-
Bin Hüseyin
Çizgileriyle, yazdıklarıyla, söyledikleriyle, duruşuyla çağının sanatkârane tanığı Hasan Aycın, Battal Gazi destanından yola çıkarak yazdığı Bin Hüseyin’de okurunu “muhatabını arayan bir hitap” ile başbaşa bırakıyor. İslam’ın zuhur döneminden başlayarak Bedir Savaşı’na kadarki zamana, ardından Hz. Hüseyin’in torunu Cafer Gazi’nin ve çevresindekilerin serüvenlerine ve tekâmül yürüyüşlerine odaklanan Hasan Aycın’a göre her bir yolculuk önce kalpte başlıyor, sonra Diyar-ı Rum’a, Şam dağlarına, Konstantiniye’ye, Melâtıye sahrasına, Diyâr- Hind’e, Kaf Dağı’na, yedi iklim dört bucağa doğru uzanıyor. Cafer Gazi, Aşkar’ın sırtında sahrâyı bir baştan bir başa katederken Teodora denizler aşmaktan, yeryüzünde savrulup durmaktan bitap düşüyor.
251.30 ₺ -
Sahipkıran
Kaleminin her dokunuşuyla manevi bir coşkuyu, bir derinliği inşa eden Hasan Aycın; kadim metinlerden beslenen zengin muhayyile gücünü roman türünde de ortaya koyuyor. Geleneksel anlatıları modern türlerle maharetle bir araya getiren yazar, bu romanında bizi Hamzanâme’nin epik kurgusuyla buluşturuyor; Sâhipkırân adıyla yankılanan, İslam kültürünün büyük kahraman anlatılarından Hz. Hamza hikâyelerine yeni bir soluk getiriyor. Sâhipkırân, sadece kılıcıyla değil; sözleri ve bilgeliği, inancı ve cesaretiyle savaşan bir kahramanın soluksuz takip edeceğiniz serüvenlerini anlatıyor. Tarih sayfalarında iz bırakan padişah Nûşirevân ile Sâhipkırân arasındaki dostlukla başlayan ama zamanla bitmek bilmeyen çekişmelere dönüşen bu destansı anlatı; aynı zamanda dostluğun, aşkın ve mücadelenin de özdeşleştiği bir atmosferde okuyucuyu, kusursuz bir aksiyonun ve duygusal yükselişlerin içine çekiyor. Hasan Aycın, efsaneler ve gerçekler arasında köprüler kurarak, tarihin ve hayal gücünün o muazzam kucaklaşmasını okuru için resmediyor.
154.00 ₺ -
Esrarname
Hasan Aycın Esrârnâme’de, ilk bakışta, bize Keloğlan masalları anlatıyor. Ama ne yazdığı masal, ne de anlattığı, bildiğimiz Keloğlan. O, masal dili ve kurgusuyla bize bizi, insanoğlunu anlatıyor. Saf ve yalın bir Müslüman bakışla insanın iç çatışmalarını, aldanışlarını, tutkularını, arayışlarını anlatıyor; dünyayı ve hayatı yorumluyor. Daha da önemlisi, bunu yaparken geleneksel bir anlatım biçiminin nasıl dönüştürülebileceğini, nasıl yeniden üretilebileceğini, kimi geleneksel ve kültürel öğelerin simgesel değerlerinden yararlanarak nasıl iç içe geçmiş anlam katmanları oluşturulabileceğini büyük bir başarıyla gösteriyor. Kısaca söylersek Esrârnâme, geleneksel masal anlatım biçim ve yöntemlerinden yararlanılarak yazılmış çağdaş bir roman; uzun bir aradan sonra yapılmış yeni bir özgün deneme. Aycın’ın bu denemesinin gereken ilgiyi göreceğini, Esrârnâme’nin Muhayyelât ve A’mâk-ı Hayal gibi tek ü tenha kalmayacağını ummak, her şeye karşın, aşırı bir beklenti olmayacaktır. N. Ahmet Özalp
209.30 ₺ -
Esrarname
Esrarnâme, geleneksel masal anlatım biçim ve yöntemlerinden yararlanılarak yazılmış çağdaş bir roman; uzun bir aradan sonra yapılmış yeni bir özgün deneme. Dili, anlatımı, içeriği, bildirisiyle büyük bir önem taşıyan eser. Bizde romanın olup olmadığı sık sık sorgulanır, tartışılır. Buna karşılık niçin olmadığı ya da nasıl olabileceği üzerinde pek durulmaz. Cemil Meriç’e bakılırsa, tartışmaya bile gerek yoktur: Bizde romanın olması zaten mümkün değildir; çünkü Batı’nın sağlıksız toplum yapısının, bu yapının yol açtığı toplumsal çatışmaların bir ürünüdür ve inanmış bir toplumda işi yoktur. Tanışmamızın ve ilk örneklerini verişimizin, Tanzimat