-
Abidler Yolu Minhacul Abidin
İmam-ı Gazâli'nin "Minhâcü'l Âbidin" orijinal isimli bu eserinde; kulların, ibadetlerini hangi şartlarda ve ne şekilde yapacakları, dünya ve ahiret saadetine nasıl erişecekleri açıklanmaktadır. İlmin faziletinden, ihlasın çeşitlerine; kalbi ıslah etmenin çarelerinden, şeytanı kahretmenin yollarına kadar birçok konuda açıklamalar yapılan bu kitap; "salih kulların hayat ve ibadet ölçüleri" olarak da adlandırılabilir.
210.00 ₺ -
Aşkın Adı Yavuz Cariye
Gümüş eyerli yağız atının üzerinde bir yiğitti Yavuz. Keskin bakışları ile; "Davranın yiğitlerim" diye haykınşında, sadece yiğitleri değil sancak ve tuğlar da şahlanıyordu. öyle bir saldırın ki diyordu, "düşman bile düşmanlığına doymasın!" Büyük bir cengin haberini veriyordu. Ya o cariye? Peri yüzlü, dal boylu, kalem kaşlı, al yanaklı cariye. Konuşunca gamzelerinde çiçekler açan, susunca gözlerinde doru kısraklar koşan cariye. Sarayın has odasına girdiği andan itibaren büyük bir aşkın haberini veriyordu. Yavuz bir yiğit, cariye bir dilber... Biri dünyaya hükmeden bir sultan, diğeri o sultanın aşkı ile şehadet şerbetini içen bir Çerkez kızı... Ve ortaya çıkan bu müthiş eser. Her satırı sürükleyici... Her satırı etkileyici...
156.00 ₺ -
Zekat Sırları ve Fazileti
Allah, zekât ibadetini İslam’ın temel şartlarından biri kılmıştır. Zekâtı hemen namazın arkasından zikretmek suretiyle, önemini belirtmiştir. Ki namaz, farz kılınan ibadetlerin en üstünüdür. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin.” (Bakara 2/110) Zekât vermede kusurlu davrananlar ve vermek istemeyenlere ilişkin olarak çok ağır tehditler ve cezalar bulunmaktadır. Nitekim Yüce Allah bununla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele.”(Tevbe 9/34) İşte bu açıdan zekât üzerinde durulması gereken dinin asıl ve önemli konularından/farzlarından biridir. Dolayısıyla bu kadar önemli olan bu ibadetin sırlarını ve hikmetlerini ortaya koymak, bununla ilgili açık ve gizli şartlarını sergilemek, zekâtın görünen ve görünmeyen/bâtınî manalarını izah etmek gerekecektir. Bu kitabımızda, zekâtın hem veren ve hem alan açısından durumunu kısaca özetlemek suretiyle konuyu ortaya koymaya çalışacağız.
90.00 ₺ -
Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi Çelik Yayınevi
ŞARK'IN EN SEVGİLİ SULTANI; Neredeyse bütün ömrünü Kudüs'ün ve Mescid-i Aksa'nın Haçlılardan geri alınmasına adayan büyük kumandan, Çölde çadırda yatarken kendisine bir saray yapmayı teklif edenlere; "Allah'ın evi esir iken, muhasara altındayken ben nasıl saray düşünürüm!" diyen sadık insan. 1187'de Kudüs'ü fethederek, 88 yıllık Haçlı işgaline son veren muzaffer komutan, SELAHADDİN EYYUBİ...
