-
Hadis İlimleri ve Hadis Tarihi
Elinizdeki bu eser Prof.Dr. Ali Osman Koçkuzu'nun 40 yıl önce kaleme aldığı ilk kitabıdır. Hadis İlimleri hakkında genel bilgi vermenin yanında, değişik seviyedeki okuyuculara da hitap etmektedir. Eserde dinimizi ve onun kültürel ve manevi değerlerini yeni öğrenmeye başlayacaklar için başlangıç bilgileri sunulurken, lisans düzeyinde ilahiyat tahsili yapan gençlerin kaynak ihtiyacını karşılayacak, ders kitabı hüviyetinde bilgiler de bulunmaktadır. Kitabın İslami ilimlerde yüksek lisans ve doktora yapan araştırmacılar için ilk yayınlandığı tarihten günümüze kadar ciddi bir ihtiyacı karşıladığı, bu alanda kaleme alınmış önemli bir eser olduğu muhakkaktır. 2020'de vefat eden Ali Osman Koçkuzu hocamıza Allah rahmet etsin, bir muhaddis olarak kendisini Efendimize komşu eylesin.
162.50 ₺ -
Tasavvuf Sosyolojisi - Sufinin Hayatı
Tasavvuf sosyolojisi, tasavvuf ilminin muhatabı olan sûfînin yaşadığı hâlin ya da yaşamsal eylemin hayata yansıyan yüzüdür. Bu sosyoloji, “Rabbimiz Allah’tır” deyip O’nun dilediği istikâmette kendisini terbiye edip yaşayanların hayatında görülen gerçeklerdir. Sûfînin yaşadığı hayata Hakk’ın dışında insan ve başka hiçbir gücün istek ve emirlerinin müdahalesi söz konusu değildir. Sûfînin Allah’ın ilmiyle şekillenen hayatından “dünya” ve “ahiret” ayrımı yoktur. O, Hak’tan aldığı marifet hakikati doğrultusunda sadece Rabbinin dileğince yaşamayı gaye edinir. Sûfî, Allah’ın kendisi için belirlediği hayat istikametini hangi zaman diliminde, hangi şartlarda ve hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın aynı teslimiyet ve samimiyetle yerine getiren kişidir. O, içinde yaşadığı toplumun geçmişten gelen ve günlük yaşanan kültür, inanç, inanış ve yaşam biçiminden etkilenmez. Hangi toplumda yaşarsa yaşasın yalnızca Hakk’ın kendisinden dilediği hayatı yerine getirmek çabasındadır. Bu çalışmada gayemiz, tasavvuf ilminin hayat anlayışını ilahiyat ilimleri ve diğer ilimlerden ayıran vasıflarını ortaya koymanın ötesinde sadece Hakk’ın dilekleriyle yaşayan bu ilmin müntesipleri olan sûfîlerin yaşamış oldukları yalın, saf, mâsivâdan arınmış hayatlarını sûfî ilminin neşvünema bulduğu ilk dönemden itibaren yaşanan örnek hayatlarla okura sunmaktır. Onların yaşadığı hayatın örneklerini okura doğru bir şekilde aktarmaya çalıştık. Bu araştırmada şu hakikatin farkına vardık ki her dönemde sûfînin yaşadığı hayat, Allah’ın Kur’an da insanlardan yaşamalarını dilediği hayatın asli hâli ve Hz. Peygamber’in yalnızca Kur’anî olan hayatının yaşanmış gerçeğidir.
130.00 ₺ -
Sufi Kişilik ve Ahlak
Tasavvuf ilminin tarihi seyrine bakıldığında bu ilmin mensupları olan sûfîler, her dönem de her coğrafyada Allah’ın dilediği ve Hz. Peygamber’in yaşadığı Kur’ân hayatının gereğini yerine getirmek gayreti içerisinde olmuşlardır. Sûfîler, kimlik ve kişiliklerini Allah’ın ilmiyle hemhâl olmakla oluşturmuşlardır. Onların yaşam gayelerinin son merhalesi de Allah’a vuslattır. Onlar, vuslatı sadece ahiret hayatı için değil aslında dünya hayatında yaşamayı gaye edinen kişilerdir. Bu hakikati hayatlarında gerçekleştirmek için de seyr ü sülûk süreciyle kendilerini Allah’ın murat ettiği şekilde terbiye ederler. Onlar, bu terbiye sürecinde, Allah’ın dileklerini gerçekleştirmek için ağır bir mesuliyet yüklenirler. İşte bu çalışmamızda, sûfilerin Hakk’ın rızasını kazanmak gayesiyle kişiliklerini nasıl inşa ettiklerini, Allah’la hemhâl olmanın neticesinde nasıl bir ahlâka sahip olduklarını ele aldık. Sûfîlerin sahip oldukları ahlâkın, kazandıkları kişiliğin nasıl gerçekleştiğini ilâhî ilim, Hz. Peygamber’in Kur’ân ahlâkı ve muhakkik sûfilerin yaşadıkları ma‘rifetullah hakikati ışığında açıklamaya gayret ettik. Neticede bu çalışmanın amacı, tasavvufun kişilik, ahlâk ve psikolojisini açık, net ve anlaşılır bir dille okura ulaştırmaktır.
