-
Nüzûl Döneminden Modern Döneme Te’vil Kavramı
Elinizdeki bu çalışma: arka planında siyasal, sosyal ve kültürel sebeplerin yattığı bu tartışmaların; bir taraftan aşırı yorum olarak tanımlanan böyle bir anlam savruluşu diğer taraftan her disiplinin, mezhebin, mektebin hatta siyasal ve entelektüel çevrelerin kendi te’vîlini oluşturduğu ve birbiriyle olan düşünsel mücadelelerini bu sözcük üzerinden sürdürdüğü tarihsel seyrine ışık tutmaktadır. Bu aynı zamanda te’vîl bağlamında “ortak bir kelime” ye ulaşmanın yolu açılabilir mi sorusuna bir cevap arayışının ilk adımıdır. Te’vîl konusuna dair ulaşabildiğim ve ulaşamadığım çok kıymetli araştırmalar elbette mevcuttur. Ancak her yüzyıldan bir veya birkaç müfessirin görüşüne müracaat etmek bu dönemlerdeki te’vîl sözcüğüyle alakalı olarak tefsir külliyatının bütünü hakkında bir fikir verebilir düşüncesiyle ortaya konulan bu çalışma farklılık arz etmektedir. Bu sebeple çalışmamız, Kur’ân’da 17 kez zikredilen te’vîl sözcüğüne nüzûl/Peygamber döneminden başlayıp hicrî on dördüncü/yirminci yüzyılın orta dönemine kadar Elmalı’lı Muhammed Hamdi Yazır’la sınırlandırılmıştır. Te’vîl sözcüğünün anlam itibariyle geçirdiği üç önemli döneminin öncüleri olan Matûrîdî, İbni Teymiyye, Abduh ve Reşit Rızâ’nın görüşlerine tabii olarak daha geniş yer verilmiştir. Her yüzyıldan en az bir en fazla dört müfessir olmak üzere toplamda otuz yedi müellifin bu ayetler bağlamında te’vîl sözcüğü ile ilgili görüşlerine baş vurduğumuz bu çalışma, yukarıda zikredilen soruya cevabın imkanına yönelik mütevazı bir katkı sağlayabilirse kendimizi bahtiyar hissederiz.
97.50 ₺ -
Arap Kültüründe Bilginin İntikâl Süreci
İsnâd, klasik bir bilginin sonraki nesillere aktarılmasında şüphesiz en çok ihtiyaç duyulan yöntemlerden biridir. Zira bir metin okunduğunda, söylendiği veya yazıldığı döneme ait sahne yaratmak isnâdın önemli gayelerinden biri olmuştur. Yani haberin güvenilirlik miyarı şeklinde algılanan bu sistemin işlevi sadece bir bilginin sağlam bir şekilde intikali değil aynı zamanda o bilgiye ait topyekûn duygu aktarımıdır. Bu nedenle de taşımacılığını yaptığı metne dair rivâyet formları dışında kalan ve klasik ilimler için satır arası önemli bilgiler olarak adlandırılabilecek, habercilerin birbirleriyle ilişkilerini, doğum ve vefat tarihlerini, râvîlerin yaşadıkları coğrafya veya metnin tedavül sahasına dair yer bilgilerini, intikal ettirilen nesil tarafından varlığından bile haberdar olunmayan bir kitabın sahife ve kokusunu, birçok ilke imza atmış bir ilim adamının tedrisata başladığı ilk günü… zihinlerde canlandırmaktadır. Halbuki dışarıdan bakıldığında karşımızda çoğu zaman kimin neyi söylediği bilgisinin dahi bulunmadığı, yedi sekiz ismin peş peşe sıralanmasından ibaret bir senedden başka bir şey yoktur. Bu nedenle klasik okuma, herkesin kârı olmayıp yıllar süren isnâd araştırmalarıyla elde edilebilecek bir mahareti kesb işidir. Bu çalışma cahiliyeden başlayarak Arap-İslâm kültürüne ait bilgi birikiminin günümüze intikalini sağlayan isnâd sisteminin kapsamlı bir analizini gerçekleştirmektir. Tevfîk Allah’tandır…
130.00 ₺ -
Matüridi Tefsirinde Makasıdi Yorum
Doğru bilginin kaynakları arasında akla önemli bir yer açan ve düşüncesinin merkezine hikmeti yerleştiren İmam Mâtürîdî’nin (ö. 333/944) tevil, nesḫ, istihsân, din-şeriat, husun-kubuh gibi konulara yaklaşımı, makâsıd fikrini desteklemektedir. O, tefsir alanında kaleme aldığı Te’vīlātu’l-Ḳur’ān adlı eserinde ayetlerin nüzul maksatlarını sorgulamakta, ahkâm ayetleri çerçevesinde fıkhî hükümlerin hem genel hem de özel gayelerine dair açıklamalara yer vermektedir. Onun tefsirinde gerek fıkhî anlamda makâsıd ictihadına gerekse bir tefsir yöntemi olarak makâsıdî tefsire dair örneklere rastlamak mümkündür. Nitekim Mâtürîdî, bir ayetten hüküm çıkarırken bazen nassın teşrî’ amacını, bazen ayetin nazil olduğu tarihsel koşulları, bazen de dinin ana ilkelerini dikkate almakta, böylece ayete sadece literal yaklaşmanın yol açacağı yanlış yorumlardan uzak durmayı başarmaktadır.Bu eser, Māturīdī tefsirini ġāī yorum metodu açısından incelemekte; maḳāṣıd nazariyesinin ve maḳāṣıdī tefsir yönteminin Te’vīlātu’l-Ḳur’ān’daki temellerini ortaya koymaktadır. Böylece sürekli değişen hayatın yeni problemlerine Kur’an’dan çözüm önerileri sunarken, bunu daha önce yapmış ve bu konuda başarılı olmuş bir âlimin tecrübelerinden istifade etme imkanı sunmaktadır. Ayrıca sağlıklı bir Kur’an anlayışının oluşmasını ve İslam dünyasının içine düştüğü derin krizlerden kurtulmasını sağlayacak sağlam bir zeminin, klasik dönem tefsirlerinden elde edilebileceğini ispatlamış olmaktadır.