216.00 ₺ -
Namazın Sırları ve Fazileti
Allah (c.c.) bir kudsi hadiste şöyle buyurmuştur: “Var mı bir duâ eden, duâsını kabul buyurayım? Var mı benden bağışlanmasını isteyen, affedeyim?” O, Allah ki, kullarının durum ve halleri her ne şekilde olursa olsun, ister tenhalarda olsun, ister topluluklar arasında bulunsunlar, namazları sebebiyle duâ ve niyazlarını kabul edendir. Kullarına bu ruhsatı ve fırsatı veren O’dur. Namaz, dinin temeli ve direğidir. Aynı zamanda yakinin de (kesin inancın) bağlantısı ve ipidir. Allah’a her türlü yakınlığın başında namaz yer alır. Çünkü namaz bütün taatlerin ve ibadetlerin odak noktasıdır. Biz bu eserde; namazın zahiri (görünür) amelleriyle, batınî (gizli) sırlarını, özellikle en önemli olanlarını anlatmakla yetindik. Namaz ibadetinin huşû’nu, ihlası ve niyeti içeren gizli ve ince manalarının, inceliklerinin ve hakikatinin üzerinde durup açmaya çalışdık. Bu kitabımızı yedi ana başlık altında topladık. Bu ana başlıklar sırasıyla şöyledir; 1) Namazın faziletleri, 2) Namazda zahiri (görünür) amellerin değeri ve fazileti, 3) Namazdaki batınî/içe ve kalbe dönük amellerin değeri, fazileti, 4) İmamlık ve cemaat oluş/iktida (imama uyma), 5) Cuma namazı ve cuma namazının adabı, 6) Hemen her müslüman için gerekli olan ve mutlaka bilinmesi gereken meseleler, 7) Nafile ve benzeri ibadetler.
192.00 ₺ -
Musab Bin Umeyr İmanın Sancağı
Mus'ab şehirlerin anası Mekke'de varlık içinde yüzen bir ailede dünyaya gelmişti. Şehrin bu yakışıklı ve narin delikanlısı çok çetin bir zamanda peygamberlik ayının hakikat güneşinden alıp sunduğu iksirle nurlandı. İman ve irfan yolunda ve hakikatin kaynağı Nebî'nin ardınca ve hep dikenler üzerinde yürüdü. Yoksul düşmüş olmasına rağmen, özellikle Medine'de İslam'ın temellerini atmada fevkalâde hizmetleri oldu.
198.00 ₺ -
Hikmetler ve İbretler
Dünyada insanlığın en önemli konusu İmândır. İmân insanı insan eden bir cevher, hayatı yaşanır hale getiren bir gıdadır. İmânın kuvvetli olması, her güçlüğe göğüs gerebilecek hâle gelmesi için ilâhî hikmetlere bakmalıdır. Allah’ın emirlerindeki hikmetleri bilmeye çalışmalı, ibretle olayları seyretmelidir. Allah’ın kudretini tanımalı. Bizi, bizden daha iyi, daha güzel ancak o yüce varlığın düşündüğünü, koruyacağını kesin bir inançla bilmelidir. İşte bunun için az yazarak, öz söyleyerek gözlerimizi ilâhî hikmete çevirmeliyiz. Kendimizi yegâne kudrete teslim etmeli, râm olmalıyız. Allah, ibret alacak gözleri versin, Gönüllerimize hikmetini göstersin....
96.00 ₺ -
Halkların Dostluk ve Kardeşliği
Halkların Dostluk ve Kardeşliği Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Mümin hem sever hem de sevilen (hem dost olan ve hem de başkalarını dost edinmesini bilen) kimsedir. Dolayısıyla sevmesini ve sevilmesini (dost olmayı ve başkalarını dost edinmeyi) bilmeyen kimsede hayır yoktur." Hz. peygamber (s.a.v.) Allah için kardeşliği teşvik babında şöyle buyurmuştur: "Kim, Allah için kendisine bir kardeş edinirse, Allah, onun cennetteki derecesini, bir başka ameliyle ulaşıp kazanamayacağı şekilde yükseltir." Ebu İdris Havlanî de, Muaz b. Cebel'e şöyle der: "Gerçekten ben seni sırf Allah için seviyorum." Bunun üzerine Muaz da kendisine: "Sana tekrar tekrar müjdeler olsun. Müjdeler olsun! Çünkü ben Rasulullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu kendisinden duydum: -Kıyamet gününde bir grup insan için Arş-ı ala'nın çevresinde kürsüler kurulur. Bunların yüzleri ayın ondördü misali dolunay gibi parıldar. İnsanlar o günün dehşetiyle hep endişe içinde iken, bunlar hiçbir endişe duymazlar. Aynı zamanda bunlar için korku da yoktur. Çünkü bunlar kendileri için hiçbir korku ve üzüntü bulunmayan Allah'ın veli/dost kullarıdırlar. - Peki bunlar kimlerdir ey Allah'ın Rasulü! diye sorulması üzerine, Rasullullah (s.a.v.=) şöyle buyurmuşlardır. -Sırf Allah için birbirlerini sevenlerdir."