195.00 ₺ -
17 Haziran
Vidar’ın hayatı, öğretmenlik yaptığı okulda karıştığı bir olay ve sonrasında gelen açığa alınma kararıyla altüst olmuştur. Ancak asıl sarsıntı, eski bir kolide ailesinin 1980’lerdeki yazlık evinin numarasını bulmasıyla başlar. Vidar numarayı çevirdiğinde, hattın ucunda geçmişten bir ses yankılanır: Uzun zaman önce ölen babasının sesi. 17 Haziran 1986. Bir yaz günü. Bir mutfak. Bir aile. Vidar her aramada aynı güne adım atar; çocukluğunun seslerini dinler, sekiz yaşındaki haline yaklaşmaya çalışır. Hakkında yürütülen polis soruşturması ve üzerindeki baskı artarken belleğin labirentlerinde ilerledikçe ilerler. Sorduğu sorular onu hem kendi karanlığıyla hem de ailesinin saklı kalmış yaralarıyla yüzleştirecektir. Romanlarıyla 30’u aşkın ülkede okurla buluşan Alex Schulman’dan, geçmişin hayaletleriyle bugünün gerçeklerini birbirine düğümleyen zamansız bir roman... “Sanki Alex Schulman’ın daha önce yazdığı her şey bu romanın yolunu açmak içinmiş.” –Kristian Ekenberg, Gefle Dagblad “Açgözlü bir okur gibi okuyorum; sonunun nasıl geleceğini bilmek istiyorum. 80’lerdeki o yaz gününde gerçekten ne oldu? Vidar’ın hatırlamaya dayanamadığı şey ne? Tıpkı Schulman’ın önceki romanı Malma İstasyonu’nda olduğu gibi, kurgu zekice inşa edilmiş; ipuçları ustalıkla yerleştiriliyor, yapı taşları tek tek ekleniyor.” – Oline Stig, Sydsvenskan “Alex Schulman her zamankinden daha derine, acının merkezine iniyor.” – Annina Rabe, Expressen
252.00 ₺ -
Hakiki Kulluğun Kapısı
Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği ameli namazdır. Eğer namazı düzgün ve kabul edilmişse, gerçekten kurtulmuş ve başarıya ermiş olur. Hakiki Kulluğun Kapısı, İslam dininin temel esaslarını, ibadetlerin zahiri kurallarını batıni hakikatleriyle birlikte ele alan kapsamlı bir rehber niteliği taşımaktadır. Metin, insanın saadetinin Hakk’ı tanımaya ve O’na kul olmaya bağlı olduğunu belirterek başlar. Ardından, Müslümanlığın özünü oluşturan itikat ve ibadet disiplinini, ilmin amele dönüşmesi gerekliliğini örnekler üzerinden muhatabın kafasını karıştırmaktan uzak, doğrudan insanın kalbine hitap eden sade bir üslupla ele alır. İmam Gazzâlî’nin en önemli eserlerinden biri olan Kimya-yı Saadet serisinin ilk kitabı Hakiki Mutluluğun Sırrı’nın devamı mahiyetindeki bu ikinci bölümü Hakiki Kulluğun Kapısı olarak isimlendirdik. Kitap; ibadet, itikat, ilim-amel ilişkisi, temizlik, infak gibi çok temel dinî konuları sade ve herkesin kolaylıkla anlayabileceği bir dille anlatmaktadır. Dr. Serhat Gültaş’ın titiz çevirisiyle yayına hazırlanan Kimya-yı Saadet Kitaplığı, bu kıymetli eserin tamamını okurla buluşturmayı hedeflemektedir.
124.10 ₺ -
Çocuğun Pusulası Sınırlar
Kendini “çocuklara meftun bir pediatrist” olarak tanımlayan ve uyandırmak istediği duyarlılık geniş ebeveyn kitlelerinden karşılık bulan Dr. Handan Sarımehmet Kılınç Çocuğun Pusulası: Sınırlar’da bebek ruh sağlığı ve erken ilişki sağlığı dendiğinde en öncelikli gördüğü konuyu, yani sınırları çok boyutlu bir biçimde ele aldı. Peki sınırları bu kadar önemli kılan ne? Dr. Kılınç bu kitapta, büyük bir iştahla takip ettiği nörobilimin sunduğu bilgi birikiminden ve yıllara dayanan klinik tecrübesinden süzdükleriyle işte tam olarak bunu anlatıyor. Çocuğun sınırın verdiği öngörülebilirlik haline duyduğu ihtiyacı, sınır ve kuralların nörobiyolojisini, ‘katı’ ve ‘esnek’ olma durumlarını, sınır koymakta zorlanan ebeveyn ile empati yaparak ebeveynin duygularını nasıl düzenleyebileceğini, çocukların da sınırlarının ihlal edilmemesi konusunda geliştirilecek farkındalığı ve en temelde ebeveynin çocuğun duygu düzenlemesine nasıl rehberlik edebileceğini gerekçeleriyle aktarıyor. Sürekli taktik vermek yerine, ebeveyni olay bazında kendisinin ve çocuğunun hissettiklerini anlamaya ve kendi aile sistemlerinde neler olduğunu üzerine gerçek bir düşünme egzersizine davet ediyor.
210.00 ₺ -
Hasta Pasta Kahraman Olmak Zor
Rumi ve Gani Gani, Vera’nın geri dönüşüm parçalarından yaptığı iki robottur. Rumi her şeyin yolunda gitmesini ister. Düzeni ve plan yapmayı sever. Gani Gani eğlenmek ister. Şaka yapmayı ve beklenmedik fikirleri sever. İkisi bir araya geldi mi işler çoğu zaman çığırından çıkar. Bu kitapta Rumi ve Gani Gani’nin üç yeni macerası sizi bekliyor: Kötü Şaka’da bir şaka beklenmedik sonuçlar doğurur ve arkadaşlık zor bir sınavdan geçer. Zaman Tünelinde Saklambaç’ta basit bir oyun tuhaf ve karmaşık bir maceraya dönüşür. Teşekkür Et’te ise küçücük bir teşekkürün aslında ne kadar önemli olduğu anlaşılır. “Kahraman olmak zor,” diyenlere küçük bir sır: Kahramanlık her zaman özel güçler gerektirmez. Bazen bir hatayı kabul etmek, bir arkadaşın yanında durmak ya da doğru zamanda “teşekkür ederim” diyebilmek de yeterlidir.
192.50 ₺ -
Kâşifler İçin Öz Şefkat Etkinlikleri
Kendi İçindeki Kahramanı Keşfetmeye Hazır mısın? Şşşt! Duyuyor musun? Bu kitabın sayfaları arasında, sadece meraklı ve cesur kâşiflerin girebileceği gizemli bir mahalle saklı! Bu macerada; zihnindeki "Yapamıyorum" seslerini "Henüz yapamıyorum"a dönüştürecek , hatalarını birer sanat eserine çevirecek ve en zor anlarında bile kendine şefkatli bir dost gibi sarılmayı öğreneceksin. Derin bir nefes al ve kalemlerini hazırla... Macera, Başlangıç Meydanı'nda seni bekliyor!
