-
Hadîs Rivâyet Tarihi
Hicrî ikinci asırdan itibaren hadîsleri yazıyla zabt altına alma çalışmaları yoğunlaşmıştır. Başlangıçta amaç, Hz. Peygamber'e (s.a.v) ait hadîslerin söz konusu kaybolma tehlikesine karşı herhangi bir şekilde yazıya geçirilmesiydi. Hicrî üçüncü asırda ise, yazılı olarak toplanan bu hadîslerden daha verimli bir şekilde istifâde etmek amacıyla tasnîf faaliyeti başlatıldı. Rivâyetlerin tesbît ve tahkîki çalışmaları ise hicrî beşinci asırda son bulmuş, bundan sonra daha çok tehzîb çalışmaları ağırlık kazanmıştır. Bu çalışmamızı tamamlarken, bazı açılardan kendimizi sınırlamak zorunda olduğumuzu fark ederek hadîs tarihini, rivâyetle kayıtlandırma gereği duyduk ve elinizdeki bu çalışmaya Hadîs Rivâyet Tarihi adını verdik. Bu konuyu, rivâyetle kayıtlamak suretiyle hadîs tarihi ile ilgili iki husustan müstağni kalmayı amaçladık. Birinci olarak, hadîs tarihiyle ilgili mevzular, hadîs rivâyetlerinin tamamlandığı ve eserlerin çoğunlukla tasnîf edildiği hicrî beşinci asra kadar sınırlanmış oldu. Böy¬lece hicrî beşinci asır sonrası tarihi ve eserleri bu çalışmanın alanı dışında bırakıldı. İkinci olarak da hadis tarihi içerisin¬de yer alan konuların tamamı yerine, rivâyetle doğrudan ya da dolaylı fakat çok yakından alakalı konuları incelemek yeterli hâle geldi. Hadîs tarihi alanında olmasa da Hadîs Rivâyet Tarihi olarak, ilk sayılabilecek bu eserin oluşmasında bugüne kadar üzerimde hakkı olan ve emeği geçen tüm hocalarıma ve meslektaşlarıma duacıyım.
182.00 ₺ -
Nesillerden Nesillere Armağan Sözler Hazinesi
"Elinizdeki bu kitap; derlenen âyet ve hadis meallerinden, atasözü, beyit ve mısralardan; şiir, fıkra ve notlardan; İslâm büyüklerinin ve Batılı düşünürlerin vecîze ve hikmetli sözlerinden oluştu. 40 yıllık ilgi ve bilgi birikimi olan bu derleme, 475 konuyu kapsamaktadır. Konular, alfabetik başlıklar hâlinde hazırlandı ve kendi içinde kompoze edilmeye çalışıldı. Bu kitapta derlenip bir araya getirilen sözler; nesilleri birbirine bağlayan bir köprü ve nesiller boyunca babadan oğla, anneden kıza, devredile gelen değerli birer vasiyet, emanet ve paha biçilemez armağandır; sözlerin özü ve insanlık tarihi boyunca binlerce tecrübenin hayata tutulan ışığıdır. Bu kitapta; öğretmen-öğrenci, âmir-memur, asker, din görevlisi, işçi, çiftçi, gurbetçi, esnaf, her görüş, her meslek ve her yaştan kadın-erkek, genç-ihtiyar, okur-yazar, herkes aradığını bulacaktır. Usanmadan ve zevkle okuyacağınızı umduğum bu sözlerle; konuşmalarınız, yazışmalarınız ve yaşayışınız daha bir güzel, hayatla ölüm arasındaki her şeye bakışınız daha bir derin ve anlamlı olacaktır, inşallah."
455.00 ₺ -
Hikmet Deryasında Seyran Hikmetname
Bir ‘hikmetnâme’ tarzında hazırladığımız kitabımızın ismini Hikmet Deryâsında Seyran koymamızın nedeni; Kurân-ı Kerîm ve onda bildirilen emir, yasak ve yaşanmış tarihi bilgilerin hepsinde bizim görüp bildiklerimizin bâtınında çok önemli hikmetlerin olmasıdır. İlk önce, Kur’ân’ın özünün Fâtiha sûresi, Fâtiha’nın özünün de Besmele (Bismillâhirrahmânirrahîm) olduğundan hareketle yola çıktık. İkinci olarak ise, hakîkate dair bilgi ve sırları içinde saklayan, deryâdan bazı hakîkat incilerini kitabın sayfalarına yansıtmaya çalıştık.Bu kitap, Besmele ve Fâtiha şerhinin, mübârek sayılan gün ve gecelerin, ledün deryâsında saklı hakîkat incilerinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Sonsuz, sınırsız bu ilim deryâsının gizemlerini açığa çıkarabilmek, her ne kadar sözle, kitap okumakla ya da ezber etmekle mümkün değilse de, okumakta olduğunuz bu kitapta o incilere ulaşabilmenin târifini bulacaksınız inşâallah
169.00 ₺ -
Farsça YDS Hazırlık Kılavuzu Metinler Alıştırmalar - Ön Kapak Farsça YDS Hazırlık Kılavuzu Metinle Gramer Sözlük
Yılda birden fazla sınavları yapılan İngilizce, Almanca ve Arapça dilleri için yeterli sayılabilecek seviyede kaynak bulunsa da Farsça için aynı durum söz konusu değildir. Zira Farsça Yabancı Dil Sınavına yönelik yazılan kimi kaynaklar tamamen gramer konuları ile doldurulmuş, kimi kaynaklar ise neredeyse gramere değinmeden hazırlanmıştır. Bu alanda önemli bir boşluğun olması bizi bu kitabı hazırlamaya sevk etmiştir. Uzun bir çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan bu kitabın amacı, hem Fars diline aşinalık kazandırmak hem de Yabancı Dil Sınavına(YDS) hazırlanan adaylar için temel bir kaynak oluşturmaktır.