180.00 ₺ -
Gündüzlerin ve Gecelerin İhyasının Fazileti Virdler Kitabı
İmam-ı Gazali’ nin en büyük eseri olan İhya-u Ulum’id-din, her dönem Müslümanlar için ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. İhya-u Ulum’id-din içinde yer alan konuların her biri, eserin orjinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhya-u Ulum’id-din’ in birinci cildinde yer alan son kitap Virdler Kitabı’dır. Bu kitapda; Virdlerin faziletleri, virdlerin sayısı ve tertibi, gecenin virdleri, gece ibadeti, faziletli günler ve geceler gibi konular ayetler ve hadisler ışığında açıklanmaktadır. * * * Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sabah akşam Rabbininin adını an (sabah, öğle ve ikindi namazlarını kıl). Gecenin bir kısmında da O’na secde et (akşamla yatsı namazlarını kıl). Bir de O’nu geceleyin uzun bir süre tesbih et (teheccüd namazı kıl). İnsan, 76/25-26.
102.00 ₺ -
Cömertliğin Fazileti ve Cimrilik
İmam-ı Gazali’ nin en büyük eseri olan İhya-u Ulum’id-din, her dönem Müslümanlar için ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. İhya-u Ulum’id-din içinde yer alan konuların her biri, eserin orjinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhya-u Ulum’id-din’ in üçüncü cildinde yer alan yedinci kitap Cömertliğin Fazileti ve Cimrilik’dir. Bu kitapda; özetle diyebiliriz ki, malın faydalı yönleri olduğu kadar, afet ve tehlikeli olan yönleri de bulunmaktadır. Bunun faydalı ve yararlı yönlerini yerine getirmenin sonucunda kurtuluş bulunmakla birlikte, kötülüğü de kişiye felaket ve tehlike getirir. Kaldı ki, bunun iyisini kötüsünden, hayrını şerrinden ayırmak da öyle pek kolay değildir. İşte bu konunun tek tek ele alınarak açıklanması gerçekten pek önemlidir.
126.00 ₺ -
Büyük Günahlar ve Kurtuluş Çareleri
Kul bir günah işlediği vakit, yer; Allahü Telaya sorar: —YA Rabbi! Yarılayım da bu günahldrı içime alayım mı? Gökyüzü de: —YA Rabbi! Bu günahkArın üzerine yıkılayım mı? der. Allahü TeAIA ise şöyle buyurur: —"Kulumdan çekilin! Ona müsaade edin, mühlet verin. Onu siz yaratmadınız! Eğer siz yaratmış olsaydınız ona merhamet ederdiniz. Bekleyin. Belki teybe eder, günahlarını bağışlarım. Belki tevbesine iyilikler ikiye eder de günahlannı hasenata çeviririm' Işte Yüce Yaratıcının merhameti. Işte Rabbimizin kullarına nimeti. 'Şüphesiz ki Allah gökleri ve yeri, nizamları bozulmasın diye tutuyor. Andolsun ki, onların nizamı eğer bir bozulursa, ondan sonra hiç kimse onları tutmaz. Muhakkak ki Allah halimdir (cezalandırmada aceleci değildir). Çok bağışlarcıdır."(Fatır süresi: 41)
162.00 ₺ -
Envarül Aşıkin Aşıkların Nurları
Dünyevî ve uhrevî kurtuluşumuzun ana maddeleri şunlardır: 1 - Tashih-i İ'tikad, yâni inançları düzeltmek. Bu da Ehl-i sünnet mezhebine bağlı olmakla olur. 2 - Namazın ikâmesi 5 vakit namaz (erkeklerce) dâima cemaatle kılınacaktır. 3 - İbadeti yaratılışının hikmet ve sebebi bilmek, en büyük vazifemiz yaratıcımız olan Hak Teâlâ'ya ibadet ve kulluktur. 4 - İhlâs, yâni katışıksızlık. Allah Teâlâ'ya karşı daimâ ihlâslı olacağız. Sırf O'nun yüce rızâsı için ibâdet edecek, hayırlarda bulunacağız. 5 - İslâm dâvasına Hizmet edeceğiz. Onu asla kendi şahsi veya siyasal menfaat veya nüfuzumuz uğrunda İstihdam ve İstismar etmiyeceğiz ve ettirmeyeceğiz. 6 - Nefsimizi Temizlemek, Ahlâkımızı Güzelleştirmek. Bu da din büyüklerimizin irşad ve nasihatlerini can kulağıyla dinleyip tatbik etmekle olur. Yukarıda kısaca temas ettiğim mevzûlarda derinleşmek isteyenler, büyük Ehl-i sünnet âlimlerinin te'lif ve tasnif ettikleri -bu kitap gibi- ahlak, öğüt, irşad ve mev'ize kitaplarına mürâcat etmelidirler.
