-
Neden İslamın Orta Çağı Yoktu
Orta Çağ kavramı, kullananların düşündüğünden daha fazla hasara neden oluyor. “İslam’ın Orta Çağı” kavramı ise büyük ölçüde tartışılmamıştır. Peki, “İslam'ın Orta Çağı" ifadesi aslında neyi tanımlıyor? Modern Çağ öncesi İslam kültürlerini ele almamızda bu ifadenin ne gibi etkileri var? Kültürlerarası karşılaştırmalarda bu kullanımın sonuçları nelerdir? İslam çoğu zaman Orta Çağ’da takılıp kalmakla suçlanıyor. Peki, ya İslam’ın Orta Çağı yoksa? Thomas Bauer, Neden İslam’ın Orta Çağı Yoktu? -Antik Çağ’ın Mirası ve Doğu- kitabında, “Orta Çağ” olarak adlandırılan dönemde Avrupa’da kayıp kültürlerin yalnızca harabelerine rastlanırken, İslam dünyasında bayındır şehirlerin bulunduğunu ve bilimlerin bütün canlılığıyla gelişmeye devam ettiğini gösteriyor. Almanya’nın en çok satan kurgu dışı kitaplarından biri olan bu kısa başyapıt, reforma ihtiyaç duyan “İslami Orta Çağ” görüşümüzü yerle bir ediyor. Doğu’nun antik kentlerinde hamamlar, camiler, kiliseler ve diğer büyük taş yapıtlar ayakta kalırken, o dönemin Avrupa’sında bunlar birer harabe haline gelmişti. Oysa Doğu’da hekimler Galen’in tıbbını devam ettirmişler; doğa bilimleri ve edebiyatta birbirinden eşsiz eserler kaleme alınmıştır. Doğu’nun günlük hayatında bakır sikke, kiremit, cam gibi gündelik hayatın önemli unsurları yaygın bir şekilde kullanılırken, Avrupalılar bunları ancak Yeni Çağ’ın başında (tekrar) keşfetmişlerdir. Bauer, antik kültürün Endülüs’ten Kuzey Afrika ve Suriye üzerinden İran’a kadar yaşamaya nasıl devam ettiğini, neden 11. yüzyılın Hindukuş’tan Batı Avrupa’ya kadar bütün Avrasya’da, daha sonra Yeni Çağ’da da takip edilecek bir dönüm noktası olduğunu somut bir şekilde anlatıyor. Thomas Bauer bu kitabıyla, alışagelmiş çağ sınırlarını ikna edici bir şekilde yerinden ediyor ve Doğu ile Batı’ya dair klişeleşmiş görüşleri bir bir çürütüyor.
137.75 ₺ -
İran Yahudileri Mana
Dünyanın birçok ülkesinde Yahudi varlığı etkin ve ayni zamanda merak konusudur da. Bir tas atımlık mesafedeki komsumuz İran ve içerisinde yasayan Yahudi azınlığın tarihini en çok bilmesi ve araştırması gereken belki de Türk siyaset ve düşünce dünyasıdır. Arapçadan Türkçeye çevirip okuyucuların beğenisine sunduğumuz bu kitap Yahudi Tarihi konusunda uzman bir yazar tarafından yapılan nadir ve titiz bir çalışma olması yönüyle, bu konuda araştırma yapacak olanlar için önemli bir kaynak niteliğindedir. İran’da Yahudilerin tarihi seyrini, yasal durumunu, örgütlenme ve eğitim çalışmalarını, kültür ve iletişim faaliyetlerini, İran’da Yahudilerin Siyonistleşme sürecini, Filistin Yahudilerini ve Filistin’e göçü; ayrıca Iran, Filistin ve Israil ilişkilerini merak ediyorsanız bu kitabi mutlaka okumalısınız. Dileğimiz, okuyucunun kendi coğrafyasında yaşananları anlamak için ihtiyaç duyduğu bilginin tedarikine küçük bir katkıda bulunmaktır.