227.50 ₺ -
Mecmûatül Ahzâb Nakşibendî Dua Kitabı 3
19. yüzyılın en değerli İslâm alimlerinden olan Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Hazretleri 28 yılda 4 kütüphanede 18 bin eser üzerinde çalışarak, İslam dünyası için çok önemli eserler hazırlamıştır. .Duaları konu alması sebebiyle, bu eser bir dua kılavuzu, dualar mecmuasıdır. Hastalıklara karşı şifa, rızkın bereketlenmesi, nazardan korunma gibi duaları da barındıran bu eserin içinde, hizbler dikkat ve itina ile düzeltilmiş ve her bir duanın ismi ayrı ayrı yazılmıştır. Mecmuatu’l-Ahzab Dua Kitabı’nın Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Hazretleri tarafından on yıldan fazla bir süredeki çalışması sonucunda meydana gelmiştir. Kitap 3 ciltten oluşmaktadır. Mecmûatü’l Ahzâb Nakşibendî Dua Kitabı ikinci cildidir.
715.00 ₺ -
Mecmûatül Ahzâb Şâzelî Dua kitabı 1
19. yüzyılın en değerli İslâm alimlerinden olan Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi hazretleri 28 yılda 4 kütüphanede 18 bin eser üzerinde çalışarak, İslam dünyası için çok önemli eserler hazırlamıştır. .Duaları konu alması sebebiyle, bu eser bir dua kılavuzu, dualar mecmuasıdır. Hastalıklara karşı şifa, rızkın bereketlenmesi, nazardan korunma gibi duaları da barındıran bu eserin içinde, hizbler dikkat ve itina ile düzeltilmiş ve her bir duanın ismi ayrı ayrı yazılmıştır. Mesela: Hizb-i Bahr, yani Denizde Okunacak Hizb, Hizb-i Nasr: Yardım İçin Okunacak Hizb. Hizb-i Ekber, Hizb-i Bahiye, Kenz-i A'zam, Hizb-i Nevevi, Hizb-i Konevi, Hizb-i Ebissuud, Hizb-i Mevlana, Hizb-i Suhreverdi, Hizb-i Masfun, Hizb-i İbni Meşiş gibi. Bazıları tarikatta muteber olan kitaplardan mübarek duaları bu kitaba eklemiştir. Bazı duaları da büyük alimlerin evlatlarından isteyerek bu dualara eklemiş ve topyekün iki bin sahifeyi aşkın bir dua hazinesi hazırlamıştır.
715.00 ₺ -
Mecmûatül Ahzâb İbnî Arabî Dua Kitabı 2
19 yüzyılın en değerli İslâm alimlerinden olan Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Hazretleri 28 yılda 4 kütüphanede 18 bin eser üzerinde çalışarak, İslam dünyası için çok önemli eserler hazırlamıştır. .Duaları konu alması sebebiyle, bu eser bir dua kılavuzu, dualar mecmuasıdır. Hastalıklara karşı şifa, rızkın bereketlenmesi, nazardan korunma gibi duaları da barındıran bu eserin içinde, hizbler dikkat ve itina ile düzeltilmiş ve her bir duanın ismi ayrı ayrı yazılmıştır. Mecmuatu’l-Ahzab Dua Kitabı’nın Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Hazretleri tarafından on yıldan fazla bir süredeki çalışması sonucunda meydana gelmiştir. Kitap 3 ciltten oluşmaktadır. Mecmûatü’l Ahzâb İbnî Arabî Dua Kitabı ikinci cildidir.
715.00 ₺ -
Başlangıçtan Emevi Devletinin Sonuna Kadar İlk Dönem İslam Tarihi ve Medeniyeti
Akademik açıdan bir felsefe doktoru olmasının yanısıra Arap Dili ve Edebiyatı alanında da ilim dünyasına nitelikli ve özgün eserler kazandıran Ömer Ferrûh aynı zamanda İslâm Tarihi ve Medeniyeti’ne dair vukufiyetli çalışmalar yapmıştır. Müellifin tercümesini hazırladığımız Tarihu Sadri’l-İslâm ve’d-Devleti’l-Ümeyye isimli kitabı ise onun hem kısa bir ilk dönem İslam Tarihi çalışması hem de İslam tarihi yazım metoduyla ilgili muhtasar bilgi ve değerlendirmelerinin sunulduğu orijinal bir eserdir. İslam öncesi döneminden başlayıp Emevîler Devleti’nin sonuna kadar özet olarak İslâm tarihinin dönüm noktalarını ve İslam Medeniyeti’nin zihnî arka planı ve kurumlarını ele alan bu çalışmanın belki de en özgün yanı asıl alanı Felsefe ve Arap Edebiyatı olan bir araştırmacının İslam tarihi ve Medeniyeti üzerine özgün değerlendirmeler ihtiva ediyor olmasıdır. Eser bu haliyle bir anlamda “İlk Dönem İslam Tarihi ve Medeniyetine Giriş” mahiyetinde bir çalışma hüviyeti taşımaktadır. Bu sebeple kitabın çevirisi muhtevayı yansıtmak amacıyla “Başlangıçtan Emevî Devleti’nin Sonuna Kadar İslâm Tarihi ve Medeniyeti” başlığıyla yayınlanmıştır.