450.00 ₺ -
Osmanlının Dağıstan Serdarı Ve Gizli Veziri İmam Şamil
“Ey General! Çar’ına şöyle haber ver ki; Kafkasya’nın bağrında daha binlerce Ahulgo gibi kaleler var ve on binlerce Surhay kule yerini almıştır. Bunların hepsi Rabbine baş kaldırıp eceline susamış olanları beklemektedir. Silahlarınızın vücûdumda açtığı üç yarayı şifalı Dağıstan otlarından kendi ellerimle yaptığım ilâçlarla şimdiden iyileştirdim ve size karşı harp etmek üzere hazırlandım. Kalbimde açtığınız evlâd ü ıyâl ve hemşiremden gelen ayrı ayrı dört yaranın hiçbir hükmü yoktur. Geri kalan evlâd ü ıyâlimi de daha şimdiden vatana ve Allah yoluna kurban olarak adadım. Size ve Çar’ınıza her şeyi bol bol vereceğiz, fakat vatanın hürriyet ve şerefini asla! Ahulgo’da aldığınız kanlı ders kâfi gelmediyse, zengin Çar’ınızın ordularını ve hazinelerini ortaya dökerek tekrar geliniz. Askerlik şerefini lekeleyerek yalan söyleyiniz, vaadlerinizi inkâr ediniz, ormanlarımıza kundak sokunuz, ekinlerimizi yakınız, meyva ağaçlarımızı, bahçelerimizi kavurunuz. Bütün bunlar Kafkas’ın ezelî hürriyet ve istiklâl aşkını körüklemekten başka hiçbir işe yaramayacaktır! Çarlar ölecektir, Petro’larınız ve Katerina’larınız gibi Nikolay da gözleri arkasında geçip gidecektir. Fakat Kafkasya mutlaka kurtulacak, hür ve mes’ud olacaktır. Allah, hak ve vatan uğrunda çarpışanların yardımcısı olsun!” (İmam Şamil'in hezimete uğrattığı, Kafkaslarda Ahulgo kalesini kuşatan Rus Çar'ı Nikolay'ın generaline gönderdiği mektup)
276.00 ₺ -
Hz Hasan Ve Hz Hüseyin
Varlığın sebebi olan Cenâb-ı Peygamber, mübarek torunları hakkında şöyle buyuruyorlar: “Hasan ve Hüseyin’i seven beni sevmiş ve onlara düşmanlık eden muhakkak bana düşmanlık etmiş olur!” Allah’ın Resûlü o solmaz çiçekleri böyle, bu muhabbetle sevmişlerdi. Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahu anh), bir gün sahabilere şöyle seslendi: “Ey ahali! Allah’ın Sevgilisi Cenâb-ı Muhammed Mustafa’yı (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Ehl-i Beyti’ni koruyunuz! Onlara sakın eziyet ve zulüm etmeyiniz. İyi biliniz ki, ben Hazret-i Peygamberin akrabasını ziyaret etmeyi kendi akrabamı ziyarete tercih eder ve onları bütün yakınlarımdan daha çok severim!..” Allah ve kemâl yolunun büyük kahramanı, velîlerin başbuğu Hazret-i Abdülkadir Geylânî de can ve gönülden haykırıyor: “Benim için pek muhterem, elimden tutacak öyle beş şahsiyetim var ki, bu hayatta veba ateşini, âhirette cehennem şiddetini onlarla söndürürüm. O yüce zatlar da: Allah’ın Resûlü Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem), Aliyyül-Murtazâ, Hasan, Hüseyin ve Fâtıma i Zehra’dır. Allah’ın salât ve selâmı onlara olsun!” Onlar ki, şanlı ve ebedi Peygamberimizin ilahi bakışlarının aydınlığı altında birer saadet incisi olarak yetiştiler ve en büyük mana kahramanı oldular.