162.50 ₺ -
Anadolu Kültürünün Dini Temelleri
İslâm dininin iki temel kaynağından biri olan Hz. Peygamber (sav)’in sünnetinin Anadolu kültürü üzerindeki etkisini inceleyen bu araştırma, hadislerin Türk-İslam kültüründeki tezahürlerini ele alan araştırmalar arasında, konuların çeşitliliği bakımından en kapsamlısıdır. Araştırmanın ilk iki bölümünde, inanç ve ibadetlerin örf, âdet ve gelenekler üzerindeki tezahürleri, diğer iki bölümde ise adâlet, doğruluk, cesâret, yardımseverlik gibi bireysel ve toplumsal değerler ile hayatın geçiş evreleri olarak ifade edilmekte olan doğum, evlilik ve ölüm süreçleriyle ilgili örf, âdet ve gelenekler ele alınmıştır. Bahsi geçen hususlarda Hz. Peygamber (sav)’in hadisleri, Buhârî ve Müslim’in Sahih’leri başta olmak üzere öncelikle Kütüb-i Sitte kaynaklarından araştırılmış, buralarda bulunamayan hadisler için Kaynakça’da yer alan diğer hadis eserlerine müracaat edilmiştir. Araştırmada çoğunluğu orijinal metin ve tercümesi, bazıları sadece tercümesi, bazıları ise konuyla ilgisine atıfta bulunulmak suretiyle altı yüz kadar rivayete yer verilmiştir. Bu rivayetlerin yüzde doksana yakın bir oranının hadis alimlerince “Sahih” ve “Hasen” olarak nitelenen hadislerden oluştuğu, dolayısı ile Anadolu kültürünün genel itibariyle Peygamberimiz (sav)’den nakledilen sahih rivayetlerle şekillendiği tespit edilmiştir.
162.50 ₺ -
Hitabet Sözde Hikmet Üslupta Zarafet
Hitâbet yalnızca bilgi aktarmak değildir. Onun asıl amacı, dinleyicinin zihnini uyandırmak ve kalbine tesir ederek ona bilinç kazandırmaktır. Bu eser, İslâm geleneğinde hitâbetin kavramsal köklerini ele almakta; Kur’ân’ın ilke ve öğretileri, peygamber kıssaları ve Hz. Peygamber’in sünneti ışığında hitâbetin ahlâkî, estetik ve toplumsal boyutlarını incelemektedir. Güzel sözün bireysel arınma ve toplumsal barış üzerindeki dönüştürücü gücünü, duânın hitâbeti derinleştiren işleviyle birlikte ortaya koyan bu çalışma, okuyucuya yalnızca bilgi sunmayı değil, aynı zamanda bilinç kazandırmayı amaçlayan bütüncül bir metodoloji sunmaktadır.
162.50 ₺ -
Somuncu Baba Tarih, Tabakat, Arşiv Belgeleri Ve Yazamlar Ekseninde
Daha çok “Somuncu Baba” adıyla bilinen Şeyh Hâmid-i Velî, 9/15. asrın tanınmış sûfîlerinden olması yanında Anadolu tasavvuf geleneği açısından oldukça önemli bir isimdir. Ebheriyye, Nakşbendiyye, Safeviyye ve Halvetiyye tarikatlarıyla silsile yönünden irtibatı bulunmaktadır. Kendisine bir tarikat atfedilmeyen Somuncu Baba, Bayrâmiyye gibi Anadolu’nun ilk Türk tarikatı sayılan tarikatın kurucusu Hacı Bayrâm-ı Velî’yi yetiştirmiştir. Ayrıca o, esas itibariyle müstakil bir tarikat hüviyetinde olmayıp tarikatlarda bir neşve olarak bulunan melâmet düşüncesinin müstakil bir tarikata dönüşmesini sağlayan silsilenin öncüsü kabul edilebilir. Müellif sûfîlerden sayılabilecek Somuncu Baba’nın kendisine atfedilen Silâhü’l-Mürîdîn, Zikir Risâlesi ve Şerhi Hadîs-i Erbaîn isimli üç eser bulunmaktadır.
162.50 ₺ -
Osmanlı Toplumunda Halvetilik ve Halvetiler (IX-XV. Asır)
Halvetiyye Tarikatı IX-XV. asırda Anadolu’da tasavvufun gelişiminde önemli tesirleri olan tarikatlardan biridir. Sadece halk arasında olmayıp devlet erkânınca da hüsnükabul gören bu tarikat IX-XV. asırda üç ve takip eden asırda bir olmak üzere bünyesinden çıkan dört ana kol ve bu kollardan zuhur eden kırka yakın şubesiyle adeta Osmanlı toplumunun tasavvufî hayatına yön vermiştir.