162.50 ₺ -
Örnek Ahlâklarıyla Peygamberler
Bütün peygamberler, Allah’ın emirlerini kullarına ulaştırmak ve onlara doğru yolu göstermekle görevlendirilmiş hidayet elçileridir. Onların esas itibariyle iki temel görevi olup bunlar tebliğ/duyurma ve beyan/açıklamadır. Peygamberlerin tebliğ ve açıklama gibi esas görevlerinin tamamlayıcısı olarak diğer bir misyonları ise tebliğ ettiklerinin pratik olarak hayata ve davranışlara yansıtılmasıdır ki, buna genel olarak ahlâk adını vermek mümkündür. Ahlâk en basit anlamıyla insanın tavır ve davranışlarını Allah’ın istediği şekilde tanzim etmesi demektir. Bundan dolayı ilk peygamber Hz. Adem’den son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) kadar bütün peygamberler tebliği görevlerinin yansıra bir ahlâk elçisi ve önderi misyonunu da îfâ etmişlerdir. Yüksek ahlâkî erdemler Allah Elçileri’nin herbirinde bulunmakla birlikte yaşadıkları dönem ve şartlar gereği bazılarında belli ahlâkî erdemlerin daha belirgin hale geldiğine de şahit olunmuştur. Bu hususta Cenab-ı Hakk, Kur’ân-ı Kerîm’de “O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık” (Bakara, 2-253) buyurmuştur. Nitekim Allah elçileri arasında Hz. Âdem tevbesiyle, Hz. Eyyûb sabrıyla, Hz. İbrahim cesaret ve mücadelesiyle, Hz. İsmail teslimiyetiyle, Hz. Yûsuf iffetiyle, Hz. Mûsa zulme karşı baş kaldırışıyla, Hz. Lokmân ise hikmetiyle temayüz etmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) ise “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” hadisinde de ifade ettiği gibi kendisinden önceki peygamberlerin temsil ettikleri bütün ahlâkî özellik ve güzelliklerin en mükemmel örnekliğini bütün insanlığa en güzel haliyle sunmuştur.
130.00 ₺ -
Kuran Temelli Siyeri Nebi
İnsanlığa son ilâhî mesaj olan Kur’ân-ı Kerîm esas itibarıyla bütün İslâmî ilimlerin temel kaynağını teşkil eder. Başka bir ifadeyle İslâmî ilimler İslâm dininin kaynağı olması bakımından esas itibariyle Kur’ân’a dayanır. Dolayısıyla sadece kıraat ve tefsir gibi doğrudan Kur’ân’la ilgili ilimlerin değil, hadîs, fıkıh, kelâm, tasavvuf ve İslâm felsefesi gibi ilimlerin de esas kaynağı Kur’ân’dır. Çünkü Kur’ân, bütün bu ilimlerin konularıyla ilgili temel bilgiler, ilkeler ve hükümler vaz’etmektedir. Hz. Peygamber’i (s.a.s) insanlığa tanıtan en orijinal ve en sahih kaynak Kur’ân’dır. Bu sebeple Hz. Muhammed’le (s.a.s) ilgili tasavvurda ana çerçeveyi belirleyecek olan bu kitap olmalıdır. İşte bundan dolayı Kur’ân, tanıttığı Peygamber, peygamberlik kurumu ve Hz. Peygamber’le (s.a.s) ilgili tüm tasavvur ve yaklaşımların kendisine vurulması gereken mihenk taşıdır. Zihnimizde oluşması gereken peygamber tasavvurunun esas kaynağı Kur’ân olmalıdır. Allah Rasûlü (s.a.s) hakkında bir bilgi, bir düşünce nerede yer alırsa alsın, kimden gelirse gelsin, Hz. Muhammed (s.a.s) ile ilgili olarak Kur’ân’daki temel çerçeveyle uyumlu değilse, o bilginin herhangi bir değer ifade etmesi mümkün değildir. Bu sebeple Hz. Peygamber’in (s.a.s) hayatı Kur’ân’dan hareketle yazılmalıdır. Kur’ân merkezli hazırlanacak siyerlerde Hz. Peygamber’in (s.a.s) şahsiyetinin, Allah’ın kendisine bahşettiği ahlâkî, psikolojik ve aklî yeteneklerinin olgunluk, üstünlük ve parlaklığın zirvesine nasıl ulaştığı; davetin seyrinde meydana gelen olayların, mücadele, direnme, meydan okuma, hicret, cihad, gazveler, fetihler, gelişme ve ilerlemeler ele alınmalıdır. Bu yaklaşım biçimi İslâm davetinin geçirdiği safhaları kavratarak, büyük zafere ulaşıncaya kadar yaşanan süreci en doğru bir şekilde anlamaya imkân sağlayacaktır.