171.00 ₺ -
İran Yahudileri
İran, MÖ 4000 yıllarına kadar uzanan tarihi, Orta Asya ile Orta Doğu arasında uzanan konumu ve günümüzde sahip olduğu geniş petrol ve doğalgaz kaynaklarıyla öne çıkan stratejik bir ülkedir. Bu önemli konumu nedeniyle İran coğrafyası tarih boyunca çeşitli devletler ve uygarlıklara merkez olmuş, farklı birçok dinî ve etnik yapıyı barındırmıştır. Bunlardan biri de hem etnik hem de dinî olarak İran kökenli olmayan ve yaklaşık 2700 yıldır İran topraklarında varlığını devam ettiren İsrailoğulları’dır. MÖ 8. yüzyılda Asurluların onları Kuzey İsrail Krallığı topraklarından (Sâmiriye) sürmesi sonrasında İran coğrafyasıyla tanışan İsrailoğulları, İran’a hâkim olan yönetimler zaman içerisinde değişim gösterse de bu topraklarda varlıklarını günümüze kadar devam ettirmiştir. Elinizdeki bu çalışma, İran coğrafyasında mevcudiyeti asırlardır devam eden ve 1979 İslâm Devrimi sonrasında nüfusunun büyük bir kısmını kaybetse de İsrail’in ardından günümüzde Orta Doğu’da neredeyse en büyük Yahudi nüfusa evsahipliği yapan İran’daki İsrailoğulları’nın/Yahudilerin tarihine bir giriş denemesidir.
465.50 ₺ -
Süheyl Ünver Bibliyografyası
Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver (İstanbul 1898-1986) hekim, tıp tarihçisi, bilim tarihçisi, ressam, müzehhib olarak 20. yüzyıl Türk fikir ve sanat hayatında önemli bir yer edinmiştir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Tıbbiye’de öğrenim görmüş, 1920’de de bu okuldan mezun olmuştur. Tıp eğitiminin yanı sıra Medresetü’l Hattatîn’e devam etmiş, burada Yeniköylü Nuri Bey’den tezhip, Necmeddin Okyay’dan ebru öğrenmiştir. Yine bu yıllarda Hoca Ali Rıza Bey’den resim dersleri almıştır. Bu kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren Hoca’nın makale ve kitaplarının sayısı ise 2.000 dolayındadır. Bunun dışında, günlükler halinde yazdığı ve bir nevi çağdaş Evliya Çelebi Seyahatnamesi sayılabilecek olan bin küsur defteri ve dosyası mevcuttur. Ayrıca tarihî yerlerle ilgili yaptığı yüzlerce resim, çeşitli pulları ve tezhipleri vardır. Bu çalışmada adı geçen defterler ile elinde bulundurduğu çeşitli vesikaları Ünver, 1973 yılında Süleymaniye Kütüphanesi’ne bağışlamıştır. Resimler ve tezhiplerinin bir kısmı İstanbul ve Cerrahpaşa Tıp Tarihi Enstitüleri’nde, bir kısmı ise aile nezdindedir. Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in kızı Gülbün Mesara, Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar ve Prof. Dr. Aykut Kazancıgil ’in, Hoca’nın bütün makale ve kitaplarını büyük bir titizlikle inceleyerek hazırladıkları A. Süheyl Ünver Bibliyografyası, tıp tarihi, güzel sanatlar, sanat tarihi ve buna benzer daha pek çok alanda çalışma yapan herkes için bir başvuru kaynağı niteliğinde…
665.00 ₺ -
İlmiyye Salnamesi
Osmanlı döneminde sâlnâme yayınına 1847 yılında başlanmış; bu faaliyet genellikle istikrarlı bir şekilde devam etmiş ve nihayet Devlet, Nezâret ve Vilâyet sâlnâmeleri ile özel sâlnâmelerden oluşan zengin bir kolleksiyon meydana gelmiştir. İhtivâ ettiği fevkalâde değerli bilgiler itibariyle, araştırmacı ve tarih meraklılarının mustağni kalamıyacağı en önemli tarihî kaynaklardan sayılan sâlnâmelerin, günümüzde elde edilmesi çok güç olduğu gibi, kütüphanelerde dahi tamamının bir arada bulunabilmesi adeta mümkün değildir. Yayınevimiz bu durumu dikkate alarak, ilk basımı 1996 yılında yapılan “İlmiyye Sâlnâmesi”ni Latin harfleriyle -kanaatimizce daha da istifadeli bir hale getirilmiş olarak- yayınlamaktadır. Burada ilk basımdan farklı olarak, şeyhülislâmların el yazıları bulunan 12 fetvâ eklenmiş, fetvâların Türkçe olanların transkripsiyonları, Arapça olanların ise tercümeleri verilmiş, fetva metinlerinin orjinalleri de kitabın sonuna konulmuştur. Ayrıca görevden ayrılmış bulunan şeyhülislâmlardan basım tarihinden sonraki hayatları ve yine bu tarihten sonra meşihat makamına geçenlerin biyografileri ile ayrıntılı bir dizin eklenmiştir.