162.50 ₺ -
Çocuk Eğitiminde Altın Sözler
"Çocuğu olan kimse onunla çocuklaşsın." Hz. Muhammed (s.a.v) "İyi bir anne, yüz öğretmene bedeldir." George Herbet "Hayırsız evlat yoktur. Hayırlı anne ve baba vardır." Dr. Mehmet Reşat Şavlı
65.00 ₺ -
Elveda Osmanlı Bir Cihan Devletinin Çöküşü
Meriç Irmağı'nın öte yakası, yani koca Rumeli elimizden nasıl çıkmıştı? Buradaki soydaş ve dindaşlarımızın âkıbeti ne olmuştu? Düşmanlarının bile takdirini kazanan Şükrü Paşa Edirne'yi nasıl müdafaa etmişti? Yeryüzünü bir cehenneme çeviren Birinci Dünya Savaşı'na nasıl atılmıştık? Çanakkale'de bir destan yazan; Irak, Filistin ve Hicaz cephelerinde çöl sıcakları, açlık, susuzluk ve her türlü mahrumiyet içinde mücadele eden; Sarıkamış'ın karlı dağlarında donarak şehit olan Mehmetçiklerimizin hikâyeleri... Çöl Kaplanı namıyla meşhur Fahrettin Paşa'nın Medine'deki şanlı müdafaası... Asırlarca aynı gökkubbe altında beraberce yaşadığımız bazı halkların ihanetleri... Ve günbatımı: Mütâreke ve işgal. Elbette o birkaç çadırdan cihangirâne bir devlet çıkaran ve asırlarca dünyayı titreten bir millet, böyle bir zillete tahammül etmeyecek, tarihinden aldığı azim ve inançla yepyeni bir mücadeleye başlayacaktır. Bu kitap Osmanlı'nın son yıllarında yaşanan bu tarihî gerçeklerin bütün halinde anlatıldığı bir hikâyesidir. Bu hikâye, Osmanlı'nın çözülüş ve dağılışının, bir cihan devletinin yağmalanışının hikâyesidir. Fakat elinizdeki kitap bir hikâye kitabı değildir. Monoton bir tarih kitabı da değildir. Her bir hükmü belge ve kaynaklara dayanan, olayların tarihî roman üslûbunda anlatıldığı bir belgeselle karşı karşıyasınız.
162.50 ₺ -
Kuran ve Sünet Işığında İslâmın İnanç Esasları
İslam İnanç Esasları denince ilk etapta “Amentü’nün Esasları” akla gelmektedir. Günümüz ilcaatlarına uygun olarak bu dersin okutulması, inanç sahasındaki güncel sorulara cevap verebilecek nitelikte olması önem arz etmektedir. Konu genel manada soyut olgulardan oluştuğu için, bu çalışmamızla konuyu “ala kaderil imkân” somutlaştırarak; temsillerle, akli delillerle ve günümüzün ihtiyaçlarına cevap verebilecek mahiyette açıklamaya çalıştık.
169.00 ₺ -
Sarf Ve Nahiv Açısından Kısa Surelerin Tahlilleri
Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm lafız ve mânâsıyla mûciz bir kitaptır. Onun mânâlarının iyi anlaşılması için öncelikle lafızlarının ve terkiplerinin çok iyi anlaşılması gerekir. Kur’an aynı zamanda Arap lisanıyla inmiş edebiyat harikası bir kitaptır. Onu anlamanın en güzel yolu Arapça’yı bilip; Sarf ilminin kurallarına göre kelimelerini, Nahiv ilminin kurallarına göre de terkiplerini yani tamlama ve cümlelerini tahlil etmektir. Bundan sonra da edebî beyânın incelenmesi için Belâgat ilminin kurallarına göre tahlîli gerekecektir.Kur’ân-ı Kerîm’i anlamak için Arapça’yı bilmek elbette gerekli bir şarttır ancak dili bilmek İlahî Kelamı tam mânâsıyla anlamak için yeterli olmayabilir. Onu anlamak için maddi-manevî, psikolojik ve sosyolojik pek çok ilmi bilmek; ulûm-u diniyye yanında funûn-u medeniyyeye de vâkıf olmak gerekebilir. Zira Kur’ân, lâhutî âlemden geldiği için onda çeşitli mânâlar murad edilebilir. Ancak böyle mütevâzi bir çalışmada Kur’ân’ın tamamını ele almak mümkün olmadığı gibi bütün ilimler açısından onu tahlîl etmek de vüs‘umüzün fevkindedir. Bu nedenle hacmi mahdûd bu kısa-öz çalışmada Fâtiha sûresiyle birlikte Kur’ân’ın son yirmi iki suresi (Duha-Nâs arası) Sarf ve Nahiv ilmi açısından tahlil edilmiş, bu konuda ilmini ve tecrübesini geliştirmek isteyenlere bir yol göstermek ve çığır açılmak istenmiştir. Okunup anlaşılması, hayata tatbik edilmesi dua, dilek ve temennilerimizle...
208.00 ₺ -
II. Murad - Önderlerimiz 44
Tarih sahnesine çıkışının üzerinden çok zaman geçmeden sınırlarını Avrupa yönünde olağanüstü bir hızla genişleten Osmanlı Devleti’nin büyük bir imparatorluk olma aşmasındaki önderlerinden biri hiç şüphesiz İstanbul Fatihi Sultan II. Mehmed’in babası Sultan II. Murad Han’dır. Osmanlı padişahları içerisinde kişiliği, devlet adamlığı, siyasi kararları ve mücadeleleri ile belirgin bir yeri olan II. Murad, Anadolu’da kendisi ile rekabet halindeki beyliklerin önemli bir kısmını Osmanlı çatısı altına almayı başarmış, Haçlı saldırılarının devamı mahiyetindeki Varna ve II. Kosova savaşlarını kazanarak Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki varlığını kalıcı hale getirmiştir. Askerî, mali ve idari bakımdan devletin müesseselerini güçlendirmiştir. Yönetimi altındaki Müslüman-gayrimüslim Osmanlı halkı en müreffeh dönemlerinden birini yaşamıştır. II. Murad, yaptırdığı çok sayıda hayır eseri ile göz dolduran bir padişahtır. O kadar ki; bu kıymetli çalışmalarından dolayı, yaşadığı dönemde “Ebulhayr” (iyiliğin babası, hayır sahibi) olarak isimlendirilmiştir. İlim adamlarına değer vermiş, onları desteklemiş, medreseler kurdurtmuş, ilmî faaliyetlere, kültür ve edebiyatın gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Sultan II. Murad’ı, halkı cömert ve merhametli, müttefikleri anlaşmalarına sadık, rakipleri dirayetli bir yönetici olarak tanımlamışlardır. Devletinin menfaatlerini en üst düzeyde gözetmiş olan bu değerli Osmanlı padişahı, henüz hayatta iken tahtı oğluna bırakacak kadar ihtiraslardan arınmış bir şahsiyettir.