133.00 ₺ -
Mercan Labirenti: Yol Seni Hatırlar
Kıvrılan yollar, gizli geçitler ve çıkışı zor bir Mercan Labirenti… Küçük denizatı Kıvılcım kaybolduğunda, cesur Mavi onu kurtarmak için hemen peşinden gider. Ancak labirent düşündüğünden çok daha karmaşıktır. Neyse ki Alara vazgeçmeye niyetli değildir. Bazen en büyük cesaret, korktuğunda bile sakin kalabilmektir. Okyanusun derinliklerinde geçen bu sıcak macera; dostluk, cesaret ve birlikte hareket etmenin gücünü anlatıyor.
70.00 ₺ -
Sırtımdaki Kocaman Torba
Herkesin içinde görünmez bir torba vardır. Kimi avuca sığacak kadar küçük, kimi dünyalar kadar büyük. Bu hikâye, çocukların utanç, hayal kırıklığı ve kırgınlıklarla nasıl başa çıkabileceğini ustalıkla anlatırken büyüklerin de yüreğine dokunuyor. Duygulardan kaçmanın değil, onlarla yüzleşmenin insanı nasıl hafiflettiğini gösteren samimi, sıcak ve içten bir anlatım. “Ama torbanın büyümesine sebep olan şey hataların değil ki! Onları gözünde fazla büyütüyorsun.“
87.50 ₺ -
Saklı Bahçenin Anahtarı
Her şey, okul bahçesinde yer kapma telaşı ve özgürlüğün renkli karelere hapsedilmesiyle başladı. Daracık alanlardan kurtulmaya çalışan sıkı dostlar, tam umutları tükendiği sırada grubun neşe kaynağı Bulut sayesinde hayatlarının sürpriziyle karşılaştı: Çalılıkların arkasına gizlenmiş bir tünelin ucunda, yıllardır dokunulmamış, keşfedilmeyi bekleyen ve oyuncaklarla dolu, saklı bir bahçe! Burası sadece yeni bir oyun alanı değil; büyük bir değişimin ve maceranın da başlangıcı olacaktı. “Saklı Bahçenin Anahtarı” dostluğun, dayanışmanın ve geleneksel oyunların o unutulmaz neşesinin hikâyesi.
105.00 ₺ -
Günlerim Böyle Geçti Hatıra ve Günlükler
Trabzon'un Of kazasının Dernekpazarı nahiyesine bağlı Taşcılar köyünde 17 Kasım 1932 yılında dünyaya gelmişim. Altı yaşıma kadar mahallemizin sıbyan mektebinin hocası Bozoğlu'ndan Elifba ve Kur'an-ı Kerim okudum. Bu yaşımdan itibaren annemin babası rahmetli dedem, Lekur Hoca diye tanınan Muhammed Hanefi'den hıfza başladım. Herhalde dokuz yaşında bitirdim. Ondan sonra yine kendisinden Emsile, Bina, Maksud'dan başlamak üzere Arapça, fıkıh, hadis, tefsir ve usul-i fıkıh okudum. On yedi yaşında icazet aldım. Bir yıl komşu köy Kalanas'ta (Calışanlar) dedeme vekaleten imamlık yaptım, ders okuttum. Sonra Trabzon'un Zankarya köyünde iki yıl imamlık yaptım. 1952-53 ders yılında dayım Mehmet Yahya Kutluoğlu'nun teşviki ve dedemin emriyle İstanbul İmam Hatip Okulu'na girdim. Yıllar geçtikçe, Türkiye realitesini ve dünya vakıasını yavaş yavaş öğrenmeye başladım. Bu şuurun bende uyanmasında -Allah şifalar versin- Mustafa Sabri Sözeri'nin büyük tesirleri olmuştur. Bir İslam ülkesi olan Türkiye'nin halini, diğer İslam memleketlerinin durumlarını, buna mukabil Hıristiyan Avrupa'yı görüp, işitip anlayınca bende bir şaşkınlık meydana gelmişti: Hakkın temsilcisi olan İslam aleminin hüsranı nedendi? Ehl-i batıl niçin muvaffaktı? Bu kadar samimi ve gayretli Müslümanın çabası neden başarıya ulaşamamıştı? Bilmiyorum, belki bizim hüsranımızı abartıyor, Batı'nın maddi zaferini gözümde büyütüyordum! Fakat her şeye rağmen ortada bir realite vardır. Ta çocukluğumdan beri İslam dinine ve onun nezih hayatına sıkı sıkıya bağlı bir aile çevresinde yetişmeseydim, dilimin döndüğü ve aklımın erdiği günden itibaren İslami ilimler ve mukaddes metinlerle meşgul olmasaydım belki söz konusu buhranlı devre beni çok kötü bir neticeye götürürdü.
450.00 ₺ -
İlmi İle Âmil Bir Âlim Prof. Dr. S. Kemal Sandıkçı’ya Vefa
Fânî dünya hayatının şüphe götürmez ve değişmez bir kuralı olarak yaratılmış her canlı muhakkak ölümü tadacak. Aslolan, gök kubbede hoş bir sadâ bırakabilmek. Yaşam süresinin, yaşarken sahip olunanların, erişilen makam ve mevkilerin hiçbir önemi yok. Bırakılan eserler, kazanılan gönüller ve alınan dualar her şeyin önünde. Bu kitap, işte böyle büyük eserler bırakmış, gönüllere girmeyi başarmış ve dua almaya devam eden Prof. Dr. Kemal Sandıkçı’ya vefâ için yazıldı. Okuyacağınız satırlarda, çok zor şartlarda, azim, kararlılık ve ihlâs ile mücadele vermiş, mütevazı ve fakat diklenmeden dik durabilmeyi başarabilmiş adam gibi bir adam’ın ibretler dolu hikâyesini bulacaksınız. Bu kitabı gözyaşı dökmeden okuyup bitirebilmek pek mümkün değil. Değerli okuyucu, bu kitapta samimiyetin ve vefanın en güzel örneklerine şahit olacak, hasret ve özlem duygularını tekrar tekrar tadacaktır.