174.00 ₺ -
Tefekkür Düşünmenin Fazileti
“Bir anlık/saatlik tefekkür, doğrusu bir yıllık nafile ibadetten üstündür.”(Hadis-i Şerif) Kaldı ki Yüce Rabbimizin Kitabında; tefekkür, düşünme, ibret alma, dikkatli ve titiz olarak incelemeyle ilgili olarak çok teşviklerde bulunulmuş ve buna ilişkin hükümler yer almıştır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın.”(Âl-i İmran, 3/191.) Rasulullah (sallallâhu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Allah’ın yarattığı varlıklar hakkında düşünün/ tefekküre dalın. Ancak Allah’ın zatı hakkında tefekküre dalmayın/düşünmeyin. Çünkü siz gerçekten gereğince Allah’ı takdir edemezsiniz.” Bu kitabımızda; tefekkürün önemini, değer ve faziletini gerek âyetler ve gerekse hadislerle açıklamaya gayret göstereceğiz.
102.00 ₺ -
Kıyamet ve Ahiret Ölüm ve Ölüm Ötesi Hayat
İmam-ı Gazâlî, yaşadığı döneme damgasını vurmuş bir din âlimidir. Gazâlî’nin eserleri günümüzde de değerini korumakta, en çok okunan ve başvurulan İslamî temel kaynak eserler arasında yer almaktadır. İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâ-u Ulûm’id-din, İslam dünyasında son derece önemli ve müstesna bir değere sahiptir. Her dönem Müslümanlar için ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri, şimdi yepyeni bir formatla size sunuyoruz. İhyâ-u Ulûm’id-din içinde yer alan konuların her biri, eserin orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak sadeleştirilerek, başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâ-u Ulûm’id-din ciltleri içindeki konuların yer aldığı kitapları bundan böyle yanınızda taşıyarak okuyabilecek, kitaplığınızda şık ve müstesna bir yer tutacak olan İhyâ-u Ulûm’id-din kitaplarına sahip olabileceksiniz. İhyâ-u Ulûm’id-din içinde yer alan en önemli bölümlerinden biri de, “Ölüm ve Ölüm Ötesi Hayat”tır. “Ölüm ve Ölüm Ötesi Hayat” kitabını, İhyâ Kitaplığı dizisinin ilk kitabı olarak değerli okurlarımıza sunuyoruz.
210.00 ₺ -
Allahın Arslanı Hz Hamza
Mekke’nin o eşsiz saadet devrinin arifesinde sâkinleri içinde en heybetli yiğitlerinden biri şüphesiz Hamza idi. Tabiat olarak, avı ve macerayı, yiğitliği sever, durgun bir hayattan hiç hoşlanmazdı. Av dönüşü Kâbe’ye kavuşmak, onu tavaf etmek ayrı bir haz verirdi ona. Nedendir bilinmez, içinden bir şeyler kopar, yüreğindeki yağlar erirdi tavaf ederken. Hamza’nın bu avdan dönüşteki tavaf manzarası görmeğe değerdi, zira dağlara baş eğmeyen bir yiğit olan Hamza’nın bu mütevazı tavrı onun kadar yiğitliği olmayan başkalarına nispetle daha da değerli oluyordu. Çünkü hayatında zaten başı eğik gezenlerin Kâbe önünde baş eğmeleri o kadar dikkat çekici olmazdı, ama Hamza öyle değildi; böylesine dağları bile ensesinden bağlayıp assalar eğilmeyecek olan bu dik baş, Kâbe önünde nasıl da hürmetle eğiliyordu. Ancak bu defa başka bir şey olmuştu; Allah huzurunda eğilmeyi reddeden Ebû Cehil ve avanesi, Hamza’dan iyi bir tokat yiyerek eğilmez zannettikleri dik başlarını, Kâbe’nin Rabbi huzurunda başını eğen bir yiğidin kahramanlığı, cesareti ve hatta öfkesi karşısında eğmişlerdi; ne garip bir tecelli… Hamza’nın ırzı, namusu ve şerefi için bedel olarak veremeyeceği maddî ve mânevî hiçbir şeyi zaten yoktu. Ancak onun bunlardan da öte yüce bir gayesi, davası da olacaktı. Şimdi o; yaratılmış varlıkların tamamından üstün olan Peygambere ve onun tevhid davasına her şeyini adamaya hazır bulunuyordu.