78.00 ₺ -
-
İslâm Ceza Hukukunda Af
Af, tarihsel süreçte hukukun en çok tartışılan konularından biridir. Kim affetmelidir? Her suçu affetmek uygun mudur? Af, hukuka olan güveni ve toplumsal huzuru olumsuz yönde etkilemez mi? Şahıslara karşı işlenen bir suçu devletin affetmesi suç mağdurlarını ve ma’şerî vicdanı nasıl etkiler? Bu ve benzeri sorular, geçmişte olduğu gibi günümüzde de hukukçular, kamuoyu, suç mağdurları ve yakınları tarafından gündeme getirilmekte ve affa ilişkin uygulamalar çoğu zaman eleştirilere konu olmaktadır. Ceza hukukunda “ciddiyet ve dürüstlüğün göstergesi” olarak kabul edilen affa dair İslam hukukunun bakış açısını ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma, beşerî hukuk sistemleriyle benzerliklerine ve ayrıldığı hususlara da değinmektedir. Günümüz hukukunda yer almasına karşın, klâsik İslâm hukuku kaynaklarında doğrudan ele alınmayan affa dair bazı uygulamaların, İslâm hukukunun genel ilke ve esasları çerçevesinde mümkün olup olmadığı da irdelenmeye çalışılmıştır. Köklü bir geçmişe ve zengin tarihsel tecrübeye sahip olan İslam hukukunun, afla ilgili sorunlara ne tür çözümler sunduğunun belirlenmesi de çalışmanın hedefleri arasındadır.
162.50 ₺ -
Dergah ı Mevlana Albümü Asitane
Büyük Nefes Mevlana Hazretlerinin 800. doğum yıldönümünü kutlamaktayız. Yüzyılların bu büyük ruhunun bizim topraklarımızda olması bizim için iftihar vesilesidir. Mevlana hazretlerinin bu topraklarda olmasının bize Allahın bir lütfu olduğunu düşünüyoruz. 800 yıllık zaman dilimi içerisinde attığı tohum yeşermiş, dal budak salmış ve cok güzel meyveler vermiştir. Günümüzde Hazreti Mevlana?ya farklı anlamlar yüklemek isteyenler olabilir. Fakat biz kendisinin sözlerinden biliyoruz ki O´nun bir ayağı İslam?ın üzerinde olup diğer ayağı da bütün dünyayı dolaşmakta, İslam?ın sevgi ve kalp merkezini anlatmaktadır. Bu albüm-eserimiz 800 yıllık dönem içinde Hazreti Mevlana´nın kişisel eşyalarından başlamak üzere bu dönem içinde Mevlana ve Mevlevilik çerçevesinde yapılmış eserleri albüm-kitap şeklinde ele almaktadır.
520.00 ₺ -
Melikşah - Önderlerimiz 11
Büyük Selçuklu Devleti, Selçuk Bey’in torunları Çağrı ve Tuğrul Beylerin, Gaznelilere karşı kazandıkları Dandanakan Savaşı sonrası Horasan’da resmen kuruldu (1040). Melikşah da tarihte son derece mühim bir yere sahip olan bu devletin üçüncü sultanı olarak tahta çıktı. Malazgirt zaferinin mimarı Sultan Alp Arslan’ın oğlu olan Melikşah, babasının vefatı sonrası iktidarı devraldı ve saltanatı boyunca da elde ettiği başarılarla Büyük Selçuklu Devleti’ni en geniş sınırlarına ulaştırdı. Sultan Melikşah askeri ve siyasi alanlarda elde ettiği başarılar kadar iktisat, imar, kültür ve ilim alanlarında gerçekleştirilen faaliyetlere verdiği destekle de dikkat çekti. Büyük Selçuklu Devleti Sultanı’nın iktidarı boyunca en büyük destekçisi ise babası Sultan Alp Arslan zamanında da vezirlik görevinde bulunmuş olan Nizâmülmülk oldu. Halkının refah düzeyini yükselten, Müslüman ya da Gayr-ı Müslim ayrımı yapmadan idaresindeki herkese eşit davranmaya özen gösteren Melikşah, Büyük Selçuklu Devleti’ne âdeta altın çağını yaşattı. Vefat ettiğinde geride Kafkaslar’dan Yemen’e, Çin sınırından Boğzaiçi’ne kadar uzanan bir devlet bıraktı.
78.00 ₺ -
Tevîlâtül Kurân Tercümesi 12
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî(Ö. M. 944), Ehl-i sünnet kelâmı ile dirayet tefsirinin kurucusu ve Hanefî fıkhının geliştiricisidir. Günümüze ulaşan ilk dirayet tefsirinin müellifidir. İmam Mâtürîdî, Te'vîlât'ında, sahabe, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn neslinden intikal eden açıklamaları da nakletmiştir. Böylece, muhtemel anlamları akıl yürüterek belirlemeye çalışmak suretiyle te'vil yöntemini uygulamıştır. Eserde, itikadî mezheplere dair bilgilere yer verildiği gibi, fıkhî mezheplere, özellikle Şafiî fıkhına ilişkin bilgilere de yer verilir. Te'vîlâtü'l Kur'ân Tercümesi, Mâtürîdî'nin günümüze intikal eden en hacimli eseri olup tefsire dair erken devir İslâm düşüncesi ürünlerinin en önemlilerindendir. Kitap, başta tefsir olmak üzere kelâm, mezhepler, fıkıh, usûl-i fıkıh gibi temel İslâmî ilimlerin yanı sıra İslâm dışı din ve mezheplere ilişkin değerli bilgiler de içerir. Eserin tamamı 17 cilt olup, 12. cildini takdirlerinize sunuyoruz.