195.00 ₺ -
Avâmil
Elinizdeki bu kıymetli eser İmam Birgivî’nin (1573) el-AVÂMİL adlı risalesi olup Osmanlı medreselerinde uzun yıllar okutulmuş hatta günümüzde de pek çok ilim meclislerinde tercih edilegelmiştir. Arapça’da sarf ilmine ait Emsile-Binâ kitaplarından sonra okutulan bu kadim eser altmış Âmil, otuz Ma’mûl ve on İ’râb olmak üzere yüz nahiv kuralını muhtasar olarak sunmaktadır. Bu çalışmada benzer tercümelerden farklı olarak konularla ilgili okuyucuya faydalı olacak ek bilgiler aktarmaya çalıştık. Şöyle ki Arapça metin kısmını tercümesiyle birlikte verdikten sonra metinde geçen önemli lafızları i’rap ve takdir yönünden izah etmeye çalıştık. Yine musannifin tek bir örnekle iktifa ettiği yerlerde örnek sayısını âyet veya hadislerle zenginleştirmeye gayret ettik. Mesela Musannif genelde harficerlerin birer manasıyla iktifa ederken biz diğer hakîkî ve mecâzî manalarını da örnekleriyle birlikte zenginleştirmeye çalıştık. İlim, amel ve ihlası hayatına düstur edinen İmam Birgivî, nahiv konularını örneklendirirken bu üç unsuru öğrencinin bilinçaltına yerleştirmeye gayret etmiş, amelsiz ve ihlassız bir ilmin sahibine fayda vermediği gibi başkalarına da fayda vermeyeceği gerçeğini her vesileyle hatırlatmaya çalışmıştır. Birgivî hazretlerini rahmetle yad eder. Mevlâ’dan şefaatini niyaz ederiz.
97.50 ₺ -
Klasik Dönemden Çağdaş Yaklaşımlara - Tefsir Metinleri Üzerine Bir İnceleme
Kur’ân-ı Kerîm, insanlık tarihine yön veren en son ilâhî kitap olarak hem bireysel hem de toplumsal hayatın temel kaynağıdır. Onun anlaşılması ve yorumlanması ise asırlar boyunca İslâm ümmetinin en önemli ilmî çabası olmuştur. Bu çabanın ürünü olan tefsir ilmi, yalnızca bir metin açıklaması değil; farklı çağlarda, farklı zihinler ve toplumlar tarafından Kur’ân’ın hakikatini yeniden idrak etme yolculuğudur. Elinizdeki eser, bu zengin tefsir mirasını sistematik, eğitsel ve karşılaştırmalı bir bakış açısıyla sunmaktadır. Klasikten moderne 42 önemli müfessir ve tefsir eseri, hem biyografik bilgiler hem de yöntemlerini yansıtan kısa ve temsilî metinlerle tanıtılmıştır. Her metin, Arapça orijinali ve Türkçe tercümesiyle birlikte verilmiş; okuyucunun metinle doğrudan temas etmesi sağlanmıştır. Kitap, sadece bilgi aktarmayı değil; aynı zamanda düşünme, analiz etme ve mukayese etme becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Her bölümün sonunda yer alan değerlendirme soruları, okuma sürecini aktif ve sorgulayıcı bir öğrenme yolculuğuna dönüştürmektedir. Bu çalışma, ilahiyat öğrencilerinden araştırmacılara, tefsir meraklılarından akademisyenlere kadar geniş bir kitleye hitap etmektedir. Okuyucu, bu sayede sadece metinleri değil; aynı zamanda bir yöntemi, bir bakışı ve bir anlayışı da keşfetme imkânı bulacaktır. Kur’an’ın anlam dünyasına açılan bu kapı, okuyucuyu tefsir literatürünün zenginliğiyle buluşturmakta; geçmişten günümüze İslâm düşüncesinin derinliklerini yeniden keşfetmeye davet etmektedir.
208.00 ₺ -
Klasik ve Çağdaş Dönemde Kuran İlimlerindeki Tartışmalar
Kur’ân, Müslümanların ahlak modelini belirlemekte; maddî-manevî, genel-özel, siyasî-iktisadî meselelerine dair ilkeler koymakta; onlara dinî ve dünyevî bakımdan yol göstermektedir. Bununla beraber günümüzde Kur’ân’ı sağlıklı anlamaya ilişkin birçok modern ve kültürel engeller bulunmaktadır. Dolayısıyla usûl ile ilgili yapılan tartışmalarda Kur’ân’ı doğru anlamaktan ziyade modern zaman algısına kabul ettirme gayreti söz konusudur. Kimi zaman şimdiye dek oluşturulmuş usûl birikimi görmezden gelinmekte, tahkir edilmekte, dahası onun aleyhinde gerçeğe aykırı bilgi verilmektedir. Elbette Kur’ân’ı doğru anlamaya yönelik bir metot vardır. Sahih nüzul sebeplerine, Arapça dil kurallarına, belagat sanatlarına, bağlama vs. dikkat edilerek yapılacak yorumlar keyfilikten ekseriyetle çıkmaktadır. Bu yapılırken Kur’ân, asrın idrakine sunulmalıdır. Klasik literatürün anlaşılmaması, ihmal edilmesi veya saf dışı bırakılması Kur’ân ile İslâm toplumu arasındaki bağları koparmakta, bu da yanlışlara kapı aralamaktadır. “Klasik ve Çağdaş Dönemde Kur’ân İlimlerindeki Tartışmalar” adlı bu çalışmada Kur’ân ilimleri konularının tartışması ve değerlendirilmesini ele almamızın sebebi zihinleri karışmış, İslâm kültür medeniyetine güveni sarsılmış kişileri, yaptığımız açıklamalarla tekrar bu hazineyi -varsa yanlışları/eksiklerini de belirtmek sûretiyle- göstermektir. Böylelikle okuyucu sadece tartışmalı meselelerin çoğunu görecek, bakış açılarından tercih etme imkânı bulacaktır.