162.00 ₺ -
Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim
Devraldığı imparatorluğu sekiz yılda tam iki buçuk kat büyüterek Osmanlı'yı üç kıtaya hakim muazzam bir güce kavuşturan yiğit ve cesur hükümdar... Akdenizi boydan boya Osmanlı sahili haline getiren "Yavuz" hükümdar...
35.40 ₺ -
Tarihin Dönüm Noktası Fatih Sultan Mehmet
Sultan Mehmet, Fâtih olmayı gerçekten kafasına koymuş bulunuyordu, esasen kendinden emin ve kararlı görünmeliydi. “Maçka ve Dolapdere taraflarındaki ağaçlar bu gece kesilsin, kızaklar yapılarak altmış yedi parçalık ince donanma bu gece Haliç’e indirilsin, havan ateşi hiç kesilmesin ki, düşman durumu fark edemesin!” “Gemiler karadan mı yürüyecek yani, sultanım?!” “Denizden yürüyerek zinciri kıramayınca, biz de karadan yürürüz.” Ertesi gün koca Osmanlı ince donanmasını Haliç’te gören Bizanslılar âdeta küçük dillerini yuttular. Bu sırada surlardan durumu seyreden Prens Dukas şöyle dedi: “Böyle bir harikayı kim gördü ve kim işitti. II. Mehmet karaları denize çevirdi ve gemileri dalgalar yerine dağlardan aşırdı. Böylece Kayser ve İskender’i gölgede bıraktı, Bizans’ı mahvetti ve dünyayı süsleyen bütün şehirlerin kraliçesi İstanbul’u fethetti.”
126.00 ₺ -
Ahirette Allahın Kulları İle Diyaloğu
Bu çalışmamızda; Rabbimizin yarın ahirette biz kullarıyla neleri konuşacağını açıklamak istedik. Kişi bu diyalogların yaşanacağını bilirse hayatındaki her günü daha dikkatli yaşamaya, insanlarla iyi geçinmeye, zamanını israf etmemeye, ibadetlerine özen göstermeye gayret eder. Böylece huzur-u ilahide en azından “Rabbim! Elimden gelen ancak bu kadar oldu” diyerek Rabbinin sonsuz rahmetine sığınır. Rabbimiz kullarına çok değer vermiştir. Onları dünyada iken peygambersiz ve kitapsız bırakmamış, rızıklarını kesmemiş, işlemiş oldukları günahlara rağmen tövbe etmeleri için onlara bir ömür zaman tanımıştır. Onun biz kullarına verdiği lütuflar sayılarla ifade edilecek türden de değildir. Tüm bunların karşılığında kullarından sadece ibadet etmelerini, şükretmelerini, haram ve helâllere dikkat etmelerini istemektedir. İşte ahirette kullarına lütfetmiş olduğu bu nimetler karşılığında neler yaptıklarını soracak ve onlara asla zulmetmeyecek, adaletiyle tecelli edecektir.