455.00 ₺ -
Arkadaşları ve Talebelerinin Gözünden Ali Osman Koçkuzu
Elinizdeki bu eser her ne kadar merhum Prof.Dr. Ali Osman Koçkuzu’ya dair hatıraları toplayan bir kitap olsa da, aynı zamanda 1940’lardan,1950’lerden itibaren Türkiye’de din eğitiminin serencamına, Konya özelinde sosyal ve dini hayata da ışık tutmaktadır. Yaşanan zorluklar, bir diriliş neslinin azmini yok etmemiş, aksine onlar idealleri için, gece gündüz ilim yolunda gayret göstermişlerdir.. Bu kitaptaki satırlar özellikle genç nesillerde nereden nereye geldiğimize dair bir farkındalık oluşturursa, içinde bulunduğumuz nimeti takdir sadedinde amaca hizmet etmiş olacaktır. Selçuklu payitahtı olması hasebiyle Konya’nın eğitim ve kültür hayatımızda müstesna bir yeri vardır. Konya’da yetişen alimler, ilim adamları, fikir ve gönül insanları bu topraklardaki kültürel mirastan beslenmişler, eğitim ve kültür hayatımızda derin izler bırakmışlardır. Rahmetli babamı, onu yetiştiren hocalarını, özelikle asistanlığını yaptığı M.Tayyip Okiç Hocayı, bizleri ve bütün göçenlerimizi Rabbim cennetiyle taltif etsin, Efendimize komşu eylesin. Onların yollarından giden nice nesiller bu dine hizmet etsin, Amin.
130.00 ₺ -
Bütün Yönleriyle Savaş
Savaş, insanlık tarihinin en kadim olgularından biridir. Kimi zaman fetih, kimi zaman savunma, kimi zaman da kimlik ve varlık mücadelesi olarak tezahür eden savaş, dinî, siyasî, felsefî ve toplumsal boyutlarıyla her dönemde insan üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Elinizdeki Bütün Yönleriyle Savaş isimli bu eser, savaşın yalnızca askerî bir eylem olmadığını; aynı zamanda dinî metinlerden uluslararası hukuk normlarına, klasik dönem uygulamalarından modern krizlere ve insani diplomasiye, edebî ve sanatsal yansımalarından sosyo-psikolojik sonuçlarına kadar geniş bir çerçevede incelenmesi gereken bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Geçmişin tecrübeleriyle günümüzün krizlerini buluşturan bu eser; savaş olgusunu yalnızca tarihî bir gerçeklik olarak değil, aynı zamanda güncel bir sorun ve insani sorumluluk alanı olarak disiplinler arası bir perspektifle okuyucuya kapsamlı bir bakış sunmaktadır. Bu kitap, yalnızca akademisyenler için değil; savaşın insanlık tarihindeki yerini, toplumsal ve insani boyutlarını anlamak isteyen her okuyucu için zengin bir içerik sunmaktadır. Savaşın gölgesinde kalan insan hikâyelerini, ahlâkî sınırları, hukukî tartışmaları ve umut verici insani çabaları keşfetmek isteyen herkes için yol gösterici bir eser niteliğindedir. Sadece savaşın tarihini değil; aynı zamanda insanlığın imtihanını okuyacağınız bu eserin, barışa yeni bir kapı aralaması duasıyla…
455.00 ₺ -
Tarihte Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 1
Hz. Peygamber’in ilk vahyi duyurması ile eş zamanlı başlayan Müslüman kadının tarihî yolculuğu, genel hatlarıyla benzer ancak detaylara inildikçe farklılıklar gösteren süreçlerden oluşmaktadır. Kadının dönüşümü, kadın algısı, kadının toplumsal konumu gibi açılardan Müslüman kadının tarihini ortaya koymayı hedefleyen bu kitapta tarihî süreçteki belli başlı zaman kesitleri temel alınarak bölümlendirmeye gidilmiştir. Müslüman kadını doğru tanımak, onun şekillenişine katkıda bulunan İslâm öncesi Arap toplumundaki kadını bilmekten geçer. Bu bağlamda kitapta yer alan “İslâm Öncesi Arap Toplumunda Kadın” başlıklı bölüm, Doç. Dr. Nihal Şahin Utku tarafından kaleme alındı. İlk vahiy ile başlayan ve Hz. Peygamber’in vefatı ile tamamlanan süreçte Müslüman kadının ortaya çıkışı ve toplumsal statüsünün ele alındığı “Hz. Peygamber Döneminde Müslüman Kadın” başlıklı bölüm Doktorant Emine Peköz tarafından kaleme alındı. Dr. Öznur Özdemir, Hz. Peygamber’den sonra Arap toplumunun, nebevî pratikleri yaşamlarının merkezine ne ölçüde aldıklarını ve kadının Hz. Peygamber dönemindeki mevcudiyeti ile benzer ve farklı yanlarını, “Hz. Peygamber Sonrası Arap Toplumunda Müslüman Kadın” başlıklı bölümde inceledi. “Müslüman Türk Devletlerinde Müslüman Kadın” başlıklı bölümün yazarı Doç. Dr. Meryem Gürbüz, Karahanlı, Gazneli ve Hârezmşahlar zamanında kadının konumu, siyasî hayatta oynadığı rol, sosyal, kültürel ve gündelik yaşamdaki yerini inceledi. Prof. Dr. Ayşe Dudu Kuşçu, “Selçuklularda Müslüman Kadın” başlıklı bölümde devlet idaresinde söz sahibi olan Altuncan Hatun, Terken Hatun, Raziye Devlet Hatun, Mahperi Hatun gibi spesifik örnekler üzerinden bu toplum yapısında kadının konumunu aydınlattı. Dr. Öğr. Üyesi Esra Atmaca’ya ait “Memlüklerde Müslüman Kadın” bölümünde, İslâm tarihindeki en büyük Müslüman Türk devletlerinden biri olan Memlük Devleti’nde kadının siyasî, sosyal, ilmî, dinî ve iktisadî hayattaki varlığına dair önemli notlar aktarılarak kadının özellikle toplumsal yaşamdaki rollerine ilişkin kıymetli bilgiler sunuldu. “Osmanlılarda Müslüman Kadın” bölümünün yazarı Doç. Dr. Halide Aslan, kuruluşundan yıkılışına Osmanlı ülkesinde farklı statülerden kadınların gündelik ve sosyal yaşamlarına dair bilgileri paylaştı. Dr. Öğr. Üyesi Safa Demir Sarı, “Modern Zamanlarda Müslüman Kadın” bölümünde, Doğu ile Batı arasında Müslüman kadına bakış üzerinden yaşanan polemiklere eğildi. İslâm ülkelerinde kadın hareketleri ve İslâmî feminizm üzerinde durdu, Müslüman kadınların modern zamanlarda yaptıkları sosyal faaliyetleri, pek çok Müslüman ülke üzerinden tanıttı.