513.00 ₺ -
Alemi İslam ve Japonyada İslamiyetin Yayılması
Abdürreşîd İbrâhîm, Sibirya’da 1857 yılında doğmuş hayatını İslâmiyet’e ve onu anlatmaya adamış gönül insanlarından biri. İslâm’ı anlatma yolunda verdiği mücadeleler, bu uğurda dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar yaptığı yolculuklar, hele de dünyanın tam da büyük bir buhrana sürüklendiği zamanlarda İslam adına yaptığı fedakârlıklar, günümüzün modern insanı için tam bir ibret tablosu. Sadece İslâmiyet’i yayabilmek için Türkistan’dan başlayıp Japonya’ya uzanan bir coğrafyada seyahat etmek ve bir ömrü bir ideal uğruna vakfetmek, hayatını haz odaklı yaşayan bugünün insanına çok şey anlatıyor. Âlem-i İslâm; Abdürreşîd İbrâhîm’in Osmanlı’nın son döneminde, başta Japonya olmak üzere Uzakdoğu ülkelerine İslâmiyet’i anlatmak için yaptığı seyahatleri ve bu uğurda yaşadıklarını anlattığı dikkat çekici bir eser. Yazar, yaşadığı birbirinden ilginç hadiseleri ve Japonya’da İslâm’ın yayılışını akıcı ve samimi bir dille okurlara aktarıyor. Kitapta aktarılan ilginç bir hatıra şöyle: “Bir gün Tokyo etrafında dolaşmakta idim, ahbaptan biri tesadüf ederek “Şu köyde bir Türk var, geçende sizinle görüşmeyi arzu ediyordu.” dedi. ‘Türk’ kelimesini işittiğim gibi hemen bende bir memnuniyet hasıl oldu ki; tarif edemem, aylarca Müslüman görmemişim, “Nerede acaba?” diyerek adresini öğrendim. Hemen aramaya gittim. Tarif olunduğu gibi buldum, Nippori isimli köyde Mikazki Kak -(“güneş ile hilal” manasını ifade eder)- (adlı) eve geldim, genç bir Japon kızı karşıladı. Dedim ki: “Burada bir Türk varmış?!” “Hayır Türk yoktur, Arab var. Huve zevci (o benim eşim)” diyerek Arapça ilave edince, ziyadesiyle taaccüp ettim: Japon kızı Arapça konuşur, eşi de Arap olur; (inanılır gibi değil)!.. “Eşiniz nerdedir?” diye sordum. “Buyurunuz şimdi gelir.” Derken bir odadan ihtiyarca bir Japon kadın çıktı: Selâmun aleykum faddalü (buyurun) demesiyle ben de ayakkabılarımı çıkardım, içeri girdim. Duvarda bir fotoğraf; Mısır Kahire subaylarından olduğunu görüyorum. Kızcağız “Hazâ zevcî (Bu benim eşim)” dedi. Hayret!..”
665.00 ₺ -
Siyer Çalışma ve Test Kitabı
Çok sevgili Peygamber âşıkları, yeni eserimizi gördünüz mü? Yazarımız Yasemin Feyizoğlu Hanımefendinin “İnsan-ı Kâmil – Hazreti Muhammed Aleyhisselâtü Vesselam” isimli siyer kitabının Çalışma ve Test Kitabı çıktı! Artık okuduklarınızı unutmadan pekiştireceksiniz: • “Kim, Kimdir?” bölümümüzde sahabî efendilerimizin isimlerini tek tek zihninize yerleştireceksiniz. • 2K-3N bölümümüzle kim, kime, nerede, ne söyledi sorularına hâkim olacaksınız. • Her konuya özel hazırlanmış testlerimizle kendinizi sınayacak, bilginizi sağlamlaştıracaksınız. Tüm bunlar siz kıymetli okuyucularımız ve talebelerimiz için hazırlandı. Bunca emeğin ürünü olan bu eseri mutlaka edinin, siz de bu bereketten istifade edin.