169.00 ₺ -
İlmi ve Akli Delillerle Tahkiki İman ve Namaz
Evrendeki düzen ve ahenk Allah’ın varlığını gösteren delillerdendir. Nasıl ki bir harf kâtipsiz, bir iğne ustasız değilse uçsuz bucaksız şu kâinat da sahipsiz değildir. Mükemmel sıfatları olan Allah Teâlâ bu evreni, cemâl ve kemâlini görmek ve göstermek için yokluktan varlık sahnesine çıkarmış, bilinçli varlıkların kendisini bilmesini, kendisine îmân ve itaat etmesini dilemiştir. Fakat iki asırdan fazla bir süredir materyalizm, pozitivizm, komünizm, evrim gibi felsefî akım ve düşünceler îmâna büyük bir zarar vermiştir. Bunun sonucu olarak ahlâkî bozulma baş göstermiş; siyasî, sosyal ve ekonomik bağımsızlık yitirilmiştir. Bundan kurtulmanın yegâne çaresi hakikî îmâna ve gerektirdiği hayat tarzına geri dönmek; böylece meydan okuma gücünü tekrar elde etmektir. Maalesef günümüz Müslümanlarının îmâna bakışları çarpık, anlayışları bulanık, onunla ilişkileri soğuk ve bağları kopuktur. Dolayısıyla Müslümanlar, îmânlarını Allah’ın irade ettiği gibi yaşamamaktadırlar. Böyleleri için îmân, soyut ve aklî bir bilgidir. Hâlbuki onlar, îmânın hayat tarzına dönüşmesi gerektiğini unutmaktadırlar. Diğer taraftan beşerî ideolojiler insanın ruhunu maddeye hapsetmiştir. Ruhsuzlaşan insan ölçü tanımaz hale gelmiştir. İşte, namaz insanın doyumsuz isteklerini frenlemekte; mü’mine bir kimlik edindirmekte; bu kimliği sürekli tahkim etmekte; kişiyi namaz vakitleri arasında kalan hayatında da Allah’a verdiği sözü tutup ahdine riayet eder hale getirmekte; vahiy ile inşa etmektedir. Kişi, namaz sayesinde insanileşmekte; kendisi gibi olana, nefse ve Şeytân’a kulluktan korunmaktadır. Namaz ona gerçek hürriyeti bahşetmektedir. Bu kitabın bize öğrettiği şudur: Îmân ve namazın biri olmadan diğerinin hayat bulması neredeyse mümkün görünmemektedir. Zira kalpte bulunan salt bilgiye îmân denilememektedir. Kalpte olduğu varsayılan îmân, kişinin namazı ikâmesi ile kuvvetlenmektedir. Îmân, namaz ikâme edilmeden kendi haline bırakılırsa zamanla zayıflayabilmekte hatta son raddede yok olabilmektedir.
97.50 ₺ -
Kuran’da Toplumsal Sınanma
İnsan hayatının mekânda tecessüm etmiş hali olarak medine/şehir, kendine özgü medeniyet tasavvurunu oluşturabilme yolunda kadim bilgi kaynaklarından devşirilen ve derin tefekkür aşamalarına tabi tutulan rafine bir zihniyete ihtiyaç duyar. Bu zihniyetin gerek insan tutum ve davranışlarında gerekse eşyaya ve olgulara sirayet etmiş müesses bir nizamda kendisini gösterebilmesi ancak sağlam bir iradeye ve müdrik bir şuura sahip insanla mümkün olur. Salt içgüdüsel davranışlarla yahut mekanik oluşumlarla kurulan şehirler de vardır; ancak bu teşekkülleri medeniyetin bir parçası saymak, kendi içinde müşterek gayelere sahip koloniler kuran hayvanlara da haksızlık olur. O halde şehrin ve şehirle özdeşleşen medeniyetin nîrengi noktasında insan vardır. Medeniliği belirleyen etken faktörler şehre hâkim olan ortak gayeler, inançlar, ahlâk ve zihniyet gibi insana özgü hasletlerdir. Medeniyetin başat unsurlarından insan ile şehir arasındaki ilişkinin Yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkiyle de kopmaz bağları vardır. Diğer varlıklardan farklı olarak yeryüzünü medeniyetle buluşturma görevi yüklenen insan vazifesine sadakat konusunda elest bezminde Rabbiyle fıtrî bir sözleşmeye (mîsâk) imza atmıştır. Hak katında saygın kılınışının sebeb-i aslisi bu ‘mîsâk’ın tarafı olmasıdır. Söz, özünde çok güçlü bir iddiayı da içkindir. Bu iddia, bilkuvve var olan insanî meziyetlerin bireysel ve toplumsal anlamda bir sınanmayla bilfiil ortaya konulacağına dair adil bir imtihanda kulun başarı gösterecek olmasıdır. Sınanma zorunluluktur. Mekânı yeryüzü, muhatabı insan, zamanı ömür olan zorlu sınavın yegâne fâili ise Allah’tır.
195.00 ₺ -
Akrabalık İlişkilerinin Geliştirilmesinde Hadislerin Rolü
Günümüzde aile yapısı ve akrabalık ilişkileri, hızla değişen dünya şartları ve modern yaşam tarzlarından etkilenerek dönüşüme uğramaktadır. Teknolojinin hızlı gelişimi, küreselleşme ve şehirleşme gibi faktörler, aile birimini zayıflatmakta ve akrabalık ilişkilerini azaltmaktadır. Bu durumun sonucunda, insanlar arasında yaşanan bağların zayıflaması, toplumun sosyal dokusunu da etkileyerek birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Akrabalık ilişkileri, toplumların temel yapı taşlarından biridir ve insanların psikolojik, sosyal ve ekonomik gelişiminde büyük bir öneme sahiptir. Aile bireyleri arasındaki sevgi, saygı ve dayanışma gibi duygusal bağlar, akrabalık ilişkilerinin temelini oluşturur. Ayrıca, bu ilişkiler, insanların kimliklerini oluşturma sürecinde de büyük bir rol oynar. İslâm dini, akrabalık ilişkilerine büyük önem veren ve bu ilişkileri güçlendirmeyi teşvik eden bir dindir. Bu açıdan çalışmamızda yer verdiğimiz Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerde akrabalık ilişkilerine dair pek çok öğüt ve tavsiye yer almaktadır. Bu öğüt ver tavsiyeler ışığında aile ilişkilerini nasıl geliştireceğimiz enine boyuna ele alınmıştır. İdeal bir toplum, fertlerin, akrabalarıyla sağlıklı iletişimi neticesinde gerçekleşecektir.