143.00 ₺ -
Hz Peygamber sav Döneminde Münafıklar
Risâletin Medine döneminde zahiren Müslüman görünen ancak gönülleri Müslümanların düşmanı gruplarla birlikte olan münafıkların Müslümanların içinde yaşamaları, üstelik Müslümanların yakın akrabası olması da onların Müslüman toplum için tehlikesini daha da artırmaktadır. Adeta virüslerin vücut içinde barınmak suretiyle bedenin bağışıklık sistemini zafiyete uğratıp dışarından gelecek hastalıklara da açık hale getirmesi gibi nifak hareketi de benzer şekilde müslüman toplum bünyesindeki birlik ve dayanışmayı zafiyete uğratacak faaliyetler gerçekleştirirken, bir taraftan da Müslüman toplumu yok etme hedefini taşıyan başta müşrik-Yahûdîler olmak üzere her türlü düşman oluşumlarla iş birliği yapmak suretiyle Müslüman toplumu tehdit etmiştir. Mevcut şartlarda çift yönlü faaliyet gösteren münafık grupla mücadelenin açık düşmanlarla mücadeleye göre farklı stratejilerle gerçekleştirilmesi zarureti vardır. Hz. Peygamber (sav) Döneminde Münafıklar başlıklı bu çalışma nifak hareketinin ilk ortaya çıktığı ve Müslümanlara karşı organize faaliyetler gerçekleştirmeye başladığı Medine döneminde Hz. Peygamber’in (sav) ve Müslümanların nifak hareketi ve münafıklarla mücadelesinin ortaya konulmasını hedeflemektedir. Kaldı ki nifak hareketi Hz. Peygamber (sav) döneminde çıkmış olmakla birlikle benzer ortam ve şartlar oluştuğunda sonraki zamanlarda da mutlaka kendini gösterecektir. Bu sebeple Hz. Peygamber’in (sav) ve ilk Müslümanların nifak hareketiyle mücadele stratejisi benzer durumlarla gelecekte karşı karşıya kalma durumunda kalan Müslüman toplumlar için de örnek strateji olma özelliği de taşımaktadır.
104.00 ₺ -
Ebu Cafer Mansur Önderlerimiz 23
Abbâsî hanedanının ilk hâlifesi Ebü’l-Abbâs Seffâh’ın ardından halifeliği üstlenen Ebû Cafer Mansûr gerçek anlamda Abbâsîler Devleti’nin kurucusu sayılır. Onun idaredeki ilk önemli adımları ise Emevîlere karşı gerçekleştirilen ihtilal hareketinin ortaklarını sırasıyla tasfiye edip yönetimi Abbâsî hanedanında birleştirmesi suretiyle iktidarda birliği sağlaması, bunun devamı mahiyetinde Emevî yönetiminin yeniden canlandırılması adına gerçekleştirilen isyan faaliyetlerini başarısız kılmasıdır.Ebû Cafer’in iktidarda baş etmek durumunda kaldığı en önemli dâhilî problemler ise Ebû Müslim’in öldürülmesi bahanesiyle ortaya çıkan Horasan ve Maveraünnehr merkezli siyasî isyanlardır. Yönetimi tehdit eden diğer bir faaliyet ise iktidarın aslında kendi hakları olduğuna inanan bu uğurda Emevîler döneminden itibaren mücadele eden Ali evladı hareketleridir. Mansûr bunların yanı sıra farklı zamanlarda ülkenin değişik bölgelerinde yaşanan Hâricî isyanlarını da etkisiz hale getirmiştir.Halîfeliği döneminde bir taraftan dâhilî problemlerle meşgul olan Ebû Cafer Mansûr diğer taraftan da Abbâsî hanedanına devlet olma karakteri kazandırmak adına ülkeye yeni bir başkent kurma ihtiyacı duymuş, bu sebeple uzun araştırmalar sonucunda günümüz Irak’ının da yönetim merkezi olan Bağdat’ı başkent sıfatıyla inşa etmiştir. Bağdat, kuruluşundan itibaren sadece bir siyasî merkez olmayıp aynı zamanda ilim, kültür, sanat ve ticaretin de rakipsiz merkezi olma özelliğini uzun asırlar devam ettirmiştir. Bütün bunlar sebebiyle Abbâsîler devleti tarihinde Ebû Cafer Mansûr döneminin önemli bir dönüm noktası olduğunu tespit etmek, kendisini de gerçek anlamda Abbâsîler devletinin kurucusu olarak kabul etmek mümkündür.
78.00 ₺ -
Kırk Ambar 2
Rümuz-ül Edeb'in bir tür edebiyat tarihi olmasına karşın Lehçe-t-ül Hakayık bir tür düşünceler tarihi. Kırk Ambar'ın bu yeni 2. cildi, 1980'de yayımlanan ve tek bir baskı yapan Kırk Ambar'ın ikinci bölümünde ele alınan konuların yeni konularla zenginleştiği, 1981 yılında Ankara'da bir kez basılan Bir Facianın Hikâyesi adlı kitabın içeriğinin de bu konulara eklendiği çok daha kapsamlı ve tamamen gözden geçirilmiş bir hali. Cemil Meriç'in ele aldığı birçok konu bugün de güncelliğini koruyor, bugün de o konuların çeşitliliğinden ve içerdikleri kimi düşüncelerden yararlanmak pekâlâ mümkün. Cemil Meriç okuyucusunu, bir kez daha, "düşünenlerin düşüncesini düşünmeye, sonra da onların tesirinden kurtularak kendi kafasıyla düşünmeye ve hiçbir görüşün esiri olmamaya" davet ediyor. Aydını aydın yapan da "uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs" değil mi?
