-
İslam Dışı Fırkalar
İslam Dışı Fırkalar, mütekaddimûn döneminde kuruluş ve gelişimini tamamlayan ve müteahhirûn döneminin başlarında neredeyse tamamıyla inkıraza uğrayan Mutezile geleneğinin, en hacimli klasiği olan Muğnî külliyatının önemli bir parçasıdır. Mutezile’nin doğuşundan beşinci yüzyılın başına kadar gelen süreçte tartışılan tüm konuları ihtiva eden Muğnî, aslında sadece Mutezile için değil, bütün bir nazarî düşünce için klasik sayılmaktadır. Zira ilk dört yüzyılda kelam alanında telif edilmiş bu hacimde bir eser günümüze ulaşmamıştır. Muğnî Külliyatı’nın bu cildi temelde iki konuyu içermektedir: İslâm dışı inanç ekolleri ve Allah’ın isim ve sıfatları. İlk bölümde Mâneviyye, Mazdekiyye gibi eski İran dinleri ve bu dinlere mensup kimselerin görüşleri incelenmekte; Mecûsîlik, Hıristiyanlık ve mezhepleri, Cahiliye dönemi inançları ise ayrı birer başlık altında ele alınmakta. Vahyin insanların uzlaştığı dil üzerine nazil olduğunu belirten Kâdî Abdülcebbâr, son bölümde, Allah’a isim ve sıfat verilirken hangi yöntemleri esas almak gerektiğine değinerek şerî bir izin olmadan Allah’a sıfat verilip verilmeyeceğini tartışmıştır. Kâdi Abdülcebbâr’ın bu kıymetli eserinin Türkçeye kazandırılması, genelde erken döneme ait kelam tarihi çalışmalarını, özelde Mutezile çalışmalarını derinden etkileyecek ve Türkiye’de kelam ve felsefe çalışmalarının seyrini değiştirecektir.
503.30 ₺ -
Adalet ve Zulüm
Mutezile’nin doğuşundan beşinci yüzyılın başına kadar gelen süreçte tartışılan tüm konuları ihtiva eden Muğnî külliyatı, aslında sadece Mutezile için değil, bütün bir nazarî düşünce için klasik sayılmaktadır. İslam düşünce mirasının derinliğini gözler önüne seren bu külliyat, aynı zamanda Mutezile geleneğinin en hacimli klasiği olarak kabul edilir. Külliyatta müstesna bir yer tutan “Adalet ve Zulüm” adındaki bu cilt, Mutezile’nin beş esasından biri olan “adalet” bahsini ele almakta. Kâdî Abdülcebbâr bu ciltte, Mutezile’nin adalet ve zulüm, hüsün ve kubuh gibi kavramlara olan bakışını teolojik temellere oturtur; Allah’ın fiillerinin neden iyi olduğu, neden kötülük içermediği ve O’nun fiillerinin insanların fiillerinden hangi yönleriyle ayrıldığı gibi konuların i’tizâlî gelenek içerisindeki karşılıklarına eğilir. Mutezile’nin diğer ekollerden farklı yanlarına dikkat çekerek onlardan ayrıldığı noktaların da altını çizer. Bu esere hususiyet kazandıran en temel mesele ise fiillerle ilgili bahistir. Esere göre fiiller, övgü veya yergi gerektirmesi yönüyle iyi veya kötü olarak tanımlanır; ahlâki açıdan iyi fiil övgü, kötü fiil ise yergi gerektirir. Kâdî Abdülcebbâr, insani fiillerden ziyade ilâhî fiillerin adaletli ve zulümden ârî olması meselesi üzerinde durur. Bu anlamda eser, Allah’ın eylemleri hakkında Mutezile’nin durduğu noktayı göstermesi açısından önemli bir kaynaktır.
174.30 ₺