97.50 ₺ -
Celâleddin Harezmşah - Önderlerimiz 13
Tarihe adını altın harflerle yazdıranlar genellikle büyük başarılar elde eden, ülkesinin sınırlarını genişleten, düşmanı topraklarından kovmayı ve halkını korumayı başaranlar olsa da daha farklı yönleriyle unutulmayan isimler de vardır. Zira başarı sadece hedefe ulaşmak değildir. İnsanların amaçları uğruna gösterdikleri çaba da takdire şayandır. İşte Celâleddin Harezmşah gayretiyle, her türlü zorluğa ve kayba rağmen direnmesiyle, insanların adını duyduklarında korkudan titredikleri Moğollar karşısındaki duruşuyla unutulmayan ve asla unutulmayacak isimlerden biridir. O, Moğollar tarafından tarumar edilen ülkesini yeniden ihya etmek, Müslüman şehirlerini istilâlardan korumak için on bir yıllık saltanatı süresince hiç durmadan cepheden cepheye koşturan, Moğollara batı seferlerinde ilk yenilgileri yaşatan isimdir. Onun bu başarıları, cesaret ve kararlılıkla hareket edildiği takdirde Moğollar gibi güçlü ordulara sahip grupların bile mağlup edilebileceğini gösterdi. Celâleddin’in cesareti, en büyük düşmanı Moğol Sultanı Cengiz Han’ın bile ona hayranlık duymasına ve “Böyle bir oğula sahip olan babaya ne mutlu.” demesine sebep oldu. Ayrıca o, ölümünden sonra bile adı geçtiğinde Moğolların korkuya kapıldıkları bir isim haline geldi. Sonuç olarak Celâleddin Harezmşah, bilhassa kahramanlığıyla ve cesaretiyle, Müslümanlara zulmeden gruplarla mücadelesi nedeniyle asırlardır adının saygıyla anılmasını sağladı. Bugünün insanının onun hayatından öğreneceği pek çok şey bulunmaktadır. Elinizdeki bu kitap Celâleddin Harezmşah’ı okumanız, anlamanız ve tarihteki en önemli liderlerden biri olarak tecrübelerinden yararlanmanız amacıyla siz kıymetli okuyucular için hazırlandı. İstifade etmeniz temennisiyle.
78.00 ₺ -
Osman Gazi - Önderlerimiz 41
Osman Gazi tarihte kurulmuş en güçlü siyasi yapılardan birisinin, Osmanlı Devleti’nin temellerini atmış büyük bir siyasi ve askeri dehadır. O, politik zekâsı, askeri mahareti ve bütün bunları anlamlı kılan cesareti ile çok sayıda rakip oluşum tarafından çevrelenmiş küçük bir beyliği zaferden zafere taşımış, takip ettiği kurumsallaşma faaliyetleriyle bu askeri başarıları bir devletin ilk adımları kılmıştır. Osman Gazi’nin kurucusu olduğu bu devlet Türk tarihinin en etkili kurumsal yapılarından birisi olmuş, onun soyundan gelen pâdişahların öncülük ettiği politikalar dünya tarihinin gidişatını değiştirmiştir. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde Osmanlı’nın bir devlet olarak kazandığı başarıların arka planında gelenekselleşmiş ve inceden inceye işlenmiş bir dizi siyasi ve askeri stratejinin yattığı kolaylıkla farkedilecektir. Küçük bir beyliği cihana nizam veren bir devlete dönüştüren bu politikaların ilk nüvelerini Osman Gazi’nin hayat hikâyesinde bulmak mümkündür. Bir lider olarak onun en çok öne çıkan özelliği, çevresel şartları doğru bir şekilde okuyabilme kabiliyetidir. Bu yeteneği sayesinde yeri geldiğinde ihtiyatlı adımlar atabilmiş, yeri geldiğinde de son derece cesur politikalar benimsemekte tereddüt etmemiştir. Osman Gazi’nin bilinçli hamlelerinin, küçük bir beyliğe, bir dünya gücü olma ufku verdiği kuşkusuzdur. Elinizdeki kitap İslâm dünyasının yetiştirdiği bu büyük liderin hayat hikayesine odaklanmayı ve onun üzerinden bir devleti mümkün kılan ufku anlamaya bir kapı aralamayı vadetmektedir.