600.00 ₺ -
Rahle Boy Kelime Mealli Kuran Hayrat
Bu eser, daha önce hazıladığımız "Kur'ân-ı Kerim ve Muhtasar Meali" esas alınmak suretiyle, yine aynı ekip tarafından çeşitli tefsir kaynaklarından istifade edilerek hazırlanmıştır. Mealde her kelimenin mânâsı hemen alt tarafına yazılmış olup, bununla birlikte Arapça'yı çok iyi bilmeyen okuyuculara kolaylık olması için, parça parça verilen mealin, bir cümle bütünlüğü içindeki toplu mânâsı, her sayfanın yan tarafına ayrıca yazılmıştır. Yanlış ya da eksik anlamalara sebebiyet vermemek maksadıyla, yan tarafta verilen meal metninin ve en arkada bulunan tefsirlerden verilen haşiyelerdeki (dipnotlardaki) izahların da dikkatle okunmasını okuyucularımıza tavsiye ediyoruz. Öyle ümid ediyoruz ki, bu meal üzerinde çalışan kardeşlerimiz Rabbimizin kelâmını kelime kelime anlamak noktasında ayrı bir tefeyyüz edecekler, İlahi hitabın derinliklerine bizzat dalacaklardır. Kelimelere mânâ verirken ayetlerin mealinde verilen tefsiri mânâ yerine, kelimenin birebir lügavi mânâsı esas alındı. Bir kelimenin birden fazla mânâya geldiği durumlarda ayetin mânâsına uygunluk ciheti gözetildi.
539.00 ₺ -
-
Enokun Kitabı
Tanrı’nın göğe aldığı insan: Enok. Düşmüş melekler, devler (Nefilimler), kıyamet görüleri ve evrenin gizli düzeni... Kanon dışı kalmasına rağmen, hem antik Yahudi hem de erken Hıristiyan topluluklar için kutsal sayılmış bu eser, Tanrı’nın adaleti ve evrensel düzen üzerine çarpıcı anlatılar sunar. Gözcülerin isyanı, meleklerin cezası ve yaklaşan ilahi hüküm; insanlığın yozlaşmış geçmişi kadar, geleceğine dair de derin bir uyarıdır. Enok’un Kitabı, sadece bir dinî metin değil; aynı zamanda insanın kozmik yalnızlığına, bilgi arayışına ve ilahi olanla kurduğu ilişkiye dair güçlü bir anlatıdır. Astronomik gözlemlerden simgesel rüyalara kadar uzanan bu metin, kadim dünyanın evrene ve zamana bakışını ortaya koyar. Etkileyici dili, gizemli anlatımı ve çarpıcı imgeleriyle Enok’un Kitabı, hem tarihsel hem ruhsal bir keşfe çıkmak isteyenler için eşsiz bir yolculuk vadediyor.
105.00 ₺ -
EDOM Siyonist Planın Hedefindeki Ülke Türkiye
Yahudiler tarihleri boyunca Türklerden gördükleri mürüvvet ve ihsanın bir benzerini, başka hiçbir milletten görmediler. XV. asrın sonundan itibaren kitleler halinde Türk yurduna iltica eden bu kavim, Osmanlı sancağı altında şahane hür yaşadı. Haham Zarfati’nin de dediği gibi Yahudiler, Osmanlı mülkünde, Hristiyan toplumlarda maruz kaldıkları mosmor ve kıpkızıl dövülmelerle muhatap olmadılar, en iyi elbiselerini giydiler, inanç ve ibadetlerini yaşamakta serbest oldular.Buna rağmen tüm dünya Siyonist Yahudileri için Türkler, her daim yok edilmesi gereken gog ve magog yani ye’cüc ve me’cüc olarak görüldü. Onlara göre kuzeyden gelecek ve İsrailoğullarını yok edecek millet şüphesiz Türklerdir, zaman, ihsana vefa zamanı değildir. Türkler, Siyonist Yahudilerin üç aşamalı dünya hâkimiyet planının önündeki en büyük engeldir. Bu yüzden Türkiye kademeli bir şekilde işgal ve yok edilecek olan Edom ülkesidir. Elinizdeki bu eser, Siyonist Yahudi’nin dünya hâkimiyet planının şifrelerini, tarihi bir bakış açısıyla ortaya koymakta ve Müslüman Türk gencine bu manada tarih şuuru aşılamayı amaçlamaktadır.
