamızın gerekli olduğuna inandırmış ve bunun sonucu olarak elinizdeki bu eseri yazmaya sevk etmiştir. Bizler, bu kitabı yazarken temel kaynaklarımızı elden bırakmamakla birlikte fıkıhta belirlenen ihtiyaç, zaruret, örf ve adetler emsali bir takım hükme tesir edecek durumları da dikkate almaya çalışarak fıkıh kitaplarını tarayıp halka lazım olanları seçmeye gayret ettik.
286.20 ₺