102.00 ₺ -
Peygamber Aşıkları
O, öyle bir güzel ki, âlemlerin Rabbinin Sevgilisi olacak kadar... Bütün kâinat O’nun hürmetine yaratıldı. Bütün Peygamberler peygamberlik nûrunu O’ndan aldı. Küfür ve vahşet zindanında körleşen kalbleri O’nun nûru aydınlattı... O, dünyada yegâne halâskârımız, âhirette en büyük şefaatçımız, mü’minleri Cennetle müjdeleyici, rahmete garkedici, Allah’a giden yolu gösterici. O, âlemlerin Rabbinin en sevgilisi... Bütün sıfatlarında... Güzellikte, olgunlukta, ilimde, hilmde, şefkat ve merhamette, beşerde bulunabilecek her şeyde tek ve eşsiz... Nasıl ki, âlemlerin Rabbi olan Allah bir ve benzersiz ise, O da benzerleri bütün insanlar ve peygamberler arasında bir ve yine benzersiz... İşte bu eser, O’nu lâyıkı vechile anlayıp nurunda pervâne olanların aşklarını dile getirmektedir. Sahabi aşkının muhteşem örneğini göreceğiz... O’nu sevenlerdeki aşk, iman, muhabbet ve heyecana şahit olacağız ve onun mucizelerinden nefes nefes gönlümüze dolduracağız... Allah’ın Sevgilisini sevmek... Onu nasıl seveceğiz? Sadece onu her şeyden üstün tutuyorum ve seviyorum demekle sevgimiz gerçekleşmez. Onu nasıl seveceğimizi yine o bize haber veriyor: Sünnetimi seven beni sevmiş olur. Beni seven kimse ise cennette benimle beraber olur. Mustafa Necati Bursalı - Peygamber Aşıkları - 978-605-5457-22-8
264.00 ₺ -
Hz Haticei Kübra
Gerçek şu ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimizin hanımlarının arasında en üstün dereceyi almak bahtiyarlığına erişen Hazret-i Hatice (r.anha) validemizdir. Çünkü ilk zevceleridir. Zât-ı Nebevîlerine altı çocuk hediye etmiştir. Nesl-i Pâk-i Nebî ve O’nun dünyaya getirdiği kızdan, Hazret-i Fâtıma (r.anha) validemizden devam etmiştir. Bu kitap, İslâm’ın ilk annesinin hayatından inciler sunmaktadır. O anne ki, İslâm kadınına en büyük bir örnektir. Hem öyle bir devirde ve zamanda yetişmiştir ki, o gün, dünya ateşler içinde yanıyordu. Çöl, susuz tencere, gözler kan sızan bir pencere idi. Dünyanın karar dereleri müşriklerle dolmuştu, günâh ve ahlâksızlık moda olmuştu. Kanlı ayaklar başlarda geziyor, mâsumlar inim inim inliyordu. Hz. Âdem ve Havvâ ile başlayan aile ocağı, kemalini Cenab-ı Muhammed ve Cenab-ı Hatice’de buldu. Hatice’nin Cennet’ten gül toplayan eli, efendisine bir ömür boyu sevgi ve sadakat buketleri sundu. İlk zevce ve ilk Müslümanın akıllara hayret verecek, dudakları ısırtacak hayatını okurken düşüneceksiniz… Düşündükçe ürpereceksiniz. Gönlünüze nice gaybi inciler dolacak ve nice zaman da gözleriniz yaşaracak… Bir göz ki yaşarmayı bilmez, onun taştan ne farkı olur ki? Bir gönül ki, aşk ve imanla bir alev gibi çırpınmaz, onun kan gölünden öteye nesi vardır ki? Ehli Beyt İlk Müslüman ve İlk Zevce Hz. Hatice Kübrâ - Mustafa Necati Bursalı - Çelik Yayınevi Isbn: 978-975-7161-18-9
204.00 ₺ -
Asrı Saadette İslama Koşan Yahudiler ve Hristiyanlar
Asrı Saadet'te İslam'a Koşan Yahudiler ve Hristiyanlar Bekleniyordu. Son Resul, Semavi dinlerin samimi yolcuları tarafından bekleniyordu... Bütün belirtileri Kitaplarında yazıyordu. İşaretleri takip ediyorlardı. Onu bekliyorlardı... Son demler yaklaştıkça heyecanları artıyordu. Kimileri onun zuhur edeceği şehri bildiğinden yıllar önce Medine'ye göç etmişti. Kimileri takip ediyordu... Resul geldiğinde mührü gözleriyle gördüler, kulaklarıyla işittiler, cesur olanlar şehadet etti, kendi kavimlerine gelmediği için gururlarına yediremeyenler inkar ediyorlardı ama o büyük nur bütün ihtişamıyla parlıyordu. Peygamber Efendimizi bekleyen şanslı din mensupları O'nu görür görmez şehadet ettiler, kavimlerinden korkmadılar, kim ne düşünecek diye kalplerini karartmadılar ve iman ettiler. Hilal-Abdullah Kara, akıcı bir üslupla kaleme aldıkları eserlerinde tebliğin ilk dönemlerinde Yahudi ve Hristiyanlardan İslam'ı kabul eden büyük kahramanları anlatıyorlar.