100.50 ₺ -
-
-
-
-
-
-
Çocuklar İçin Adabı Muaşeret
Sevgili çocuklar, Bu öykü kitabı size, güzel bir ahlak, karakter ve değerler eğitimi sunuyor. “Nerede, nasıl davranmalıyım?” sorusunun cevabını veriyor. Çünkü Sevgili Peygamberimiz, “Sizin en hayırlınız, ahlaken en iyi olanınızdır.” buyuruyorlar. Bu kitap akıcı ve şiirsi anlatımıyla, sıkılmadan bir çırpıda, severek okuyacağınız güzel bir hikâye. Haydi öyle ise nezaket kurallarını öğreten, ölçülü ve nazik davranışları açıklayan ve eğlenceli etkinlikleriyle de size “en iyi bir dost” olmak isteyen bu kitabı hemen okuyalım. Böylece bu “Cennet vatanı” çok seven, erdemli, görgülü ve ahlaklı bir çocuk olalım…
70.00 ₺ -
Bir Türkleştirme Serüveni
Bugüne kadar yazılıp çizilenler, bir-iki ufak hadise dışında ortamın güllük gülistanlık, herkesin durumdan hoşnut olduğuna işaret ediyordu. Resmî tarihçilerin çizdiği bu “mutluluk tablosu”na cemaatin ileri gelenlerinin katkısı da azımsanamazdı. Lozan Antlaşması’nın kendilerine tanıdığı haklardan feragat etmeye zorlanmşlar, “eğer vatandaşsan Türkçe konuş!” dayatmalarına ses çıkarmamışlar, Trakya’da evlerinin, işyerlerinin yağmalanmasını sineye çekmişler, ihtiyat olarak askere alınmalarına bile eyvallah demişler, Varlık Vergisi’yle servetlerine el konulmasına bile ses çıkarmamışlardı. Ne de olsa bunlar münferit “vaka”lardı !... Rıfat N. Bali uzun, zahmetli bir arşiv çalışmasını titizlikle hazırlanmış bir kitaba dönüştürdü ve bütün bu “münferit” vakaların, elhak kabul edilmiş “hoşgörü” söylemlerinin hiç de gerçeği yansıtmadığını, Tek Parti döneminde Yahudilere karşı uygulamaya konulan politikaların basbayağı sistematik bir “Türkleştirme amacı”nın yapı taşları olduğunu ortaya koyuyor. Üç cilt olarak yayımlanması tasarlanan bu çalışma, Cumhuriyet’ten günümüze Türkiye Yahudilerinin tarihini, “resmî” olanın dışında ve ötesinde “gerçek tarihi”ni gün ışığına çıkarmayı amaçlıyor. Bu kapsamlı çalışmanın 1. cildi 1923-1945 arası dönemini kapsıyor; bu yılın sonlarında yayımlanacak 2. cilt Yahudilerin yeni kurulan İsrail’e göçlerini, son cilt ise çok partili hayata geçiş yıllarından günümüze cemaat-kamuoyu-iktidar ilişkilerini konu alıyor.
477.00 ₺ -
Osmanlılarda Devlet Tekke Münasebetleri
İbn Haldun Üniversitesi Yayınevinden çıkan Osmanlılarda Devlet-Tekke Münasebetleri eserini Maruf Yayınevi olarak sizlerle buluşturuyoruz. Tekkelerin toplum hayatındaki rolü incelendiğinde, bu müesseselerin birer kolej, medrese ve teknik üniversite gibi fâaliyet gösterdikleri, kendi prensiplerine göre kıvama geldiğine inandıkları kimseleri "irşad izni" ile cemiyet içerisine salarak halkla iç içe bir anlayışla toplumu yön¬lendirme ve kendi fikir mihverine mâletmeye çalıştıkları anlaşılmaktadır. Tecanüsten mahrum cemiyetin her kademesine anlayacakları dilden İslâm’ı fısıldayan sözü-sohbeti dinlenir sürükleyici şahsiyetler, devlet ve millet hayatının sevk ve idaresinde en mühim rolü oynamışlardır. İçtimaî hayatın her kademesini kuşatan, her safhasındaki faaliyet¬lere ibadet neşvesi veren bu tutum, hasta ziyaretinden devlet idaresine, çırak yetiştirmeden tutun hudut boylarında nöbet beklemeye kadar uzanan bir çizgi içerisinde toplumu tepeden tırnağa kuşatmıştır. Devletin kuruluş ve yükseliş dönemlerinde tekke ve zaviye demek ak¬siyon ruhu ve vazife şuûru ile dopdolu bir tasfiye ve terbiye ocağı demektir.
