Tarihlerde “vak‘a-i recm” olarak geçen hadise onun Rumeli kazaskerliği sırasında meydana gelmiş (1091/1680), zina isnadıyla suçlanan şahısların recmine dair kararı bizzat kendisi vermiştir. Osmanlı kaynaklarında ayrıntılı ve kısmen birbirinden farklı olarak kaydedilen recm olayı imparatorluk tarihinde tek örnek olarak dikkati çekmektedir. Kaynaklara göre, İstanbul Aksaray’da bir yeniçeri emeklisinin hanımı ile aynı semtte ipekçi dükkânı bulunan bir yahudinin zina ettikleri mahalle halkı tarafından görülmüş, durum o sırada Rumeli kazaskeri olan Beyâzîzâde Ahmed Efendi’ye bildirilmişti. Şahitler kadının yahudiyi evine aldığını ileri sürmüşler ve açık bir ifade ile her ikisini de zina halinde bulduklarına dair şahadette bulunmuşlardı. Bunun üzerine Ahmed Efendi kadının recmedilmesine, yahudinin de öldürülmesine karar vermiştir. Bazı kaynaklarda zina fiilinin şahısların ikrarları ile sübut bulmadığı ve ayrıca şahadette bulunan kimselerin de güvenilir kimseler olmadıkları gerekçesiyle kazaskerin verdiği kararın yanlış olduğu kaydedilmektedir. Öyle anlaşılıyor ki Beyâzîzâde yalnızca şahitlerin sözlerine önem vermiş ve bunu ceza için yeterli görmüştür. Kadın, Sultan Ahmed Camii karşısında bulunan burmalı sütun yanında recmedilmiş, bir gün önce de yahudi öldürülmüştür (Özcan, s. 225; Silâhdar, I, 731). Recm hadisesi dolayısıyla başdefterdarlık rûznâmçe-i evvel kalemi kâtiplerinden Patburunzâde Mehmed Efendi Beyâzîzâde’yi hicvetmişti. Ancak bir süre sonra Patburunzâde küfrü icap ettiren bazı sözler sarfetmekle suçlanarak şikâyet edilmiş ve IV. Mehmed’den alınan bir fermanla öldürülmüştür. Onun için ölüm fermanının çıkarılmasında Beyâzîzâde’nin etkili olduğu ileri sürülmüştür.
Kuvvetli bir kelâm ve fıkıh bilgisine sahip bulunan Beyâzîzâde, Molla Çelebi lakabıyla meşhur olan Muhammed b. Ali el-Âmidî’den ders almıştır. İtikadî konularda Ebû Hanîfe ve Mâtürîdî’nin görüşlerine bağlı kalmış, eserlerinde de bu görüşlere genişçe yer vermiştir. Kendisi Ebû Hanîfe’nin kelâmla ilgili risâlelerinin şârihi olarak tanınmıştır. Kelâm ilminin Kur’an ve Sünnet’e dayandığını, Ehl-i sünnet kelâmcılarının kullandıkları delillerin Kur’an’dan alınmış olduğunu savunur. Ahmed Efendi, Kur’ân-ı Kerîm’de kelâmî kavram ve metodun bulunmadığını iddia edenlere de şu cevabı verir: “Fer‘î hükümlere dair âyetler sayılı iken yaratıcının varlığını ve sıfatlarını, nübüvvetin mevcudiyetini konu edinip işleyen ve inkârcıları cevaplandıran âyetler sayılamayacak kadar çoktur. Resûlullah ve ashabının bu delillerle ilgilenmediğini düşünenlere şaşarım.” Beyâzîzâde’ye göre dinde her şeyden önce öğrenilmesi gereken en önemli şey akaid konularıdır. Akaid alanında mutlak anlamda taklidi benimseyenler akıl yürütmeyi terkettikleri için âsi durumuna düşüp cezaya müstahak olmuşlardır. Selef âlimlerinden ilm-i kelâma karşı nakledilen sözlerin ehl-i bid‘at kelâmı için söylendiği bilinmelidir. Beyâzîzâde ayrıca aklı her türlü iyilik ve kötülüğün (hüsün ve kubuh) belirleyici kriteri kabul eden Mu‘tezile ile onu geri planda tutan Eş‘arîler’i eleştirir ve aklın gerçekleri anlamak için bir vasıta olduğunu kabul eder. Mâtürîdîler’le Eş‘arîler arasındaki görüş farklarının elli civarında olduğunu söyleyen Beyâzîzâde bunlardan otuz altı tanesini İşârâtü’l-merâm adlı kitabında zikreder. Ahmed Efendi, ilâhî dinlerin özünün ve inanç esaslarının bir olduğunu, itikadda neshin câri olmadığını, sadece fer‘î ahkâmın değiştiğini belirtir.