sonrasına rastlayışı, bu tezi doğrulasa da, romanın bugün edebiyatımızda vazgeçilmez bir önem kazandığı, görmezden gelinemez bir yer edindiği gerçeğini değiştiremez. Konunun bir başka boyutu daha var. Eski edebiyatımız, biçimi ve işlevi farklı da olsa, romanın bizdeki karşılığı sayabileceğimiz sayısız ürünle dolu. Mesnevileri manzum olmaları nedeniyle bir yana bıraksak bile, düzyazıyla yazılmış aşk, kahramanlık ve serüven hikayelerini, felsefi düşünceleri yansıtan alegorik anlatıları rahatlıkla bize özgü romanlar olarak değerlendirebiliriz. Sözün kısası, sorun, temelde türün kendisinden çok, onun Batılı kalıplar kullanılarak, seçilen örneklere uygun biçimde yazılmaya çalışılmasından kaynaklanmaktadır. Cemil Meriç’in deyişiyle, “başka bir dünyanın, başka bir ruh ikliminin, başka bir toplumun eseri”nin, onun dışında, hatta karşısında yer alan bir topluma olduğu gibi eklemlenmesi girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması kaçınılmazdır. Bu durumda ortaya çıkan yapıt, ne kadar iyi yazılırsa yazılsın, toplumunu temsil edememesi bir yana, bir taklitten başka bir şey olamayacağı için, gerçekten başarılı bir ürün de olamaz. Roman tartışmalarının özünü de burası oluşturmaktadır. Öyleyse, yapılması gereken açıktır: Toplumumuzun “ruh iklimi”nden kopmadan, kültürel ve sanatsal birikimimizi değerlendirerek, anlatı geleneğimizin olanaklarını geliştirerek bize özgü romanı kurmak. Eski Hint, Mısır, İran, Arap, hatta Yunan düşünce ve sanat mirasını yorumlayarak yeniden üreten İslâm kültürünün Osmanlı sürecinde gerçekleştirdiği birikim, yüzyıllar boyunca tüketilemeyecek bir zenginliğe sahiptir. Roman alanında, bu yönde atılmış bir-iki adım, ne yazık ki, sürdürülmemiştir. Giritli Aziz Efendinin Muhayyelât’ı (1852) ile Filibeli Ahmet Hilmi’nin A’mâk-ı Hayâl’i (1910) türünden çalışmalar sürdürülseydi, bugün roman konusunda yapılacak değerlendirme ve tartışmaların niteliği çok farklı olurdu. Hasan Aycın’ın Esrarnâme’si, bu yönde atılan yeni bir adım. Dili, anlatımı, içeriği, bildirisi bir yana, yalnız bu yönüyle bile, büyük bir değer ve önem taşıyor. Aycın Esrarnâme’de, ilk bakışta, bize Keloğlan masalları anlatıyor. Ama ne yazdığı masal, ne de anlattığı, bildiğimiz Keloğlan. O, masal dili ve kurgusuyla bize bizi, insanoğlunu anlatıyor. Saf ve yalın bir Müslüman bakışla insanın iç çatışmalarını, aldanışlarını, tutkularını, arayışlarını anlatıyor; dünyayı ve hayatı yorumluyor. Daha da önemlisi, bunu yaparken, geleneksel bir anlatım biçiminin nasıl dönüştürülebileceğini, nasıl yeniden üretilebileceğini; kimi geleneksel ve kültürel öğelerin simgesel değerlerinden yararlanarak nasıl iç içe geçmiş anlam katmanları oluşturulabileceğini büyük bir başarıyla gösteriyor. Kısaca söylersek, Aycın’ın bu denemesinin gereken ilgiyi göreceğini, Esrarnâme’nin Muhayyelât ve A’mâk-ı Hayâl gibi tenha kalmayacağını ummak, her şeye karşın, aşırı bir beklenti olmayacaktır.
4.21 ₺ -
Al Pembecik Gül Pembecik
Usta çizer Hasan Aycın’dan çocuklar için yeni bir hikaye macerası. Üstelik çocukların çok sevdiği bir kahraman bu: Keloğlan. Saflıkla kurnazlık arasında gezinen bu kahramanın hikayesini kaleme alan Hasan Aycın, hikayeleri aynı zamanda maharetli elleriyle da resimleyerek çocuklar için Keloğlan’ı bir okuma şölenine çevirmiş. Billur Sürahi hikayesinden İncili Çevre’ye, Al Pembecik Gül Pembecik’ten Ayna isimli hikayeye kadar son derece akıcı, tekerleme tadında bir serüv sunuyor Aycın. Usta çizer, çizgisinin naifliği kadar kaleminin de usta olduğunu gösteriyor.
4.51 ₺