182.40 ₺ -
18. Yüzyılda Yahudi Aydınlanma Hareketi Haskala ve Moses Mendelssohn
Haskala on sekizinci yüzyıl Avrupası’nda Yahudi çevrelerde ortaya çıkan aydınlanma hareketidir. Avrupa aydınlanma felsefesine paralel olarak ortaya çıkan bu Yahudi aydınlanmacılığı bir anlamda modern Yahudi kültürünün yapısını da belirlemiştir. Temelinde pek çok siyasal, sosyal ve teolojik gerekçeler yatmakla birlikte Haskala hareketinin bize göre en önemli yanı Yahudi modernitesinin ortaya çıkmasına yaptığı katkıdır. Yahudi modernitesi basitçe daha modern ve rasyonel bir Yahudilik kurma anlamına gelmez; fakat aynı zamanda siyasal bir Yahudilik kurgusunun oluşumuna da kapı aralar. Buradan bakıldığında Haskala hareketi ile modern İsrail devletinin kuruluşu arasında organik bir ilişki vardır. Öte yandan dinsel anlamda bakıldığında Haskala daha liberal ve reformist bir Yahudiliğin oluşumuna zemin hazırlamıştır. Modern dünyadaki reformist veya tam tersi olarak geleneksel Yahudilik Haskala hareketinden diyalektik bir mantıkla doğmuştur. Modern dünyadaki rasyonel Yahudi yorumları (reformistler, reconstructionistler gibi) büyük oranda Haskala hareketinden beslenmektedir.
475.00 ₺ -
20 Yıllık İşgalde Cihad Anıları
Cihad Anıları kitabı, diğer faydalarının yanı sıra yoksul ve hırpalanmış ulusumuza huzur ve istikrar getirebilecek o hayati ilim ışıklarına susamış mazlum insanlarımızın genel yaşam koşullarını da anlatmaktadır. Diğer zorluklar ise çaba ve kararlılıkla yavaş yavaş üstesinden gelinip sona erecektir inşaallah. Saygılarımla, Afganistan İslam Emirliği Eski Dışişleri Bakanı Mevlevi Vekil Ahmed Mütevekkil
247.00 ₺ -
Dünyayı Güzelleştirmek
Beşir Ayvazoğlu’nun gözünden Turgut Cansever… Turgut Cansever sadece büyük bir mimar ve şehirci değil, doğru bildiği yolda kavgasına tek başına devam edecek cesarete bir düşünce adamıydı… Yaptığı işi ciddiye alan, başladığı her işi aynı titizlik ve ciddiyetle bitirmek isteyen… Kısa yoldan daha çok kazanmak isteyenlerin birlikte çalışmak istemedikleri bilge mimar… Ayvazoğlu’nun gözünde “bir karakter abidesi”… Turgut Cansever’le sohbetlerini gözden geçirip yeni bir düzenlemeyle tekrar okur karşısına çıkarıyor Beşir Ayvazoğlu. Başta mimari olmak üzere bütün sanatların asli görevinin “Dünyayı Güzelleştirmek” olduğuna inanan Turgut Cansever, hayatı, mücadelesi, dünya görüşü, estetik anlayışı ve İstanbul sevdasıyla yeniden can buluyor bu kitabın sayfaları arasında.