78.00 ₺ -
Nasır Li-dinillâh - Önderlerimiz 25
Nasır li-Dinillâh 575-622/1180-1225 yılları arasında yaklaşık 46 yıllık süreyle en uzun müddet hilafet makamında kalan Abbâsî halifesidir. Halifelerin siyasî güçlerini yitirip, sadece dinî bir lider olarak varlıklarını devam ettirdikleri bir dönemde halife olan Nâsır li-Dinillâh, Abbâsî hilafetine yeniden dünyevî otorite kazandırmak istemiş, bu amaçla askerî, siyasî, fikrî, içtimaî reformlar gerçekleştirmiştir. Aktif bir dış politika izleyen Nâsır li-Dinillâh yaklaşık iki asır sonra Abbâsî hilafetini bağımsızlığa kavuşmuştur. Sünnî dünyanın lideri olan Nâsır li-Dinillâh, Irak nüfusunun yarısına yakınını oluşturan Şiîleri devletin üst makamlarında görevlendirerek, Şiileri devlet yönetimiyle barıştırtmıştır. Nâsır li-Dinillâh toplumda mezhepsel farklılıklardan kaynaklanan gerilimi azaltmak maksadıyla, her kesimden insanın dâhil olabileceği, bir üst kimlik olmak üzere fütüvvet teşkilatını yeniden tanzim ettirmiştir. Başına buyruk hareket eden, çoğu zaman iktidarla çatışma halindeki fütüvvet birliklerini kontrol altına alan Nâsır li-Dinillâh, güçlü toplumsal alt yapıya sahip fütüvvet birliklerinin desteği ile hilafetin gücünü artırmıştır. Müslümanları fütüvvet ruhu etrafında birleştirmek isteyen Halife, İslâm dünyasına hâkim sultan ve hükümdarlara fütüvvet libası giydirerek kendisini önder ve lider olarak kabul ettirmiştir. Nâsır li-Dinillâh’ın yeniden tanzim ettirdiği fütüvvet, Anadolu’da Ahilik teşkilatı olarak yapılanmış, yüzyıllarca varlığını ve etkisini sürdürmüştür. 622/1225 yılında vefat eden Nâsır li-Dinillâh hilafeti boyunca İslâm dünyasını Abbâsî hilafeti etrafına birleştirmeye çalışmış bir liderdir. Nâsır li-Dinillâh’ın çabaları sonucu Abbâsî hilafeti yeniden bir güç haline gelse de siyasî ortam Abbâsî hilafetinin varlığına müsaade etmemiş, Halife Nâsır li-Dinillâh’ın vefatından kısa bir süre sonra 656/1258 yılında Abbâsî Devleti Moğollar tarafından yıkılmıştır.
78.00 ₺ -
Kuran Hıfzı Geleneği Ve Günümüzdeki Uygulama Biçimleri
Kur’ân-ı Kerîm’in korunması ve muhafazası” konusunda -Allah’ın vadi çerçevesinde- en fazla aracı olan uygulamalardan birisi “hıfz” geleneğidir. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) önderliğinde başlayan Kur’ân-ı Kerîm âyetlerinin ezberlenmesi, kendisinin sağlığında devam ederken kendisinden sonra onun yokluğunun Kur’ân-ı Kerîm’in muhafazasına zarar vereceği endişesiyle son derece hız kazanmıştır. Tarihî süreçte Allah rızası için Kur’ân-ı Kerîm’in korunması adına ve sorumluluk bilinci bağlamında hiç sekteye uğramadan devam eden “hafızlık” uygulaması zamanla kırâat ilminin alt başlığı olarak müesseseleşmiştir. Günümüzde de hem ülkemizde hem de ister ülkenin resmî dini İslâm olsun ister olmasın dünya ülkelerinde Müslümanlar tarafından Kur’ân-ı Kerîm hıfzı devam etmektedir. Öyle ki bazı ülkelerde aynı anda yaşayan hafız sayısı birkaç milyonu bulmaktadır. Tarihî evreleri ve günümüz hıfzı şeklinde iki ana konuyu işleyen bu kitapta söz konusu aşamalar kısmen aktarılmaktadır.
162.50 ₺ -
İslam Hukuk Sosyolojisi
Geçmişte fukahâ, toplumla yüzleşmeye dayalı din dilini fıkha uyarlayarak dinin idealleri ile toplumun gerçekleri arasında bir denge kurmayı büyük ölçüde başarmıştır. Asırlarca Müslüman toplumların “mihver sosyal kurumu” olan fıkıh, zamanla teorik bir hüviyet kazanmış ve son yüzyılda yaşanan Batılılaşmayla birlikte bu kurumsal kimliğinden daha da uzaklaşmıştır. Günümüzde Müslüman toplumsal gerçeklik ile dinin idealleri arasındaki mesafenin tarihte hiç olmadığı kadar açılmış olması, bunun bir göstergesidir. “Fıkhın hukuksallaşması” olarak ifade ettiğimiz bu durum, fıkhın karakterinde aslî bir unsur olarak var olan hukuksal ögelerin, zaman içinde itikadî ve ahlakî diğer unsurlara baskın hale gelmesine ve samimiyete dayalı din-toplum arası ilişkilerin hukuksal bir mahiyet kazanmasına tekabül etmektedir. Bu çalışma, varlık gerekçesini “hukukun toplumsal gerçeklikten uzaklaşması” olarak takdim eden hukuk sosyolojisinin sunduğu perspektiften, fıkıh alanında yararlanılmasının imkân ve sınırlarına dair bir deneme mahiyetindedir. Eserde, sosyolojinin handikaplı yönlerinin aşılabileceği kabulünden hareketle, İslam hukuku çalışmalarında zaman zaman eksikliği görülen bütünlükçü bakışın oluşturulmasında hukuk sosyolojisinin önemli bir rol oynayabileceği üzerinde durulmaktadır. Müstakil bir alt disiplin olma potansiyeline sahip olduğu öngörülen İslam Hukuk Sosyolojisi, fıkıh üretme faaliyetine yeni bir boyut kazandıracak; fıkhî hükümlerin meşruiyeti için gerekli olan “Şâri’in hitabına dayanma” ve “metodolojik tutarlılık” çabalarına, “hükümlerin toplumsal çıktılarını” da dahil ederek günümüz toplumları için daha gerçekçi yaklaşım ve çözümler üretilebilmesine katkı sunacaktır.
130.00 ₺ -
Geç Dönem Muhaddislerin Metin Tenkidi Uygulamaları
Hadisçilerin geçmişte yeterli seviyede metin tenkidi yapmadığına yönelik yaygın kanaatin temelinde uygulamaya dair bulgu eksikliği sorununun bulunduğu bilinmektedir. Araştırmacıların dikkat çektiği bu sorun sebebiyle muhaddislerin metin tenkidi uygulamalarına dair somut örnekler ancak mevzuat kitaplarından verilebilmektedir. İşte bu bulgu eksikliği sorununu çözmek maksadıyla yaptığımız araştırmalarda geç dönemden İbn Kesir, İbn Hacer, Zehebî ve İbnü’l-Cevzî gibi hadis ilminin yetkin şahsiyetlerinin yaptıkları metin tenkitleri geniş bir şekilde incelenmiş ve sanılanın aksine bu münekkitlerin yaptıkları hadis tenkitlerinde metni de muhakkak dikkate aldıkları ve bu amaçla birçok kıstası kullandıkları tespit edilmiştir. Hadisçilerin metin tenkidi faaliyetleri hakkındaki algıları önemli ölçüde düzeltecek olan araştırma bulgularını içeren bu çalışmaların konu bütünlüğü içinde okuyuculara takdim edilmesinin faydalı olacağı düşünülerek bu tetkikler bir kitap hâlinde bir araya getirilmiştir.