-
Selef Akidesi
Şüphesiz sahih, âhirette kurtaracak olan; iki cihanda, her türlü mutluluk ve hayra iletecek olan akîde; Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve nurlu, mübarek ashâbının (radıyallahu anhum ecma‘în) üzerine oldukları akîdedir. Bu sebeple hidâyet imamları –Allah onlardan razı olsun-, yabancı bir bid‘atçinin bu duruluğu bulandırmasından endişe ettikleri için, gayretlerini bu akîdenin meselelerini ve aslî duruluğunu muhafaza etmeye sarf etmişlerdir. İmâm Ebû Hanîfe en-Nu‘mân (radıyallahu anh), bu sahada önemli hizmetler gösterenlerin en eskilerindendir. Allah; önceleri, kendini fıkha adayana değin uzunca bir sürece cedel ile meşgul olması ve bid‘at ehli ve başka dine mensup kimselere reddiyelerde bulunmuş olması vesilesiyle ona bu işi kolay kılmıştır. Zaten herkes ne için yaratılmışsa ona müyesser olur.”İmam Muhammed Zâhid el-Kevserîİşârâtü’l-Merâm’a yazdığı takdimdenBeyâzîzâde Ahmed Efendi’nin (v. 1098/1687), İmam Ebû Hanîfe’nin (v. 150) itikâdî görüşlerini kelam sistematiği içerisinde derlediği el-Usûlü’l-Münîfe li’l-İmâm Ebî Hanîfe, ilâhiyyât, nübüvvât ve sem‘iyyât bahislerini ihtiva eden bir itikad metnidir. İmam Ebû Hanîfe’nin talebelerine imlâ ettiği beş eserden ve yine İmam’ın müsnedlerinde yer alan itikâdî muhtevalı rivâyetlerden derlenerek vücuda getirilmiştir.İmam el-Kevserî’nin beş esere düştüğü ta‘lîklerin yanı sıra Beyâzîzâde Ahmed Efendi’nin el-Usûlü’l-Münîfe’ye şerh olarak kaleme aldığı İşârâtü’l-Merâm min ‘İbârâti’l-İmâm’dan ve çoğunluğu Mâtürîdî âlimler olmak üzere Ehl-i Sünnet ulemânın eserlerinden çeşitli ta‘lîkler de bu çeviri çalışmasına tarafımızca eklenmiştir. Ayrıca giriş kısmında, İmam el-Kevserî’nin “el-‘Âlim ve’l-Müte‘allim, er-Risâle ve el-Fıkhu’l-Ebsat” neşri ve İşârâtü’l-Merâm için kaleme aldığı takdimlerin tercümelerine de yer verilmiştir.Müellif Beyâzîzâde’ye ait olduğu belirtilen yazma nüshanın, ulaşılabilen diğer beş yazma nüshayla mukabele edilmesiyle oluşturulan Arapça bir neşrin de yer aldığı bu çalışma, Selef-i Sâlihîn’in itikâdını İmam-ı A‘zam Ebû Hanîfe’nin dilinden aktarıyor. Connect Prof © tarafından yayınlanmıştır.
234.50 ₺ -
İmamı Azamın Ebu Hanifenin İtikadi Görüşleri
XVII. yuzyıl Osmanlı alim ve burokratlarından Beyazizade Ahmet Efendi de ifade ettiğimiz bu kanaati taşıdığı için, Ebu Hanifenin inanç sistemini ve duşunce dunyasını ortaya koymak uzere çalışma içine girmiş ve eserlerinden derleyip, konularına göre tertip ederek el-Usulul-munife lil-İmam Ebi Hanife adıyla bir telif meydana getirmiştir. Herkesin şerh ve haşiye ile meşgul olduğu bir dönemde böyle bir çalışma yapmakla da buyuk bir hizmet görmuştur. Biz de bu duygularla söz konusu eserin edisyon kritiğini yapıp tercume ettik ve Turk okurlarının faydalanmasına sundu.
321.60 ₺