622.50 ₺ -
Kırk Ambar 1
Kırk Ambar “bütün eserleri”ni yayımladığımız Cemil Meriç’in dokuzuncu ve -belki de- en önemli kitabı. Adeta bir “mefhumlar kamusu”, “dağınık ve derbeder bir ansiklopedi”. Üstâda göre, “kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası”. “Bütün eserleri” yayına hazırlayan Mahmut Ali Meriç, bu “abide”yi önemine binaen iki ayrı cilt halinde yeniden düzenledi. Kırk Ambar’ın ilk cildinin başlığı “Rümuz-ül Edeb”. Bu cilt, dünya edebiyatından yola çıkarak klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın romanından edebiyat tarihinin tarihine uzanıyor. Cemil Meriç, bu uzun edebî yolculukta okuru düşünmeye davet ediyor. Kırk Ambar’da yolculuğumuz “pek yakında”, ikinci cilt “Lehçe-t-ül Hakayık”la devam edecek...
556.10 ₺ -
X Malcolm
X, Malcolm X'in günlüklerinden, konuşmalarından ve en yakınları ile yapılan görüşmeler sonucunda kızı İlyasah Shabazz tarafından kaleme alınmış bir eser. Bu tanıklıklar Malcolm'un çocukluğuna, gençliğine ve X olma yolunda geçtiği tüm yollara ışık tutuyor. Ben Malcolm’ım. Malcolm Little’ım. Babamın oğluyum. Ama babamın oğlu olmak, her zaman peşimde olacakları anlamına geliyordu. Onlar her zaman peşimden gelecek ve ben her zaman yakalanacaktım. Malcolm Little’ın ailesi ona her zaman istediği şeyi başarabileceğini söylemiştir. Ama o bunların hepsinin yalan dolan olduğunu düşünür çünkü bu söylemlerine rağmen babası öldürülmüş, annesi ondan koparılmış ve avukat olma hayalleri, aşağılanarak okuldan soğuması sonucu suya düşmüştür. Çabalamanın anlamsız olduğu sonucuna varan Malcolm Boston ve New York’un gece hayatının büyüsüne kendisini kaptırıp şık kıyafetlerin, cazın, kızların ve esrarın dünyasına sığınmıştır. Ne var ki Malcolm geçmişini ardında bırakmaya çabaladıkça küçük üçkağıtlarla başlayıp kapıldığı tehlikeli girdaba daha hızlı bir dalış yapar. Halbuki kendisi de içten içe bunun sahte bir özgürlük olduğunu ve geçmişinden sonsuza dek kaçamayacağının farkındadır. X, Malcolm’ın çocukluk döneminden başlayarak yirmi yaşında hırsızlıktan hapse girip orada inancı bulmasıyla kendisine yeni bir yol seçişini ve söylemleri bugünlere dek ulaşan güçlü bir ses haline gelişini anlatır.
113.40 ₺ -
Hakikat Çağrısı
Elinizdeki eserde İslâm düşüncesi tarihinde bir dönüm noktası olan Gazzâlî’nin iki metni bir arada yer alıyor. Risalelerden ilki olan Ey Oğul / Eyyühe’l-Veled, Gazzâlî’nin talebelerinden birisinin sorduğu bazı sorulara cevap olarak kaleme alınmıştır. Soruları soran kişi, yıllar boyunca öğrendiği ilimlerden hangilerinin kendisine ahirette faydalı olacağını merak etmekte ve bununla ilgili meseleleri hocasının küçük bir risalede özlü ve derli toplu bir biçimde kaleme almasını rica etmektedir. Bu metin, ahiret yolunda yürüyen bir mü’mine kılavuzluk etmek üzere gerekli ilkeleri içeren ve yüzyıllar boyunca çok okunmuş olan bir risaledir. İkinci risale, tasavvuf ehlinin keşif ve ilham yoluyla elde ettikleri ledünnî ilmin imkânını ortaya koymak üzere kaleme alınmıştır. Dostlarından birisi ledünnî ilmi kabul etmeyen birinden bahseder, bu kişi ilimlerin ancak çalışılıp öğrenilerek elde edileceğini savunmaktadır. Dostu, Gazzâlî’den bu konuyu temellendiren bir metin yazmasını rica eder. Gazzâlî de bu istek üzerine bilgi teorisi ve psikolojiyle alakalı olan bu önemli metni kaleme alır.
82.60 ₺ -
Kendini Aldatan İnsan
Aldanışı, insanlığın trajik bir hakikati olarak sunan el-Keşf ve’t-Tebyîn fî Ğurûri’l-Halki Ecmaîn, gururun/aldanışın arkasındaki aldanma hikâyelerini çeşitli tasvirlerle ortaya koyuyor. Bu anlamda “Tüm İnsanların Aldanışının Keşif ve Beyanı” olan bu kitapta Gazzâlî; insanların, arzularını tatmin yönündeki tabii temayüllerine uymalarından çok, bunların üzerini örten bazı erdemler vasıtasıyla kendilerini kandırmalarıyla ilgileniyor. Bu yüzden de kitapta, aldanışın elinden neredeyse kimsenin kurtulamadığını görmek hiç şaşırtıcı değildir. Gazzâlî’nin asıl gündemi ise aldanmamış gibi görünen, toplumda itibar gören ve rol model kabul edilen sınıfların gizli aldanışıyla ilgilidir ki kitabın muhtevasının büyük kısmı buna ayrılmıştır. Gazzâlî’nin aldandıklarını iddia ettiği ve aldanış hikâyelerini geniş biçimde resmettiği, çeşitli gerekçelerle temellendirdiği gruplar, kitapta dört sınıfta toplanıyor: âlimler, âbidler, zenginler ve sûfîle Günümüzde dinî yönelişlerin özellikle sosyal organizasyonlar ölçeğindeki büyük tecrübesini göz önünde bulundurduğumuzda, kitabın hâlâ güncelliğini koruduğunu görmemek mümkün değildir.