127.75 ₺ -
Az Amele Çok Ecir Vaad Edilen Zikir Ve Dualar 1.Cilt
Şu bilinsin ki; bâzıları hadîs-i şerîflerde az amele vaad edilen çok müjdeleri garipseyerek inkâr etmişlerdir ve ecrin çokluğunu, yorgunluğun çokluğuna bağlı zannetmişlerdir. Hâlbuki durum böyle değildir. Nitekim yüce sahâbî Temîm ed-Dârî (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim on kere: ‘Ben şâhitlik ederim ki, Allâh’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O tektir; hiçbir ortağı yoktur; bir olan tek ilâhtır, Samed’dir (uludur, her şey O’na muhtaç; O kimseye muhtaç değildir), eş ve çocuk edinmemiştir. Hiçbir şey O’na denk değildir.’ derse, Allâh-u Te‘âlâ ona kırk milyon hasene (sevap) yazar.” (et-Tirmizî, es-Sünen, rakam:3473, 5/514; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, rakam:2452, 4/392-235; İbnü ‘Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, rakam:11195, 53/118; İbnü Receb el-Hanbelî, Câmi‘u’l-‘ulûm ve’l-hıkem, 2/315; Celâlüddîn es-Süyûtî, Câmi‘u’l-ehâdîs, rakam:23117, 21/121; ‘Alî el-Müttakî el-Hindî, Kenzü’l-‘ummâl, rakam:3898, 2/234-235) Bu hadîs-i şerîf “Sünen-i Tirmizî” gibi Kütüb-i Sitte’den olan sahîh kaynaklarda rivâyet edilmektedir. Demek ki Allâh-u Te‘âlâ on kere tekrârı ancak bir-iki dakîka süren bu zikre kırk milyon sevap vaad etmiştir, burada mühim olan niyet ve samîmiyettir. Gösteriş için yapılan çok amel sâhibinin aleyhine dönecektir ve hiçbir sevap kazandırmayacaktır. Hâlbuki Allâh-u Te‘âlâ’nın rızâsı için ihlâsla yapılan ameller kat kat katlanarak insanın dünyâ ve âhiretinin mâmur olmasına vesîle olacaktır. İşte bu eserde sizlere lafzı kısa ama fazîleti sayılmakla bitmeyecek kadar fazla olan bâzı duâ ve zikirleri naklettik. Bunlardan bâzısı âhirete yönelik eşsiz mükâfatlar kazandırma husûsunda diğer bâzısı da karşılaşılan zorlukların aşılması için büyük bir tesir barındırmaktadır. Dolayısıyla “Az Amele Çok Ecir Vaad Edilen Zikir ve Duâlar” ismini verdiğimiz bu risâle serî bir şekilde tertîb etmeyi düşündüğümüz eserin birinci cüzünü teşkîl etmektedir. İmâm-ı Nevevî (Rahimehullâh)ın buyurduğu gibi: “Şu bilinsin ki fazîletli amellere dâir bir şey kendisine ulaşan kişinin, onunla ömründe bir kere dahî olsa amel etmesi çok uygun olacaktır ki bu sâyede (o kişi mahşerde) o amelin ehlinden (sayılmış) olacaktır. O fazîletli ameli (bir kere dahî işlemeyerek) mutlak mânâda terk etmesi ise uygun düşmez. Bilakis kolayına gelen şekilde yerine getirir. Çünkü Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: ‘Ben size bir şey emrettiğim zaman gücünüz yettiği nispette. ondan kolayınıza geleni yapın.’ (el-Buhârî, es-Sahîh, el-İ‘tisâm:3, rakam:7284, 9/258; Müslim, es-Sahîh, el-Hac:73, rakam:1337, 2/975) buyurmuştur.” (en-Nevevî, el-Ezkâr, 1/35) Bu duâları her gün her saat yapamayacaksak da hiç olmazsa ölmeden evvel ömrümüzde bir kere okuyarak fazîletine ermeye ve ehlinden olmaya gayret edelim. Muvaffak kılmak ancak Allâh-u Te‘âlâ’dandır.
190.80 ₺ -
Müslümanlık İnce İnsanlıktır
Tasavvuf, bugünün insanına ihtiyacı olan en büyük şeyi yani sevginin nasıl talim ve meşk edileceğini söyler. Müslümanlık İnce İnsanlıktır, Ömer Tuğrul İnançer’in Hakk’a ayna olan nutuklarından seçilmiş bir demettir. Fiziken aramızdan ayrılsa da Tuğrul İnançer, yazdıklarıyla bugün de gönüllerimize hitap etmeye; sosyal, ekonomik ve kültürel meselelerimize ışık tutmaya devam ediyor. Onun her satırı geçmişin zarafetini yansıtırken bugünün Müslümanına da dinî ve ahlaki meselelerin önemini yeniden hatırlatıyor. Tekke ve zaviyelerde asırlardır diri tutulan nezaket ve zarafetin örneklerini yaşayarak gösteren İnançer bu kitabında, evlilikten faize, ana-baba hakkından evlat hukukuna, ibadet ahlakından sosyal sorumluluklara, para ile imtihandan adalet ve zulüm dengesine kadar pek çok konuda kalıplaşmış yanlışlara karşı inananları daha dikkatli olmaya davet ediyor; zihinleri berraklaştırıp ezberleri yeniden düşünmeye çağırıyor. Tüm bunları kendine özgü, nüktedan ama her zaman dobra ve uyarıcı üslubuyla yapıyor. Dileriz ki bu eser, hakikatin sesine tercüman olan Tuğrul İnançer’in irşad halkasının genişlemesine vesile olur.