97.50 ₺ -
Siyasette Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 5
Toplumu yönetme alanı olan siyaset, yönetilen olmasının yanında yönetici sıfatıyla da kadının varlığının hissedildiği bir alandır. Kadın-siyaset ilişkisi, İslâm düşüncesi içerisinde her daim tartışılagelmiş bir konudur. İslam dünyasında kadınların siyasete ilgisi dönem şartları çerçevesinde şekillenmiş, siyaset sahasında inişli çıkışlı bir çizgi takip etmiştir. Onlar kimi zaman iktidarda, kimi zaman muhalefette, kimi zaman da yönetimin perde arkasında toplum ve devletin idaresinde söz sahibi olmuşlardır. Bu kitap, kadınların siyasî arenadaki farklı rollerinin ayrı başlıklar altında incelendiği bölümlerden oluşmaktadır. “Sünnî Siyaset Düşüncesinde Kadın” başlıklı bölümde Doç. Dr. Feyza Betül Köse, sünnî düşüncede, hilâfet/devlet başkanlığı, meclis üyeliği, kamu görevleri, seçme hakkı gibi konular çerçevesinde kadının siyasî hayata katılımına yönelik tartışmaları, tarafların argümanları üzerinden değerlendirdi. Dr. Öğr. Üyesi Feyza Doğruyol, “Şiî Siyaset Düşüncesinde Kadın” bölümünde Şîa’nın ilk dönemden itibaren siyasi olaylar olarak kabul ettikleri hadiselerde önemli kadın profiller üzerinden kadın imajı çizdikten sonra hem imamların döneminde kadının yeri hem de tarihsel süreçte Şiîliği benimsemiş bazı devletlerde karşımıza çıkan kadın hükümdarlar üzerinden konuyu işledi. Prof. Dr. Ayşe Dudu Kuşçu’nun kaleme aldığı, “İktidarda Müslüman Kadın”, farklı coğrafyalardaki İslâm devletlerinin kadın yöneticileri ve faaliyetlerini biyografik olarak inceledi. Doç. Dr. Feyza Betül Köse, “Siyasî Muhalif Olarak Müslüman Kadın” bölümünde Mekke yıllarında Müşriklere karşı siyasî muhalefet sergileyen kadınlardan başlayarak yirminci yüzyıl başlarına kadar geçen süre içerisinde kadın muhalefetinin izini sürdü. Doç. Dr. Habibe Kazancıoğlu, telif ettiği “Hilâfet Sarayında Müslüman Kadın” başlığı içerisinde başta halife anne ve eşleri olmak üzere saray kadınlarının yaşantıları; idarî ve siyasî hayat üzerindeki yer ve etkileri, evlilikleri, hayırseverlikleri, güzel ahlak ve faziletlerini ele aldı. Prof. Dr. Esra Yakut’un yazarı olduğu “Türk Siyasî Hayatında Müslüman Kadın” bölümünde 1923-2000 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti yöneticilerinin, kadının siyasi ve toplumsal hayat içindeki yerini yeniden konumlandırma çabaları, önemli kırılma noktalarına dikkat çekilerek ortaya koyulmaya çalışıldı. “XX. Yüzyıldan Bugüne İslam Ülkelerinde Kadın ve Siyaset” bölümünde Dr. Hilal Livaoğlu Mengüç, her biri nispeten farklı tarihsel ve toplumsal dinamiklere sahip olan Kuzey Afrika, Körfez, Hint alt kıtası bölgelerinde kadın hareketlerinin ve kadının politik temsilinin tarihi seyri ve son yüzyıldaki gelişmelerin Müslüman kadının kamusal alandaki varlığını nasıl şekillendirdiğini ortaya koydu. Dr. Öğr. Üyesi Esra Aslan Turan, “İslâm Dünyasında Kadın Hareketleri” başlıklı yazısında Mısır, İran, Pakistan ve Türkiye gibi toplumların çeşitli tecrübeleri üzerinden Müslüman kadın hareketinin gelişim seyri irdeledi.