130.00 ₺ -
Erken Dönem Muhaddislerin Metin Tenkidi Uygulamaları
Hadisçilerin geçmişte yeterli seviyede metin tenkidi yapmadığına yönelik yaygın kanaatin temelinde uygulamaya dair bulgu eksikliği sorununun bulunduğu bilinmektedir. Araştırmacıların dikkat çektiği bu sorun sebebiyle muhaddislerin metin tenkidi uygulamalarına dair somut örnekler ancak mevzuat kitaplarından verilebilmektedir. İşte bu bulgu eksikliği sorununu çözmek maksadıyla yaptığımız araştırmalarda erken dönemden Buhârî, Müslim, Tirmizî ve İbn Ebî Hâtim gibi hadis ilminin en yetkin şahsiyetlerinin yaptıkları metin tenkitleri geniş bir şekilde incelenmiş ve sanılanın aksine bu münekkitlerin yaptıkları hadis tenkitlerinde metni de muhakkak dikkate aldıkları ve bu amaçla birçok kıstası kullandıkları tespit edilmiştir. Hadisçilerin metin tenkidi faaliyetleri hakkındaki algıları önemli ölçüde düzeltecek olan araştırma bulgularını içeren bu çalışmaların konu bütünlüğü içinde okuyuculara takdim edilmesinin faydalı olacağı düşünülerek bu tetkikler bir kitap hâlinde bir araya getirilmiştir.
169.00 ₺ -
Güncel Fıkhi Fetvalar
İslâm dini iman, ibâdet, günlük hayat ve ahlakî boyutlarıyla bir bütünlük arz eden mükemmel bir din olarak gönderilmiş, insanın dünyevî ve uhrevî huzurunu sağlayacak temel prensipleri teklif etmiştir. İnsanoğlunun karakteristik yapısı değişmese de zamanla teknolojiyle birlikte yaşam tarzları farklılaşmakta dolayısı ile yeni meseleler ortaya çıkabilmektedir.Asrı saadette Müslümanlar gündelik hayatlarında karşılaştıkları problemleri doğrudan Hz. Peygamber’e veya onun tayin ettiği sahâbîlere sorarak çözümlemişlerdir. Fıkhın teşekkül dönemi olarak bilinen ilk asırlarda ise İslâm âlimleri Kur’ân ve Sünnet ışığında bazı içtihatlarda bulunarak dönemlerinin problemlerine çözüm üretmişlerdir. Müteahhir dönem fakihler ise selef âlimlerin içtihatlarında cevap bulamadıkları konularda münferit içtihatlarda bulunarak katkı sağlamaya çalışmışlardır. Günümüze gelindiğinde ise fıkıhçılar kendilerine intikal eden bu eşsiz fıkhî mirası da göz önünde bulundurarak dinî-içtimaî güncel soru ve sorunlara pratik çözümler üretmeye çalışmaktadırlar. Elinizdeki “Güncel Fıkhî Fetvalar” adlı çalışma ise tüm bu müktesebata okyanustan bir katre misali mütevazı bir katkı sunmayı hedeflemektedir.
156.00 ₺ -
Yıldırım Bayezid - Önderlerimiz 43
Anadolu’da bir beylik olarak ortaya çıkan Osmanlı Devleti, altı asrı aşan ömrüyle Türk İslam devletleri arasında en uzun ömürlü İslam Devleti olma özeliğine sahiptir. Üç kıtaya hükmeden bir imparatorluk haline gelmesinde ve bu kadar uzun ömürlü bir devlet olmasında “Kuruluş Dönemi” (1299-1453) olarak adlandırılan dönemin sultanlarından Yıldırım lakabıyla anılan I. Bayezid’in idarî, siyasî ve askerî faaliyetlerinin büyük etkisi olmuştur. Yaklaşık on dört yıl hükümdarlık yapan Yıldırım Bayezid’in (1389-1403) siyasî birliği sağlama konusunda gösterdiği çabalar sayesinde Anadolu’da beyliklere son verilerek merkezi otorite sağlanmıştır. Balkanlar’da gerçekleştirdiği gaza ve fetihlerle de devletin sınırlarını genişletmiş, adaleti, merhametiyle halkın gönlünde taht kurmuştur. Buna karşılık, iktidarlarını kaybettikleri için Türkleri Balkanlar’dan atmak isteyen Hristiyanların oluşturduğu Haçlı ordusu karşısında Niğbolu’da (1396) büyük bir zafer kazanarak, Türklerin Balkanlar’da kalıcı olduklarını zihinlere âdeta kazımıştır. Diğer taraftan İstanbul’u alarak Bizans Devleti’ne son vermek isteyen Yıldırım Bayezid, şehri dâima kontrol altında tutmuş ve fethetmek için dört defa kuşatmıştır. Dördüncü kuşatmada Bizanslıların teslim olmaktan başka çaresi kalmamışken Timur meselesinin ortaya çıkması bu fethi elli sene geciktirmiştir. Adaleti, cesareti, merhameti, cömertliği ve hayırseverliği ile tanınan Bayezid, başta Bursa Ulu Camii olmak üzere değişik şehirlerde birçok hayır eseri yaptırmıştır. Devlet adamlığı, komutanlığı ve diğer yönleriyle örnek bir şahsiyet olan Yıldırım Bayezid’in hayatının ortaya konulması, milletimiz, özellikle de gençlerimiz için önemli bir hizmettir.
78.00 ₺