104.30 ₺ -
Derviş Lokması
İslam medeniyetinin en önemli şubelerinden biri olan Türk kültürü geniş bir coğrafyaya tekke ve zâviyeler eliyle yayılmıştı. Tekke ve zâviyelerdeki tasavvuf terbiyesi ise hayatın her alanını kuşatıcı prensipler etrafında örülmüştü. Bu prensipler de âdâb ve erkân üzere yaşanmıştı. İşte sofra âdâbı, dervişlerin yemek kültürü özünü buradan almış, helâlin verdiği leziz koku bütün dünyaya yayılmıştı. Derviş lokmasını ve Osmanlı tekke mutfağını, İslâmî gastronomiye kapsamlı bir yaklaşım ve birleştirme şevkiyle -belki de iştahı demek daha uygundur- ele alma ve sofralarımızı unutulmakta olan bu lezzet dünyasıyla buluşturma arzusundaki bu kitap, sofralarımıza lezzet ve ruhumuza bir tasavvuf neşvesi olacaktır.
244.30 ₺ -
Fususul Hikem Şerhi
“Allah doğruyu kâmillerin diliyle söyler, yolunu Kendisine yönelenlere ve arayanlara gösterir.” Muhyiddîn İbn Arabî (ö. 638/1240), Şam’da iken gördüğü müjdeleyici bir rüyada Peygamber Efendimiz’in (sav) elinde bir kitapla kendisine şöyle dediğini nakletmiştir: “Bu Fusûsu’l-Hikem [Hikmetlerin Kaşları] kitabıdır. Onu al ve insanlara çıkar.” İbn Arabî için bu rüya nebevî bir emirdir ve bu emri lâyıkı ile yerine getirir. Fusûsu’l-Hikem, tasavvuf yolunu aydınlatmak üzere yazılmış, nice hikmetler ihtiva eden ve nebevî pınardan kaynayan kıymetli bir eser olarak İslam tasavvuf ve irfanının temel metinleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Kur’ân’da ve hadislerde adı geçen yirmi yedi peygambere birtakım “hikmetler” nispet eden ve onları açıklayan yirmi yedi fasstan/bölümden oluşan Fusûs, Hz. Âdem’in hikmetiyle başlar, Hz. Muhammed’in hikmetiyle sona erer. Eser, peygamber hayatlarıyla ilgili ayet ve hadislerin vahdet-i vücûdcu bir yorumu olarak okunabilir. İbn Arabî, tasavvuf geleneğinde hiç şüphesiz ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Füsûsu’l-Hikem de Ekberî gelenek içinde müstesna bir mevkidedir. Kayserî’nin telif ettiği bu şerh ise Fusûsu’l-Hikem şerhleri içinde muteber kabul edilmiştir. Eserin “Mukaddimeler”inde felsefî tasavvufun bütün meseleleri on iki bölümde incelenmiş, hatta şerhten ayrı olarak istinsah edilip ayrı bir risale şeklinde de neşredilmiştir. Kayserî’nin, İbn Arabî’nin (başta vahdet-i vücûd meselesi olmak üzere) düşüncesini çok iyi kavradığı açıkça görülmekte, yaptığı atıflarla diğer eserlerine olan derin vukûfiyeti de göze çarpmaktadır. Bütün bunların yanında, üslubundaki itidal, nezahet ve ciddiyet, zihni gibi kaleminin de güçlü bir eğitimden geçtiğini göstermekte; bu meziyetleriyle Kayserî, okuyanlarda derin bir hayranlık ve saygınlık hissi bırakmaktadır.
979.30 ₺ -
Hekatonla Son Tango
Hekatonkheires (Hekaton), Yunan mitolojisindeki titanlardan Gaia ile Uranüs’ün elli başlı, yüz kollu oğulları olan Kottos, Briareus ve Gyes’in bir temsilidir. Uranüs, Hekatonkheires’ten hem iğrenir hem de iktidarını ona kaptırmaktan korkar. Hâlbuki bu figür, çok başlı ve stabil olmayan yapısıyla hem katildir hem de maktuldür. “Son tango”nun Hekaton’u ise küresel çapta sürdürülen çeşitli propaganda ve eşik altı mesaj uygulamalarıyla “Aileyi İfsad Etme ve İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Küresel Proje Savaşı”nın bir temsilidir. Günümüzün Web 2.0 ve yeni medya dünyasında kadim terbiye sisteminin çökertilmesi, kadın hakları adı altında bir “erkek kadın” figürü yaratılması, baba otoritesinin kasıtlı olarak yıktırılması, her türlü cinsel sapkınlığın eş zamanlı olarak arttırılması ve “toplumsal cinsiyet” adı altında kadın ve erkek farkının ortadan kaldırılması gibi beş ana cephede süren bu savaşa ulusal ve global anlamda, ayağı yere basan çözüm önerileriyle dur demenin vakti gelmiştir.