97.50 ₺ -
Müslüman Kadının Tarihi Set (5 cilt )
İslâm’ın kadına bakışı ve bu bakışın tarihî süreçteki izdüşümleri, Doğu ve Batı literatüründe üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Ancak ortaya çıkan ürünler; savunu, ret, saldırı, kimlik inşası veya öğüt ve nasihat çerçevelerinin dışına çıkamamıştır. Bu bağlamda değerlendirilemeyecek çalışmalar ise genellikle kadın olgusunun hukukî boyutu sınırında kalmıştır. Müslüman kadın imgesi, karşıt fikirlerin çarpıştığı bir zemin olarak kalmış ancak İslâm’ın ilk gününden bugüne “kadın”ın hakikatte ne olduğu üzerinde durulmamıştır. Müslüman Kadının Tarihi, kadın üzerinden yürütülen tüm tartışmaları, ideolojik kaygıları göz ardı ederek “tarihte olan”ı, “olduğu gibi” aktarmak amacıyla hazırlanmıştır. Meseleye bütünsel yaklaşarak ilk vahyin nüzulü noktasından bugüne Müslüman kadının kim olduğunu ortaya koymak, bu serinin ana hedefidir. Müslüman Kadının Tarihi, mevcut tartışmalarda pozisyon almak veya bir cevap üretmek değil; Müslüman kadının tarihîne ilişkin bütüncül ve nesnel bir perspektif sunmak iddiasındadır. Öteden beri kadınlar hakkında fikir beyan edenler, erkekler olmuştur. Farklı yapı ve algıdaki erkeklerin, kadına dair oluşturduğu söylem ve yazılı ürünler, yanılgılar ve belli ölçüde tarafgirlik barındırmaktan uzak kalamamıştır. Müslüman Kadının Tarihi, öncelikli olarak içeriden bir bakışla sahaya yaklaşabilmeleri sebebiyle, ülkemizin farklı üniversitelerinden otuz sekiz kadın bilim insanından oluşan bir yazar kadrosu tarafından kaleme alındı. Tartışmaların nesnesi olarak değerlendirilen kadın, tarihte, coğrafyada, düşüncede, ilimde ve siyasette özne olarak işlendi. Müslüman Kadının Tarihi; Tarihte Müslüman Kadın, Coğrafyada Müslüman Kadın, Düşüncede Kadın, Siyasette Müslüman Kadın ile İlimde Müslüman Kadın başlıklarını taşıyan beş kitaptan oluşmaktadır. Her kitap müstakil olarak hazırlanmış olup birbirinden ayrı temalara ancak kendi içerisinde konu bütünlüğü oluşturacak bir kompozisyona sahiptir. Bölümler, birbirleri ile münasebetleri ve kronolojik öncelik dikkate alınarak yerleştirilmiştir. Çalışmada açık, anlaşılır ve sade bir dil kullanılmasına özen gösterilmiş, genel okur kitlesine ulaşmak hedeflenmiştir. Bu düşünce ile bölüm ve kitapların hacimlerinin belirli sınırda kalmasına dikkat edilmiştir.
487.50 ₺ -
İlimde Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 4
İnsanoğlu var olduğu günden beri bilginin peşinde olmuştur. Bilginin aynı zamanda bir güç olduğu hakikatine de erdiğinde, onu öğrenmek ve öğretmek için bilgiyi sistemli bir halde araştırmaya ve entelektüel boyutta ele almaya çalışmıştır. Bilginin bu yolculuğunda kadınlar etkin bir şekilde gayret sarf etmişlerdir. İslam dünyasında ise kadınlar, İslâm’ın ilk dönemlerinden itibaren bu faaliyetleri sürdürmüşler, toplumsal cinsiyet odaklı baskıları aşan Müslüman kadınlar, ilmî çalışmaların neredeyse tamamında rol almışlardır. İslâm ilim geleneği, Müslüman kadınların, Siyer, Tefsir, Hadis, Tasavvuf, Edebiyat gibi alanların yanında müspet bilimlerde de var olduğu süreçlerden geçmiştir. Müslüman kadınların ilim yolculuklarının ele alındığı bu kitapta, İslâm ilim geleneğindeki belli başlı ilim dalları esas alınarak bölümlendirmeye gidildi. Dr. Öğr. Üyesi Belkıs Özsoy Demiray, “İslâm İlim Geleneğinde Kadın” başlığı altında dinî veya müspet ilimlerde öne çıkmış âlime, öğretmen, talebe ve hayırsever kadınları ve ilmî faaliyetlerini değerlendirdi ve bu konuda dikkate değer örnekler sundu. Doç. Dr. Feyza Betül Köse’nin kaleme aldığı “Siyer ve Kadın” bölümünde, ilk dönemlerde siyerin kaynağı ve râvisi; sonraki dönemlerde talebesi ve müstensihi olarak karşımız çıkan kadınların siyer ilmindeki yeri incelendi. “Tefsir ve Kadın” başlığının yazarı Dr. Öğr. Üyesi Elif Yazıcı, bu ilimde kadınların en aktif oldukları sahâbe ve tâbîûn asrından başlayarak günümüze kadar devam eden süreçte kadınların tefsire yönelik açıklamalara ve verdikleri eserlere dair bir panorama sundu. Doç. Dr. Ayşe Esra Şahyar, “Hadis ve Kadın” bölümünde, sema, kıraat, icazet yoluyla rivayette bulunan, bu ilmin hocası ve talebesi olan kadınlar hakkında kıymetli bilgiler verdi. “Tasavvuf ve Kadın” bölümünde Doç. Dr. Betül Gürer, genelde tüm İslâm coğrafyasındaki özelde ise Anadolu’daki dînî ve ahlakî irfan, buraları imar eden kadın âriflerin ve kadın sûfîlerin izini sürdü. Doç. Dr. Ayşe Hilal Kalkandelen, “Türk İslâm Edebiyatı ve Kadın” adını taşıyan bölümde divan edebiyatında şair, halk edebiyatında ozan ve âşık, Yenileşme Dönemi’nde yine şair ve roman yazarı olarak karşımıza çıkan kadınlara ve edebi eserlerine yer verdi. Doç. Dr. Zehra Gençel Efe, “Tıp ve Kadın” başlığında, Hz. Peygamber döneminden başlayarak hekim, hemşire ve hasta bakıcı olarak tıp alanında hizmet eden kadınlara ve faaliyetlerine değindi. “Müspet İlimler ve Kadın” bölümünde ise Dr. Ülkü Koçak, Müslüman kadınların matematik, astronomi, kimya gibi müspet ilimler alanına sundukları katkıları ortaya koyarken, bu sahada kadın varlığının azımsandığı tespitinde bulunarak bu durumun sebepleri üzerinde durdu.