182.00 ₺ -
Dilden Dile Çevirinin Konukseverliği
Bir dili çevirmek, yalnızca kelimeleri değil, bir dünyayı konuk etmektir. Nihayetinde insanlığı bir araya getirmek, kültürler arası bir köprü kurmaktır. 2025 Hervé Deluen Büyük Ödülü sahibi filozof Souleymane Bachir Diagne Dilden Dile: Çevirinin Konukseverliği’nde bu düşünceyle yola çıkarak çeviri eyleminin geçirdiği süreçleri dil-kültür-toplum ilişkisi bağlamında inceliyor. Şiirden bilimkurguya, felsefeden sömürgecilik eleştirisine uzanan örneklerle çevirinin gücünü ve sorumluluğunu düşünmemizi sağlıyor. Çeviri yoluyla farklılıkların nasıl bir araya gelebileceğini, eşitliğin ve karşılıklı anlayışın nasıl mümkün olabileceğini sorguluyor. “Senegalli filozof, çeviriyi diller arasındaki eşitsizlik açısından inceleyerek derinlikli bir çalışma ortaya koyuyor.” –Bibliobs “Çeviri yapmak, dilsel egemenliğe verilen tepkilerin sonuçlarından biridir. Bu görüş, metnin merkezinde yer alıyor. Senegalli filozof, hümanist bir bakış açısıyla çeviri eyleminin etiğini sorguluyor.” –Seneplus
135.05 ₺ -
Nasihatname
Ehlisünnet akîdesinin itikatta imamlarından olan İmam Mâtüridî’ye izafe edilen eserlerin tanınması ve gün yüzüne çıkarılması son derece önemlidir. Bunların arasında geçen Pendnâme ve devamında yer alan Münâcât, Farsça yazılmış risale türü eserlerdir. Metinlerin içeriği geniş ölçüde Mâtüridî’nin görüşleriyle örtüşür. Nasihatnâme adıyla yayınladığımız bu eser, on bölüm şeklinde tasnif edilmiş ve her birinde dinî/ahlâkî tavsiyelere yer verilmiştir. Farsçası ile mukabeleli olarak neşrettiğimiz eser, İmâm Mâtüridî üzerine yapılan çalışmalara ve onun anlam dünyasını tanımaya katkı sağlamayı hedeflemektedir.
169.50 ₺ -
Mısırda Türkler Araplar ve Yahudiler
Dünya tarihinin tartışmasız en önemli aktörlerinden olan Osmanlılar her milletten tarihçinin ilgisini çekmiştir. Bunlardan biri de Yahudilerdir. Ortaçağ Avrupası’nda büyük baskılar altında yaşayan Yahudiler, dini hoşgörü ve hukuki güven altında kendilerine geniş sosyo-ekonomik özgürlük sağlayan Osmanlı Türklerinin yüksek ahlâkını takdir etmek, Türklere ve hamiyetli sultanlarına sevgi, vefa ve minnettarlıklarını göstermek, her şeyden önemlisi de XVI. yüzyıldan itibaren İspanya ve Portekiz başta olmak üzere, Hıristiyan Batı’da yaşadıkları zulüm ve sürgünleri nesillerine aktarmak amacıyla tarihi kayıtlar tutmuşlardır. Yayınladığımız bu kitabın konusu da, bu tarihi kayıtlardan biri olan, XVII. yüzyılda Mısır’da yaşamış Yahudi tarihçi Yosef ben Yitshak Sambari’nin (1640-1703) Sefer Divrey Yosef isimli kroniğidir. Sambari, Ortaçağ’da kaderlerini paylaştıkları Müslümanların tarihini esas alarak Yahudi tarihini harmanlandığı ilginç ve dikkate alınması gereken bu kitabı kaleme almıştır. Tarihi malzemenin ortak merkezli devirler halinde tasarlandığı kronikte hem Türk-İslam tarihi hem de Yahudi tarihi, yazarın yaşadığı Mısır merkezli anlatılmıştır.
434.25 ₺