209.30 ₺ -
Hz Peygamberin Hayatı
“Bu kitap, siyer kitaplarının en güzeli, güvenirlik açısından en üstünü, insanlar için en faydalısıdır. Siyer konusunda yazılmış en önemli kitaplardan biri olarak kabul edilir. Peygamberimizin (sav) doğumundan başlayarak refîk-i âlâya ulaşıncaya kadarki sîretini İbn Hişâm’ın kaleminden okuyabilirsiniz. Türkçeye tercümesini en elzem kitaplardan biri olarak gördüğüm bu eserin, kıymetli kardeşim Muhammed Yazıcı Hoca tarafından Türk okuruyla buluşturulmak üzere hazırlandığını öğrendiğimde çok mutlu oldum. İnanıyorum ki elinizdeki tercüme, sîret-i nebeviyyenin hoş kokusunu size ulaştıracaktır. O pîr ü pâk sîretin sahibine en içten selâmlar olsun!” - Muhammed Ali es-Sâbûnî “Sîretü İbn Hişâm, siyer kitaplarının en önemlilerinden ve aslî kaynaklarından sayılan İbn İshak’ın Sîret’inin düzenlenmiş halidir. Efendimizin (sav) hayatını akıcı bir şekilde okumak için bu güzel kitabın muhtasar haline nicedir ihtiyaç duyulmaktaydı. Bu, bütün Müslümanları ilgilendiren bir durumdu. Bundan ötürü Sîretü İbn Hişâm’ın Türkçeye tercümesi, Asr-ı Saâdet hadiselerine aslî kaynaklarından vâkıf olmak isteyenlere ciddi katkı sağlayacaktır.” - Mücir el-Hatîb Siyer-i Nebî okumaları, başta tarih ve İslamî ilimler olmak üzere birçok sosyal bilim dalının ana unsurlarından olmakla birlikte bir Müslümanın, nebevî geleneğe vukufiyeti açısından, başlaması ve devam ettirmesi gereken en önemli amellerden biridir. Ne var ki günümüze ulaşmış birçok siyer çalışması, gerek tam metin gerek muhtasar olsun, özellikle gençlerin kendi istidadlarınca bir seçim yapmalarını zorlaştırabilmek - tedir zira sayı arttıkça güvenirlik azalabilmektedir. İşte bu noktada, Sîretü İbn Hişâm’ın Türkçe bir muhtasarı, onun bütün siyer literatürüne yön veren bir eser olması hasebiyle azâmî önem arz etmekteydi. Zira İbn Hişâm’ın, İbn İshak’ın siyer çalışmasına ve İbn Şihâb ez-Zührî’nin detaylı ve sahih rivayetlerine dayanırken öncüllerindeki malumatı âlimâne süzgecinden geçirerek hazırladığı bu eser, İslam’ın siyerle güçlenen geleneğini sistematik bir şekilde literatüre kazandırmıştır. Titiz bir tercüme, ihtisar ve hâşiye çalışmasıyla günümüz okuru için daha da anlaşılır bir şekilde muhtasar hale getirilen Sîretü İbn Hişam, hafızaları tazelemek, İslam’ın ana düsturlarını ayrıntıları ile birlikte pekiştirmek, Asr-ı Saâdet hadiselerini siyer kronolojisi dâhilinde hatırlamak, birçok âyetin nüzul sebeplerini de bu zincir içinde vazetmek üzere okuruyla buluşuyor.
454.30 ₺ -
İnsan Nasıl İnsan Oldu
İnsan, insan olduğundan beri, en temel meselesini oluşturan o soruyu sorar: “Ben kimim ve nasıl bu hâli aldım?” Yeryüzünde hiç kimse söz konusu soruya geride başka bir soru(n) kalmayacak şekilde net cevap vermez, veremez… Böylelikle insanın, bu esrarlı evrende bir sır olarak kalması, varoluşunun en temel dinamiğini oluşturur. Hayatın imtihan olması biraz da bu sırrın sır olarak kalmasına bağlı değil midir? el-Fusûl fi’l-Es’ile ve’l-Ecvibe’de Gazzâli, insan ruhu ve onun bedenle ilişkisi çerçevesinde kendisine yöneltilen yedi soruyu cevaplıyor. Soruların temelinde Kur’ân’da insanın yaratılış sürecine temas eden, “ruh” ve onun bedene yansıtılma şekli olan “nefh” ile ilgili âyetler bulunuyor. Gazzâli’nin Kelâm-ı Kadim’den hareketle getirdiği cevaplar, onun felsefî-kelâmî ve tasavvufî düşüncesini deklare etmesi açısından da ayrıca dikkat çekici.
97.30 ₺ -
Düşünmenin Doğru Ölçüsü
Gazzâlî’nin Ta’lîmiyye olarak da anılan Nizârî-İsmâilî Şiîlerine yönelik bir eleştiri olarak kaleme aldığı el-Kıstâsü’l-Müstakîm, din söz konusu olduğunda aklı kullanmaya karşı olan bir mezhebin sıkı takipçisine aklı kullanmanın ölçüsü ve gerekliliğini ustaca anlatmaktadır. Gazzâlî burada, özellikle felsefe ve dinin sık sık başvurduğu iki referans olarak mantık ilmi ve Kur’an üzerinde durur ve dahası, mantığı meşrulaştırmaktan öte Kur’an’ın, anlamın bir şartı olduğunu âdeta ilan etmiş olur. Kendisinin de belirttiği gibi, Müslümanlar için zorunlu saydığı akıl ve mantık bilgilerini bir söylem stratejisi olarak Kur’an terimleri ve Kur’an’dan örnekler yoluyla büyük bir incelikle muarızına sunar. Nihayetinde, Kur’an’ın emirleri ile mantık ilkelerinin uyumlu işleyişini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyarak muarızını reddedemeyeceği bir yöntemle ikna eder. Hem Gazzâlî’nin ve onun şahsında İslam düşünce tarihi mirasının bir parçası olması hem de Kur’an ve akıl yürütme arasında kurduğu ilişki biçimi bakımından dikkate şayan bir öneme sahip Düşünmenin Doğru Ölçüsü: el-Kıstâsü’l-Müstakîm, konuya ilgililerin yanı sıra geniş bir okur kitlesi için de çarpıcı bir çalışma niteliğinde.