90.00 ₺ -
Savaşçıların Efendisi Alparslan
Malazgirt Ovası'nda kılınan Cuma namazından sonra bütün erler birbirleriyle helalleşmişti. Alparslan beyaz bir elbise giymişti. Askerlerine dönerek şöyle dedi: "Askerlerim; Burada Allah'tan başka bir sultan yoktur. Emir ve kader tamamıyla O'nun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte savaşmakta veya savaşmamakta serbestsiniz. Ben de sizlerden biriyim ve sizinle birlikte savaşacağım. Eğer burada şehit düşecek olursam bu elbise kefenim olsun, beni vurulduğum yere gömün." Askerler bu konuşmanın ardından heyecanla; "Asla emrinden ayrılmayacağız!" diye haykırdılar. Ve kılıcı sıyıran Alparslan, "Bismillah diyerek atını şimşek gibi Bizans ordusunun üzerine sürdü.
162.00 ₺ -
Allahın Nuru ve Tecellileri
Allah Teâlâ’nın Zâtı’nın hakikatını kavramak beşerin aklının ulaşabileceği bir husus değildir. Ancak Allah Teâlâ kendisini isimleri, sıfatları, fiilleri ve hükmü ile bize tanıtmış ve bizim de kendisini bu çerçevede tanımamızı emir buyurmuştur. Bunun gibi Allah Teâlâ’ nın nurunun hakikatını anlamaktan da aciziz. Ancak NURUNUN tecelli ve yansımalarını Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şerifler bize haber vermektedir. Ehl-i sünnet âlimleri Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şerifler ışığında Allah Teâlâ’ nın nurunun tecelli ve yansımaları hakkında elde ettikleri bilgileri kıymetli eserlerinde açıklayarak bize miras bırakmışlardır.
78.00 ₺ -
Allahın Gölgesindeki 7 Zümre
Ebû Hüreyre (R.A.) rivâyet etmiştir: “Yedi bölük insan vardır ki, Allah onları hiçbir gölgenin bulunmadığı günde (kıyamet gününde), arşın gölgesinde gölgelendirir. O yedi bölük şunlardır: 1. Âdil devlet başkanı, 2. Allah’a ibâdet ederek büyüyen genç, 3. Kalbi mescidlere bağlı kimse, 4- Allah için birbirini seven ve bu sevgi ile buluşup ayrılan kişi, 5- Güzel bir kadın tarafından çağrıldığı halde ”Ben Allah’tan korkarım” diyerek bu teklifi reddeden kimse, 6- Sağ elinin verdiği sadakayı, sol eli bilmeyecek kadar verdiği sadakayı gizli tutan kimse, 7- Tenha yerde Allah’ı zikrederek gözleri yaşla dolan kimse... (Buhari; Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudud 19, Müslim; Zekat 91, Nesaî; Adabül Kudat 2)
110.50 ₺ -
Allaha Yaklaştıran Ameller
İhlas dindeki en büyük rükündür. O, amellerin ve dürüst olmanın temelidir. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim dünyadan ayrılırken ihlas üzerine, Allah (c.c.)’a ortak koşmamış, namazını kılan, zekâtını veren kişi olarak ayrılırsa Allah (c.c.) bu kişiyi kendi rızasını elde etmiş olarak dünyadan ayırır.” (İbn Mace) İhlas, kalpte bir nur olup insanı salih bir niyete, temiz bir vicdana, amelleri Allah (c.c.) için yapmaya, yaptığı tüm hayırlı işleri onun rızasını kazanmak için yapmaya götürür. Her kim de ihlası kaybederse kalbi kararır, amelleri fesada uğrar, sevabı gider, yolunu şaşışır ve apaçık hüsrana uğrar.
162.00 ₺ -
Osmanlı Türkçesi Ve Tarihi Derinliği
Türk Dilinin en son, en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi’dir. Nitekim bu şive sadece Türkler için değil, bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir. Zira o sadece bir milletin değil, bir medeniyetin vazgeçilmezidir. Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi âdetâ dayatmaktadır. Mâlumdur ki, harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir. Ancak son iki-üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengâma denk gelmiştir. Her ne kadar Batı, Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de, özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir. Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir. Bugün bizde mâziye sahip çıkma isteği, milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir. Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir. Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır. Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans’ı nasıl başardı iseler, biz de Osmanlı Türçesi’ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz. Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere, müzelelere, hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız. Bu çalışmayı yapmakdaki gaye; dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak, evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır. Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır. Bu çalışma işin başıdır, eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir.
270.00 ₺