97.50 ₺ -
Coğrafyada Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 2
Her coğrafya, farklı gerçeklikler taşımakta ve üzerinde yaşayan insana bu gerçeklikleri dayatmaktadır. Yeryüzü şekilleri, iklim, suya ulaşma imkânları gibi türlü etkenler, gündelik yaşamdan sosyal hayata, siyasî algılardan zihin yapısına kadar geniş bir yelpazede çok yönlü farklılıklara neden olmaktadır. Coğrafyada Müslüman Kadın kitabının amacı bu farklılıkları dikkate alarak Müslüman kadının tarihini yaşadığı coğrafyalar temelinde ortaya koymaktır. Bu düşüncelerle kitap, Müslümanların ağırlıklı oldukları coğrafi kesitleri esas almak suretiyle bölümlendirilmiştir. Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Barlak tarafından kaleme alınan “Hicâz’da Müslüman Kadın” bölümünde “Müslüman kadın”ın ilk olarak ortaya çıktığı bu coğrafyada onun şekillenişi, Hz. Peygamber döneminden başlayarak kadının toplumsal konumu, toplumun kadına bakışı konuları incelendi. Dr. Öğr. Üyesi Tuba Yıldız’ın kaleminden “Orta Doğu’da Müslüman Kadın” başlıklı bölüm, Orta Doğu coğrafyasında Müslüman kadının sosyal, politik ve kültürel geçmişine ayna tuttu. Dr. Öğr. Üyesi Zehra Gözütok Tamdoğan’a ait “Kuzey Afrika’da Müslüman Kadın” başlıklı bölümde İslâm’ın bu topraklarda yayılmasından başlayarak yirminci yüzyılı içine alan süre içerisinde kadının toplumsal kimliği geniş bir perspektiften ele alındı. Dr. Fatma Merve Çınar Müslümanların İber Yarımadası’ndaki sekiz yüzyılı aşan varlıkları süresince, politik çalkantılar, yıkımlar, kaybedilen topraklar, bölgenin sık sık maruz kaldığı isyan ve işgallere rağmen, bünyesinde barındırdığı farklılıklarla gelişen ve çeşitlenen Endülüs medeniyetinde kadının konumunu “Endülüs’te Müslüman Kadın” başlığı altında irdeledi. Dr. Nagehan Vurgun, “Orta Asya’da Müslüman Kadın” bölümünde Cengiz Han dönemine kısa bir atıfta bulunmasının ardından bölgenin İslâmlaşmasından başlayarak yirminci yüzyıla kadar Orta Asya Müslüman kadınının devlet ve toplumsal hayat içerisindeki görünürlüğüne değindi. Dr. Öğr. Üyesi Nilüfer Ateş’in yazarı olduğu “Anadolu’da Müslüman Kadın” bölümünde Anadolu coğrafyasında Malazgirt Zaferi sonrasından Osmanlı Devleti’nin modernleşme dönemine kadar geçen tarihî süreçte Müslüman kadının toplumsal konumu çeşitli yönleriyle incelendi. İslâmlaşmaya Osmanlının bu topraklara uzanmasıyla başlayan Balkanlarda on beşinci yüzyıldan Dayton Barış Antlaşması sonrasına kadar kadının sosyal konumu Doç. Dr. Cemile Tekin tarafından “Balkanlarda Müslüman Kadın” başlığı altında ele alındı. Dr. Öğr. Üyesi Gülşen Yağır Ahmetoğlu, “Güney Asya’da Müslüman Kadın” başlığı altında bu geniş coğrafyadaki Müslüman kadınların toplumdaki rolleri ve statüleri, cinsiyet eşitsizlikleri, kültürel, ekonomik ve sosyal alanlarda karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlarla nasıl mücadele ettiklerini değerlendi.
97.50 ₺ -
Hatibin Hitâbeti
Bu eserde, bir hitap olan Yüce Kur’an ve en güzel hatip Hz. Pey-gamber’in sünneti ekseninde tebliğ ve irşâd görevinin metotları, incelikleri ve hatibin sorumlulukları farklı başlıklarla ele alınmıştır. İnsanlara Hz. Peygamber’in davet metodu ile ulaşmak istenildiğinde, sözün tesirinin eylemin gönül teknesinde yoğrulmasıyla mümkün olacağını… Sözün en güzelini söylemenin yöntem ve tekniklerinin nebevî metot ve etkili iletişim dili ile gerçekleşebileceğini… Din gönüllüsünde olması gereken vaaz ve nasihat yöntemlerini, ibadetler ve dini merasim uygulama inceliklerini, hutbe hazırlama ve sunma sorumluluğunu, kulluğunu itirafta dua ve niyazın değerini… Asırlık tecrübesi ve tüm birimleriyle Diyanet İşleri Başkanlığı, mahiyetinde din hizmeti yürütülen Türkiye’deki tüm kurum ve kuruluşları, ülkemizin sosyal bir tezahürü olan ve din hizmetleri bağlamında ele alınan dini grupları; makul, mutedil ve kapsayıcı bir bakış açısı ile değerlendirme imkânını… Türkiye’deki İlahiyat ve İslami İlimler Fakültelerinde başlatılması teklifini içeren ideal bir “Hitabet ve Mesleki Uygulama” dersi modelini, uygulama tecrübesini, elde edilen çıktıları ve geliştirilmesi teklif edilen uzun soluklu bir çabayı inceleme imkânına sahip olacaksınız.
169.00 ₺