83.30 ₺ -
İhtilaf Usulü
Gazzâlî’nin kendisine yöneltilen ithamlara karşı kaleme aldığı Faysalü’t-Tefrika beyne’l-İslâm ve’z-Zendeka, günümüzde de büyük bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkan tekfir meselesini ele almaktadır. Özellikle İhyâu Ulûmi’d-Dîn gibi eserlerinde, bağlı olduğu Eş‘arî gelenekten ayrıldığı bazı görüşlerinden bahseden Gazzâlî bu eserinde, kendisine gelen eleştirilere cevap verir. İslam’ı Eş‘arîliğe eşitleyen anlayışı eleştirerek, tekfir konusunun farklı boyutlarını tartışır. Gazzâlî kendisine gelen eleştirileri bertaraf etmeye çalışırken özellikle dinî metinlerin anlam ve yorumuyla ilgili olan tevil konusuna eğilir. Varlık ve anlam boyutlarıyla tevil arasında ilişki kuran Gazzâlî çeşitli inanç gruplarının tevil görüşlerine yer verir. İnancın belli önerme kalıplarına sığdırılamayacağını öne sürerek dinî metinlerin farklı yorumlarını son derece olağan bulsa da aşırı yorum tehlikesinin de altını çizer.
118.30 ₺ -
Sağlık ve İktisat
Merhum Prof. M. Tayyip Okiç Beyin naklettiğine göre, eskiden harb ve sıkıntı zamanlarında memlekette Buhâri hatimleri yapılırdı. 1939 Erzincan zelzelesi bütün yurdu dehşete düşürdüğü zaman Diyanet İşleri Başkanlığı bütün camilerde farz namazlarını müteakip Salat-i Münciye duasının okunmasını tamim etmişti. İnsanı çaresizlik ve hastalıklara sürükleyecek durumlar karşısında bu yola başvurulması gerçekten düşündürücüdür. Hadis-i şeriflerde, zemzemin ne niyetle içilirse onun için faydalı ve şifa verici olduğu bildirilmiştir. Ayrıca ibrikle abdest alırken abdest suyu artığını zemzem gibi ayakta şifa niyetiyle içilebileceği fıkıh kitaplarımızda gösterilmiştir. Tanıyıp hürmet duyduğum bir hoca efendi abdest suyu artığını devamlı şifa niyetine içtiğini, hayatında ciddi bir hastalığa yakalanmadığını, ufak tefek rahatsızlıklarında, bu suyu ilaç gibi kullandığı ve iyileştiğini söylemişti.
130.00 ₺ -
Öz’lenmek için Söz’lenmek
Nihayetinde okunması bir nefeslik kadar kısa ama hayatı teneffüs ettirmeyi, teneffüs ederken tefekkür ettirmeyi hedefleyen, gönüllere su serpen bu eserin; özümüze söz, sözümüze öz katması ve “bir cümle” ile hayatımızı değiştirmesi ümidiyle…
97.50 ₺ -
Mehdî Önderlerimiz 24
Abbasîlerin gerçek kurucusu olarak kabul edilen Ebû Ca’fer el-Mansûr’un vefatından sonra halife olan Mehdî b. Mansûr, kuruluş döneminden yükseliş dönemine geçişi simgelemektedir. Kaynaklar onunla ilgili farklı, bazen birbirine tezat bilgiler vermektedir. Bazı kaynaklar onu, “içki içen, işret âlemine iştirak eden, şarkıcı kadınları dinleyen, lüks ve debdebeye düşkün, israfçı” bir kişi olarak vasıflandırıp menfi yönlerini; bazı kaynaklar da “Abbasî halifeleri içerisinde cömertliğiyle, merhametiyle, dindarlığıyla ve güzel ahlakıyla dikkat çeken” örnek bir kişilik olarak tavsif edip müspet yönlerini öne çıkarırlar. Uzun soluklu bir çalışmanın mahsulü olan bu eserde Temel kaynakların referansları ve çağdaş eserlerin yorumları ışığında, hemen her kesimin anlayacağı bir üslupla, Mehdî’yle ilgili objektif değerlendirmeler ve tespitler bulacaksınız.
78.00 ₺ -
Peygamberimizin İki Gülü Hasan Hüseyin
Bu kitabımızın konusu, Rasulü Emin (s.a.v.) Efendimizin gözlerinin nuru ve Hz. Fatıma'nın emaneti olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimizdir. Mü'minler tarafından baş tacı edilmesi gereken fakat biri zehirletilerek, diğeri Fırat nehrinin kenarında susuz bırakılarak, hakaretlerle, aile efradının gözlerinin önünde şehit edilen nur yüzlü iki kardeş...
260.00 ₺